Amiga Dünyası sayı 19, sayfa 14
Sayfanın metni

Sayfa 14

Ülkemizde yeni olan her şeye bir olumsuz bir tepki gösterilmektedir. Diyelim ki biri size çıkıp da "Teknolojik gelişim, sanatın ruhunu öldürüyor." dese cevabınız nasıl olur?

- Her şeyden önce, bu lafa karşı birçok şey söyleyebilirim. Ama yine de kısa ve öz bir açıklamada bulunacağım.

Bir müzik aletini çalan müzisyenin enstrüman hakimiyeti ve müziğe kattığı ruh, şüphe götürmez bir gerçektir. Örneğin bir akustik gitarı çalan bir kişi aletini çok iyi çalabilir. İnsanlar bu ustanın kendisini dinlerler ve yaşantısını dahi takip ederler. Öte yandan, kompozitörler ise eskiden bestelerini genellikle evlerinde bir veya bazen birkaç enstrüman çalarak düzenleyebilirlerdi. Artık günümüzde bir kompozitör her an elinin altında çeşitli denemelerde bulunabileceği her boyutta bir orkestraya sahip olabiliyor. Üstelik bu orkestra her seferinde kusursuz bir şekilde çalabiliyor. İşte elektronik müzik enstrümanlarının gerçek enstrümanları taklit etmesi fikri buradan çıkmıştır. Günümüzde artık klavye çalan birisi aletlerinden gitar sesi çıkararak gitar çalabiliyor veya bir kadınlar korosunu yönetebiliyor. Ayrıca bir gitarist de aynı imkanlara sahip olabiliyor. Hatta bir saksafoncu veya bir baterist bir keman sesini kullanabiliyor.

Ben bu konudaki gereksiz endişelere karşıyım. Sanatın ruhunun ölmesi insanların bakış açılarına bağlıdır. Maalesef Türkiye'de bu teknoloji hala çok ilkel bir şekilde kullanılıyor. Stüdyolardaki eğitimsizlik sonucu aletlerin tonları sönük, güçsüz bir hal alıyor. Hal böyle olunca da, suç aletlere atılıyor. Bu aletlerin müzisyenlere kazandırdığı en büyük rahatlık, hızlarıdır. Müzisyenler bu hızı fabrikasyon üretim doğrultusunda kullanırlarsa, tabii ki olayın ruhu ölür. Ama bu hızı daha kaliteli eserler oluşturmak için kullanırlarsa, varılan sanat ruhu daha da güçlenir.

Ayrıca belirtmek istediğim başka bir konu var. Bu aletleri kullanabilmek göründüğü kadar kolay değildir. Belli bir bilgi birikimini gerektirir. Bu bilgi birikimi gerek armoni bilgisi olarak, gerekse teknolojik bilgi olarak her geçen gün gelişmektedir. Bu aletleri kullanabilmek için kesinlikle ses frekans tekniği, matematik ve bilgisayar konularında bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Yoksa bu müzik kendi kendiliğinden iki üç tuşa basarak oluşmuyor. Bu konunun da kendine göre bir ustalık derecesi, bir ruhu vardır.

Bu sayısal teknolojiden müzisyenler kaçmamalıdırlar. Ancak bütün işleri aletlere yükleyip işi yozlaştırmamalıdırlar kanısındayım.

- Firmanızın geleceğe yönelik planları nelerdir?

- Daha önce de belirttiğim gibi, bizim şu anki en büyük amacımız bu teknolojiyi en geniş kapsamlı ve en iyi biçimde tanıtmak ve bu konuda en iyi hizmeti verebilmektir. Bizim bundan evvelki çalışmalarımız hep bu doğrultudaydı ve bundan sonra da hep bu doğrultuda olacaktır.

Biz 16 Kasım'dan itibaren kendi yerimizde seminerler gerçekleştirmekteyiz. Bu seminerler sadece cumartesi günleri oluyor ve 3 cumartesi sürecek. İleride bu seminerleri uygun periyodlarda tekrarlamayı düşünüyoruz. Bu seminerlerdeki amacımız ve tüm çabamız İstanbul’da bu konuda bilgi kaynağı olabilmektir.

- Yavuz Bey, MIDI & MUSIC'in çalışmalarını yürekten kutluyoruz ve başarılarınızın daim olmasını arzuluyoruz. Bize bu sıkışık zamanınızda vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Asıl ben size çok teşekkür ederim. Yavuz Bey bu sohbetimizden sonra bize kısaca aletleri gösterdi. Beni en çok etkileyen MIDI gitar oldu. Gitar zaten kendi bünyesinde çok sesli bir enstrüman. Bir de gitardan piyano, bas veya koro sesi çıkarabildiğinizi görebilmek çok keyifli bir iş. Hatta gitarla bateri çalınabileceği hiç aklıma gelmezdi.

Benim de bu konuda kısa bir sözüm olacak:

"Bence insanlar teknolojinin nimetlerini işin kolayına kaçıp yozlaştırmamalıdırlar. Bir tual da kullansanız, bir bilgisayar da kullansanız sanat sanattır. Her durumda da aşılması gereken zorluklar bulunmaktadır. İşte sanat, bu zorlukları aşıp güzel olanı yakalamaktır. Sanatın takdirini her zaman sanatseverlerin notu belirler. Kötüye kullanılmış teknolojinin de notunu her zaman gerçek müzik dinleyicisi verir.

Her şeye ruh veren insanlardır ve teknolojiye de insanlar ruh verir.

Sanırım çoğu müzisyenin en çok vaktini alan işlerden birisi de bestelerin en doğru ve kusursuz bir biçimde kağıda aktarılmasıdır.

İşte bu harika program sizi bu zahmetten kurtardığı gibi bilgisayarlaşmanın getirdiği korkunç hızı ve pratikliği de sizlere

beraberinde sunuyor.

KUBİLAY KILINÇ

Merhabalar !!! Bu ay sizleri çok farklı bir müzik programı ile tanıştıracağım. Gerçi bu programa "müzik programı" demek oldukça yanlış olur. Program müzisyenlerin hizmetine sokulmuş ama tür itibari ile bir "Masaüstü yayıncılık" programı. Ancak şunu da belirteyim yazdığınız tüm müzik dokümanları "MIDI SONG" bilgisi olarak herhangi bir MIDI taşıyan enstrümana çaldırılabilir veya tam tersi yapılabilir.

Hayatınıza bilgisayar girdikten sonra günlük yaşantınızda mutlaka önemli değişiklikler olmuştur. Bunlardan en önemlisi, mutlaka bilgisayarın size kazandırdığı hızdır. Kuşkusuz bu yazıyı okuduğunuza göre ya profesyonel bir müzisyensiniz ya da müzikle yakından ilgileniyor olmalısınız. İşte bu program bu alanda da size şu andan itibaren üstün bir hız kazandıracak.

Çok değil bundan 3-5 yıl önce (belki hala) ülkemizde kompozitörler bestelerinin kağıda kusursuz bir şekilde aktarılması için oldukça zahmete girmekteydiler. Çünkü bir bestenin kusursuz ve temiz olarak kağıda aktarılması bestecinin prestijini etkileyen bir etkendir. Ayrıca günümüz müziğinde her geçen gün yeni teknikler keşfedildikçe müzik sembolleri artmaktadır. Her müzisyenin bu sembolleri uluslararası bir standarda uygun olarak yazması hem beceri ister hem de oldukça titiz bir uğraş gerektirir. Artık bilgisayar teknolojisi sayesinde hepimiz bu zahmetlerden kurtuluyoruz. BAŞLANGIÇTA BİLİNMESİ GEREKENLER:

Konfigürasyon: Programın yüklenmesinden hemen sonra karşımıza küçük bir pencere açılır. Bu penceredeki parametrelerle programın hangi ekran çözünürlüğünde ve hangi bilgi kayıt ortamlarını kullanarak çalışacağını tespit ederiz. Burada;

Work Directory: Bu programda yazdığımız notaların her sayfası bir dosya olarak bilgi kayıt ortamlarında ayrı ayrı saklanır (bunlar "wkfile" ismini taşıyan dosyalardır). Yani 1. sayfa için bir dosya 2. sayfa için ise bir başka dosya kaydedilir. Bu satırda belirtilen alana bu dosyaların hangi bilgi kayıt ortamında saklanmasını veya okunmasını istiyorsanız o sürücünün ismini yazmalısınız. Örneğin "Wkfile"

isimli dosyaların hafızada işlem görmesini istiyorsunuz. O zaman buraya "Ram:" yazmanız gerekir.

Program Directory: Hi-res veya Interlace seçeneklerinden birini seçip ekran çözünürlüğünü de tespit ettikten sonra yeni konfigürasyonu diskete "Save" (Tk. Sakla) seçeneğini kullanarak kaydedebilirsiniz. Eğer bu konfigürasyonun kaydedilmesini istemiyorsanız direkt "Continue" (Tk. Devam) seçeneğini kullanarak programa giriş yapabilirsiniz.

MENÜ KOMUTLARI: Bu ana yazımda bütün menü komutlarına sadece şöyle halihazırda bir göz atacağız. Bu sayede programa biraz olsun ısınmış olursunuz. İstedim ki okurlarım programı aşağı yukarı kullanabilmek için bütün yazı dizisinin bitmesini beklemesinler kendi çabalarıyla da olsa biraz programla mücadele edebilsinler.

Menü komutlarına ulaşabilmek için ekranın üst kısmına pointer'ı getirip mouse'un sağ tuşunu basılı tutmamız yeterlidir. Soldan sağa doğru menüler dizilmiştir. Yine mouse'un sağ tuşuna basılı tutmaya devam ederek ulaşmak istediğimiz menünün üzerine pointer'ı getirmeliyiz. Bu durumda üzerine geldiğimiz menünün içeriğinde bulunan komutlar veya seçenekler bir liste halinde beliriverirler. Burada yine sağ butona basılı tutarak işletmek istediğimiz komutun üzerine gelip sağ butonu bırakmadan sol butona basmalıyız. Bu durumda komut, işlevine başlamış olur.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.