Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 46
INKONUKLAR
Cumartesi gününün erken saatlerinde Oğan Kandemiroğlu'nun evinde Celâl ve Oğan Kandemiroğlu kardeşlerle sohbet etmeye başladık. Şimdi dilerseniz bu minik söyleşimize biraz kulak kabartalım.
SİNAN EREL: Celâl abi, PC'ler konusunda ne düşünüyorsun? Bu azman aletler Amiga'nın pabucunu dama atmayı başarabilirler mi?
CELÂL KANDEMİROĞLU: PC'lerin Amiga'ya karşı çok büyük avantajları var. Örneğin PC'lerin gelişme kapasiteleri korkunç. Bir kart takıp 16 kanal müzik yapabiliyorsun veya başka bir kartla milyonun üstünde renk kullanarak çizim yapabiliyorsun. Bu aletlerin hızları Amiga'nın en az iki misli. Ayrıca Amiga'daki harddisk olayı bence çok kötü. Amiga'nın harddiski hem çok yavaş, hem de çok pahalı. Fakat bunun yanı sıra Amiga'nın en iyi özelliği, bu fiyata sağladığı olanaklar. Sonuçta bir PC'yi genişletirken yapacağın harcama Amiga'ya yapacağından çok daha fazla olacaktır. İşte Amiga'yı cazip kılan en önemli özellik de bu. Ödediğin fiyat karşısında aldığın, çok yönlü imkanları olan bir makine. Sonuçta bir Amiga'yla müzik, grafik ve (reklam firmaları için çok önemli olan) animasyon gibi çalışmaları yapabiliyorsun. Bunların yanında söyleyebileceğin tek kötü şey, "çeşit bol fakat, fazla detay yok" olabilir.
SİNAN EREL: Artık bilgisayar dükkanlarında Amiga ve C64'ün yanında bir PC belirmeye başladı. Kimisi renkli ekranlı ve iyi bir grafik kartıyla donatılmış, kimisi de monochrome ekranlı ve vasat bir grafik kartına sahip. Ama bu makineler birer ikişer bilgisayar firmalarında Amiga'nın yanında yer almaya başladılar. Bu konuda neler düşünüyorsun Celâl abi? Sence Türkiye'de PC'ler Amiga'yı gözden düşürecek mi?
CELÂL KANDEMİROĞLU: Oyun, markası veya lakabı ne olursa olsun, bütün bilgisayarlarda çok önemli bir olay. Sonuçta eğer oyunlar olmasaydı biz, ne C64'ü, ne de Amiga'yı tanıyabilirdik. Zaten bizim bilgisayar olayına girmemiz de oyunlar sayesinde oldu. Oysa şimdi senin de söylediğin gibi PC'lere yapılan oyunların da çeşit ve miktarı artmaya başladı. PC'ler zaten yurtdışında yeterince yaygın. Fakat Türkiye'de evine zevk için PC alan kişiler pek o kadar fazla değil. Fakat evine Amiga alan kişilerin sayısı oldukça fazla. Bu yüzden Amiga'nın en azından 3-5 sene daha canlılığını koruyacağına eminim. Fakat bunun PC'lerin evlere yayılmasını engelleyeceğini de sanmıyorum.
SİNAN EREL: Peki şu anda Amiga için yeni oyun hazırlıkları var mı? Eğer varsa bu konuda bilgi verir misin? CELÂL KANDEMİROĞLU: Şu anda ZERO adlı bir oyunun grafiklerini hazırlıyorum. Bildiğin gibi ZERO, şu pırpırlı Japon savaş uçaklarının adı. Oyunda dört tane değişik uçağımız var. Bunlardan birincisi oyuna da adını veren Japon uçağı. Bu uçak, ileriki kademelerde modernleşiyor ve ışık bariyerlerinden geçtikçe enerji alıyor. Daha sonra ise, yarı uçak yarı robot oluyor; böylece zemine temas ettiği anda yürüyebiliyor. Son olarak da robota dönüşerek yürüyebiliyor. Oyun, herbiri 160 screen'lik sekiz level'dan oluşuyor. Otuzbeş değişik alien ve her ana level'ın sonunda büyük bir monster var. Ayrıca bütün bunlar 48 renklik grafiklerden oluşuyor, 32 renk background için, 16 renkte alttaki status için. Aynı X-OUT'taki gibi, 50 mghz, titremiyecek.
CELÂL VE OĞAN
SİNAN EREL: Zaten X-OUT, shoot 'em up'çıların çok hoşuna gitmişti. Gerçi crack versiyonunda 5-6 level eksikti ama, yine de oyun o haliyle bile çok güzeldi. Onun ardından çıkanlarsa pek o kadar iyi değildi.
CELÂL KANDEMİROĞLU: Artık espriyi öldürdüler, mesela Z-OUT'u biliyorsun. Aslında başta X-OUT'tan sonraki Z-OUT olarak düşünülmedi. Rainbow Arts firması öyle bir shoot'em up oyununu biraz ucuza kapattı. Sonra da nasıl yapalım bunu derken, X-OUT'un ikincisine çevirdiler. Zaten uçaklar da benim uçaklara ondan sonra benzetildi. Yani ikincisi diyerek satıldı, ama birinciyle ilgisi yok. Fakat cidden güzel olan birşey var, Turrican olayı. Hele ikincisi cidden çok güzel.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 47
SİNAN EREL: Turrican II ileriki kademelerde shoot 'em up'a dönüşüyor.
CELÂL KANDEMİROĞLU: Ben hala geçemedim oralara, daha birinci level'da çıkışı bulamadım. Senin çocuklarla da görüşemedim.
SİNAN EREL: Benim hayret ettiğim bir şey var. Amiga'da ilk kez çıkan bazı oyunlar, şu anda çıkan bir çok oyunla boy ölçüşecek kalitede. Örneğin, Defender of the Crown kalitesinde grafikleri olan bir oyun çıkmadı veya o kaliteye yakın grafikli oyunların sayısı çok az. Tabii bu örnekleri arttırmak mümkün, fakat fazla detaya girmek istemiyorum. Yeni oyun grafikerleri yeterince iyi değil, tabii bu benim fikrim sen ne dersin Celâl abi?
CELÂL KANDEMİROĞLU: Doğru bir gözlem. Şimdiki grafikerler ışık gölge olayını bilmiyorlar. Oysa en önemlisi ışık, gölge ve leke olayı. Mesela koyunun üstünde açık, açığın üstünde koyu; ışık yukardan geliyorsa ışık alacak, gölge oluşacak. Bunlar tamamıyla desen usulü çalışıyorlar. Mesela adamlar, bir kol veya silindir çizerken ışığın bir yerden geleceğini hesaplamıyorlar, soldan ya da sağdan veya yukarıdan. Flaşla fotoğraf çeker gibi ışık ortadan geliyor. Silindirin ortası parlak, sağ ve sol tarafları da koyu oluyor. Hep aynı formda çalışıyorlar, böylece estetikliği de yitirmiş oluyorlar.
OĞAN KANDEMİROĞLU: Yani resime hayat veremiyorlar. Gerçek ressamların "yaşayan resim" dedikleri bir form vardır. Oysa bunların çizdiği resim, kelimenin tam manasıyla yaşamıyor.
KANDEMİROĞLU
CELAL KANDEMİROĞLU: Böyle olunca da 3 boyutu yakalamakta oldukça zorlanıyorlar.
A SİNAN EREL: Peki ZERO dışında bir çalışma var mı? CELÂL KANDEMİROĞLU: Rainbow Arts'ın anlaşma yaptığı SSI ve TSR firması yeni bir Dungeons & Dragons (AD&D) oyunu yapıyor. Bunun grafiklerinin bir kısmını da ben yapmaya başladım. Oyun bir aksilik olmazsa eylül ayında Amerika'da ilk defa PC'de çıkacak. Y I
SİNAN EREL: Ben geçen sene Crown'ın demo grafiklerini görmüştüm, fakat oyun demodaki kadar güzel değildi, neden böyle oldu acaba?
CELÂL KANDEMİROĞLU: Programcının programlamayı aceleye getirmesi yüzünden ve grafiklerin en azından 5'te 4'ünün kullanılmaması yüzünden oyun istediğimiz gibi olmadı. Ayrıca demoda gösterilen en basit olaylar bile oyunda yoktu. Mesela demonun girişindeki introda bulunan scrolling bile kaldırılmış, onun yerine tek tek, kare kare resim konulmuş. Tabii bu arada 32 renk diye bir şey yok. Oysa mühim olan 32 renkti. Programcı bunları istese çok rahat yapabilirdi, ama yapmadı. N
SİNAN EREL: 16 renklik grafikler Atari için yapılmıştı sanırım. CELÂL KANDEMİROĞLU: Önce Amiga'da oyunun
KONUK
grafik çalışmaları gösteriliyor. Çünkü Amiga'da daha fazla renk olduğu için, prezentasyon daha güzel oluyor. Bunun içinde önce Amiga'da gösteriliyor. Gerekli ilgiyi sağladıktan sonra da Atari'de gösteriliyor. Yani her şeyin önce güzeli gösteriliyor, ondan sonra da review'ler, preview'ler yapılıyor. Ardından Atari'de çıktığı zaman da, işte Atari'si de çıktı deniyor. Zaten Almanya'da Atari ölmüş durumda. Hatta belki seneye yapacağım oyunlarda Atari hiç olmayacak. Bu arada Crown'a gelelim. Heiko Schröder'ın, yani programcının, X- A
OUT gibi bir programı çok iyi yaptıktan sonra (şu anda Amerika için Dungeons & Dragons'u yapıyor) Crown'ı bu kadar kötü yapması düşündürücü. Bunun sebebi ise, Rainbow Arts'ın işlerini bitirmek için Starbyte'ın işini çabuk ve baştan sağma yapması. Çünkü program Starbyte'a satılmıştı. R
Böylece ortaya kötü bir sonuç çıktı.
SİNAN EREL: Yani program Rainbow Arts'a satılmış olsaydı uğraşacak mıydı?
CELÂL KANDEMİROĞLU: Tabii uğraşacaktı ama uğraşmadı. Hatta introya kendi adını bile yazmadı.
SİNAN EREL: Peki programlamanın kötülüğüne rağmen grafik veya müzikleri de kötü olarak mı kabul ettiler?
CELÂL KANDEMİROĞLU: Almanya'da grafik ve AMIGA DÜNYASI 53