EPIC
Retro bilgisayar12 Mayıs 1992, saat 23.07; biraz yorucu olmasına rağmen kusursuz geçen bir günün ardından, 3 saat kadar süren muhteşem bir Epic tecrübesi, beni bu yazıyı hemen bu akşam yazmaya zorluyor (Tabii sevgili Mahmure abla da bu yazının en kısa zamanda yazılmasında büyük bir etken. Ama bu yazının etkileyiciliğini bozduğu için söylemiyorum). Bir Ocean oyunu için böyle bir yazı yazabileceğimi tahmin etmezdim, ama kaderin bir oyunu beni iyi bir Ocean oyunuyla karşı karşıya getirdi. "İyi" ve "Ocean" kelimelerinin aynı cümle içinde ne kadar kötü durduğunu fark etmişsinizdir.
Oyunun beni baştan çıkaran yanı, hikayesi. Ben daha ufakken "Galaktika" seyreder mutlu olurdum. Bu dizi hayatımın önemli bir parçasını oluştururdu. Film kısaca; evrende dolaşarak yerleşebilecekleri bir yer arayan bir gemi kolonisinin maceralarını, kötü güçlere karşı sivilleri korumak için çarpışan savaşçı pilotların hayatlarını anlatırdı. Bu oyunun hikayesi bunun aynısı. Biz bir savaşçı pilot olarak çeşitli görevlere katılıyor pek çoğu sivil olan yüzlerce gemiden oluşan filomuzu düşmanlara karşı korumaya ve onların güvenliğini sağlamaya çalışıyoruz. Dizideki her şey, uzayda kıyasıya geçen savaşlardan, “Star wars"u andıran dev araçlara saldırıya kadar her şey var. Kısacası herkesin hayalinde yatan bir konunun çok iyi bir uyarlaması. Teknik açıdan oyun “kusursuz, mükemmel, tapılası, üstün" gibi sıfatların herhangi biriyle nitelendirilebilir. Birini seçin. Bitmap grafik üstüne çok iyi hazırlanmış vektör objeler insanın iştahını açıyor. Ve işin ilginci, bütün mükemmelliğine rağmen bunların son zamanlarda gördüğü en hızlı vektörler olması. Özellikle yeryüzü sahneleri insanı uçurmaya yeterli. Dev radarların arkasına saklanıp düşman avlamak, dev tankları ateş yağmuruna tutup patlatmak insana garip bir zevk veriyor. Oyunun işlenişi de oldukça orjinal. Oyundaki görevlerde ilerlemek için bir görevi bitirmek gerekmiyor. Tıpkı bir film gibi gelişiyor. Görevlerdeki performans oyunun akışına etki ediyor. Böylece oyun her seferinde başarılara göre ayrı bir gelişme göstererek tekdüzelikten kurtuluyor. Ayrıca bu sistem hataları telafi imkanı veriyor. Şöyle ya da böyle amaca ulaşmak önemli olan tek şey, tıpkı gerçek hayattaki gibi. Oyunun akışı sırasındaki gelişmeler birtakım animasyonlar, yazılar ve en çok bitmap üzerine basılı vektör animasyonlarla bize bildiriliyor. Bu sayede oyundaki görevler arasında bir mantık kurularak oyunun akıcılığı sağlanmış. Şimdi sıra ağzının suyu akanların biraz sinirini bozmaya geldi
Oyunda programcılar "Retaliator"da yaptıkları gibi görev açıklamalarını orjinal kitapçığa yerleştirmişler. Yani görevler hakkında geniş bilgiyi (aslında geniş olması şart değil, çünkü çoğu zaman görevin ne olduğunu anlamak bile imkansız) sadece orjinal oyunu alanlar elde edebilecek. Bu arada bunları ele geçirir geçirmez, Amiga sayfası'nda yayınlayacağız. Oyun kullanım açısından tıpkı diğer simülasyonlara benziyor, gemiyi içten görüyoruz. Mouse yardımı ile gemiyi her yöne hareket ettirebiliyoruz. Sol tuş ile gemiye hız verebiliyor, sağ tuş ile ateşleyebiliyoruz. Görüntü seçenekleri ise şöyle: F1: İçeriden görünüş.
F2: Geminin dışından arkasına doğru bakış. Bu kısımda gemi vektör değil, çok güzel çizilmiş sabit bir bitmap grafik. Bu oyunun farkı yaratan detaylarından biri. F3: Geminin içinden sola bakış. F4: Geminin içinden sağa bakış. F5: Gemiye dışarıdan bakış. Burada gemi vektör ve her açıdan görülebiliyor. F6: Gemiye dışarıdan bakış. Yalnız burada görüntü geminin arkasına kitlenmiş durumda ve gemiyle beraber dönüyor. Gemi yine vektör.
Diğer "F” tuşları: Bazı görevlerde vurulması gereken hedefleri gösteriyor. Kamera bu hedeflerin etrafında dönerek her açıdan görülmesini sağlıyor. Silah seçimini "Return" tuşuyla yapıyoruz ve o an kullandığımız silah nişangahımızın altında belirtiliyor. Ayrıca bazı silah gruplarına direk geçmek istersek, bunun için ayrı tuşlar var. Çünkü özellikle çok silah taşıdığımız bölümlerde, diğer silah grubuna ulaşmak için herbiri 3- 4 silah içeren ilk iki silah grubunu geçmek gerekiyor. Yani bu da, adrenalinin damarlarımızda mutlu bir şekilde koşturduğu anlarda 7-8 kere “return"e basmak demek oluyor. Bu yüzden, lazerlere gelmek için diğer silahları tek tek geçmek yerine photonları kullanmak içinse "m'ye basmak yeterli. Silahlar seçildiğinde, güdümlü olduklarından, hedefi önümüze alınca ufak bir artı hedefin üstüne gider ve hedefe kitlenir. Bu anda hedefin çevresinde bir dikdörtgen çıkar, hedef alttaki ekranda gösterilir ve adı yazılır. Bu hedefleri tanımak için iyi bir yöntem. Ekranın altında iki adet farklı radar bulunur ve bunlardan ortadaki diğer mesajlar ve göstergeler için de kullanıldığından genelde radar olarak pek işe yaramaz. (en azından ben fazla kullanamıyorum) tuşuna bastığımızda gideceğimiz hedefin yönünü açı olarak görürüz. Bizim o an hangi yöne gittiğimiz ekranın üstünde ufak bir dikdörtgenin içinde. Böylece hedefin yönüne dönüp o yöne giderek hedefi kolayca bulabiliriz. Oyunda en büyük sorun yakıt, ikincisi ise zaman, bu sıralama bazı bölümlerde değişiyor. Oyunda kontrol panelinde solda sırayla kalkan, yakıt ve hız gösterilir. (kalkanı "s" ile açıp kapayabiliriz) Sağda ise geriye kalan zamanı ve görevin ne kadarının bittiği gösterilir. Genelde gördüğüm görevler belli bir miktar düşman yok etme esasına dayanıyor. Düşmanların gemileri, özellikle küçükleri çok kolay vuruluyorlar. Her ne kadar grup halinde saldırsalar da, daha onlar dağılıp etrafımızı sarmadan birkaç iyi atışla hepsini birden yok edebilirsiniz. Fakat sayıları iyice artınca veya büyük gemiler işin içine girince işler sarp sarabilir. Bu arada tıpkı dizideki gibi onların ufak avcılardan daha büyük gemileri de oyunda var ve biz bunlara da saldırıp yok edebiliyoruz. Diğer oyunlardaki gibi içinden avcı uçaklarının geldiği bir arkaplan görüntüsü değiller, tıpkı bizim büyük gemiler gibi oyuna dahiller ve yok edilebilirler, hem de büyük bir zevkle! Oyunla fazla uğraşamadığım için sadece birkaç görev bitirebildim. Bunlar size başlangıç için yardımcı olacaktır. 1) Bu ilk bölümde koloni bir mayın tarlasından geçmek zorundadır. Biz avcı uçaklarının görevi ise mayınları temizlemek. Bütün mayınları bizim temizlememiz imkansız, bizim amacımız üstümüze düşen kadarını yapmak. Etrafımızda görülen bütün şekiller mayın. En yakınından yok etmeye başlayın ve görev tamamlanana kadar hızlı bir şekilde devam edin. Bunun Y olarak gösterildiğinden bahsetmiştim. Zaten ulaşınca bu yazı yeşil oluyor. Daha sonra "head to planet" yazısı çıkınca "help" tuşuyla gezegenin yerini öğrenin ve o tarafa doğru gitmeye başlayın. Bir süre sonra "welldone" diye bir yazıyla başardığınız bildirilecektir. 11) Bu görevde gezegendeyiz. Yerleri yok etmek gerekiyor. Yerini öğrenip o yöne doğru gidin, radarı bulun. Ateş edince etrafında bir kalkanın oluştuğunu, dolayısıyla hiçbir silahın işlemediğini göreceksiniz. Bunun için bir jeneratörü yok etmek gerekliymiş. Bulan bana da haber versin, çünkü bu görevi hiç başarıyla bitiremedim. Bizim başarısızlığımız üzerine düşman bize saldırıya geçer. Filoyu korumak için bizim savaş gemimiz ileri atılır ve düşmanın dikkatini başka yere çekmek için düşman gezegenine bir saldırı düzenler. Amaç yakıp yıkmak. İlk hedefin yerini "help" ile öğrenip gidin. Burada güdümlü silahları kullanarak bir saldırı yapın. Hedefe kitlendiğinde isim yerine "Unknown" yazanları vurmayın, çünkü bunlar size fazla puan kazandırmaz, bitirme yüzdenizi fazla ilerletmez. Boşuna silah ve vakit israfı (oyunda "laser 1" hariç bütün silahlar sınırlıdır. O da biter ama yavaş yavaş yeniden dolar). Sonra yolları takip edin, yeni hedefleri bularak yok edin. Bunları bulmanın en kolay yolu, takip ederek bulabilirsiniz. Yukarıdakine benzer, ama hikayesini bilmiyorum. Bunda, ilk hedefi bulun ve büyük binayı yok edin. Yine "help"le ikinci hedefi bulun. Bir büyük bina daha ve 3 tane kadar baca benzeri şekil göreceksiniz. Bunları yok etmek yeterli olacak. V) Düşman bütün bu olayların altında kalmayarak, büyük bir saldırı düzenler. Bütün filoyu düşmanlara karşı korurken, sadece onların gemilerini vurmaya dikkat edin. Bu sefer büyük gemilerle de saldırıyorlar. Düşman çok, vakit çok, yakıt yok. Kısaca cehennemin orta yerinde uçuyoruz. Ama her şeye rağmen, sonunda biz de ölsek bile, deli gibi aralarına dalıp onları teker teker indirmek yaşanması gereken bir duygu. Evet saat 24.49'u gösterirken yazının sonuna geldik. Bu oyun bana bu saatte yazı yazdıracak kadar muhteşem. Tek yakışmayan "Ocean" logosu, ama sanırım artık onlara uzun süre sataşamayacağım. Daha bir hatasını bulamadım. Alın, yoksa pişman olursunuz. OCEAN/3 MB
GRAFİK .. SES/MÜZİK OYNANABİLİRLİK GENEL
SÜER MAKİNE DİLİ ÖĞRETİYOR***ŞİMDİ SÜER MAKİNE DİLİ
* * * R M K İ N E | Yy (o) R * ***ŞİMDİ SÜER MAKİNE DİLİ SÜER MAKİNE DİLİ ÖĞRETİYOR**
VRS
-KOMMODOR
VİRÜS BURADA. ÇATLAYIN! AMA OKUYUN!
Amanın virüsçüklerimiz yine bu ay burada. Amanın virüsçüklerim buradaymış. Nabersiniz? Bu ayda bildiğiniz gibi, yine dataları yiyorum. Artık bu işte baymaya başladı ama neyse, sizler için bu ay mükemmel haberler derledim. Hem de ne haberler. Bu ayın FLAŞ haberleri ve karşınızda muhabirimiz ABDULREZZAK ANZAK: Derginin ünlü gezgin yazarı SİNAN EREL, geçen ay yine köşesine döndü. Yakında maceralarını da anlatacağı "BEN GEZERİM AMA KAYBOLURUM'" adlı eseri piyasaya sürecek. Kitabı alanlara ayrıca kaybolmamaları için bir de harita veriliyor.
»* Müjde, ops pardon, yani geçmiş olsun, artık Saddam virüsü de karışıyor, dergimizin sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mahmure ablanın adına ithaf edilen bir virüs yapıldı. Özellikle Amiga'sıyla yazı yazan amatör arkadaşların ve dergi yazarlarının başına musallat olması amaçlanan virüs taklitlerinden sakınılması gerektiği belirtildi. Bu konuyla ilgili bir konuşma yapan Mahmure abla "Henüz A.E.T.'ye girmemiş olmamıza rağmen, yine de telif hakları yasası bazı alanlarda ülkemizde de uygulanmaktadır. Böylece hem ülkemizde, hem de dünyada telif hakkı alınmış ilk virüs benim olacak ne haber, pışşık" dedi. - Bu ay Antalya'dan mektup yazarak bazı sorular soran MEHMET YILMAZ'a cevaplar yazmalıyım. Geçen ayki mektupta niye komik cevaplar vermediğimi soruyor. Komik cevaplar işini KOMMODOR ABİ yapıyor, ben komiklik abidesi değilim. Ben virüslerime doğru düzgün cevaplar yazarım. Bu sayfayı gerçekte kimin yazdığını soruyor. Evet bu ve KOMMO-DOR ABİ sayfasını TUNÇ DİNDAŞ hazırlıyor. Tabii ki her konuda sorularını bana gönderebilirsin. Bu aylık da bu kadar. Gelecek ay tekrar bu komik adada buluşmak üzere hoşçakalın. Bol günler dilerim, mektuplarınızı bekliyorum.
KOMMODOR ABİ! HER ZAMAN DERT DİNLEYECEK! DERTLER DİNLENİYOR! SORUNLAR DİKKATLE ÇÖZÜMLENİYOR. DAHA NE İSTİYORSUNUZ? KOMİKAMANIA SAYFANIZ İŞTE KARŞINIZDA. HAYDİ ZAMAN GEÇİRMEYİN, BURAYI OKUYUN
Bu ay size kızgınım! Hem de çok. Meğerse koynumda boğa yılanı beslemişim. Geçen ay açıklanan anket sonuçlarında rezil oldum! KOMMODOR ABİ tarikatına ne oldu? Bunca mürit varken niye beğenilmeyen sayfalar arasına girdik? Lanetler gönderirim! Hiyoooo! Kine kin! Shaka khan! Neyse fazla kızmamalıyım. Mektuplarınızı cevaplamalıyım. Hem de son hız olarak. İlk mektup İstanbul'dan CUMALİ KALIN. Çılgın okur bize karate yaparkene çekilen resmini de yolla- Hemen mektubuna geçelim, neler yapıyormuş öğrenelim. * Sevgili Kommodorcuğum; Allah senden razı olsun. Allah seni başımızdan eksik etmesin. Abiciğim böyle bir köşe açtığın için beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam. (KOMMODOR ABİ notu: Herkes böyle düşünmüyor!)
Bu sıcakta bilgisayarı açacaksın, programı yükleyeceksin, printeri açacaksın, kağıdı yerleştireceksin demedim ve bütün bu yorucu işleri yaptım. Bir de bütün bunları yazdım. Kıymetimi bil. Neyse seninle uzun sohbet yapmak isterdim ama dışarıda kızlar beklediği için fazla uzatmıyorum. Kuru fasulyeme bakma! Abi be HELP MEEE! Sorun mu istersin bende, stres mi istersin bende. Bu bağlamdan yola çıkarak sana yazmaya karar verdim. SORUN BİR: Abicim ben birazcık sinirlenince bilgisayarı vururum (Bundan güm gibi...), bundan nasıl kurtulabilirim? Yapma. SORUN İKİ: Ne yapabilirim? SORUN THREE: Michael Jackson ve İbrahim Tatlıses'in beraber şarkı söyleyecekleri doğru mu? SORUN 4: Affına sığınarak soruyorum. Abicim senin baban KOMMODOR BABA'mı oluyor? Eyyah kızlar dışarıda ağaç oldu. Ben onları sularken sen de bir rüyayımdır. Bana yamuk 45 bilgisayarı vurdu- ? Sakın sen de yamuk
Ayakkabıma bir çeçe sineği kondu. Ne zahmet şu sorulara cevap ver. Ellerin dert görmesin. Öptüm seni, ara beni!!! CUMALİ KALIN - İST Not: Bana yamuk yapan bilgisayarlara ne yaptığıma dair bir kanıt yolluyorum. Bu resim bana görüntü hatası veren bir Amiga'ya aittir. - Dertli ve sorunlu okur CUMALİ. İlk gazlayıcı lafların için teşekkürler. Yazın sıcağında o zor işler için çok yorulmuşsundur. Umarım şu anda rahat rahat bu mektubu okuyorsundur. İşte streslerin için cevaplar. CEVAP KARAVAN: Yavrucuğum resimde görüldüğü gibi bilgisayarına yaptığın hareket, dokuz kusurlu hareketten birisidir. Resimde bilgisayarına üstten bir hareket yapıyorsun. Bilgisayarın üstten korumasızdır. Bu şekilde faul yapıyor oluyorsun. Bu ara dikkat et son yapılan bilgisayarlar oldukça dayı. Böyle her önüne gelen bilgisayarı döversen, bir gün sen dayak yersin. Nostalji siyah beyaz resmin için teşekkürler. CEVAP 3-1: Allah! Dikkat! Yine ucuz atlatmışsın. Eğer ayakkabına GEĞE böceği konsaydı, karpuzu yerdin. Yani ayvayı yerdin. Ece ikisi de meyve yaa. Ayakkabının güzelleşmesi için ayakkabına bol bol ŞEŞE böceği kondur. Takma kafana! Takıl kapana. CEVAP ÜÇ!:
Yoo! Seni kandırmışlar! Nihohohohoha!
CEVAP 4: Allah Allah! Nereden buluyorsunuz böyle yaa! Sizler için hazırladığım hikayemi şimdi açıklama zorunluluğunda bıraktın beni. Bu hikayeyi KOMMODOR ABİ HİKAYESİ'nde okuyabilirsiniz. Yakında çıkabilir, ona göre haa! Evet işte yeni mektuplarını bekliyorum. Okey mi? Hoşçakalın CUMALİ KALIN.
Bilinmeyen bir yerden yazan Çağdaş Kalafat'ın birçok sorusu daha önce cevaplanmış birkaç soruya benzediği için mektubunu tam yayınlamıyorum. İşte mektubundan birkaç soru ve cevaplar. - Trackball ile Basketball oynayabilir miyim? CEVAP: Hayır oynayamazsın. Trackball ile sadece traktör kullanabilirsin. Ama dikkatli ol, bu iş oldukça zordur ona göre. OK?
- ile Terminatör'ün bir akrabalığı var mı? CEVAP: Tabii ki var. Hala çocukları olan MODULATÖR ve TERMİNATÖR çok şamata iki delikanlıdır. TERMİNATÖR artist olmadan önce, TER'lik fabrikasında çalışıyormuş. Şimdi TERLİKSİ HAYVANLARI GELİŞTİRİP TOPLUMA KAZANDIRMA kurumuna yardım için çalışıyor. al ilk bir not yazayım. —— - Dertli TÜLİN. Bu dertlerin beni oldukça üzdü ama mektubu basamadım. Ya sorunlar dolu mektuplarını ya da telefon numaranı bekliyorum. Hadi yedik, iyi kafa geçiyorsunuz! Yeni mektuplarınızı merakla bekliyorum, bana yazmayı unutmayın. Her türlü mektubunuzu, bilimum çılgınlıklarınızı, resimlerinizi ve uçukluklarınızı rum,