AMIGA ve MÜZİK
Retro bilgisayar
- Yavuz Bey söyleşimize klasik bir soruyla başlamak istiyorum. "MIDI & MUSIC" nedir? Bize tanıtır mısınız?
- İlk önce MIDI kavramından kısaca bahsetmek istiyorum.
MIDI (Musical Instruments Digital Interface, TK. Müzik Aletleri Sayısal Arabirimi) her şeyden önce sadece elektronik bir devrenin ismi değildir. Değişik müzik aletleri arasındaki veya müzik aletleri ile bilgisayarlar arasındaki haberleşmeyi müzik bilgileri için düzenleyen ve sağlayan bir bilgi alışveriş standardıdır. Bize sonsuz olanakları sunan bu teknolojiye MIDI diyebiliriz. MIDI standardı Amerikalı, Avrupalı ve Japon mühendislerin birlikte ortaya çıkardıkları bir arabirim sayesinde ortaya çıkmıştır. Dünyada 1983'ten beri enstrümanlar bu arabirim vasıtasıyla (örneğin bir elektronik piyano ve bir ses sentezleyici) haberleşebilmektedir. Artık bütün müzik aletleri başta tuşlu çalgılar bu arabirime sahiptirler.
İşte "MIDI & MUSIC" bu teknolojinin müzik ile birleştiği yerdir diyebiliriz.
Ben geçtiğimiz Nisan ayında Amerika'da gözlemler yaptım. Müzik aletleri satan dükkanların raflarının yarısından fazlasını MIDI kullanan enstrümanların işgal ettiğini gördüm. Bizde, Türkiye'de Roland'ın İstanbul Anadolu yakası bayisi olarak gerek Roland'ı ve gerekse kullandığı MIDI standardını elimizden geldiğince tanıtmayı amaçlıyoruz. Yalnız amacımız sadece Roland'ı Türkiye'de yaygınlaştırmak değil; günümüzün çağdaş sanat anlayışını büyük ölçüde destekleyen teknolojiyi, daha açık olursa bilgisayar teknolojisini mümkün olduğu kadar amatör veya profesyonel müzisyenlere tanıtıyoruz.
- Türkiye'de MIDI teknolojisine sahip enstrümanların popülerliği ne durumdadır?
- Dünyada elektronik müzik, 1960'lardan beri yapılmaktadır. Tabii ki gerek teknolojinin müziğe girmesi, gerekse bu müzik türüne karşı oldukça tepkiler gelmiştir. 1983'te MIDI standardının oluşmasından sonra bile bu tereddütler devam etti. Ancak daha sonra dünyada ve Türkiye'de bilgisayarların evlere girmesiyle birlikte bilgisayarlı müziğin de ilk tohumları atılmaya başladı.
Hepimiz ilk defa 8 bitlik bilgisayarların ürettiği müzikleri dinleyerek hayrete düşüyorduk. Daha sonra 16 bitlik bilgisayarların evlere girmesiyle birlikte ve elektronik müzik aletlerinin gelişmesiyle (MIDI standardının oturması v.b.) bilgisayar ve müzik ayrılmaz bir ikili haline geldiler. 16 bitlik makinalarda üretilen müzik, sadece bilgisayarların seslerini kullanabiliyordu. Bir çoğumuzun da bilgisayarla tanışmasına bu programlar sebep olmuştur. Daha sonra Amiga'nın yaygınlaşmasıyla birlikte, birçok kişi bilgisayarın getirdiği hız ve pratiklik sonucu "Soundtracker, Sound FX" gibi programlarla yarı amatör, yarı profesyonel çalışmalar yapmaya koyuldu. Böylece herkes bilgisayarın müzik alanında da kullanıcıya korkunç bir gelişim ve üretim hızı kazandırdığını fark etti. Ancak MIDI teknolojisi o sıralarda dünyada standart kabul edilmesine rağmen bugünkü popülerlik düzeyinde değildi ve bizim müzisyenlerimiz bilgisayardan beklediklerini tam anlamıyla bulamadılar. Derken, MIDI imdada yetişti.

Şimdi evlerde, işyerlerinde ve tabii ki stüdyolarda MIDI kullanan enstrümanlar ve bilgisayarlar kullanılmakta. "Neden akustik enstrümanlar yerine MIDI kullanan elektronik enstrümanlar?" diyeceksiniz. Bunun sebebi, artık gelişen teknoloji sayesinde elektronik enstrümanların aslına uygun hatta aslından daha iyi sesler sunabilmeleridir. Yalnız şunu belirteyim; sanatı yozlaştıracak derecede bir teknoloji egemenliği söz konusu değildir. Müzisyenler yine aynı müzisyenler; tek fark gereksiz zaman kayıplarının ortadan kalkmış olmasıdır.
MIDI teknolojisini evlere ve stüdyolara taşımada en büyük işi, "ATARI" firması yapmıştır. Atari firması, MIDI'nin ilk standart olarak kabul edildiği yıllarda, MIDI arabirimi üzerinde olan bir bilgisayar üretti. Bu sayede bu konuda tercih edilen bir bilgisayar oldu. Daha sonra IBM, Macintosh ve Amiga da, gerekli hardware ve software'i üreterek bu gelişimi desteklediler. Şimdi MIDI ve bilgisayarın müziğe verdiği hizmetler birçok kişi tarafından fark ediliyor ve artık MIDI'siz enstrümanlar tercih edilmiyor.
- Artık günümüz teknolojisinde gerek amatör ve gerekse profesyonel, herkes ister evine isterse herhangi bir mekana dilediği boyutta bir stüdyo kurabiliyor. Roland ve bilgisayar tarafından oluşan bu işbirliğinin müzisyenlere verdiği hizmetler nelerdir?
- İster profesyonel olsun, isterse bu konuda hiçbir bilgisi olmayan kişiler olsun elimizden gelen tüm hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Bu konuda belli bir bilgi birikimine sahip kişilere yönelik hizmetlerimiz şunlar: Elimizde bu konuya ait bilgiler içeren ve devamlı gelişmekte olan bir kütüphane var. Ayrıca tüm kullanıcıları en son gelişmelerden derhal haberdar ediyoruz, isterlerse bizzat son gelişmelerle kendilerini tanıştırıyoruz. Ayrıca bilgisayarın markası ne olursa olsun gerekli yazılım, donanım ve bilgi desteğini kendilerine derhal sağlıyoruz. Kendilerine IBM, Macintosh, Atari ve Amiga için tüm hizmetleri sunabiliyoruz. Amacımız burada herhangi bir bilgisayarı tanıtmak değildir. Amacımız bu teknolojiye olan bilgi açlığını tatmin edebilmektir.
Amatör müzisyenlere her zaman gerek telefonla gerekse yüzyüze hiçbir karşılık beklemeden elimizden geldiği kadar bilgi sunuyoruz. Biz ayrıca kendi yerimizde bir laboratuvar kurduk. Burada devamlı bir araştırma halindeyiz. Dileyen herkes bizi telefonla arayıp istediği bilgiyi edinebilir. Biz, her şeyden önce hizmet üretmeyi amaçlıyoruz. Bizim herkese kapımız açıktır.
- Biliyorsunuz Dünya'da ve Türkiye'de
AMIGA ve MÜZİK
KUBİLAY KILINÇ Merhabalar !!! Bu ay "Amiga ve Müzik" köşemizde son zamanlarda ismini sık sık duyduğumuz bir firmayla yapmış olduğumuz bir söyleşiyi sizlere aktaracağım.
Sohbetimizi "MIDI & MUSIC" firması kurucularından Yavuz Alkan ile gerçekleştirdik. Asıl mesleği "Diş Hekimi" olan Yavuz Bey, bizi kırk yıllık dostmuşuz gibi karşıladı. Gençliğin yaratıcılığı ve dinamizmini taşıyan Yavuz Bey'le gerçekleştirdiğimiz sohbeti sizlere sunmaktan zevk duyuyorum.
Ülkemizde yeni olan her şeye bir olumsuz bir tepki gösterilmektedir. Diyelim ki biri size çıkıp da "Teknolojik gelişim, sanatın ruhunu öldürüyor." dese cevabınız nasıl olur?
- Her şeyden önce, bu lafa karşı birçok şey söyleyebilirim. Ama yine de kısa ve öz bir açıklamada bulunacağım.
Bir müzik aletini çalan müzisyenin enstrüman hakimiyeti ve müziğe kattığı ruh, şüphe götürmez bir gerçektir. Örneğin bir akustik gitarı çalan bir kişi aletini çok iyi çalabilir. İnsanlar bu ustanın kendisini dinlerler ve yaşantısını dahi takip ederler. Öte yandan, kompozitörler ise eskiden bestelerini genellikle evlerinde bir veya bazen birkaç enstrüman çalarak düzenleyebilirlerdi. Artık günümüzde bir kompozitör her an elinin altında çeşitli denemelerde bulunabileceği her boyutta bir orkestraya sahip olabiliyor. Üstelik bu orkestra her seferinde kusursuz bir şekilde çalabiliyor. İşte elektronik müzik enstrümanlarının gerçek enstrümanları taklit etmesi fikri buradan çıkmıştır. Günümüzde artık klavye çalan birisi aletlerinden gitar sesi çıkararak gitar çalabiliyor veya bir kadınlar korosunu yönetebiliyor. Ayrıca bir gitarist de aynı imkanlara sahip olabiliyor. Hatta bir saksafoncu veya bir baterist bir keman sesini kullanabiliyor.
Ben bu konudaki gereksiz endişelere karşıyım. Sanatın ruhunun ölmesi insanların bakış açılarına bağlıdır. Maalesef Türkiye'de bu teknoloji hala çok ilkel bir şekilde kullanılıyor. Stüdyolardaki eğitimsizlik sonucu aletlerin tonları sönük, güçsüz bir hal alıyor. Hal böyle olunca da, suç aletlere atılıyor. Bu aletlerin müzisyenlere kazandırdığı en büyük rahatlık, hızlarıdır. Müzisyenler bu hızı fabrikasyon üretim doğrultusunda kullanırlarsa, tabii ki olayın ruhu ölür. Ama bu hızı daha kaliteli eserler oluşturmak için kullanırlarsa, varılan sanat ruhu daha da güçlenir.
Ayrıca belirtmek istediğim başka bir konu var. Bu aletleri kullanabilmek göründüğü kadar kolay değildir. Belli bir bilgi birikimini gerektirir. Bu bilgi birikimi gerek armoni bilgisi olarak, gerekse teknolojik bilgi olarak her geçen gün gelişmektedir. Bu aletleri kullanabilmek için kesinlikle ses frekans tekniği, matematik ve bilgisayar konularında bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Yoksa bu müzik kendi kendiliğinden iki üç tuşa basarak oluşmuyor. Bu konunun da kendine göre bir ustalık derecesi, bir ruhu vardır.
Bu sayısal teknolojiden müzisyenler kaçmamalıdırlar. Ancak bütün işleri aletlere yükleyip işi yozlaştırmamalıdırlar kanısındayım.
- Firmanızın geleceğe yönelik planları nelerdir?
- Daha önce de belirttiğim gibi, bizim şu anki en büyük amacımız bu teknolojiyi en geniş kapsamlı ve en iyi biçimde tanıtmak ve bu konuda en iyi hizmeti verebilmektir. Bizim bundan evvelki çalışmalarımız hep bu doğrultudaydı ve bundan sonra da hep bu doğrultuda olacaktır.
Biz 16 Kasım'dan itibaren kendi yerimizde seminerler gerçekleştirmekteyiz. Bu seminerler sadece cumartesi günleri oluyor ve 3 cumartesi sürecek. İleride bu seminerleri uygun periyodlarda tekrarlamayı düşünüyoruz. Bu seminerlerdeki amacımız ve tüm çabamız İstanbul’da bu konuda bilgi kaynağı olabilmektir.
- Yavuz Bey, MIDI & MUSIC'in çalışmalarını yürekten kutluyoruz ve başarılarınızın daim olmasını arzuluyoruz. Bize bu sıkışık zamanınızda vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Asıl ben size çok teşekkür ederim. Yavuz Bey bu sohbetimizden sonra bize kısaca aletleri gösterdi. Beni en çok etkileyen MIDI gitar oldu. Gitar zaten kendi bünyesinde çok sesli bir enstrüman. Bir de gitardan piyano, bas veya koro sesi çıkarabildiğinizi görebilmek çok keyifli bir iş. Hatta gitarla bateri çalınabileceği hiç aklıma gelmezdi.
Benim de bu konuda kısa bir sözüm olacak:
"Bence insanlar teknolojinin nimetlerini işin kolayına kaçıp yozlaştırmamalıdırlar. Bir tual da kullansanız, bir bilgisayar da kullansanız sanat sanattır. Her durumda da aşılması gereken zorluklar bulunmaktadır. İşte sanat, bu zorlukları aşıp güzel olanı yakalamaktır. Sanatın takdirini her zaman sanatseverlerin notu belirler. Kötüye kullanılmış teknolojinin de notunu her zaman gerçek müzik dinleyicisi verir.
Her şeye ruh veren insanlardır ve teknolojiye de insanlar ruh verir.