Amiga Dergisi sayı 12, sayfa 38

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 38

STAGE 2 *SPACE PRISON SHIP- Şimdi bataklığa sürüklenmiş bir uzay gemisinin içindeyiz. Biraz kafa kullanırsanız olduğunuz hapishaneden çıkabilirsiniz. Hmmm, Demek ki asıl maceraya girdiniz (sıkıyosa bundan çıkın). Buradaki amacınız her kata dağılmış olan kart girişlerini bulmak. Bunları bulursanız dört kilitli kapıdan kurtulursunuz. Size yardımcı olacak en önemli unsurlar ışınlama makinesi ve hapsedilmiş mahluklar. Eğer bu mahlukları kurtarırsak bize her konuda yardımcı kötü niyetli ağaç olurlar. Işınlama makinasıyla kendinizi veya mahlukları hangi kata isterseniz ayarlayabilirsiniz. Mahlukların fonksiyonları bol (mesela deniz topu sizi yükseklere fırlatabilir). Tekerlekli şeyleri öldürüp onların motorlu patenlerine binebilirsiniz. Yeşil vatandaş'a dikkat, olmadık yerde çıkıp sizi hapis odalarına ışınlayabilir

STAGE 3

RED VOLCANO- Yanardağların kızıl dünyasındayız. İlerleyin ve ekranın en solundaki lav gölcüğünün sağında, tavandaki büyük çıkıntıyı STIX'le vurarak düşürün. Deprem olduysa yola devam. İnin üzerinden karşıya geçiyoruz. Yapışkan yarasalara ve düşen sarkaçlara dikkat. Taşlardan yukarı çıkıyoruz ve silindirin suratına vurup borunun altındaki ZOTT'u ezmesini sağlıyoruz. Yukarıdaki kapağı devirip içeri çekiliyoruz. Şimdi ölümün ikinci kısmındayız. Burada amaç tüm ampulleri aktif duruma getirmek. İlk ampulü yakıyoruz ve boruya tıkanmış olan adamın münasip bi tarafına vurup içeri dalıyoruz. (herhalde ampullerin nasıl yakılacağını anlatmamı beklemiyorsunuz!)

STAGE 4

-UNDERWATER RIVER- Burası Marmara denizi gibi bir yer (anlıyacağınız pislik dolu). STIX'in yardımıyla boğulmadan yüzmeye çalışıyoruz. Yapacak fazla bi şey yok. İlerleyin yeter.

- SPACE PORT. Havaalanı tipinde bir limandayız, grafikler nefis ama ben burayı daha çok CAPITOL'e benzettim. Biraz ileride odunların geçemeyeceğini belirtir bir işaret var (görün de utanın, Amiga'cıları ne yerine koyuyorlar). Buraları geçmek biraz sorun yaratabilir. Alarmı çaldırmamaya dikkat edin yoksa tüm bina personeli peşinize düşer (düştü de). Binanın tüm ekranları sizin o sevimli suratınızla dolu. Şimdi robo-polislerden kurtulun bakalım. Aaa! Ben bilim. Kurtulursunuz, kurtulursunuz... Ben varken o 300 900'ü aramanız tabii ki gereksiz. Aman dikkat! Sakın kaybolmayın yoksa sizi anneniz bile bulamaz. Elektrikli asansörlere dikkat ederek çıkabildiğiniz kadar yukarı çıkın. En üst katta iplerden gitmek zorundasınız. Sağdaki yere yapışık asansöre şööle bir geçirin bakalım noluyo? Şimdi sola ve DİNİ Nİ DIN! (o da mı kim?). Oyun sonu canavarı. Bu bitkisel robotun özelliklerine hayran kalacaksınız. OH! Gebenin onu. Oh! Oh! canımıza değsin... Oyunu sorun. da candüşmanınızla iki dost olduğunuzu gösteren müthiş bir demo var. Bu oyunu da arşivinize kattıktan sonra arkadaşlarınıza "BENİM OYUNLARIM SENİN OYUNLARINI DÖVER". Oyunun her ne kadar tam açıklamamış olsam da en önemli yerlerini bir amatör olarak kağıda serdim (yerimin yettiği kadar). CORE DESIGN'in en iyi bombası. Bence şimdiye kadar yapılmış en spastik, pardon en sempatik oyun. Bakalım CORE oyunun 2.'sini ne zaman çıkaracak. O. UTKU GÜNEŞ

'da 1 numara

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.