Amiga Dünyası sayı 6, sayfa 74

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 74

Bundan milyonlarca yıl önce. Atlantis ve Mu kıtalarının sular altında kalmadığı zamanlarda, okul kitaplarında yazanların aksine, dünyamızda bir yaşam vardı. Üstelik bu yaşam bizim bildiğimizden farklıydı, insanlar gerek birbirleriyle, gerekse hayvanlarla, barış içinde yaşarlardı (bugünün tersine). Barışsever bir ırk olan bu insanlar, bütün dünyaya yayılmış, yerleşik bir düzen içinde yaşamıyorlardı. Teknolojik açıdan da fazla ileri bir düzeyde oldukları söylenemezdi. Günümüz insanı gibi büyük ihtiras ve hırsları da yoktu. Günün birinde hayatlarının tümden değişeceğini hayal bile edemiyorlardı. Fakat hayal edilemeyen oldu... Sıcak ve güneşli bir günde, insanlar, bulutların arasından sıyrılarak gelen, çok parlak ve yuvarlak cisme bir anlam veremediler. Cisim yere indiğinde, içinden aynı kendileri gibi bir insan çıktığı zaman daha çok şaşırdılar. Bu kişi kendini ZORG olarak tanıttı. Buraya gelme amacı olarak da, yüzyıllardır bu dünyayı ve üzerinde yaşayanları incelediğini, sonunda da dünya üzerinde yaşayanların oldukça değersiz bir ırk olduğuna karar verdiğini, bunun sonucunda da işe yaramayan bu ırkı mutasyona uğratıp, yerine güçlü bir ırk yaratmak olduğunu anlattı. İlk olarak insanlar itiraz etmek istedilerse de Zorg'un gücü karşısında çaresiz kaldılar ve emirlerine boyun eğdiler. Zorg gemiden büyük bir makine çıkardı. Daha sonra insanlardan bir kadın istedi. Kadını makinenin içine yerleştirdi. Makine kadının rahmine 3 adet yumurta yerleştirdi. 4 saatlik bir kuluçka devresinden sonra, yumurtalar çatladılar ve içinden 3 adet garip mahluk çıktı. Mutasyon sonucu oluşan bu mahluklar o kadar vahşiydiler ki, ilk olarak annelerini parçaladılar. Bu işe oldukça şaşıran Zorg, denemenin başarısız olduğunu, yolunda gitmeyen şeyin ne olduğunu araştıracağını ve hatayı tamir edeceğini söyledi. Bunun için gitmek zorunda olduğunu, geri dönene kadar makineye sahip çıkacak ve onu koruyacak birini aralarından seçmelerini emretti. İnsanlar bir tanrı olarak gördükleri Zorg'un bu emrini hemen yerine getirdiler ve bundan sonra makineye kutsal bir emanet gibi bakmaya başladılar.

Zorg gittikten sonra insanlar makinenin bulunduğu alana büyük bir tapınak kurdular. Makineyi koruyacak olanlara da birer peygamber gibi bakmaya başladılar. Zaman geçtikçe ayinler düzenlemeye, Zorg'u anmaya başladılar. Bu ayinler zamanla daha vahşice ve barbarca olmaya başladı. Zorg'un tekrar gelmesi için kurbanlar adamaya, insanları öldürmeye başladılar. Tapınakta yaşayan koruyucular kendilerini her şeyin üzerinde görmeye başladılar. Bütün kurban ve adaklara karşın Zorg geri gelmedi. Bu da yavaş yavaş bir tanrı olarak gördükleri Zorg'a karşı inançlarını zayıflattı. Büyük yangın öncesi son rahip, en sonunda Zorg'un kendilerini unuttuğuna karar verdi.

Artık Zorg'un söylediği yeni bir ırkın zamanının geldiğine karar veren rahipler, makinenin çalıştırılmasını emrettiler. Tekrardan bir kadın makinenin içine sokuldu, fakat umduklarının tersine hiçbir şey olmadı. Dehşet içinde kalan rahipler, yaptıkları işin yanlış olduğuna karar verdiler ve makineyi tekrar kapattılar ve Zorg'un kendilerine kızmaması için dualar ettiler.

Koruyucuların zulümlerinden sıkılan ve artık Zorg'a inanmayan halk bir gün ayaklandı ve içinde koruyucularıyla beraber tapınağı yaktı. Yangın bir anda tüm çevreye yayıldı ve aylarca devam etti. Bu olaya "büyük yangın" denir. Artık eski düzen ve huzur geri gelmişti, insanlar tekrar barış içinde yaşamaya başlamışlardı. Fakat bu fazla uzun sürmedi ve bir gün Zorg geri döndü, bu sefer ilk gelişinden daha acımasız olarak. İlk yaptığı binlerce insanı cezalandırmak oldu. Ardından yeniden bir tapınak kurdu. Bu sefer tapınağa koruyucular değil, kendisi yerleşti. Yeni getirdiği makineyle de insanlar üzerinde bir dizi denemeler yapmaya başladı. Halkın gözünde tekrar tanrı olarak görünmek için de tüm yaptıklarına dini bir tören havası verdi. Artık insanların çoğu için o tanrıydı... Fakat hepsi için değil. Ona inanmayan ufak da olsa bir grup vardı. Bu grup da Zorg'u dünyadan atmaya kararlıydı, fakat nasıl, bilmiyorlardı. Kader tekrar ağını ördü ve olaylar kendiliğinden gelişti. Zorg denemeleri için her gün yeni kurbanları tapınağa getiriyordu. Bu insanların sonu her zaman aynıydı. Tapınağa bir giren bir daha çıkmıyordu. İşte bu kurbanlardan biri de oyunumuzun kahramanı olan sizin sevgiliniz. Siz hem sevgilinizi kurtarmaya, hem de Zorg'dan kurtulmaya çalışacaksınız. Fakat siz diğer insanlardan farklısınız. Siz bir değişkensiniz. Büyük bir beyin gücü potansiyeliniz var. İstediğiniz zaman bu gücü çeşitli biçimlerde enerjiye dönüştürebiliyorsunuz. Tabi bu enerjiniz sonsuz değil, oldukça sınırlı, bu yüzden bu gücü oldukça dikkatli kullanmalısınız.

Oyun konu ve oynanış bakımından oldukça değişik. Grafik olsun, efekt olsun, oldukça güzel. Oyun oldukça yüksek bir tempoda geçiyor. Sizin bütün işleri yapmanız için oldukça kısa bir süreniz var (2 saat). KULT fazla yeni bir oyun değil. Fakat bu oyun Türkiye'ye ilk geldiğinde bozuktu ve bir daha da gelmedi. Aradan 8 ay gibi bir süre geçmesinden sonra nihayet orijinali geldi ve biz de size bu güzel oyunu açıklama şansına sahip olduk. Aradan bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, software firmaları Kult kalitesinde bir oyun yapamadılar. Burada ufak bir müjde vereyim, önümüzdeki beş, altı ay içerisinde Kult'ın ikincisi piyasaya çıkacak. Daha evvel de dediğim gibi bu oyun bize biraz geç geldi, fakat Avrupa'da çıktığı zaman Kult uzun bir süre listelerde kaldı ve 1989 yılının en fazla satan 4. oyunu olmaktan da geri kalmadı. Kult aslında Star Wars ya da Battletech gibi bir Trilogy. Sadece bir tek kitaptan ibaret değil. Oyun kitaplardan ilkini ele almış. Diğer kitaplarda kahramanımız ve grubu, çılgınca bir dünyada, kötülüklerle mücadele ediyorlar. Neyse Kult hakkında bu kadar hikaye yeter. Şimdi tekrar oyuna dönelim. Daha evvel de dediğim gibi tapınağa girip sevgilinizi kurtarıp, Zorg denilen baş belasını yok etmeniz lazım. Bu sanıldığı kadar kolay değil. Tapınak oldukça iyi korunmakta. Üstün güçlerinize rağmen siz bile tapınağa gizlice giremiyorsunuz. Fakat girişin bir yolu var. Bu da muhafız adayı olmak. Tapınağı koruyan muhafızlar oldukça elit bir grup. Bu muhafızlar normal olarak insanlardan seçiliyor. Tabi bu insanların bazı sınavlardan başarıyla geçmeleri şartıyla. Sınavı başarıyla geçen muhafız oluyor ve tüm ömrünü tapınakta geçiriyor. İşte siz de tapınağa girebilmek için muhafız adayı oluyorsunuz ve imtihana tabi tutuluyorsunuz. İmtihan da tapınağın içinde olacağı için sevgilinizi bulma şansına, az da olsa sahipsiniz. Maalesef tapınağa girmenin tek yolu bu.

Şimdi gelelim imtihana. İmtihanda tapınağın bazı odalarında saklı bulunan 5 adet kurukafayı bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun için de 2 saatlik bir süreniz var, bu aynı zamanda oyunu bitirmeniz için size verilen zaman. Her odada ayrı bir bilmece var ve siz bu odalarda zekanızı kullanıp bu bilmeceleri çözmeye çalışacaksınız. Tapınak iki kattan oluşmakta. İmtihan ise birinci katta. İkinci kat sadece yüksek seviyedeki rahip ve koruyucular için. Yani siz bir yolunu bulup ikinci kata ulaşmak zorundasınız. Çünkü mantıksal olarak kurbanların gözden uzak bir yerde olmaları gerekir. İmtihanın konusu size saçma gelebilir, fakat bu imtihanlarla karşılaştığınızda zorlukları karşısında oldukça güç durumlarda kalabilirsiniz. Oyun bir adventure mantığıyla yapılmış. Herhangi bir eşyayı kullanacağınız zaman üzerine kliklediğinizde, yapabileceklerinizin bir listesi çıkıyor ve seçtiğiniz seçeneğe göre oyunun gidişatı değişiyor. Fakat her eşyada farklı seçenekler çıktığı için size bu seçeneklerin anlamlarını veremeyeceğim. Bilmediklerinizi sözlüğe bakarak bulabilirsiniz. Bu tarzda, hem adventure olup, hem de bu kadar bilmeceyi içeren bir oyunun da kolay olmayacağını tahmin edebilirsiniz. Tam zoru sevenlerin hoşlanacağı türde bir oyun.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.