Amiga Dünyası sayı 1, sayfa 48
Sayfanın metni

Sayfa 48

Oyunun ses efektlerinden bahsetmeden geçemeyeceğim. En başta, oyunun büyük bir kısmı denizde geçtiğinden arka plana eklenen deniz sesinin oyuna iyi uyduğunu belirtmeliyim. Ancak, deniz kıyısında veya geminin üzerinde fazla oyalanırsanız, bu ses bir süre sonra sizi rahatsız etmeye başlayabilir. En iyisi monitörün sesini biraz kısmak, bu yeterli olacaktır. + ve — tuşları ile sesi açıp kapatabilirsiniz. Oyunda bundan başka az sayıda top, çan vb. efektler ve öldüğünüzde duyulan sinir bozucu bir kahkaha sesi var.

Issız bir adada nefis bir macera.

Ekranın alt yarısında iki tane pencere daha var. Bu pencerelerin sağda olanı taşımakta olduğunuz eşya ve objeleri (inventory) bir liste halinde gösteriyor. Eğer yanınızdaki objeler bu pencereye sığmayacak kadar çoksa diğerlerini penceredeki ok tuşlarına basarak ekrana getirebiliyorsunuz. Yine bu pencerede bulunan objelerin adlarının üzerine klik yaptığınızda o objeler hakkındaki ve aynı zamanda EXAMINE OBJE komutuyla alabildiğiniz bilgiler otomatik olarak soldaki komut penceresine yazılıyor. Sol alt tarafta fazla detaylı bir text'i olmayan komut penceresi bulunmakta. Komutları normal şekilde klavyeden girebildiğiniz gibi, ilk beş fonksiyon tuşuna programlanan EXAMINE, TAKE, DROP gibi çok fazla kullanılan komutları bu tuşlara basarak ekrana yazdırabilirsiniz. Öbür fonksiyon tuşları, durumunuzu diskete kaydetme veya oradan yükleme vb. işlemlere tanımlanmış. Herhangi bir fonksiyon tuşuna SHIFT tuşu ile beraber basıldığında o fonksiyon tuşu için yeni bir komut tanımlaması yapılabiliyor. Komutları girmede bir diğer kolaylık kursor ok tuşlarıyla SHELL'deki gibi bir önce verdiğiniz komutu çağırma imkanınız olması. Böylece yazım hatası nedeniyle çalışmayan uzun komutları tekrar baştan yazma zahmetinden kurtuluyorsunuz.

Oyun, yukarıda da söylediğim gibi text adventure tipinde yazılmamış. Herhangi bir yer hakkındaki bilgiler veya komutlarınıza aldığınız cevaplar 4-5 satırı geçmiyor. Ülkemizdeki çoğu adventure'cının fazla text okuma meraklısı olmadığını bildiğim için bu oyunun çoğunluğu sevindireceğini tahmin edebiliyorum. Bilmecelerin zorluğu konusunda fazla söylenecek bir şey yok. Hemen hemen hepsi eski 64 oyunlarında ve Mindshadow'da gördüğünüz tipte bilmeceler. Fakat oyunun kelime hazinesi bilmeceleri çözmede bir zorluk yaratabilir. Gerçi kelime hazinesi bence oyun için yeterli, ancak bazı işleri başarmak için kolay kolay aklınıza gelmeyecek komutları kullanmanız gerekli. Örneğin, uyuyan bir korsanı bertaraf etmek için PRESS PILLOW ON PIRATE'S FACE komutu, yapacağımız işi daha iyi belirtirken bilgisayar bunu anlamıyor da SUFFOCATE PIRATE'ı kabul ederken, önceki komuttaki hareketi yaptığımızı söylüyor. Kuşsuz, oyunun kelime hazinesi ve karmaşık komutları anlayabilme yeteneği bir INFOCOM ya da bir MAGNETIC SCROLLS oyunu kadar ileri değil.

Yazık ki öldünüz?

Oyunun konusunun çok bilinen türde olması ve fazla text okumak zorunda olmayışınız, bilmecelerin çözümünü kolaylaştıran iki büyük etken. Böylelikle bilmeceleri çözmeye kendinizi daha fazla verebiliyorsunuz. Oyunda çözmeniz gereken bilmece sayısı gerçekten epey fazla. Ancak bilmecelerin çoğu birbiriyle bağlantılı olduğu için bir tanesini çözdüğünüzde diğerlerini de daha kolay çözebiliyorsunuz. Bilgisayarın bilmece çözmede yardım ettiği tek yer oyunun başındaki adadan nasıl kaçacağınız. Bundan sonra ne bir HELP komutuna yanıt, ne de başka bir yerde ipucu alamıyorsunuz.

IOLH, adventure ustalarından çok, hiç adventure oynamamışlar için başlangıç olarak mükemmel bir oyun. Mindshadow ve 64'ün eski grafikli adventure'larını sevenlerin bu oyundan da zevk alacakları kesin. IOLH'un bu özelliğiyle bende de bir nostalji hissi uyandırdı.

DIGITAL WORKS GRAFİK -70

512 veya 1MB SES -70

2-DİSKET ATMOSFER -80

OYNANABİLİRLİK -80

ZORLUK -50

GENEL -80

ARTHUR THE QUEST FOR

EXCALIBUR

Kral Arthur'u Lancelot adlı oyundan hatırlayanlarınız vardır mutlaka. O zaman kral olarak karşımıza çıkan Arthur'u bu oyunda henüz kral olamamış deneyimsiz bir genç olarak buluyoruz. Oyunda Arthur rolündeyiz ve amacımız da efsanevi kılıç Excalibur'u bularak İngiltere'nin tek kralı olmak.

Kral Arthur'un bir zamanlar gerçekten yaşayıp yaşamadığı bugün bir tartışma konusu. Aslında Anglo-Saxon Krallıkları öncesi İngiltere'deki Roma döneminde adına rastladığımız bir Arthur var; ancak o zamanlar ne şövalyelik biliniyordu, ne de Camelot'un tarif edildiği gibi taştan bir kale olması mümkündü. Bu yüzden çoğu uzman ortaçağın romanslarında adı geçen yuvarlak masa şövalyelerinin başı Kral Arthur'u efsanevi bir kişi olarak kabul ediyor.

Bu oyundaki Arthur'un hikayesi, bilinen Arthur efsanelerine sıkı sıkıya sadık değil ve oyun için ayrı bir konu bulunmuş. Buna göre, çevredeki bir krallığın reisi olan King Lot, Uther Pendragon'un sonradan tüm İngiltere'nin kralı olacak oğlu Arthur'un öldüğünü ve Arthur hariç kimsenin taştan çekip çıkaramayacağı kılıcı, yani Excalibur'u kendisinin çıkarmayı başardığını halka başka bir kılıç göstererek inandırıyor. Arthur olarak kılıcı bulmalı ve King Lot'un yalanlarını ortaya çıkarmalısınız. Aslında Excalibur ilginç biçimde oyuna başlar başlamaz karşınızda duruyor, fakat o anda kılıcı taştan çıkaracak kadar gücünüz yok ve az sonra oraya gelen Kral Lot, kılıcı başka yere taşıtıyor. Bundan sonra bütün uğraşınız tekrar kılıcı bulup ele geçirmek ve bu zaman içinde ideal bir şövalye haline gelip, kılıcı taştan çıkaracak kadar değerli bir insan olduğunuzu ispatlamak olacak. Ne kadar iyi bir şövalye olduğunuz şövalyelik, bilgelik, deneyim ve başarı alanlarında skor olarak değerlendiriliyor ve Excalibur'u ancak belli bir skora ulaştıktan sonra elde edebiliyorsunuz. Başka bir açıdan bu oyun Arthur'un kral olmaya değer olup olmadığının bir sınavı.

Oyunun bir diğer önemli karakteri de, Arthur'u büyüten Merlin. Büyük bir sihirbaz olan Merlin oyun boyunca Arthur'a çeşitli yardımlarda bulunuyor. Örneğin, onun öğrettiği bazı sihirlerle Arthur baykuş, yılan vb. hayvanlara dönüşebilmekte. Bu durumda ancak uygun hayvan olursanız çözebileceğiniz bilmeceler var. Herhangi bir hayvana dönüşürken çevrede kimsenin bulunmamasına dikkat etmelisiniz, yoksa büyücülük yaptığınız için öldürülebilirsiniz. Başka bir yaratık olmanın bir dezavantajı, insanken yanınızda bulundurabildiğiniz her şeyi taşıyamamanız.

Arthur da bir Infocom oyunu olduğu halde detaylı text'inin yanında her ayrı yer için ufak fakat iyi çizilmiş resimler var. Tabii her Infocom adventure'ında olduğu gibi oyunun text'i mükemmel. Oyunda fonksiyon tuşlarından da yararlanabiliyorsunuz. F1 tuşu normal grafik ekranını, F2 gittiğiniz yerlerin güzel bir haritasını, F3 yanınızdaki eşyaları, F4 skoru, F5 grafik ekranında text gösterme, F6 ise tamamen grafik ekranını kapatmaya yarıyor.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.