BUBBA 'N STIX
Retro bilgisayaryarımın başına geçmiş — diyordum. Sıkıntıdan ekrandaki biçimsiz disket resmini incelerken gökten iki tane disket düştü (oysa yukarıda tavan vardı). Gayet şaşırdım (okuduklarınıza sakın inanmayın, aslında ben de her normal insan gibi gidip bilgisayarcıdan aldım). Evet, merhaba. Ben derginin en yeni ve en genç yazarlarındanım (en azından 70 yaşın altındayım. Eeee.. 15 nasıl?) Büyük bir ihtimalle çoğunuzdan küçüğüm (tabii zeka yaşım fena sayılmaz). Elimde harika bir oyun var ve sizin de bundan yararlanabileceğinizi düşündüm, dolayısıyla açıklamaya karar verdim. Amiga tarihinde kalabilecek bir oyun. Eminim bu oyun size Ülker Probis gibi gelecek (beğenmeyen var mı?). Bu ilk denememde oyunu size bir güzel açıklayacağım. Oyunumuzun türü platform. Ama diğerlerinden çok farklı, oyuna inanılmaz espriler, müthiş karakterler ve saç baş yoldurucu olaylar katılmış. Her adım attığınızda yüzünüz gülecek (ehe, abarttım galiba). Oyunun başrol oyuncusu BUBBA, STIX ile tam bir ikili. Bu ikilinin birkaç değişik joystick kontrolü var. Neler acaba?
Güzel grafikler, komik yaratıklar, aşmanız gereken beş adet bölüm ve bunlardan birkaç küçük manzara.
Sırf fire'a basarsanız BUBBA, STIX'i sallar,
Basılı fırlatır Bir deliğin yanına — çelip hafifçe besıp yana çekerseniz STİX'i deliğe sokar. Aynı bir oşyanın — ya: yaparsanız bavul BUBBA,
STIX'i kaldıraç olarak kullanır, yine aynı hareketle çarkları çevirebilir, sıvıları karıştırıp kıvama getirebilirsiniz. Eğilip fire'a basarsanız bazı küçük eşyaları (taş, mahluk) yerinden oynatabilirsiniz. STIX'i kullanarak bir akrobat gibi iplerin üzerinde yürüyebilirsiniz (düşmeden yürümek için bir sağa bir sola hareket edin). Oyunun başta gelen sevimli ortaklar ZITT, ZOTT ve adından yeşil vatandaş olarak söz edeceğim canınız. Oyunumuzun bol animasyonlu bir haritası da mevcut. Harita siz stage atladıkça ekranın sağına doğru kayıyor. Ayrıca stage boyunca toplayacağınız tüm bonuslar, bo-
bölümünde size saniye olarak geri gelecek. Bonus kademeleri her zaman değişiyor demek istedim). Burada ve helikopterleriyle dolaşarak size zamanı gösteriyor. Zaman bitmeden çıkışa ulaşırsanız kredi sizindir, yok ulaşamazsanız krediler sizlere ömür. Ha bir de size disket söylenen yerde disketi değiştirmeyin ve bekleyin. Espriler canımıza okuyacak. Şimdi de stage'lere geçiyorum (n'olur biraz merhamet...).
STAGE 1
FOREST. Ağaçlar koyu MILKA renginde. Background'da ormanın derinliklerini görüyoruz. Rüzgar yaprakları yüzümüze çarpıyor. Biraz ilerleyince duyduğumuz ayak seslerinin sahibi olan ağaç çat kapı arkamıza dayanıp tip tip bize bakıyor. (görmemiş olacak). Arkamıza dönüp baktığımızda ağaç kardeş bize cansızmış numarası yapıyor. Ağacın alnındaki deliğe STIX'i sokuyoruz ve üstüne çıkıyoruz. Çıkmamızla beraber STIX annemizin margarini gibi ayağımızın altından kayıyor. STIX tam size geri dönerken zıplayın ve ağacın gözüne çarpmasını sağlayın. Bir kaç vuruşta ağaç fidana dönüşecek. Artık size zarar veremez. Solda altı tekerlekli 15 saniye değerindeki bonus yaratığını yakalıyoruz ve sağa dönüyoruz. Eğer karşımıza çıkan çalılara yaklaşırsak bu şirin şeyler bize tertemiz ve bembeyaz dişlerini gösterip üzerimize sıçrıyorlar. Her kademede karşımıza çıkacak olan can düşmanımız ise sakarlıklarıyla bizi güldürüyor. Sorracıma ZITT ve ZOTT'la karşılaşıyoruz. Tam tartışırlarken STIX'i atıyoruz ve ZITT ZOTT'a bi tane geçiriveriyor. Uzunca bir süre ilerliyoruz ve yeşil vatandaş ışın makinasıyla bizi başka diyarlara çekiyor.
STAGE 2 *SPACE PRISON SHIP- Şimdi bataklığa sürüklenmiş bir uzay gemisinin içindeyiz. Biraz kafa kullanırsanız olduğunuz hapishaneden çıkabilirsiniz. Hmmm, Demek ki asıl maceraya girdiniz (sıkıyosa bundan çıkın). Buradaki amacınız her kata dağılmış olan kart girişlerini bulmak. Bunları bulursanız dört kilitli kapıdan kurtulursunuz. Size yardımcı olacak en önemli unsurlar ışınlama makinesi ve hapsedilmiş mahluklar. Eğer bu mahlukları kurtarırsak bize her konuda yardımcı kötü niyetli ağaç olurlar. Işınlama makinasıyla kendinizi veya mahlukları hangi kata isterseniz ayarlayabilirsiniz. Mahlukların fonksiyonları bol (mesela deniz topu sizi yükseklere fırlatabilir). Tekerlekli şeyleri öldürüp onların motorlu patenlerine binebilirsiniz. Yeşil vatandaş'a dikkat, olmadık yerde çıkıp sizi hapis odalarına ışınlayabilir
STAGE 3
RED VOLCANO- Yanardağların kızıl dünyasındayız. İlerleyin ve ekranın en solundaki lav gölcüğünün sağında, tavandaki büyük çıkıntıyı STIX'le vurarak düşürün. Deprem olduysa yola devam. İnin üzerinden karşıya geçiyoruz. Yapışkan yarasalara ve düşen sarkaçlara dikkat. Taşlardan yukarı çıkıyoruz ve silindirin suratına vurup borunun altındaki ZOTT'u ezmesini sağlıyoruz. Yukarıdaki kapağı devirip içeri çekiliyoruz. Şimdi ölümün ikinci kısmındayız. Burada amaç tüm ampulleri aktif duruma getirmek. İlk ampulü yakıyoruz ve boruya tıkanmış olan adamın münasip bi tarafına vurup içeri dalıyoruz. (herhalde ampullerin nasıl yakılacağını anlatmamı beklemiyorsunuz!)
STAGE 4
-UNDERWATER RIVER- Burası Marmara denizi gibi bir yer (anlıyacağınız pislik dolu). STIX'in yardımıyla boğulmadan yüzmeye çalışıyoruz. Yapacak fazla bi şey yok. İlerleyin yeter.
- SPACE PORT. Havaalanı tipinde bir limandayız, grafikler nefis ama ben burayı daha çok CAPITOL'e benzettim. Biraz ileride odunların geçemeyeceğini belirtir bir işaret var (görün de utanın, Amiga'cıları ne yerine koyuyorlar). Buraları geçmek biraz sorun yaratabilir. Alarmı çaldırmamaya dikkat edin yoksa tüm bina personeli peşinize düşer (düştü de). Binanın tüm ekranları sizin o sevimli suratınızla dolu. Şimdi robo-polislerden kurtulun bakalım. Aaa! Ben bilim. Kurtulursunuz, kurtulursunuz... Ben varken o 300 900'ü aramanız tabii ki gereksiz. Aman dikkat! Sakın kaybolmayın yoksa sizi anneniz bile bulamaz. Elektrikli asansörlere dikkat ederek çıkabildiğiniz kadar yukarı çıkın. En üst katta iplerden gitmek zorundasınız. Sağdaki yere yapışık asansöre şööle bir geçirin bakalım noluyo? Şimdi sola ve DİNİ Nİ DIN! (o da mı kim?). Oyun sonu canavarı. Bu bitkisel robotun özelliklerine hayran kalacaksınız. OH! Gebenin onu. Oh! Oh! canımıza değsin... Oyunu sorun. da candüşmanınızla iki dost olduğunuzu gösteren müthiş bir demo var. Bu oyunu da arşivinize kattıktan sonra arkadaşlarınıza "BENİM OYUNLARIM SENİN OYUNLARINI DÖVER". Oyunun her ne kadar tam açıklamamış olsam da en önemli yerlerini bir amatör olarak kağıda serdim (yerimin yettiği kadar). CORE DESIGN'in en iyi bombası. Bence şimdiye kadar yapılmış en spastik, pardon en sempatik oyun. Bakalım CORE oyunun 2.'sini ne zaman çıkaracak. O. UTKU GÜNEŞ
'da 1 numara