Amiga Dünyası sayı 20, sayfa 65

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 65

Günümüzde sinemacılık olayı artık başlı başına bir sektör haline gelmiş durumda. Uzun süredir adından söz ettiren ve bu gidişle daha da konuşulacak olan Terminator II'de olduğu gibi çok büyük miktarda paralar beyazperde için çekinmeden harcanabiliyor. Dikkat ettiyseniz gerçekleşmesi zor olayları konu alan filmler seyircinin daha çok ilgisini çekiyor. Bilim kurgu filmleri başarılarını öyle tahmin ediyorum ki konusunda işlenen gerçeküstü olaylara ve çekimlerde kullanılan, bu olayları canlandırma tekniklerine borçlu. Bilim kurgu filmlerinin konularını, sadece günümüzden çok uzun zaman sonrası için düşünmemek lazım. Çünkü bazı filmlerin konuları yıllar hatta asırlar önce geçmesine rağmen bilim kurgu kategorisinde sayılıyorlar. Conan ve Herkül gibi filmlerde kullanılan bazı teknikler insanın kafasını bir hayli karıştırıyor. Doğaüstü yaratıklarla verilen mücadeleler, büyücülerin ve tanrıların savaşları bu türün demirbaşları durumunda. Daha çok, eski tarihlerde geçen bu filmlerin kahramanları sizin de farkına varacağınız gibi hep iri kıyım kişilerdir. Conan'daki Schwarzenegger tipi bunun en güzel örneği. Bundan birkaç yıl önce bu tür filmlerin motifleriyle süslenmiş bir yapım da büyük ilgi görmüştü. Başrollerini Peter ve David Paul'ün oynadıkları film yine büyücülerin, devlerin ve canavarların arasında geçiyordu. Mizah unsurunun da filmin içine serpiştirilmiş olması filmi daha da ilgi çekici hale getirmişti. Birbirinden ayırt edilmesi hemen hemen imkansız olan bu ikizler filmden sonra istedikleri üne kavuşamadılar. Ama her zamanki gibi filmlerden oyun yapma operasyonu işlemeye başladı ve filmin ana temasından esinlenerek üretilen oyun piyasaya sürüldü. THE BARBARIAN...

C-64'ü olanlar çok iyi bilirler. İlk Barbarian'daki o müthiş oynama zevki hala hafızalardadır. Dönerek kılıç sallayıp kelle uçurmak insana tarifi zor bir haz veriyordu. Daha sonra, ilkinin başarısı üzerine oyunun ikinci versiyonu piyasaya sürüldü. Bu kez PSYGNOSIS firması tarafından piyasaya sürülen oyunun Amiga versiyonu karşınızda. PSYGNOSIS deyince kuşkusuz aklımıza hemen BEAST geliyor. Hemen merak edenler için şu notu düşelim. Oyunun müziğinde kullanılan enstrümanlar Beast'dekilere büyük benzerlik gösteriyor. Çalan müziğin ritmi bu oyunu sevenlerin kulağına hiç de yabancı gelmeyecektir. Oyun, grafik olarak da büyük bir başarıya sahip. Özellikle yer altında geçen kısımlarda kullanılan renk tonlamaları gerçekten süper. Şimdi dilerseniz bu dört disketlik oyunun ilk disketini yüklemeye başlayalım.

İlk disket oyunun introsunu oluşturuyor. Eğer Zombie filmlerinden hoşlanıyorsanız bu intro bir hayli hoşunuza gidecektir. Gerçekten büyücünün ufak bir yangın sonucunda nasıl Zombie'ye dönüştüğü çok güzel tasvir edilmiş. Buradaki animasyonların başarısı da dikkatinizi mutlaka çekecektir. Bu esnada çalan müzik de sizi hemen oyunun havasına sokacaktır. Diğer diskete geçtiğinizde ilk olarak oyunda kullanılmasını istediğiniz dili seçeceksiniz, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca'dan birini seçtikten sonra ekrana güzel bir grafik gelecek ve hemen sonrasında oyuna başlamış olacaksınız.

Bu ilk bölümde sizi bekleyen rakipler pek zorlu değil. Sağa ya da sola ilerlediğinizde yolların aşağı ya yukarı doğru ayrıldıklarını göreceksiniz. İstediğiniz yöne doğru hareket edin. Kısa yüklemeler eşliğinde diğer kısımlara geçtiğinizi göreceksiniz. Bu kısımlarda size çeşitli rakipler saldıracaktır. Bunlara ilk etapta yumruklarınızla karşı koymak zorundasınız. Biraz daha ilerlediğinizde yerde bıçak ya da bir kılıç göreceksiniz. Bunun yanına gelerek ya Space'e ya da mouse'un sol tuşuna basarak yerde bulunan silahı alın. Bundan sonra rakiplerinizle dilediğiniz sürece bu silahla savaşacaksınız. Bazı rakiplerinizin kellelerini, aldığınız bu kılıç yardımıyla uçurabilirsiniz. Nedendir bilinmez ama oyunun en zevkli yanını bu kısımlar oluşturmakta. Bazı dövüşçülere ise bu silah işlemiyor. Dolayısıyla bunlara karşı yine en etkin çözüm yumruklarınız olacak. İkinci bir silah bulduğunuzda mouse'unuzun sol tuşunu kullanın. Ekranın altındaki pencerelerin değiştiğini göreceksiniz. Bu yolla istediğiniz silahla istediğiniz kadar savaşabilirsiniz. Duruma göre gerektiğinde silahlarınızı bile değiştirebilirsiniz. Silahın niteliği de ekranın sol alt köşesinde size belirtilecektir. Bazı ekranların sonlarına doğru hazine sandıkları bulunmakta. Bunları mutlak suretle açmaya çalışın. Bu sandıklarda, genelde bazı rakiplerinizi yok ettiğiniz an çıkan para keselerine rastlayacaksınız. Bunları aldığınızda para durumunuz düzelecektir. Bunun ne işe yaradığını ise birazdan anlatacağım. Sandıktan çıkan şeyler arasında bazen gücünüzü arttırmaya yarayan ilaçlar da bulunmakta. Özellikle gücünüzün azaldığı zamanlarda bu ilaçlar büyük fayda sağlıyor.

Oyundaki joystick hareketleri ise oldukça basit. Oyunda kafa uçurmak için joystick'inizi fire'a basılı olarak rakibinize doğru itmeniz gerekiyor. Bazı rakiplere bu olay kılıç sallama şeklinde yansıyor. Bunun yanında üst köşelere doğru joystick'inizi ittiğiniz anda adamınız havada takla atarak yol alacaktır. Bu yolu çok sıkıştığınız anlarda kullanabilirsiniz.

Oynadığınız bu ilk bölümden kurtulmanın iki değişik yolu var. Bunlardan ilkinde havada uçan garip mavi kuşların olduğu bir alana geleceksiniz. Tam sol taraftaki hazine sandığına doğru ilerlerken aniden zemin çökerek bir çukur açılacak. Tabi siz de kaçınılmaz bir şekilde bu çukurun içine düşeceksiniz, ileri doğru hareket ettiğinizde ise ikinci bölüme geçmiş olacaksınız. İkinci bölüme geçmenin diğer yolu ise bunun hemen hemen benzeri. Bu kez, dövüşler arasında bir ağacın farklı olduğu gözünüze çarpacaktır. Bu ağacın kovuğuna adım attığınızda diğer bölüme geçmiş olacaksınız. Bu iki ayrı bölüm birbirinden tamamen ayrı özellikler taşıyor. Bu yazımızda sadece ağacın içine girdikten sonra nelerin olduğunu kısaca belirtmeye çalışacağız. Bu iki bölümde rakiplerin kısmen benzer ama ortam ve yolların ise farklı olduğunu da hemen hatırlatalım. Bu bölüme geçtiğinizde olayların tamamen farklı bir boyut kazandığını göreceksiniz. Bu bölümde oyun tipik platform oyunlarına dönüşüyor. Buradaki temel amacınız anahtarları bulmak ve içinde bulunduğunuz ortamdan kurtulmak. Ama bu olay cümledeki anlatım kadar kısa ve basit bir şey değil. Bir kere bunun için araştırma yapmak zorundasınız. Sizi bekleyen tehlikeler de işin cabası. Özellikle, yerde sürünerek arasıra ok atan tırtıllarla, yükseklere uçabilen ve maymuna benzeyen yaratıklar size ecel terleri döktürecek. Bunların yok edilmeleri ise oldukça zor. Hatta imkansız gibi bir şey. Bunlara dikkat etmenizin yanı sıra bir de geçtiğiniz yollara özen göstermeniz gerekiyor. Bazı yolların diğerlerine göre farklı niteliklere sahip olduğu dikkatinizden kaçmayacaktır. Bu yolların üzerinden geçtiğinizde ani çöküntülerle karşılaşabilirsiniz. Bazen bu çöken yollardan bir daha geçmek gerekiyor ki insanın sabrı bu anlarda uç noktalara dayanabiliyor. O yüzden bu yolları yıkmadan üzerinden atlamak kaydıyla aşmaya çalışın. Eğer yine de yıkılırsa size sabır dileklerimle sadece şunu önerebilirim; Yıkılan yerin uç kısmına kadar ilerleyin, hatta o kadar ilerleyin ki bir adımınız dışarıya taşsın. En uç noktaya geldiğinizi hissettiğiniz anda takla atarak karşı tarafa atlamaya çalışın. Çoğu zaman işe yarayan bu taktiği alışkanlık haline getirebilmek için biraz ter dökmeniz gerekiyor. Anahtarı bulduğunuzda kapıyı aramaya başlayacaksınız. Tabi bu kapı o bölüme geldiğiniz kapı olmayacak. Kapıyı bulduğunuzda joystick'inizi ileri doğru iterek diğer bölüme geçebilirsiniz. Bazı bölümlerde ilk bölümde olduğu gibi yine size gücünüzü arttıran şuruplar göreceksiniz. Bazen bunların tam anlamıyla hayat kurtardıklarını göreceksiniz.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.