Amiga Dünyası sayı 9, sayfa 28
Sayfanın metni

Sayfa 28

Bir zamanlar Amerika'da -zaten sadece orada olabilirdi- Hi-Toro adında bir şirket kuruldu. Kuruluş amacı, piyasanın en iyi oyun makinesini yaparak Atari şirketinin VCS (Video Computer System) makinesinin saltanatına son vermekti. Çoğumuz Atari'nin kartuşlu VCS makinelerini hatırlayacaktır. O zamanlara göre çok başarılı olan VCS makinesi, içinde ROM olan kartuşlarla çalışıyordu ve oyunlar da Atari'nin arcade oyunlarından çeviri idi. Büyük zevk veren ve popüler olan bu makineyi, iki önemli sorun batırdı: ev bilgisayarları alanındaki patlama ve E.T. oyunu. Ev bilgisayarları VCS'nin pazardaki payını büyük ölçüde azalttı ve Atari köşeye sıkıştı. Geri dönmek için son çare ilgiyi yeniden VCS'nin üzerine çekecek bir oyun çıkarmaktı. Bu oyun bir filmden çeviri olursa daha etkili olabilirdi. Bunun üzerine Steven Spielberg'in büyük başarı kazanan E.T. filmi seçildi. Bu seçenek ideal bir çözüm gibi görünüyordu. Vurucu bir oyun, tüm dünyanın beğenisini kazanmış ve büyük hasılat yapmış film, onların yeniden piyasaya dönmelerine yardımcı olmalıydı. Bunun üzerine E.T. filminin lisansını almak için büyük para döktüler ve oyun için çalışmalar başladı. Bir yandan Atari'nin piyasadaki konumu, bir yandan da para sıkıntısının artması, oyunun çalışmalarına hız verilmesini gerektirdi. Fakat bu proje Atari için tam bir felaket oldu ve Atari kendisini bu durumdan kurtaracak finansörler aramaya başladı. Aynı zamanlarda CBM (Commodore Business Machines)'in kurucusu Jack Tramiel Commodore'dan atıldı. Eskiye bir sünger çeken Jack Tramiel kendini ispatlamak için Atari'yi içinde bulunduğu durumdan kurtararak satın aldı.

Ve bu arada Silicon Vadisi'nin gizli bir yerinde, Hi-Toro firması Amiga'ya doğru olan uzun ve zorlu yolculuğuna başlamıştı. Elele vermiş üç kafadar, kimsenin o zamanlarda hayal edemeyeceği kadar üstün bir oyun makinesi yapmak için $7 milyon dolarlık bir yatırım yaptılar. Oyun piyasası bir arayış içerisindeydi ve bu yüzden yatırım güvenli gözüküyordu. Daha henüz vakit erkenken, şirket Amiga (İspanyolca kız arkadaş) ismini aldı, çünkü sonunda Hi-Toro isminin çok anlamsız olduğunu anlayan bir kişi çıkmıştı. Hem alfabetik olarak, hem piyasada reklam açısından 'A' ile başlayan bir isim daha avantajlıydı. Şirketin ismi belli olmuştu ama şirketin asıl amacı olan makine için bir isim yoktu. Epey bir uğraştan sonra makineye 'Lorraine' ismi verildi. Şimdilik böyle daha iyi olmuştu. En azından üzerinde çalıştıkları makinenin bir ismi vardı ve insanlarla konuşurken söyleyecek bir şeyleri vardı. Ayrıca isterlerse bunu daha sonra değiştirebilirlerdi. Amiga takımının kalbi Jay Miner ve Dave Morse idi. Jay bir chip tasarımcısıydı. Amiga'dan önce VCS ve Atari 800 bilgisayarlarının chiplerini yapmış ve birçok bilimsel araştırmalarda ve deneylerde bulunmuştu. Dave Morse de işe Tonka Toys firmasında başlamış ve Lorraine bilgisayarını Amerikan halkına pazarlamak için Amiga'ya gelmişti.

Gerçek projeyi gizli tutmak için birkaç joystick modeli geliştirildi (Şirket amaçsız kurulmuş olamazdı). Joystick'ten elde edilen para da Lorraine'i az da olsa desteklemek için kullanıldı. Amiga'nın çıkardığı joystickler biraz garip, biraz da Californiavariydi. Joyboard (board İngilizcede kaykay demektir) buna bir örnek sayılabilir. Kaykay şeklindeki joystick kullanıcının üzerine çıkarak sanki gerçekten kayıyormuş gibi hareketler yapmasıyla kullanılıyordu. Pek büyük başarı sağlayamayan Joyboard günümüzde isminin Guru Meditation mesajlarında çıktığı için hatırlanıyor. İşin gerçek hikayesi de şu: Makineyi test etmek için bir program yapılmıştı. Program kullanıcının Joyboard üzerindeki hareketlerini algılayarak o kişinin ne kadar anlayışlı olduğunu ölçüyordu. Fakat makine deneme aşamasında iken hep crash ettiğinden, Joyboard sinirden çıldıran çalışanların rahatlamak için oturdukları yer oluyordu. Çıkan hatalara da Joyboard ile ilgili isimler konuyordu.

Jay ve Dave'den sonra gelen kişi RJ Mical'di. RJ Mical yazılım mühendisiydi. RJ daha önce ünlü 'Defender Of The Crown' oyununu yazan Williams'lar ile çalışmış ‘Sinistar' ve 'Star Bike' oyunlarının yazılımında bulunmuştu. Fakat bu oyunların piyasaya sürülmesi arcade işinin ev bilgisayarlarının yarattığı etki ile sarsılmasına denk gelmişti. Böylece RJ Amiga'ya Intuition'ın tasarımı ve

OĞUZHAN ÖZBAŞ r'

Amiga'nın program ortamının oluşturulması için alındı (Biraz da Workbench için). Anlayacağınız gibi artık yeni makinenin vitrine çıkacağı kesinlik kazanmıştı ve Apple Macintosh ve PC'yi yenmek yeni hedef olmuştu. Araştırma ve geliştirme çalışmaları sırasında makineye Amiga yönetiminin bile bilmediği özellikler eklendi (drive, printer portları ve klavye). İlk prototipin ismi 'Zorro' idi. Prototip şimdilik sadece Sage 68000 makinesiyle çalışabiliyordu ve devreler açıktaydı (makinenin kendisine özel bir kutusu bile yoktu). Daha sonra Portia, Agnus ve Daphne (şimdiki isimleri Paula, Agnus ve Denise) chipleri haline gelecek olan elektronik devreler proje ilerledikçe daha da komplex bir hal alıyordu. Artık makine üretime geçmek için projeyi satın alacak bir firma bekliyordu.

Amiga'nın bu konuda büyük bir problemi vardı. Eğer firmaların projenizle ilgilenmesini istiyorsanız, onlara bir örnek göstermeniz gerekir ve bir ilgilenen bulamadan da bir tanesini yapacak parayı bulamazsınız. Durum böyleyken, Dave Morse şirketi bu sorundan kurtarmak için evini ipotek etti. Sessiz sedasız yazılım firmalarına makineyi göstermek için bilgisayar fuarlarında standlar kiraladılar. Bütün sorunlara rağmen 1984 Haziranında Chicago CES Fuarı'nda izleyicilerden gelen ilgi projenin devam etmesini sağladı. Fakat projeye yardım edecek veya projeyi satın alacak (zaten öyle oldu) ciddi bir sponsor bulamamışlardı. Sony, Hewlett Packard, Philips ve hatta Apple Computers bile denenmişti. Sonunda Atari ilgi gösterdi.

Ama unutmayın ki, Atari'yi alan Jack Tramiel'in Commodore ile küçük bir hesabı vardı ve Amiga'yı gizli silahı olarak kullanmayı tasarlıyordu. Jack Amiga'nın borçlarını ödedi ve Amiga hisselerinin fiyatının belirlenmesini onlara bıraktı. Yani Amiga'yı satın alması an meselesiydi. Tam son dakikada Amiga'yı alıp onu Commodore'a karşı bir koz olarak kullanacağı anda, Commodore Dave Morse'yi şahsen aradı ve Amiga'yı satın aldı. Commodore şirketi, Amiga'yı kendi içine almak yerine yanına ek bir şirket olarak Commodore-Amiga adıyla makineyi pazarlanacak duruma getirmesi için kurdu. Böylece yeni makine, yaratıcı şirketinin ismini alarak Amiga oldu. Commodore geliştirme işi için ortaya milyarlar koydu ve Amiga'yı bugünkü gibi üzerinde stereo monitörü olan keyboardlu ince konsol haline getirdi. Artık Amiga ciddi bir şekilde gelişmeye açık doksanların yeni nesil bilgisayarlarının ilk örneği idi.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.