İNEXESİ

NEREDE YENİ ÖNCE SONRA

Merhaba, Bu ay da sadece Uçan Balık köşemiz ile sizlerle birlikte olacağız. Nilgün bu ay bayağı güzel filmlerle ilgili yazılar yazmış, bir solukta okuyacağınıza eminiz. İyi eğlenceler. İşte Uçan Balık....

Londra'dan herkese merhabalar. "Nedir bu daldaki durum" diyeceksiniz. Efendim, en iyi sinema yazılarını yazmak için Avrupa'daki sinemanın merkezine gidip, bizzat izleyerek eleştiri yapmaya karar verdim. Nitekim öyle oldu da şimdi Londra'dayım. Bu yazıyı soğuktan büzülmüş bir şekilde, sık sık kalemi bırakıp ellerimi açmak için birbirine sürterek yazıyorum. Diyeceğim o ki, yönetici uyuyor mu? Bu ne soğuk, bu ne lahana turşusu. Sizi kısa kollu tişörtlerinizle belki de şortlarınızla yazıyı

UÇAN BALIK

okurken düşünüyorum da.... Ne diyordum, bu ay Uçan Balık'ta vizyona yeni giren filmler var. Bu filmlerin ikisi biyografik filmler; ve tabii her zamanki gibi sinema dünyasından haberler... Önce filmlerle bu ayki yazıma başlıyorum.

TINA: What's Love Got To Do With It Yönetmen: Brian Gibson Oyuncular: Angela Bassett, Laurence Fishburne, Jenifer Lewis, Vanessa Bell Calloway Süre: 110 dakika Not: 18 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalı. Asıl adı Anna Mae Bullock olan Tina Turner, 26 Kasım 1939'da Nutbush, Tennessee'de dünyaya geldi. İnatçı bir çocuk olan Tina büyükannesinin yanında büyüdü. O dönemlerde kilise korosunda müzikle tanıştı. 16 yaşında annesinin yanına St. Louis'e gitti. Üç yıl sonra Ike ile tanışması ile Mae'nin Tina Turner olarak hayatı başladı. Bu film ağırlıklı olarak Tina-Ike beraberliğini konu alıyor. Tina ve Ike evlenirler ve beraber müzik yapmaya başlarlar. Çok güzel geçen ilk beraberlik yıllarının ardından Tina'nın hızlı yükselişi ve Ike'dan hep bir adım önde olması sonucu problemler başlar. Ike, Tina'ya karşı duygularını en kolay şekilde ve gayet gaddarca ifade eder: kaba kuvvet kullanarak, Tina'nın canını acıtarak, hatta ona tecavüz ederek. Tina bu bunalımlı yılları yeni keşfettiği Budizm sayesinde atlatır. Ayrıca Budizm sayesinde mutsuzluklara karşı dayanma gücü bulur ve küçüklüğünde sahip olduğu kendine güveni tekrar kazanır. Hemen ardından Ike'dan ayrılıp ilk solo albümünü oluşturur: Private Dancer. Bu albümden en büyük hitini çıkarır: What's love got to do with it. Bu parça tüm dünyada 12 milyon sattı. 80'li yıllarda medyanın da etkisi ile Tina en büyük starlardan biri oldu. Bu film ise Tina Turner'ın geçmişi ile ilgili sorulara cevap vermek için Kurt Loder ile yazdığı "I, Tina" adlı kitaptan uyarlanmış.

Yönetmen Brian Gibson mesleki kariyerine 1979'da "Broken Glass" adlı müzikalle başladı. Daha sonra Hollywood'da birçok filme imzasını attı. Ike rolünde izlediğimiz Laurence Fishburne 31 yaşında. İlk çalışmalarına 9 yaşında T.V. programlarıyla başladı. En önemli filmleri "The King Of New York", "Deep Cover" ve Tina'yı canlandıran Angela Bassett ile oynadığı "Boyz N The Hood". Angela Bassett ise 34 yaşında ve The Yale School Of Drama'dan mezun. Sanatçı en önemli çıkışını "Malcolm X" filmiyle gerçekleştirdi. "What's Love Got To Do With It" için 6 aylık bir çalışma yaptı. Bu süre içinde ise besinlerine dikkat edip, vücudunu geliştirdi (laf aramızda biraz fazla geliştirmiş, Rocky'yi andıran pazuları var). Eğer bir Tina hayranıysanız, sanatçının hayatını anlatan bu filmi izlerken büyük keyif alacaksınız, kronolojik sırayla dünden bugüne hit parçalarını izleme imkanı buluyorsunuz. Birçok sahne müzik ve dans ağırlıklı. Herhalde bu yüzden olsa gerek film boyunca tempo hiç düşmüyor. Bu film müziğin babaannesini tanımak için iyi bir fırsat, kaçırmayın.

DRAGON THE BRUCE LEE STORY Yönetmen: Rob Cohen Oyuncular: Jason Scott Lee, Lauren Holly, Robert Wagner, Michael Learned, Nancy Kwan Süre: 119 dakika Not: 15 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalı. 1940'tan 1973'e, 33 yıla ve hareketli bir hayat. Bu yaşam öyküsü de Tina'nınki gibi dramatik ögeler üzerine kurulu.

Bruce Lee San Francisco'da doğdu. Hong Kong'da ünlenmeye başladı. 60'lı yıllarda tekrar Amerika'ya döndü ve ilk başarılı savaşçı filmini yaptı. Film hem çok güzel bir aşk hikayesi hem de Kung Fu dövüş sanatından örnekler izlemek için güzel bir fırsat. Ayrıca filmde Çin-Amerikan kültür çatışması, tüm bu olumsuzluklara karşı Bruce Lee'nin verdiği mücadele yer alıyor. Bruce Lee 16 Ağustos 1973'te evinde ölü bulundu ve ölümünün esrarı hala çözülemedi. Yaşarken bir stardı, öldükten sonra ise bir efsane oldu. Bruce Lee rolünde izlediğimiz Jason Scott Lee'nin soyadları aynı olmasına rağmen Bruce Lee ile kan bağı yok. Fakat bu benzerlik ona rolü almasında çok yardımcı olmuş. İlginçtir, Scott Lee savaş oyunlarını bilmiyormuş ve rolü becerebilmek için aldığı birkaç haftalık ders sonrası neredeyse bir usta kadar iyi öğrenmiş. Bruce Lee, aşk ve dövüş sanatından örnekler... Bunları seviyorsanız bu filmi kaçırmayın.

LAST ACTION HERO Son Muhteşem Kahraman Yönetmen: John McTiernan Oyuncular: Arnold Schwarzenegger, Austin O'Brien, F. Murray Abraham, Anthony Quinn, Mercedes Ruehl Senaryo: Shane Black, David Arnott Uzun bir sessizlik döneminden sonra Schwarzenegger, tercihini "Last Action Hero - Son Muhteşem Kahraman" adlı komedi-macera filminden yana kullandı. Film Austin O'Brien tarafından canlandırılan 15 yaşındaki bir çocuğun sinema ilahı Jack Slater ile birlikte hayallerden kurulu bir dünyada yaşadığı maceraları anlatıyor. Schwarzenegger bu filmin abartı derecede hareketli bazı sahnelerinde kendisi ve eski filmleri ile bile dalga geçiyor. Filmin kadın başrol oyuncusu manken Bridgette Wilson, yönetmen ise Schwarzenegger ile daha önce "Predator - Av"da birlikte çalışmış olan John McTiernan. Filmde ayrıca Jean-Claude Van Damme, Little Richard, Jim Belushi, Chevy Chase gibi sayısız yıldızlar da küçük roller üstlenmiş.

Schwarzenegger biraz da maddi çıkarları yüzünden imaj değişimine girmiş gibi görünüyor. Bundan sonra yaş sınırlaması olan şiddet filmleri yerine, tüm ailenin izleyebileceği komedi filmleri çekmeye kararlı. Bu filmden önce çevirdiği "Twins - İkizler" ve "Kindergarten Cop - Anaokulu Polisi" gibi olağanüstü başarılı iki komedi filminin başarısı da bu kararda epey etkili olmuş. Bu yeni imajla yoluna devam etmek isteyen Schwarzenegger'in yeni projesi de Frank Capra'nın eski komedi filmlerindeki tarzı yakalamayı amaçlayan "Cop Gives Waitress 2 Million Tip" adlı film.

IN THE LINE OF FIRE - Ateş Hattında Yönetmen: Wolfgang Petersen Oyuncular: Clint Eastwood, John Malkovich, Rene Russo, Dylan McDermott, John Mahoney Başarılı bir yönetmenlik denemesi olan "Unforgiven - Affedilmeyen"den sonra Clint Eastwood oyuncu olarak tekrar kamera karşısında. Eastwood bu filmde 30 yıldır Amerika başkanlarının korumalığını yapmakta olan bir polisi canlandırıyor.

Konu ise kısaca şöyle: Frank A.B.D. başkanının koruması olan başarılı bir polis memurudur. 1963 yılında Kennedy'nin koruması iken başkanın ölümcül yolculuğu öncesi güvenlik önlemlerinin arttırılmasını üslerine önerirse de ciddiye alınmaz ve başkan öldürülür. 30 yıl sonra artık meslek hayatının sonuna geldiğini düşündüğü sırada başkana yapılacak bir suikastı haber alır ve bunu üslerine bildirdiğinde yine ciddiye alınmaz. Bundan sonra suikastçı Booth ve Frank arasında kıyasıya bir mücadele başlar: önce birbirini yoklayan sonra da birbirini kışkırtan, gerilimi giderek artan bir ilişki. İlişkinin gerilimi özellikle iki karakterin telefon konuşmaları sırasında doruk noktasına ulaşıyor. Uzun süredir çevrilen en iyi gerilim-macera filmi. Seyredin...

AKTÜALİTE AKTÜALİTE AKTÜALİTE

* İngiltere ve A.B.D.'de Ekim ayı içinde en çok izlenen 10 film şöyle sıralanıyor: İNGİLTERE 1) Jurassic Park 2) Hard Target 3) Made In America 4) Jurassic Park 5) Rising Sun 6) The Firm 7) Sliver 8) Dennis the Menace

| Firm

A vor Hero.

* Hollywood "Top Gun 2" için kolları sıvadı. Başrolde yine Tom Cruise var. Bakalım ilk filmin parıltılarını bu çalışmada da görebilecek miyiz. * ZAZ ekibi yeni bir film çalışması arefesinde, film ise "Çıplak Silah 33 1/3". * Kim Basinger 2 yeni film için kamera karşısına geçme hazırlığında. Birisi Wayne's World 2, diğeri ise Batman 3.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? * Dünyanın

en sinema sever halkı İzlandalılar. Nüfusu 250.000 olan ülkede, bir kişi yılda 10-11 filme gidiyor. * Bir sinema salonunda gösterilen en uzun film, Rainer Werner Fassbinder'in yönettiği 1983 Alman yapımı "Berlin Alexanderplatz". Filmin uzunluğu tam 15 saat 21 dakika... Geleneksel "on dakika ara" anlayışı bu durumda yetersiz kaldığı için iki saatlik "yemek molası" verilmiş. * Dünyanın en fazla filme alınan öyküsü, Sinderella. Çizgi film, opera, bale ve hatta porno dahil olmak üzere masalın tam 84 versiyonu var. * Amerikan yapımı olmayan filmler içinde, dünyada en fazla hasılat yapan film "Crocodile Dundee". Tüm zamanların en fazla hasılat yapan 3. Dünya ülkesi filmi ise "The Gods Must Be Crazy - Tanrılar Çıldırmış Olmalı". * Eserleri çok filme alınan yazar, 316 filmle William Shakespeare. * Bir filminden 1 milyon dolar kazanan ilk yönetmen "The Graduate - Aşk Mevsimi" ile Mike Nichols... * Bir yapım için hazırlanan en büyük set, 1977 yapımı "Close Encounters Of The Third Kind"ın son sahnesi için yapılan UFO iniş alanı. Yönetmen, Steven Spielberg. * 1935'te Romanya'da küçüklerin masum eğlencesi "Mickey Mouse"un gösterimi, çocukları korkuttuğu gerekçesiyle yasaklanmış. * Dünyanın en büyük sinema salonu, New York'ta 1927 yılında açılıp 1960 yılında kapanan 6214 kişi kapasiteli Roxy sinemasıdır. (Alınmıştır) Bu aylık da bu kadar. Bir sonraki sayıda görüşmek üzere..... Hoşçakalın. NİLGÜN ÖZDAL