ALO AMIGA
Retro bilgisayarLL da Oo - < O. TE < -
xe z <
Selam!... Bir aylık ufak bir aradan sonra işte tekrar beraberiz! Maşallah hepiniz tosun gibisiniz. Aranızdan bazıları geçen sayıda niye yazmadığımı haklı olarak merak edebilirler, edin tabii, bu sizin en doğal hakkınız. Hatta bana niye yazmadığımı bile sorabilirsiniz. Elektrikler kesildi yazamadım gibilerinden ucuz nedenlere sığınacak değilim. Her şey gayet normaldi geçen ay. Ya yazmadım yaa, tövbe tövbe, zorla mı? Belki de hiç yazmam bi daha. Kime ne yaa, hür iradeye sahip bir insanım ben, canım istemiyordu belki. Belki de editöre kıllık olsun diye yazmadım. İnadına yazmadım belki. Kimi ilgilendirir ya? Kıl oldum yaa. Yazarım yazmam kardeşim. Keyfim bilir. Ben kimseye karışıyor muyum? Allaallaah...... Siz de kıl oldunuz di mi şimdi?... Biraz sonra daha çok olacaksınız. Geçen ay etrafta olan bitenlere biraz dikkat ettim, ya ne kadar çok sinir bozucu şey varmış ortalıkta. Bunların ufak bir listesini yaptım, bir dahaki sayıdaki 'Ayın Kılı' listesini de siz yapacaksınız. Neyse, listemize şööle bi göz atalım: AYIN KILLARI: 1. Bi kere, benim daimi kılım Tarkan, tamam mı. Abi o herif ne öyle ya, ne sinir bozucu bi şey o. Yok kıllı halimi mi beğenirsin, silsihali mi? Bak olm Tarkan altın semer de taksan yine de eşeksin tamam mı? Kıl oldun, cin oldun, her bi şey oldun, ama bi türlü adam olamadın. Niçün kimse Dustin Hoffman'la uğraşmıyor da herkes sana kıl? Demek ki bi bok var sende. Ayrıca niye her gün başka bi gazetede 'nonoş değilim' diye bir beyanatın çıkıyor. Ateşi var ki, dumanı da var. 2. Yıldo denen cins var ya hani, ona da taktım ben. Bikere niye o ağzı devamlı açık? Sonra herif aklını 'kaldırıp indirmekle' yemiş. Herifin on lafından dokuzu koparmak, yarmak, sokmak, çıkarmak. Ya biri iyi bi katil tutup bu herifi vurdurur ya da ben katil olacağım. 3. Aymar reklamındaki çocuklar niye evlerinde yemek yemiyor da Aysel teyzeye gidiyorlar? Aysel teyzenin yemeklerinde bok mu var? Annelerine yazık değil mi, oturup o kadar yemek yapıyor kadıncağız? Ayrıca anneleri de salak mı, çocuklara iki tane çakıp, oturun evde zıkımlanın, başlarım Aysel teyzenize diyemiyor mu? Üç tane çocuğa sahip olmaktan aciz mi bu kadın? 4. Sırf 'dünyanın ilk bilmemne'si olsun diye acayip şeyler üretmek moda oldu. Yok ocaklı bulaşık makinesi, yok oyunlu televizyon, yok bilmemne... Millet de gidip bunlara bisürü para veriyor. Gazetelerde, televizyonda falan da her gün başka bi dünyanın ilk şuyu, ilk buyu reklamı çıkıyor. Yakında yapacak şey bulamayacaklar, dünyanın ilk tost makineli bilgisayarı falan gibi bi şeyler icat edecekler, ben iyice kıl olayım diye...
Bu sayıya bu kadar kıl yeter. Zaten okur mektuplarına cevap verirken bi tanesiyle yeterince tanışacaksınız. Kıl olduğunuz her şeyi, nedenleriyle birlikte bana yazın, mektuplarınız arasından on tanesini seçicem ve gelecek sayıdaki 'Ayın Kılları' listesini siz yaratacaksınız. Adresi hepiniz zaten biliyorsunuz... Şimdi de biraz sizden gelen mektuplara bakalım... OKUYUCU MEKTUPLARI: Bu sayıda (mektup yazan diğer okurlardan özür diliyorum, fakat çok eğleneceğinizden eminim) çok ilgimi çeken bir iki mektup üzerinde durmak istiyorum. Bu mektupları, adını burada açıklamak istemediğim bir arkadaş yazmış (çünkü arkadaş adı yayınlanınca anlamsızca delirip, sinirleniyor). Şimdi bu sinirli arkadaşın eleştirilerine birer birer cevap verelim. 1. Bi kere bu arkadaş takıntı halinde dergideki reklamlarla bozmuş. Yok efendim niye Aygaz reklamı basıyorsunuz, hani siz amatör ruhluydunuz, dergiyi bedava mı çıkartmaya çalışıyorsunuz gibisinden beyin özürlü laflar atmış. Bu eleştirilerini dergi yönetimindeki arkadaşlara bir de çözüm buldum. Bundan böyle dergiye hiç reklam alınmayacak. Dergide çalışanlar kendilerine ek işler bulmaya başladı. Editörümüz gece bekçiliği yapıyor, sabahları dergiye geliyor. Yazarlardan bazıları taksi şoförlüğü, çocuk bakıcılığı yapmaya başladı. Ben de dersim olmadığı zamanlarda simit satıyorum, böylece reklam gelirlerindeki açığı kapatmaya çalışıyoruz. Nasıl canım, beğendin mi? Umarız seni mutlu edebilmişizdir. 2. Cin arkadaşımız ayrıca derginin içeriğinden şikayetçi. Derginin sayfaları boşa harcanıyormuş, onun fikrine göre Billboard hiçbir işe yaramıyormuş. Hatta Directory sayfasının düzenini beğenmemiş, değiştirilmeliymiş. Bu konuya da hemen bi çözüm getirdim. Gelecek sayıdan itibaren her ay seninle bağlantı kurup, derginin sayfa düzeni hakkında yüksek görüşlerini alacağız. İstersen her ay derginin kapağına teyzenin, amcanın, yeğenlerinin falan resimlerini de koyalım. Dergide sana beş sayfalık bir
. "Ayın Yorumu" adlı bir köşe açmayı bile düşünüyoruz. Hiçbir işe yaramayan Billboard sayfasını da kaldırıp, yerine "Cin Okurun Oynamanızı İstediği Oyunlar" başlıklı bir sayfa hazırlamaya başladık. Eh, bu konuda da rahatlamışsındır artık... 3. Uyanık okur, derginin bir başka yamuğunu da anında yakalamış. Arkadaşın eleştirisi aynen şöyle "Derginin hem kalitesiyle övünüyor, hem de iki tel zımba yerine bir tane kullanıyorsunuz. Bu bir zımbayla ne kadar tasarrufta bulunuyorsunuz? Hesap verin!", Hesap veriyorum: Tel zımbaların bir adedini 15 liraya alıyoruz. Ayda yaklaşık
10.000 (Yazıyla: On Bin) dergi basıldığını düşünürsek, bu ayda 150.000, yılda 1.800.000, on yılda ise 18.000.000 TL. civarında bir meblağ etmekte. Enflasyonun 10 yıl içerisinde dolaylarında oynayacağı tahmin edilirse, 10 yıl kadar sonra tel zımbalardan edindiğimiz cukkayla 1 ya da 2 adet dergiyi beleşe çıkarabiliriz. Nasıl ? 4. Arkadaşımızın ulu fikirlerine göre oyunların tam çözümlerini bir kaç sayıda olsa bile yayınlamalıymışız. Bu fikri acayip tuttum beaa!... Bundan sonra tam çözümlerin en heyecanlı yerlerinde zıbank diye yarıda kesip altına da "Devamı bi dahaki sayıda, yihohhohaa!" yazacağız. Ne kadar güzel, Brezilya dizileri gibin!!....
5. Cin okuyucumuzun en büyük karın ağrısı ise, dergide okumadığı sayfalara boşu boşuna para vermesiymiş. "Mesela ben manyetik paketi okumuyorum, okumadığım sayfaya neden para veriyorum, zaten dergi çok pahalı, otuz bin lira" diyor. Bu konuda da hemen bir anlaşma ortamı sağlayabilirim!... Dergiyi her ay sana sayfalar halinde gönderelim. Sen şööle bi bak, hangi sayfaları beğendin, hangilerini beğenmedin. Hatta sen beğendiğin sayfaları seçerken ben de gelip sana çay, kahve servisi yapayım. Sonra şööle bi hesap yapalım; dergi 80 sayfa, böl otuz bini seksene, eder 375 lira. Hatta sana bi kıyak yapıp sayfa başı 350 lira alalım. İstemediğin sayfaları da geri ver. Böylece okumadığın sayfalar için para ödememiş olursun, anlaşırız. 6. Başka bir konu ise, dergide çıkan konser yazılarıymış. Neden hep rock sanatçılarının konserlerine yer veriliyormuş da, Türk sanatçıların konserleri yazılmıyormuş. Ya, bu satırları okudum, içim titredi, bir Türk vatandaşı olarak gözlerimden iki damla yaş süzüldü, 'şıpır diye Metallica tişörtümün üstüne damladı. Hemen olaya el koydum. Söz, bi dahaki sayıya bissürü sayfa ayırdım bu konuda. Müslüm Gürses, Orhan Gence- Tayfur, harbi sanatçıların hepsini okuyacaksınız gelecek sayıda. 7. Cin okurumuz son mektubunda bize bir gazete ilanı kesip göndermiş. Abonelerine kurayla araba veren bir PC dergisinin bu reklamı cin okurumuzu derinden etkilemiş. Bakın elalem araba veriyor, siz A500 PLUS veriyorsunuz diye bize sitem etmiş. İlerki sayılarda biz de o PC dergisine inat, yat, kat falan vermeye başlayacağız. ..Mektupların içeriği bööle devam ediyor ve şu sözlerle noktalanıyor: "Bence bir an önce önerilerime kulak vermeniz gerekir. Unutmayın ki gerçekler her zaman gerçektir"... Valla ne yalan söyleyeyim, titredim yani. Lider ruhlu bir kişilik bu yaa... Gelecek sayıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!...
MERT TÜNAY
ÖNEMLİ NOT: Bu notu, yukarıda sözü geçen arkadaşın zihniyetinde başka okurlar da olabilir (biraz zor ama...) düşüncesiyle yazma gereği duydum. Lütfen bu köşedeki konuların, resimlerin, yazıların hiçbirini üzerinize alınmayın. Ben burada sadece sizi bir parça da olsa gülümsetebilmek amacıyla varım, bunu başardığımı belirten birçok mektup da beni gerçekten sevindiriyor. Eğer yukarıdaki eleştirileri yapan arkadaş gibi düşünceleri olanlar varsa (ki, alınan reklamlara rağmen elinizde tuttuğunuz dergi, her ay çalışanların büyük özverileriyle yayınlanıyor) sanki dergiyi tek başıma ben hazırlayıp çıkarıyormuşum gibi sadece benim adıma gönderilmiş sinir bozucu eleştiri mektupları yazmak yerine, dergiyi hiç satın almamak çok daha basit bir çözüm olacaktır. Her zaman yanımızda olduğunu bildiğimiz gerçek AMISA'cı dostlarımız bize yeter!...