Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 43
nın ortasında bulunan oklarla istediğiniz yöne gidebilirsiniz. Bu iş zor gelirse, aynı olayı pencerenizin istediğiniz yerine klikleyerek de gerçekleştirebilirsiniz. Hareket etmeye başladığınızda, ilk olarak karşınıza ağızlarından alevler fışkırtarak size zarar vermeye çalışan kırmızı yaratıklar çıkacak. Bunlardan iki tanesi aynı anda saldırdığında zor durumlara düşebiliyorsunuz. Sizin yapmanız gereken ilk şey, etraftan taş toplamak. Bu taşları aldıkça ekranın sol altındaki karelere yerleştirmeye başlayın. Ne kadar çok toplarsanız sizin için o kadar iyi. Ekranın hemen altında ne tür taş aldığınız size yazıyla bildirilecek. Bunlardan Large Rock diğerlerine oranla daha büyük olduğundan, size daha fazla yarar sağlayacak. Rakibinizle karşı karşıya kaldığınızda, onlara taş atmaya başlayın. Peşpeşe atacağınız taşlarla bunları yok edebilirsiniz. Attığınız taşları geri almak yoluyla tekrar kullanmanız da mümkün. Saldıran yaratık tek olduğunda pek sorun yok. Ama, demin de belirttiğim gibi, sorun iki tanesinin aynı anda saldırmasıyla başlıyor. Bunlardan bazıları öldüğünde sizin için çok önemli şeyler bırakıyorlar. Bunlardan biri de anahtarlar. Bu anahtarlar sayesinde, şatonun diğer bölümlerine gidebiliyorsunuz. Bunun için ilk önce kapıyı bulmanız gerekiyor. Anahtarınızın o kapıya uygun olması gerekliliğini de hemen belirtelim. Anahtarı yerine koyduğunuzda kapı açılacak ve aşağı doğru bir merdiven inecektir. Alt katlarda yine benzer rakiplerle mücadele vereceksiniz. Ayrıca yollarda altın, kılıç, sopa ve meşale gibi şeyler bulacaksınız. Bunlardan özellikle meşale (torch) çok önemli. Birazdan onu açıklayacağım. Birkaç kat aşağı indiğinizde, alevlerle çevrili bir yere geleceksiniz. Buradaki rakiplerin görünümleri gerçekten çok korkunç. Üzerinize, ellerinden çıkan ateş toplarıyla saldıracaklar. Bunları da aynı yöntemle, biraz daha fazla uğraşarak yok edebilirsiniz. Birkaç kat daha aşağıya inerek mahzene geldiğinizde, ister istemez bir ürperti duyacaksınız. Çünkü grafiklerdeki başarı, adeta sizi oturduğunuz yerden alıp o mahzene götürüyor ve sizi tarifi imkansız bir hava içine sokuyor. Burası, sizin de farkına varacağınız gibi oldukça karanlık. O yüzden ilk önce ortamı aydınlatmamız gerekiyor. Bunun için, ekranın hemen sağ ortasında bulunan menüden LIGHT'ı seçmeniz gerekiyor. Bunu yaptığınızda, ortamın hemen aydınlandığını göreceksiniz. Tabii ki bunun için daha önce meşale almış olmanız gerekecek. Bu meşaleler, belli bir süre yandıktan sonra kendiliğinden sönerler. Diğerlerini kullanmak suretiyle ortamı devamlı aydınlık tutmaya çalışın. Söz sağdaki yazılardan açılmışken keşfettiğim bazı özellikleri hemen belirtmek isterim. Oyuna başladığınız an rakipleriniz sizi kötü bir yerde sıkıştırırsa, TERROR büyüsünü kullanabilirsiniz. Böyle bir anda, sizi çevreleyen rakipleriniz şiddetle oradan uzaklaşacaklardır. SPIDER WEB yardımıyla, hemen önünüze bir örümcek ağı örebilirsiniz. Bu anlattıklarımın tümü büyü niteliğindedir. Bu örümcek ağını iyi kullanırsanız, rakiplerinizden kolayca sıyrılabilirsiniz. MINOR CURE büyüsü, azalan enerjinizi takviye etmeye yarar. O anda ekrana çıkan eli hangi karakterin resmi üzerine kliklerseniz, o karakterin enerjisinde belli bir artış sağlanır. Bunun yanında, diğer menüdeki seçenekler de oyun boyunca sizin emrinizde. Ekranda o an mücadele verdiğiniz kahramanın resmini ve sağ tarafta hakkındaki bir takım bilgileri bulabilirsiniz. Bu bilgiler, kahramanın adı, sağlığı, taşıdığı yük miktarı, sınıfı gibi bilgilerdir. Mahzendeki olaylar, eminim çok ilginizi çekecek. Buradaki rakipleriniz, diğer katlardakilerden farklı olarak, iskeletler. Bu iskeletleri de aynen diğerleri gibi yok edebilirsiniz. Bazı kapıların önüne geldiğinizde anahtarlarınızı kullanmalısınız. İçeriye girdiğinizde, duvarları çok dikkatli bir şekilde inceleyin. Farklı gördüğünüz bir yer olursa, hemen orayı klikleyin. Her an gizli bir geçide rastlayabilirsiniz. Uzunca bir yol katettikten sonra, bir su birikintisine rastlayacaksınız. Eminim oradan geçmenin bir yolu vardır. Ne var ki, bütün çabalarıma rağmen bunu başaramadım. Suyun içine girdiğinizde, bütün adamlarınız güç kaybına uğruyorlar. Güç miktarını karakter resimlerinin üzerinde gösterilen sayılardan öğrenebiliyorsunuz. Resimler yavaş yavaş değişmeye başladığında, o karakterin sonu geliyor demektir. Öldüğünüzde, altta bir yazı o karakterin ölümünü bildirir. Oyunu, efekt yardımıyla oynamanızı tavsiye ederim. Çünkü bu yolla arkadan aldığınız bir saldırıyı kolaylıkla anlayabilirsiniz. Çıkan bir sinyal sesi, sizi bu konuda uyaracaktır. Müzikle oynuyorsanız, bu sesi almanıza imkan yok. Dolayısıyla rakibinizi görmeden boyun eğmek zorunda kalabilirsiniz. Bu değişimi hemen ortadaki ufak kareden gerçekleştirebilirsiniz. Özellikle mahzende, kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bunu önlemek için, aldığınız taşları geçtiğiniz yerlere koymak büyük yarar sağlar. Aksi halde yukarıya çıkmak istediğinizde, çok fazla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.
Abandoned Places, ülkemize gelen en son ve en yeni oyunlardan bir tanesi. Araştırmaya dayalı bir oyun olduğundan, her oynayışta insanın yeni bir şeyler keşfetmesi mümkün oluyor. Özellikle grafiklerdeki başarı, söz edilmeye değer niteliklere sahip. Bütün bunların gerek efekt ve gerekse müzikle başarılı bir şekilde desteklenmiş olması, oyunun kalitesini bir hayli yükseltmiş. Eğer Eye Of The Beholder'ı beğenerek oynadıysanız, bu oyunu çok seveceksiniz.
Son birkaç cümlemi de fuar hakkında kullanmak istiyorum. Dergimizin standında bulunduğum sürece yaşadığım bir olay gerçekten mutluluk vericiydi. 7'den 70'e her yaştan okurun dergimize gösterdiği yoğun ilgi ve alaka, gerçekten görülmeye değer bir olaydı. Bu olay Bilgisayar'ın artık bilinçli bir şekilde kullanmaya başlanmasının ve sizlerden aldığımız destekle gösterdiğimiz başarının en güzel örneğiydi. Bizler de böylesine süper bir derginin elemanları olmaktan fuar boyunca her zamankinden fazla mutluluk duyduk. Sizinle birlikte her zaman bir adım daha ileriye gideceğimize inancımız sonsuz. Bizi izlemeye devam edin... ART GAME/5 DİSKET/1 MB
SES................................. : %80 OYNANABİLİRLİK.......... : % 75 GRAFİK.......................... : %85 GENEL .......................... : %90
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 42
İnsanı insan yapan şey, onun düşünme yeteneğidir. Bu yeteneği sayesindedir ki, yaratıldığı günden bu yana merak edip durmuştur. Neden ve nasıl diye başlayan sorular kafasını hep kurcalamıştır. Birçok sıkıntılı olaylara boyun eğme pahasına bu sorularının cevaplarını bulmuştur. Ama bu, pek de kolay olmamıştır. Çünkü her şeyden önce öğrenmek, öğrenmek için de araştırma yapmak gerekir. Peki nedir insandaki bu araştırma merakı? Binlerce yıllık bir platin kemeri gün ışığına çıkarıp insanlara göstermek ne işe yarayabilir? Bu olayı düşünmeye başladığınız ilk birkaç dakikada bu olgu belki anlamsız gelebilir. Ama bir parça kafa yorunca bir araştırma sonucu bulunan A'dan Z'ye her şeyin bilinçaltındaki bir egoyu tatmin ettiği bulunabilir. Bir arkeolog yaptığı kazılarla tarih öncesini araştırması onun mesleğini icra etmenin dışında (Heinrich Schliemann'ın Truva'yı buluşu gibi) bir anlamda araştırma egosunu tatmin etmesi değil midir? Kaçımız böyle ya da buna benzer bir araştırma yapabiliyoruz? Genelde, mecbur kaldığımız zaman yaptığımız sayfa karıştırmaları bile sıkıcı olur. Ama belki de içimizdeki bu egoyu tatmin edebilmek için başka yollara doğru eğilim gösterdiğimizi hiçbirimiz fark etmeyiz. Olayı yavaş yavaş ne yöne doğru çektiğimi pekâlâ anlıyorsunuz. Heimdall, yayımlandığından bu yana bizden en fazla istenen oyun haline geldi. Bunun dışında Eye Of The Beholder bütün zamanların en sevilen oyunlarından biriydi. Çoğu F.R.P tarzı oyuna bakıyoruz, bir çoğunda benzer temalar... Hepsinde bir şeyler araştırıyoruz, hepsinde bulduğumuz bir takım şeyleri değerlendirmeye çalışıyoruz. İşte içimizdeki bu araştırma isteğini, bir anlamda oyunlarda arıyoruz. Bu tür oyunları bir liste yapsam herhalde bu sayfanın tümü dolar. Ama bunlardan biri var ki, o dönemde beni bir hayli etkilemişti. O zamana kadar böylesine ilginç konulu bir oyunu oynamamıştım. Bu oyun demin bahsettiğim Eye of the Beholder'dan başkası değil. Oyunun konusu, üstünden aylar geçmesine rağmen hâlâ aklımdadır. Oynanışındaki güzelliğin zorluklarla süslenmesi, oyunu bilen arkadaşların hatırlarındadır. Oyunda şeytanlara karşı verilen mücadele hepimizin soluğunu kesmişti. İlerisi görülmeyen yerlerde araştırma yapmak çok ilginçti. Karşınıza her an bir yaratık çıkabiliyordu. Bunları öldürebilmenin yollarının da değişik oluşu, işi daha da enteresan yapıyordu. O oyunu açıklamamın üzerinden aylar geçti. Sürekli bir koşuşturma içinde olduğumuzdan, açıkladığım ve üzerinden uzun zaman geçen oyunlardan pek azı aklımda kalır. İşte Eye Of The Beholder da bunlardan biriydi. Birazdan bahsedeceğim oyun buna o kadar çok benziyor ki, gördüğümde bir hayli şaşırdım. Oynanışından geçen konuya kadar pek çok şeyde bu benzerlik göze çarpıyor. Yeri gelmişken hemen şunu belirtmem gerekiyor: Oyun henüz çok yeni olduğundan
GÖKMEN BAYIN oyun hakkında genel bir perspektif çizmeye çalışacağım. Yani bu yazı tam çözüm değil; ama oyundan sizi haberdar etmemek de olmazdı doğrusu. Eğer bu oyunu oynar ve çeşitli tips/trick'ler bulursanız bize mutlaka gönderin. Şimdi ana çizgileriyle oyunumuza giriş yapalım...
Art Game tarafından üretilen oyun için, her şeyden önce beş tane disket gerekiyor. Oyunu yüklemeye başladıktan hemen sonra önünüze içinde beş seçeneğin yer aldığı bir pencere geliyor. Bunlar sırasıyla:
START A NEW GAME: Oyuna en baştan başlamayı sağlar.
CONTINUE OLD GAME: Önceden kaydedilen oyunlar için kalınan yerden başlamaya yarar.
FORMAT SAVE DISK: 'Save Disk' yapmak istediğiniz disketi formatlamaya yarar.
SEE INTRO: Oyunun introsunu ekrana getirir.
Bu tip oyunların introlarındaki farklılıkları hepiniz bilirsiniz. Anlatılanlar, Orta Çağ'da geçen efsanevi olaylardır. Rakipler, ya bilinmeyen güçler ya da kötü ve zalim bir kral... Abandoned Places'in introsunun da hemen başında, yaşlı bir adam yine böyle bir olay nakledecek ve seyahatimizin çok eski zamanlara dayandığını, kahramanların yanına gideceğimizi söyleyecek. Şeytanla çarpışmak için yeni bir neden vardır artık. Konsül'ün casusları, karalar boyu seyahat ederek cennetin ışıklı tapınağını bulacaklar. Çok fazla güç harcanmıştır ve ancak dört kahraman buradan sağ olarak geri dönebilmiştir. Bu laneti, sadece onlar durdurabilirler. Kimse olayın sonunu bilemez. Bize artık tek bir şey yardım edecektir; ŞANS...
İntro esnasında olaylar güzel bir kompozisyon şeklinde anlatılmış. Buna uygun bir müziğin de kullanılmış olması beni ister istemez buradaki olaylardan birkaç cümle ile söz etmeye zorluyor.
İlk olarak üç atlı ay ışığının aydınlattığı bir gecede gizemli yollardan geçerek esrarengiz bir şatoya ulaşırlar. Kötülüğün esrarlı gücü, şatonun her tarafındadır. Sadece üç kişi: Bir rahip, bir savaşçı ve bir cellat... Gemiyle karlar altındaki şatoya hareket etmek için yemyeşil bir alandan geçerler. Artık zamanı gelmiştir. O kutsal ışığın altında insan suretleri yaratılmaya başlamıştır.
Buradaki olayların nasıl cereyan ettiğini ancak gördüğünüzde anlayabilirsiniz. Heimdall ve Eye Of The Beholder'daki gibi, bu oyunda da ilk olarak kahramanlarımızı seçeceğiz. Ekrana 12 tane karakter gelecektir. Bunlardan istediklerinizi karelere kliklemek yoluyla seçin. İki savaşçı, bir rahip ve bir büyücü aldıktan sonra, sağ alttaki ufak kareye klikleyin. Böylece oyuna başlamış olacaksınız. Oyunu oynarken etrafınızı bir pencereden göreceksiniz. Ekran-
ABANDONED PLACES