Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 70
Mükemmel bir tesisle birlikte devrim yaratan bir ürün, Avrupa Cybernetics'i kayıtlardaki en hızlı büyüyen şirket haline getirdi. Firma daha sonra müşterileri bulunan her ülkeye bir fabrika kurmayı planladıklarını açıkladılar ve ardından da yeni konumlarına uygun olarak isimlerini değiştirdiler. Firmanın büyümesini, daha doğrusu, tarihte yeni bir çığır açmalarını, çok uluslu bir şirket olmalarını sağlayan ürün bir robottur. Piyasaya R-X serisindeki robotlardan üç versiyon sundular. R-X1 ev işleri için dizayn edilmiş basit bir robottu. RX2 ise endüstriyel alanda çalışacak bir robottu. Üçüncü versiyon olan RX3 ise tarım sektöründe çalışmak üzere dizayn edilmişti.
Aslında ilk robotlar RX serisi robotlar değillerdi. İlk robot bundan yaklaşık olarak 80 sene evvel yapılmıştı. Fakat yapılan bu robotlar kullanılırlık bakımından pratik değillerdi. Çok sık arızalanıyorlardı, parçaları ve üretimleri pahalıydı. Ayrıca kullanım alanına uyum sağlamak için uzun ayarlamalar yapılması gerekiyordu ve fazla da hareket edemiyorlardı. Fakat daha evvel de dediğim gibi en önemli sorun fiyatlarıydı. Bu sebeple sadece büyük firmalarda kullanılabiliyorlardı. İşte RX'lerin çığır açma nedenleri de buydu. Her ortamda çalışabiliyorlardı, bazı konularda kendileri karar verebiliyorlardı, mantık devrelerinde ikilemeler çok aza indirilmişti, uzun ömürlü ve en önemlisi çok ucuzdular. Bu sebeple bütün ufak firmalar ve hatta ev hanımları, işlerini kolaylaştıran bu robotları alıyorlardı. Tabi bu da RX'leri üreten firmaya diğer rakipleri karşısında oldukça büyük bir avantaj sağladı ve zaman içinde de rakip firmalar bir bir silindiler. Böylece bütün robot piyasası tek bir firmanın eline geçti. Firma her zaman yeniliklere açık bir firmaydı. İnsanlar ürettikleri robotlara alışsınlar diye, robotların dış görünümlerine de önem verdiler. Ürettikleri robotlar bir insan gibi surat mimikleri yapabiliyorlardı, hareketleri bir metal yığınından çok bir çocuğunkilere benziyordu. Bunun neticesinde RX robotları bir moda oldu. İnsanlar bu robotlardan alabilmek için birbirleriyle yarışmaya başladılar. RX'lerin içinde de en çok kullanılan RX1'di. Bütün ev işlerini yaptıkları gibi, bahçe bakımından dadılığa kadar çeşitli ve geniş alanlarda da hanımların işlerini kolaylaştırıyorlardı. Firma da RX1'in fiyatını özellikle ucuz tutmaktaydı.
Bu tutumları en sonunda bir sosyal devrim gerçekleştirdi. Artık her evde en az bir robot vardı. Artık insanların mesai saatleri azalmış, boş vakitleri artmıştı. İnsanlar bu boş vakitlerini farklı ve yaratıcı alanlara harcamaya başlamışlardı.
Bununla da yetinmeyen UCA (Uluslararası Cybernetics Anonim Şirketi) değişikliğin gelişmenin tek yolu olduğuna karar verdi ve uzay çalışmalarından eczacılık alanına dek bütün sahalara el attılar. Aradan geçen zaman içinde o kadar fazla işe el atmışlardı ki, bir evi UCA ürünleriyle donattığınız zaman, hiçbir eksiğiniz olmuyordu. Tabi bu arada firma askeri alanı da unutmamıştı.
Kısacası UCA oldukça faydalı ve halkın yararına çalışan bir firmaydı... Aslında hiç de öyle değildi. Gerçek amaçları meçhuldü, fakat halka ve devletlere şirin görünmek için böyle davrandıkları sonradan fark edildi, ama iş işten çoktan geçmişti. Firma artık müşterileri olan devletlerden çok daha güçlüydü, kendi yasalarına göre yönetiliyor, devletler de karışamıyorlardı. Kendi istihbarat örgütleri ve kendi askerleri vardı. Devletlerin dış kredilerini ayarlıyorlar, teknoloji transferi yapmıyorlardı. Bu sebeple herhangi bir devlet böyle bir firmaya istediği zaman sırt çeviremezdi. Bu hem ekonomik yönden kendilerini zor duruma düşürür, hem de halkın tepkisini alırlardı.
UCA ise buna karşın sosyal devrimle yetinemeyecek kadar büyümüştü. Ürettikleri robotlar belki dünyanın en iyi robotlarıydı, fakat neticede bir robottan başka bir şey değillerdi. UCA'nın başkanı Rudolf Phlatt oldukça hırslı biriydi ve aklına kendi kendine düşünebilen, kararları kendi veren, fakat bütün kararlarında UCA'ya sadık olan bir robot yapmakta kararlıydı. Normalde bir robot ne kadar hızlı olursa olsun, bir insanın kopyasından başka bir şey değildi ve programlanandan başka bir işe yaramıyordu. Orijinal düşünceler de organik yaşam biçimlerine özgü görünüyordu.
Şirketin araştırma ve geliştirme bölümü yeni tip bir robot için işe başladı. Bu yeni robot, yeni bir yaşam biçimiydi. Organiğin ve metalin bir birleşkesi olacak, laboratuvarda doğacak, fakat bir insan gibi yaşayacaktı. Fakat ufak bir engel vardı. Genetik değişimler uluslararası yasalara göre bundan tam 120 yıl önce yasaklanmıştı. Artık hiç kimse bir Frankeştayn ile bir arada yaşamak istemiyordu. Fakat firma bu araştırmaları bir devlet sırrı gibi saklamasını bildi. Yıllar geçtikçe araştırmalar meyvelerini vermeye başladı ve ilk örnekler alınmaya başlandı. Ta ki bir gün bir müşteri yasadışı bir cinayet makinesi isteyene dek. Firma bu isteği kabul etti. Bu sayede bu yeni ürünü test edeceklerini düşündüler. Firma dev bir Symbiotic Humanoid yaptı. Bu yeşil canlı fotosentez ile besleniyordu. Fakat hesapta olmayan bir şey oldu ve bu Frankeştayn Londra'daki fabrikadan kaçtı. Bir süre sonra da şehir sebebi anlaşılamayan cinayetlerle çalkalanmaya başladı. Polis bir türlü katili yakalayamıyordu. Halk da katile bir isim taktı 'Karındeşen Jack'. Bir süre sonra hükümet UCA'nın yasadışı araştırmalar yaptığından şüphelenmeye başladı. Fakat kanıt olmadan fabrikayı araştıramıyorlardı. Eğer firma en ufak bir şeyden şüphelenirse operasyonu durdurtup, fabrikayı yurt dışına taşıtabilirdi, bu da hükümetin değişmesine sebep olabilecek siyasal bir skandala yol açabilirdi. Fakat çözüm bulundu. Uluslararası bazda çalışan ve bağımsız olan ZODIAC haber alma örgütü bu iş için tutulabilirdi. Eğer fabrikaya sokulacak olan casus yakalansa bile hükümet bunu yalanlayacak ve olayı örtbas edebilecekti. ZODIAC bu iş için biçilmiş kaftandı. Tecrübeli bir Zodiac ajanı fabrikanın damına bırakılacaktı. Ajan bundan sonra yalnız olacak ve bir başarısızlık durumunda varlığı inkar edilecekti. Ajanın görevi ise fabrikanın içinde genetik laboratuvarı bulup, yeni ürün bir embriyoyu almak ve incelenmek üzere hükümet laboratuvarına götürmekti. Eğer hükümetin şüpheleri doğruysa ve casus başarılı olursa bu embriyo bir delil sayılacak ve UCA'nın genetik deneyleri durdurulacaktır.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 71
Görev oldukça basit, laboratuvarı bul, embriyoyu al ve dışarı çık. Fakat bu işin teorisi de pratiği de oldukça zor. Fabrika oldukça iyi korunmakta. Her yerde kameralar, sadece kızılötesi gözlüklerle görülebilecek alarm sistemleri, muhafızlar ve tabi UCA'nın fabrikalarında ürettiği, hakkında fazla bir şey bilinmeyen özel korumaları. Ayrıca fabrikanın çok katlı olduğunu da hesaba katmanız gerekecektir. Nihayetinde siz damda oyuna başlayacaksınız, sonunda da zemin kattan çıkmaya çalışacaksınız.
ISAAC ASIMOV'u okuyanlar, onun meşhur 3 robot kuralını da iyi bilirler. Basit bir anlatımla bir robot hiçbir zaman bir insana zarar veremez, bu kendini koruma durumunda bile geçerlidir. Fakat ne yazık ki bu kurallar, bu oyunda geçerli değiller. Sizi her fırsatta yok etmek isteyen birçok robot bu oyunda mevcut. Oldukça iddialı sloganlarla reklam veren firmanın oyunu ne yazık ki pek beklenen gibi çıkmadı. Dıştan bakıldığı zaman modern bir DUNGEON MASTER havası verilmeye çalışılmış, fakat bu oyun Dungeon Master'a değil benzemek, onun yanına bile yaklaşamamış. Her ne kadar oyuna bir FRP havası verilmek istense de bu pek başarılı olamamış ve oyun zor bir arcade'den öteye gidememiş. İnsan uğraşacak zor bilmeceler ararken, az bilmeceli, fakat oynanabilirliği zor bir oyunla karşılaşıyor. Grafiklere ayrı bir hava verilmek istenmiş, fakat bu da fazla başarılı olmamış. Sonunda ortaya çıka çıka detayları az, fazla oynadığınız zaman gözünüzü sulandıran, monoton renklerle dolu grafikler çıkmış. Eğer labirent tipi oyunlardan, tabi arcade değil 'Dungeon Master'vari, hoşlanıyorsanız, Xenomorph ya da Boss Jane Seymour'u alın, daha fazla zevk alırsınız. Ben gene de üzerime düşeni yapıp oyunun açıklamasına geçeyim. Unutmadan oyun piyasada iki disket olarak satılmakta, aslında ilk disket demo disketi, oyunu oynayacağınız disket ikinci disket, bu sebeple oyunu alırken buna dikkat edin ve tek disket alın.
Oyun yüklendiğinde karşınıza karakterinizi seçeceğiniz bölüm geliyor. Burada toplam 6 karakter var. Her birinin çeşitli özellikleri, avantaj ve dezavantajları var. Bütün bunları da karakterlerin özelliklerine bakarak anlayabilirsiniz. İsterseniz bu özelliklere bakalım.
Strength: Tam anlamı güçtür. Casusun kuvvetini gösterir. Silahsız dövüşlerde karşısındakine çıplak elle verebileceği zararı belirler. Aynı zamanda da karakterin ne kadar ağırlık taşıyabileceğini belirler.
Dexterity: Bu da karakterin çevikliğidir. Derecesine göre karakter karşısındakinin darbesinden kaçabilir.
Endurance: Karakterin dayanıklılığını belirler. Intelligence: Karakterin zekasının ölçüsüdür. Normal olarak derecesi yüksek olan bir karakter, az olana nazaran bazı aletleri kullanmasını, yeni yetenekleri kavramasını daha kolay başarır.
Yukarıdaki özellikler bir karakterin doğuştan kazandığı ve bir daha değiştiremeyeceği özelliklerdir. Aşağıdakiler ise bir karakter tarafından zaman içinde tecrübe ve çalışmalar sonucu kazanılmış olan özellikler ve tabi zaman içinde de gelişirler.
Combat: Karakterin, bir dövüş esnasında, dövüş kabiliyetinin derecesidir.
Weapons: Karakterin silah kullanma kabiliyetidir. Bu kabiliyet bir karakterde olmasa da bu karakter silah kullanabilir, fakat atışları isabetli olmaz.
Computers: Bilgisayarları kullanma ve aynı zamanda android robotların, kendilerini tamir edebilme özelliği.
Electronic: Elektronik aletlerin kullanım ve onarım özelliği.
Mechanical: Mekanik aletlerin kullanım ve onarım özelliği.
Psionics: Her karakterde, özellikle androidlerde bulunmayan bir özelliktir. Karakterin psikokinetik enerjisinin seviyesini gösterir. Bu oldukça faydalı bir güçtür. Beyin gücü ile, fiziksel güç ile başa çıkamayacağınız problemlerin çözümünde kullanılabilir.
Karakterinizi seçtikten sonra, bu karaktere oyunda kullanacağı aletleri vermelisiniz. Fakat burada bir para sınırı konulmuş. Bu sebeple bütün aletleri alamıyorsunuz. Fakat üzülmeyin bütün aletler oyun içinde karşınıza çıkacaktır. Fakat ilk başta alacağınız en önemli aletler, zırh, silah, bilgisayar, jet-pack olmalı. Bu size oyunun başında biraz da olsa bir avantaj sağlar. Şimdi de bu aletlerin ne işe yaradıklarına bir bakalım.
Armour: Karakterin kendini darbelerden korumak için üzerine giydiği zırhtır. 4 değişik versiyonu vardır.
A-Ablative: En ucuz ve en dayanıksız olanıdır, tamiratı mümkün değildir.
B-Reflective: Yakın dövüşte işe yaramayan, fakat sizi hedef alan atışlarda, size gönderilen enerjiyi yansıtan bir zırh.
C-Standard: Bu da Reflective zırhının tam tersi bir zırhtır. Yakın dövüşte işe yarar.
D-Supreme: En emin ve en güçlü zırhtır. Tek kusuru çok enerji harcamasıdır. Fakat bu sorun da fabrikadaki enerji üreten ünitelere zırhı bağlamakla çözümlenebilir. Bu sayede eksilen enerji yerine getirilir. Fakat oyun içinde enerjisi bitmiş bir zırh tam anlamıyla ölüm demektir.
Compass: Katlarda yönünüzü bulmanıza yarayan pusuladır.
Drink: İnsanların azalan enerjilerini yerine getirir, pek fazla etkili değildir, androidlerde bir işe yaramaz.
Backpack computer: Katların haritalarını gösterir, fakat her zaman çalıştırmayın, az da olsa enerji harcar.
Disrupter: Bir cins mayındır. Fakat robotlar için dizayn edilmiştir. Organik maddelerde etkisizdir.
Electronic Kits: Sadece androidlerin işine yarar. Androidlerde oluşan fiziksel hasarları tamir eder.