Amiga Dünyası sayı 4, sayfa 32

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 32

KORSANLAR

Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla gerçekleştiği günümüzde, bilgisayarlar gündelik yaşama tahmin edildiğinden daha hızlı girmiş durumdalar. Bugün birbirinden çok farklı alanlarda bilgisayarlar yaygın biçimde kullanılıyor. Bunlara artık sayıları küçümsenmeyecek rakamlara ulaşmış aileleri de ekleyebiliriz. Bilgisayarların hayatı kolaylaştırmaları, işlerimizi hızlandırmaları ve bizi eğlendirmeleri iyi ve hoş, fakat bilgisayar kullanımının beraberinde getirdiği bazı olumsuzlukları da görmezlikten gelmek mümkün değil. İşte bu olumsuzluklardan biri de yazımızın konusu olan bilgisayar korsanlığı. Bu yazıda bilgisayar korsanlığını değişik yönleriyle irdeleyecek ve konuya ülkemizin durumu açısından yaklaşacağız. Korsan denince, hemen herkesin aklına eskiden yaşamış ve filmlere konu olmuş, açık denizlerde gemileri yağmalayarak geçimlerini sağlayan kanunsuz insanlar gelir. Terimin bugün kazandığı yeni anlamlar, kanunsuzluğu çağrıştırmaları bakımından orijinal anlamla bağıntılı. Artık denizlerde korsanlara rastlanmadığından, korsan sıfatı şimdi başka insanlar ve başka uygulamalar için kullanılıyor. Bizim inceleyeceğimiz korsanlar ise bilgisayar sektörüne musallat ve bu sektöre korku veren insanlar. Çok genel olarak, Bilgisayar Korsanlığı bilgisayar yazılımlarının özel yollarla çalınması ve kanunsuz yollardan kopyalanıp çoğaltılarak ucuz fiyatla satılması olarak ifade edilebilir. Bu tanımla günümüzün bilgisayar korsanlarının eski zaman korsanlarından daha akıllı ve daha çalışkan oldukları ortaya çıkıyor, çünkü bilgisayar yazılımlarını çalmak öyle kolay bir iş değil ve bunun için üstün bir zeka, bilgi ve beceri gerektiriyor. Ayrıca korsanların çaldıkları yazılımları çoğaltıp satmaları da eskiden gemi ele geçirerek hazıra konan korsanlardan farklı biçimde örnek bir organize çalışma. Hatta başta sekiz ve on altı bitlik ev bilgisayarları olmak üzere geniş bir korsan program pazarı meydana gelmiş bile. Bu noktada korsanlığın iki ayrı fenomeni ortaya çıkıyor. Birincisi hırsızlık olarak tarif ettiğimiz çalma işlemi, ikincisi ise seri üretim yani kopyalama.

Çalma olayını burada biraz açmak gerekli. Adi hırsızlık olarak bilinen olayın dışında tarihte değişik çalma durumları söz konusu olmuş. Örneğin, eskiden yazarlar yazdıkları eserde başka yazarların eserlerinden yararlanmadan edemezlermiş. Bunun da bir tür hırsızlık olduğu ve bugün İngilizce'de Plagiarism kelimesiyle tarif edilen fikir ve kaynak hırsızlığının suç olarak kabul edilmesi epey zaman almış. Yazılımın çalınması ise, şüphesiz çok daha yeni bir hırsızlık türü. Fakat bu işi yapan korsanla, sözgelimi esaslı bir kasayı binbir hünerle açan hırsız arasında işledikleri suç açısından fazla bir fark olduğu söylenemez.

AMIGA 500 gibi ev bilgisayarlarında çalışan ve başta oyun olmak üzere her tür yazılımı çalan korsanlara CRACKER deniyor. İngilizce'de bir şeyi çözmek anlamına gelen CRACK kelimesi Türkçe bilgisayar jargonuna KIRMAK kelimesi olarak geçmiş. Yazılım şirketleri tarafından üretilen, özellikle oyun türü programlar genellikle kopyalanamaz halde piyasaya sürülüyorlar. Bu işleme PROTECTION yani korunma deniyor. Uzman kişilerce özel programlama teknikleri kullanılarak yapılan bu işlemler sonunda programın sadece kopyalamaya karşı korunmuş olan orijinali çalışıyor. Korsanlar da bu orijinal program üzerinde en az korumayı hazırlayan kişiler kadar çalışıp programı kopyalanabilir hale getiriyorlar. Bu, sürekli devam eden bir mücadele. Her gün yeni ve daha karmaşık korumaya sahip programlar çıkıyor ve korsanlar tarafından eninde sonunda kırılıyorlar.

Başka bir koruma yönteminde ise, kopyalamaya karşı korumadan farklı bir yol izleniyor. Program yüklenirken veya yüklendikten sonra programın kullanım kılavuzunun herhangi bir yerindeki kelime veya renk (fotokopiye önlem olarak) soruluyor. Eğer kullanıcı orijinal program dokümanına sahip değilse, ki korsanlar bu dökümanları nadiren çoğaltıyorlar, bu isteği yerine getiremiyor ve program yanlış yanıtlar verildiği andan itibaren çalışmaz hale geliyor. Ancak korsanlar da buna karşılık programın içine girip sorulan siliyorlar ve sonuçta program tekrar soru sorulmadan kullanılabilir hale geliyor.

Her iki koruma yönteminin başarısız kalması, korsanların oyun programlarının yazıldığı dil olan makine dilini çok iyi bilmelerinden ve son derece inatçı olmalarından kaynaklanıyor. Orijinal bir oyun ele geçirdikleri zaman bu oyunu kırmak ya da kıramamak onlar için şeref meselesine dönüşüyor. Geceli gündüzlü çalışmalar sonunda oyunun kilidi olan protection açılıyor ve korsanlar programda istedikleri değişikliği yapabiliyorlar.

Korsanların nasıl tipler olduğunu merak ediyorsanız, hemen şunları söyleyebilirim: Yaşları 15-25 arasında değişiyor. Değişik türlerde Batı müziği (Metal, Acid House, Rock ve Jazz gibi) dinlemekten hoşlanıyorlar. İçki, sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak duruyorlar. Bilgisayarlar onlar için hayattaki en önemli şeylerin başında geliyor. Toplum içinde özellikle okulda başarı seviyeleri pek fazla değil, bu yüzden içe kapanık oluyorlar ve bütün ilgilerini bilgisayar üzerinde odaklaştırıyorlar. Bazen birkaç korsan bir araya gelerek bir korsan grubu kuruyor. Böylelikle program kırma faaliyetleri farklı kişilerin yetenek ve bilgilerinin bileşkesi doğrultusunda daha iyi sonuçlar veriyor.

Orijinal program korsanlar tarafından kırıldıktan sonra birtakım işlemlerden geçiyor. Önce orijinal programda bazı değişiklikler yapılıyor. İstenirse programın içine grubun adı yazılıyor ve oyun yüklendiğinde bu yazı ekrana geliyor. Bunun arkasından eğer program oyunsa sonsuz hak, sonsuz silah ve cephane vb. eklemeler yapılıyor. Bu değişiklikler de tamamlanınca mümkünse program CRUNCH ediliyor. Bu işlem programın diskette kapladığı yerin azalmasını sağlıyor ve dolayısıyla program daha çabuk yükleniyor. En son olarak diskete grubun intro'su kaydediliyor. Intro, İngilizce giriş anlamına gelen Introduction kelimesinin kısaltılmış şekli. Programlar yüklenmeden önce ekrana gelen Intro'larda etkileyici grafikler ve müziklerle grubun reklamı yapılıyor. Intro'ların hemen hepsinde SCROLL TEXT denen soldan sağa kayarak geçen yazılarda takma adlarıyla grubun üyeleri tanıtılıyor, diğer gruplara kutlamalar gönderiliyor (GREETINGS). Bu arada, programın orijinalini getiren kişiye teşekkür ediliyor ve çeşitli yerlere mesajlar yollanıyor.

Artık program kırılmış ve kopyalanarak dağıtılabilir hale gelmiştir. Bundan sonra o disketin kimbilir kaç kopyası çekilecektir. Disket büyük bir hızla kontaklar vasıtasıyla başka yerlere ulaştırılır. Posta, bu iş için oldukça emin bir yol. 3.5 inç disketlerin her türlü zarfta zarar görmeden rahatça gönderilebilmesi sayesinde, postada korkunç bir disket trafiği meydana gelmekte. Emniyet açısından korsanlar çoğu kez özel posta kutuları kiralıyorlar ve posta idaresi illegal bir olaya alet olduğunu anlayana veya polis tarafından posta kutusuna baskın yapılana kadar korsanlar bu posta kutusunu kullanıyorlar. Intro'larda nadiren posta adreslerine rastlanıyor. Disketlerin dağıtım işini yapanlar için başka bir terim kullanılıyor, SWAPPER. Swapper'lar hem programı para karşılığı satıyorlar, hem de başka satış yerlerine dağıtıyorlar. Programları dağıtmanın bir başka yolu, bülten panoları. Modem cihazına sahip bilgisayar kullanıcıları, korsanların kurduğu illegal bülten panolarına bağlanıp en son kırılmış oyunu rahatça kendilerine çekebiliyorlar.

Bir de kopya partileri var. Belli zamanlarda ve gizli yerlerde değişik grupların üyeleri toplanarak bir araya geliyorlar ve kırdıkları en yeni oyunları kendi aralarında değiştirip kopyalıyorlar. Herkes gururla protection'ları nasıl kaldırdığını ve oyunu ne kadar kısa sürede kırdığını anlatıyor. Bu partilerde daha aynı gün piyasaya çıkmış oyunların kırılmış versiyonlarına bile rastlamak mümkün. Kopya partileri korsanların eğlendikleri ender zamanlar ve eğlencelerini bozacak tek şey ani baskın yapan Polis ve LAMER diye çağırdıkları beceriksiz ve yaptıkları işi açığa çıkarabilecek zararlı tipler.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.