Amiga Dünyası sayı 7, sayfa 60

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 60

Bu ay belki de şimdiye dek yapılmış olan en kaliteli, en zor ve gerçeğe en yakın bir strateji oyununu inceleyeceğiz, SECOND FRONT. Second Front bir SSI oyunu, zaten bu isim size kalite konusunda fikir vermek için yeterli olur sanırım. SSI bu sefer konu olarak kısa bir savaş senaryosu yerine, tarihin en kanlı muharebelerinin geçtiği, milyonlarca insanın öldüğü, Hitler'in Rusya savaşını ele almış. Fakat böyle geniş kapsamlı bir konuyu ele alırken, hiçbir şeyi de unutmamış. Eğer gerçek bir strateji oyunu oynamak istiyorsanız, zorlu mücadelelerin adamıysanız bu yazıyı okuyabilirsiniz, aksi takdirde bu yazı sizi oldukça sıkacaktır. Sakın bu oyunu diğer strateji oyunları gibi düşünmeyin. Unutmayın bu oyun bir Front Line ya da Blitzkrieg değil. Oralarda uyguladığınız taktikler bu oyunda hiçbir işe yaramaz ve savaşı daha ilk yılda kaybedersiniz. Daha evvel de bahsettiğim gibi, bu oyun gerçek bir strateji oyunu. Kimi zaman çaresiz durumlarda kalacaksınız ve o zaman Manstein veya Guderian'ın nasıl olup da bu gibi durumlarda başarıya ulaştıklarına hayret edeceksiniz. Fakat sizin oyunu save edip, başarısızlık anında geriye dönme şansınız var. Fakat o generallerin böyle bir şansları yoktu ve başarısızlıkları da mutlak ölümdü, iş böyle olduğu zaman bir Manstein'a, bir Kluge'ye, bir Guderian'a askeri dehalarından dolayı hayran olmamak elde değil. Oyunda 4 adet senaryo bulunmakta. Campaign 1941 Hitler'in BARBAROSSA harekatı. Daha başka bir deyişle Rusya seferinin başlangıcı. En geniş senaryodur. Bütün menüleri kullanabilirsiniz ve belki de savaşın kaderini değiştirebilirsiniz.

Campaign 1942 ise savaşın 2. yılının başlangıcıdır. Burada Alman ordusunun ilerlemesi durmuştur. Fakat zorlu kış ayı geçirilmiştir. Bence savaşı bu haliyle kabul edip, 1942 yılından başlamanız, savaşı baştan kaybetmeyi göze almanız olur. 1941'de biraz tecrübe ile çok daha iyi ilerleyebilir ve bazı stratejik önemi olan şehirleri alabilirsiniz. Ayrıca kolorduların tümenlerini ve tümen güçlerini de daha önceden ayarlayabileceğiniz için daha avantajlı bir durumda olursunuz. Bu sebeplerden dolayı, 1942'de oyuna başlamak bir avantaj değil, aksine büyük bir dezavantaj.

Moskova ve Stalingrad senaryoları ise hemen hemen aynıdır. Moskova senaryosunda, siz Doğu Ordular Grubunu kumanda ediyorsunuz. Üretim ve daha birçok konuya karışamıyorsunuz. Bu da sizi daha baştan kısıtlıyor. Karşınızdaki düşman ise ilk zamanlara nazaran daha hazırlıklı ve tecrübeli. Direkt olarak savaşın içinde olacağınız için de orduların yapıları içinde herhangi bir düzenleme yapamıyorsunuz. Stalingrad senaryosu da Stalingrad önlerinde geçiyor. Burada da Güney Ordular Grubunu kumanda ediyorsunuz. İdari açıdan Moskova senaryosu ile arasında pek bir fark yok. Bu sebepten dolayı bu iki senaryo da pek avantajlı ve zevkli değil. Şimdi isterseniz oyunu bir süre için bir kenara bırakalım ve konumuzla ilgili olduğu için biraz ikinci dünya savaşına ve Almanya'nın durumuna bakalım.

Hitler'in başa geçmesinden sonra Almanya büyük bir hızla endüstriyelleşmeye başladı. Büyük boyutlara varan işsizliğin önüne geçildi, silah sistemlerinde yenilikler incelendi ve bunlar Almanya'da uygulanmaya başlandı. Tüm bunlar olurken İspanya'da patlak veren iç savaş Almanya'nın burada kendisini sınamasına olanak verdi. Bu savaştan sonra birçok silah sisteminin eksik yönleri düzeltildi ve demode olanlar kaldırılıp, çok daha modernleri yapıldı. Eski savaş taktikleri modernize edildi. 1934 ve 1938 yılları arasında geçen sürede Almanya büyük çapta silahlanmaya başladı. 100.000 kişilik ordusu 600.000 kişiye çıkarıldı. Tüm dünyanın tersine Almanya'da tanklar piyadeden ayrı bir birim olarak düzenlendi. Almanya kuvvetlendikten sonra, Versailles Antlaşması'nda kaybettiği toprakları tekrar almanın planlarını yapmaya başladı. İlk olarak Ren bölgesi 1936 yılında işgal edildi, ardından Avusturya 1938'de, Südet bölgesi 1939'da, son olarak da Polonya toprakları içerisinde bulunan Prusya topraklarının alınmasıyla savaş resmen başladı. Hitler Rusya ile her ne kadar saldırmazlık anlaşması imzaladıysa da, bir süre sonra Rusya ile savaşmak zorunda olacağını biliyordu. Bunu düşünerek ilk saldırıyı ve bunun doğal olan sürpriz avantajını kullanmak için 22 Haziran 1941'de, kod adı BARBAROSSA olan saldırıyı başlattı. Binlerce kilometrelik cephe boyunca, milyonlarca insan, on binlerce top ve binlerce tank sınıra yığılmıştı. Bu korkunç güç 22 Haziran'ın gece yarısı harekete geçti ve önlerine geleni, büyük bir sel gibi, silip süpürdü. Tanklar piyadelerden ayrı olarak kullanıldı ve bu sayede stratejik şehirler ve ne olduğunu anlayamayan ordular kuşatıldı. Arkadan gelen piyadeler de kuşatılan bu orduları yok ettiler ve şehirlerde tam kontrolü sağladılar. Fakat hesapta olmayan bir şey vardı, o da Rus kışıydı. Alman planları yaz sonunda Moskova'nın alınacağı yönünde yapılmıştı. Fakat İtalya'nın yanlış bir zamanlama yaparak Yunanistan'a girmesi ve burada bozguna uğraması, Almanya'yı Yunanistan'a asker göndermek zorunda bıraktı. Alman ordusu bu sebeple 1 aylık bir süre kaybetti. Bu bir aylık kayıp süre Alman ordusunun Rus kışıyla erken tanışmasına yol açtı ve Almanya da bunu en ağır biçimde ödedi.

Alman Orduları Rus cephesinde 3 ana grupta, Kuzey, Doğu ve Güney Ordular Grubu olarak toplanmıştır.

Kuzey ordularının hedefi Leningrad'ı almak, ardından da Fin ordusuyla birleşerek harekatı derinleştirmekti. Son aşama olarak da ikiye ayrılacaktı. Birinci kol batıya ilerlemeye devam edecek, ikinci kol ise Moskova'ya doğru kuzeyden ilerleyecek ve yapılacak olan kuşatmanın kuzey ve arka kısmını oluşturacaktı.

Orta ordular, grubun en güçlü kısmını oluşturuyordu. Ana hedefleri Moskova'yı almaktı. Bunun yanı sıra Moskova'dan sonra yapılacak olan ileri harekatın da ana gücünü oluşturacaktı.

Güney Ordular Grubu ise Rusya'nın endüstri ve petrolünün bulunduğu ve Rusya'nın can damarı sayılan bölgeleri işgal edecek ve bu sayede Rusya'nın üretimine büyük bir darbe vuracaktır.

Bu şekliyle bakıldığı zaman işler planlandığı gibi gitseydi, Almanya'nın kazanması işten bile değildi. Çünkü sizin de göreceğiniz gibi stratejik bölgeler alındığında Rusya'nın üretimi oldukça düşüyor ve hatta başarılı olursanız sizin üretiminizin yarısına bile inebiliyor. Fakat kış bütün bu planları altüst etti ve Ruslara toparlanmak için zaman kazandırdı. Savaşın başında teknolojik bakımdan fazla ileri bir düzeyde olmayan Rusya'ya İngiltere ve Amerika 1942 yılının başlarından itibaren teknoloji transferi yapmaya başladılar. Bunun sonucu olarak fabrikalar modernleşti ve gerek tankta olsun, gerekse uçakta Ruslar Almanlar'ın teknolojisine yaklaşmaya başladılar. Binlerce fabrika Urallara taşındı ve bu sayede Almanların eline geçmekten kurtuldu. Almanlar Rusya'daki savaş boyunca her zaman Ruslardan sayıca azdılar. Fakat bu açıklarını üstün stratejileri ile kapattılar. Bunun en güzel örneği tanklarda görülebilir. Savaşın başında Rusların elinde bulunan tanklar, Almanların elindekilerden sayıca çok fazlaydılar. Aynı zamanda ellerinde bulunan T-34/76A tankları Almanların elindeki 1941-1942 yılları arasındaki tüm tanklardan daha etkiliydi. Fakat Ruslar tankları piyadelerle beraber kullandıkları için tankın taktik gücünü azalttılar, binlerce tankı, yüzlerce orduya dağıttıkları için tankların etkisi de azaldı. Buna karşı Almanlar tankları ayrı bir birim olarak kullandıkları için tank kolorduları her zaman için Rusların elindeki ordulardan daha güçlü ve seri olmuştur. Ruslar bu taktiği ancak 1 sene sonra öğrenebilmişlerdir. İlerleyen yıllar içerisinde Ruslar ne kadar iyi bir öğrenci olduklarını da kanıtlamışlardır işte size savaşın kaderini değiştirebilme fırsatı. Fakat unutmayın bu oyunu başarıyla bitirebilmek için saatlere değil, günlere ihtiyacınız olacak. Benim tavsiyem bol bol not tutun. Üretimlerinizi, kayıplarınızı bir yere yazın ki oynarken işiniz kolaylaşsın. Oyunda birçok seçenek bulunmakta. Ben sırayla bu seçenekleri ve gerekli açıklamaları yapmaya çalışacağım.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.