Amiga Dergisi sayı 11, sayfa 12

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 12

SELAMLAR... Yine başınızı ağrıtmaya geldim. Daha önceki yazımda kısaca açıklamaya çalıştığım animasyon dünyası en son ile sinemalarda karşımıza geliyor. Güzel ve Çirkin'den sonra Disney Stüdyoları Aladdin'le gişe rekorlarını alt üst ediverdi. Aslında sinema ile ilgili yazılar derginizin başka bir köşesinde yazılıyor ama çizgi film olması, üstelik bilgisayar kullanılması bana bu konuda bir şeyler yazma cesareti verdi. Gelelim Aladdin'e, her şeyden önce çok geniş perdelerde ve salonlarda seyredilmesi gereken bu film, küçük sinema salonlarında etkisini büyük ölçüde kaybediyor. Oldukça alçakgönüllü bir jenerik ve güzel bir geri plan taramasıyla film başlıyor. Korkmayın size filmi anlatmayacağım (lama cinayeti işleyen evin uşağı, ha he ha...). Size animasyon gözü ile, gördüğüm yenilikleri ve aktarmaya çalışacağım.

ANİMASYON TARZINI

DEGIŞTIRIYOR..!

Evet yanlış okumadınız, Disney stüdyoları yavaşça, alıştıra alıştıra tarzını değiştiriyor. Nasıl mı? Fazla detayına inmeden açıklamaya çalışacağım. Artık hepinizin bildiği gibi her saniye için 24 kare çiziliyor. Bazı planlarda bu sayı 10, 12 veya daha farklı olsa da bu esası etkilemiyor. Kısacası animasyonun olmadığı sahneleri de hesaba katarsak 2 saatlik bir film için yaklaşık 150.000 ya da 170.000 kare çizilmesi gerekmekte. Ayrıca beğenilmeyen veya kullanılan çizimleri saymıyorum. Şimdi tabii ki bu binlerce resim bazı yöntemlerle çiziliyor. Başından başlayıp sonuna dek her çizimin denetlenebilmesi ve algılanabilmesi için çeşitli aralıkları kapsayan "UÇ" resimler oluşturuluyor ve ARALARI çiziliyor. İşte bu aşamada Disney stüdyoları tarzını değiştirmeye başladı. Diyelim 1. ve 20. resimler uç resim. Aralarına 18 resim daha çizilecek. Hareketin gereği ve algılanabilmesi için basit bir skala oluşturulur ve resimler çizdirilir (şekil 1.). Disney bu resim sayısını 12 veya 15'e düşürerek resim kurtarıyor. Bunu yaparken de algılanmasını istediği pozisyonun ve arkasındaki resimleri daha sıkı/ışık çizdirerek algılanmasını sağlıyor (şekil 2), yetmezse resimleri dondurup kamera ve hareketleri ile (pan) görüntüyü zenginleştiriyor. Aralarda hızlı geçenleri algılamayı seyircinin gözüne terk ediyor. Kısa metraj filmlerde oldukça işe yarayan bu yöntem, uzun metraj filmlerde seyircinin yorulmasına sebep oluyor ve sanki filmde "BİR EKSİKLİK VAR" gibi bir düşünce yerleştiriyor. Bunun farkına varan Disney'in kurmayları, özellikle arka plan resimleri, onun yanısıra ses efektleri ve muhteşem perdeyi dolduruyor. Buna yüzyılımızın simgesi olan bilgisayar teknolojisi de eklenince ortaya gerçekten yepyeni bir

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.