Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 48
Tüm Pilotlara en içten merhabalar. Kış dönemine girilirken her gün yeni yeni simülasyonlar çıkmaya devam ediyor. Bu arada çok uzun süredir beklediğimiz programlar birer birer gelmeye başladı. Şimşek şimdiden Flight Of The Intruder'ın sınırlarını zorlamaya başladı.
Bu ayki konularımızın ilki Core Design'den Thunderhawk: Evet çok gerçekçi değil, çok silah taşıyıp, zor vuruluyoruz. Tek helikopter, bir orduluk iş görüyoruz, üstüne üstlük en ufak bir eksikliğimiz görülünce Jack amca bizi kovuyor. (Nankör herif nooolacak !) Tüm bu kusurlarının yanında belki de piyasada bulunan en hızlı, en iyi atmosferi olan oyunlardan biri. Hiçbir oyunda bu kadar milimetrik hareketler yapamıyorsunuz, özellikle sadece tek elinizi kullanarak. Belki en iyi patlama efektleri Thunderhawk'ta yer alıyor. Briefing kısmını da takdir etmek lazım. Oyun açıklamasını yapan sevgili Gökmen oyunun introsunu defalarca izlemekten bir iki ufak ayrıntıyı atlamış. Demoyu izlemekten sıkılıp oyunu oynamak isteyenler için oyunla ilgili pilot notlarımız:
- Uçuş kontrollerini ve silahların etkilerini tanımak için, odanın en sol altındaki makinayı kullanın (sınırsız silah ve sınırsız zırh), buradan çıkmak için ise Esc tuşu.
- Silahları sağ mouse tuşu ile, hedefleri ise sağ ve sol mouse tuşlarına beraber basarak değiştiriyorsunuz. (Bu arada Mouse'u oynatmayın, çünkü sağ tuş ile ileri geri motor kuvvetini etkiliyor)
- Helikopteri ileri götürmek için burnunu eğmeniz gerekiyor. Bu aynı zamanda yüksekliğinizin de düşmesine sebep oluyor. 100 feet'in üstüne çıkınca artık helikopteriniz burnunu eğince sürat kaybetmiyor. Daha aşağılarda ise hızınız 30 milin altında kalırsa yükseklik kaybetmiyorsunuz.
- Bomba atarken hasar almamak için +200 feetten uçmaya özen gösterin. 500 feet'in üzerine çıkarsanız, hava radarları sizi görecek ve uçaklar gelecektir.
(Gökmen Bayın, Patagonya'ya giderken görülmüş, Walkman'inde, C-64'ün oyun kasedi bulundu. Kaset Metal.)
- Cobra, çok taşınabildiği halde etkili bir havadan havaya füze değil, ancak uçaklara karşı bekleneni veriyor. Yarısı kadar taşıyabileceğiniz Swallow çok daha iyi iş görecektir. Hava hedeflerine her zaman öncelik verin.
- Yer hedeflerinden en gıcığı GunBoat, siz ateş edemeden size ateş edebiliyor. İki Firestorm veya tek Maverick, seçim sizin.
- Firestorm'la isabet edebilmek için devamlı hedefi görmek zorundasınız. Maverick'leri ayrı ayrı hedeflere atabilirken, Firestorm'lar hep bir yere gidecekler. Bunun için şu taktiği kullanın: Yavaş yavaş ateş edin. Bu sayede ilk Firestorm hedefi yok edecek, hedef değişecek ve sonradan ateş ettiğiniz füze yeni hedefe gidecektir. Size ateş eden hedefleri füze ile vurun, geri kalanları bomba ya da makinalı ile indirin.
- Makinalı ile ateş ederken hedefin azıcık üstünü nişan alın. Mermiler yerçekimine bağlı olarak aşağı düşüyorlar.
- Köprüleri uçurmak için tam ortasına bir bomba bırakın. Tam ortası asma köprülerde kenarlardaki siyah sınırların bittiği yerdir.
- Görevlerde her zaman istenen belli olmuyor. Onun için Auto seçeneğine bakın. Eğer Firestorm, Roket ve Cobra harici bir silah varsa, onu kullanmadan görevi bitiremeyeceğiniz bir düşman vardır.
Oyunu oynamak güzel ancak, kaydetmek isteyen arkadaşlardan bazıları bilgisayara girip Save seçeneğini kullanarak sonuç elde edemiyor. Sadece tek isim kaydedebiliyorlar ve bu ismi yükleyemiyorlar. Deha Pilotunuz Şimşek, bu sorununuzu halledecek yolu buldu.
İlk önce hemen bir Save yapın. Bilgisayarı resetleyin ve format atabileceğiniz bir program yükleyin, mesela X-Copy. Data disketinizin ilk blokuna format atın. (Xcopy için Start: 0, Stop: 0 ve de Side: Upper). Şimdi oyunu yükleyin (Şu introyu geçmenin yolunu bilen VAR MI?). İlk Save'den hayır gelmeyecek, ancak bundan sonraki SAVE'lerinizi rahatça yapabileceksiniz. Meraklısına, Şimşek oyunu Hard'dan başlayıp Easy ile bitirdi; Üzülmeyin bir gün şu İngilizceyi öğrenecek.
Bu kadar helikopter muhabbeti yetsin. Biraz da kanatlı arkadaşlarımıza bakalım: Battle of Britain'de haybeden ölen pilotlarınız için üzülmeyin. Pilot dataları 58 byte'lık dosyalarda saklanıyor. Bu dosyayı Hex sayı değiştirebilecek programlarla (Newzap, Filemaster, Diskmonitor Pro., Infiltrator vs. vs.) yükleyin. İlk byte pilotun ne pilotu olduğunu belli eder. İkinci byte ise pilotun durumunu. Bu sayıyı 00 yaparsanız pilotunuz hayata dönecektir. Diyelim bir göreve çıktınız ve yanınızdaki kalite adamlardan biri öldü. Hemen Play Again sorusuna Yes deyin ve oyun başlayınca Q tuşuna basın. Herkes sağ salim dönecektir.
Hatırlarsınız oyunlardaki ilginçliklere de takılıyoruz. Bu sefer konumuz Fighter Bomber. Milletin çok takdir ettiği bu programın program ekibinde IAN dayı var. Bu bey C64'te ve Plus/4'te çıkan ACE ve devamı olan ACE 2 oyunlarının yazarı. Oyunlara yakıt ikmal kısmı ekleyen tek simülasyon programcısı.
- Fighter Bomber'da değişik uçaklar ve en güzeli de değişik rakipler seçebiliyoruz. Ancak dikkat ederseniz, gelen uçaklardan sadece ilkinin seçtiğiniz uçak olur; gerisi Mig-29.
- Şimdi herhangi bir uçakla kalkın, yükselin
Kağan GÜRKAYNAK & Ağan ŞİMŞEK ve kuzeye uçun. Şimdi batıya doğru dönmeye başlayın ve güneye gelene dek dönün. Bu sırada lütfen pusulanın gösterdiği dereceyi takip edin. Fark ettiniz mi? Uçağımız batı yönlerine gitmeyi çok seviyor nedense, hani ayrılamıyor desem yeridir.
- Bir de yer saldırısı deneyelim. F-15'e Maverickler yüklenir ve yola koyulunur (sadece Mig-27 ile görev bitirmek olası mı bilemiyorum). Hedef ve ateş! Biz Maverickleri ne tarafa koymuştuk yahu? Peki öbür tarafta hiç Maverick yok mu? Peki niye tüm silahlar bir taraftan ateşleniyor?
Tabii simülasyonun tüm karmaşası içinde bu detaylar sizi ne kadar rahatsız edecek bilemem.
Bu kadar denizaltı simülasyonu arasındayken hepiniz az veya çok, bir kere de denizaltını deneyelim demişsinizdir. Denizaltı simülasyonları diğer araç simülasyonlarına göre daha az aksiyonlu, daha çok sabır ve saldırı stratejisi ağırlıklı oyunlardır, bu yüzden sevenlerinin sayısı nispeten azdır. Bu tür bir oyun oynarken bir gemi vuramadığınızda ne kadar sinirlendiğinizi hatırlıyor musunuz? Gerçekler aslında çok daha sinir bozucu olabiliyor: 30 Ekim 1939 yılında U 56 denizaltısı komutanı Wilhelm Zahn çok az komutana nasip olan bir fırsatla karşılaştı. İki hafta kadar önce İngiliz deniz üssüne yapılan bir saldırıdan sonra yeni bir üsse gitmek üzere hareket eden İngiliz donanmasının en büyük üç gemisi Nelson, Rodney ve Hood korkunç bir destroyer koruması ile gözlerinin önünden geçti. 12 deniz mili hız yapan bu gruba su altından 7 mil ile yaklaşmasına olanak yoktu. Ancak üç savaş gemisi aniden rotalarını değiştirerek denizaltının üzerine gelmeye başladılar. Koruma destroyerleri bu manevrayı yaptıklarında, denizaltı destroyerler ve gemiler arasında kalmıştı. Denizaltı için durum idealdi. Gemiler ona yaklaşıyor, koruma yok ve kendisi rahat rahat nişan alabiliyordu. Nelson, kaptana göre en ideal hedefti. Nelson 1000 metreye gelince denizaltıya yan döndü, artık hedefi kaplıyordu. Daha ideal bir durumu hayal bile etmek zor. Kaptan üç torpil ateşledi ve hemen derine daldı. Üç torpil hedefe 55 saniyede vardı. Sonra üç metallik ses duyuldu denizaltında. Metal metale değmişti. Patlama falan olmadı, torpidolar bozuktu. Belki de en ilginci geminin yüküydü. Nelson donanma birinci Lord'u Winston Churchill'i taşıyordu...
Umarım avlarınızda çok daha başarılı olursunuz. Kaptan Zahn'a ne mi oldu? Aklı başında her insanın bu durumda yapacağını yaptı depresyona girdi.
Bu aylık, bu kadar gibi. Ancak mektupları hala göremiyorum. Gelecek aya kadar mektup gelmezse takma isimlerle kendi kendime mektup göndermeye başlayacağım. Herkese iyi avlar. (Şimşek!.., benim 357 Magnumu versene; Gökmen'i görür gibi oldum.)
PİLOTLAR KAHVESİ
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 49
24/12/2089 Günaydın Günlük, Tharsus gezegeninde kurmuş olduğum düzen ve onları 5. derece zeka seviyesine çıkarmam, dünyadaki hizipler tarafından kıskanıldı. Bürokratik tezgahlar sonucu Eldorian gezegeninde koloni kurmaya gönderildim. Gururumu en çok kıran şeyse, bu sürgünün dünya halkına yanlış aktarılmasıydı. Keşke başkanla görüşebilseydim. O beni sever. Bunun müsteşarlarla, rüşvet isteyen bürokratların işi olduğunu ona anlatabilirdim. Her neyse Eldorian'ı Tharsus'tan daha fazla geliştireceğime and içiyorum. Yine geri döneceğim.
01/01/2090 Aman Allahım, burası ufacık bir koloni. Beş, on yapıdan başka hiçbir şey yok. Ama yine de şanslıyım çünkü yönetim bilgisayarı, benim kumanda binasından çıkmama gerek kalmayacak kadar iyi programlanmış. Bu şu ana kadar gördüğüm en gelişmiş bilgisayar. Daha önce böyle bir model görmedim, kullanmayı öğrenmek zaman alacak. Kullanma talimatlarını senin de öğrenmeni istiyorum. Bu sayede ilerde seni okuyabilen insanlar da bu bilgisayardan faydalanabilirler. 03/01/2090 Burası çok kaliteli insanlarla dolu. Federasyonun değişik kolonilerden sürgün ettiği değerli bilginler, yöneticiler, mühendislerle tanıştım. Artık bilgisayarı kimlerin yaptığını biliyorum. En yaşlıları koloni idarecisi Jav Xebris. 142 yaşında, Morgana'lı. Bilgisayarın F2 tuşuna basarak ondan gerekli bilgileri alıyorum. Jav, hava, yiyecek, maden, güç ve yakıt gibi hayati önemi olan maddelerden stoklarımızda ne kadar bulunduğunu, üretimimizi, aylık ve yıllık tüketimlerimizi her ay bir rapor özeti olarak bana veriyor. İyi bir mutant ama biraz bunak, espriden hiç anlamıyor. F1 tuşuna bastığımda bayağı şaşırdım. Karşımda Dünyalı genç ve güzel bir kadın vardı. Kadınların yaşını sormak çağımızda bile hala ayıp olduğundan, bilgi bankasından faydalanmanın ayıp duvarlarını kıracağını fark ettim. İsim: Jeny Belvedere, Yaş: 31, Dünyalı, Psikiyatrist. Bu kız çok hoşuma gitti. Bana Valerie'yi hatırlattı ama, saçları uzun. Belki ilerde onunla çıkabilirim. Jeny'den Koloni halkının moral durumunu, halkın nerelerde çalıştığını, koloninin doluluk yüzdesini ve doğum oranını öğrenebiliyorum. F3 tuşu koloni ekonomicisi ile ilişkimi sağlıyor. Robert Damien, yaş 42, Dünyalı. Federasyon, bütün kolonilerde, ekonomi ve finans işlerine dünyalıları verir. Bu, dünya dışıların ve mutantların hile yapmasından ve vergi kaçırmalarından korktuklarından olsa gerek. Robert sıkıcı bir insan, fazla konuşmuyor. Ancak işini iyi idare ediyor. Koloni dağlarında, son model M131'i ile gezinti yapmak onun en zevk aldığı spor. Bugün beni, yarın yapacağı geziye davet etti. Ona gelemeyeceğimi, çünkü daha yapacak çok işimin olduğunu söyledim. Çok bozuldu. F4 tuşu ile sivil mühendisten, kolonideki yapılaşma ve hangi yapıdan ne kadar olduğu konusunda rapor alabiliyorum. Mühendisimiz Kalroy Massimer. 62 Antares III yılı yaşında. Bu gezegenin Opa-d yıldızı etrafındaki dönüşü tutarsız olduğundan, onun yaşını dünya yılına çevirmek için biraz hesap yapmak gerekiyormuş. Fakat kendisinin iddiasına göre 33 dünya yılı yaşında. Benden bir sene daha genç. Şeker bir yaratık. Konuşmamız sırasında, Dünyada eğitim görürken aynı okulda okuduğumuzu öğrendim. F5 tuşu, Araştırma bölümü başkanına bağlanmamızı sağlıyor. Max Angrad, 67 yaşında. Babası Dünyalı, annesi Spica IV'ten. Fakat tipinin babasına hiç benzemediğini söyleyebilirim. Zaten dünyalı erkekler (ben hariç) biraz zevksiz oluyorlar. İşte, şu anda kullandığım bilgisayarın yaratıcısı, bu mutant. Bilgisayarı öğrenmem konusunda çok yardımcı oluyor. Ama r harfini telaffuz edemiyor. Onun "Sen gerçek bir ahmaksın, bu bilgisayarı öğrenmek çok kolay..." demesi sırasında gülünce sol gözüme iyi bir tokat yedim. Bu bilim adamlarının hepsi kaçık oluyor. F6 tuşu ile Quarx'a bağlanabiliyorum. Quarx'ın bir android olduğunu ilk anda fark etmek çok güç. 38 yıllık bir teneke adam. Altair III yapımı. Motoru 42000 kilometrede. Çok argo konuşuyor. Beyni klasik bir Harlem zencisinden alınmış olsa gerek. Beyinle senkron çalışan bilgisayardaysa kusur yok. Koloninin savunma işleri Quarx'a bırakılmış. Ancak tehlike altında kaldığımızda kontrolü benim alma yetkim var. Quarx her ay detaylı bir rapor hazırlıyor. Efendim kaç savaş gemimiz varmış, Bunlardan kaçı düşman hedeflerindeymiş, düşmana verdirdiğimiz kayıplar nelermiş. İlginç bir çocuk, ama nedense yüzmeyi
"Bazılarımız için günlük tutmak, hayatın en değerli parçalarından biridir. Belki gerçek dost arayışının oluşturduğu bir çözüm, belki de dışarıya duramayacağımız duyguları kağıtlar üzerine dökerek kendimizden kaçma yöntemidir. Günlük tutmak her insanın yapabileceği bir iş değildir. Ya da benim becerebileceğim bir olay değil. Günlüklere saygı duyarım, çünkü olayların gerçek yüzünü bir tek onlardan öğrenebilirsiniz. İnsanlar çevrelerine ya da dostlarına açıklayamayacağı şeyleri bu kağıtlar üzerine yazarlar. Herhalde yazdıklarını kendilerinden başkalarının okuyamayacağını umduklarından olsa gerek. Bir günlüğü sahibinden izin almadan okumanın hiçbir açıklanabilir özürü yoktur. Ama ben bir insanım. Her insan gibi hata yapma kabiliyetine sahip ender canlılardan biriyim. Bu günlüğü sahibinden izinsiz okumakla kalmayıp, dergimizden size de açıklama ihtiyacı duyduğum için kendimi hiç affetmeyeceğim. Ama yanlış anlaşılmış bir insanın ruhunu bir parça da olsa huzura kavuşturmak beni rahatlatacak. Günlüğü İstanbul kolonisinde bir araştırma yaparken, tarihi bir önemi olan Sahaflar'da buldum, eski püskü bir defterdi. Titanyum'dan yapılmış kabının özelliğinden olsa gerek uzun yıllara bana mısın dememişti. Eski model kilidini açmak pek uzun zamanımı almadı. Yalnız açınca gördüğüm isim, imza ve tarih, beni trityum madeni bulmuşçasına şoka uğrattı.
Kaptan Adams PACHARELLI 24/12/2089... Kaptan Pacharelli, Birleşik Dünya Devletleri Federasyonunca (BDDF), 2117 yılında, Eldorian kolonisinde yolsuzluk yaptığı iddiasıyla yargılanıp Sirius-Beta-IV gezegenine sürgüne gönderilmiş ve bu suçlamaya dayanamayıp bir ay sonra ölmüştü. Suçsuz bir insanın, hem de liderlerinin bu şekilde yargılanması, Eldorian kolonisinde karışıklıklara yol açmış, sonuçta BDDF'ye güveni kalmayan koloni bağımsızlığını ilan etmişti. Bu milliyetçilik akımının devamı da geldi ve yaklaşık 3500 koloni 50 yıl içinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Sonuç BDDF için çöküm oldu ve federasyon yıkıldı. Birleşik Devletler parçalandı, eskisi gibi ayrı devletler oldular. Bunun sonucunda Pacharelli bir bağımsızlık kahramanı olmuştu. Günlük efsane Pacharelli'nin Eldorian gezegenine gelişiyle başlıyor.
Kaptan Pacharelli'nin aziz anısına ___________________________________________________________ 21/02/2291 Doğan TÜRKÜLER...