İNEXESİ
Retro bilgisayarNE KİM NEREDE YENİ ÖNCE SONRA
Merhaba, Bu ay köşemiz bayağı kalabalık. Uçan balığımız Nilgün bile geri döndü (gerçi gitmemiş sadece yazısını geciktirmişti ama olsun). Hatta konuk bir yazarımız bile var (Alo Amiga isimli köşenin yazarı Mert Tünay da bu ay sizler için Guns n' Roses konseri ile ilgili bir yazı yazmak istedi). Köşesine yeni bir bölüm ekleyen Sinan Erel ile İNEXESİ başlıyor. İyi eğlenceler.
KILTI
Kendi terinizde yüzmeyi öğrenmediğiniz takdirde boğulacağınız şu günlerde dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Eski soğuk günlerin hatırına Kırıntı içinde yeni bir bölüm açıyorum, PASTalji. Bu bölümde baskısı tükenmiş ve yenilenmemiş, eski ama güzel kitaplardan bahsedeceğiz. Bu kitapları sahaflarda veya herhangi bir kitapçının unutulmuş tozlu raflarında bulma ihtimaliniz (biraz da şansınızın yardımıyla) her zaman mevcut. Ayrıca bu kitapların hepsi o kadar da eski değil. Artık başlayalım...
PASTalji
“İNSANLAR HAYVANLAR VE YIRTICI HAYVANLAR: İlk kitabımız SAKİ'nin İNSANLAR HAYVANLAR VE YIRTICI HAYVANLAR. Sungur Yayınları'ndan 1984'te çıkmış olan kitap Saki'nin seçme öykülerinden oluşuyor. Şimdi de biraz SAKİ'den bahsedelim. 1870'te doğan H.H.Munro, doğum yeri olan Burma'dan sonra Londra'ya geçmiş ve önce politik tartışmaları kaleme alarak yazarlığa başlamış. Ama işin ilginci, bu tartışmaları gayet ağır bir taşlamayla ve politikacılarla dalga geçercesine bir "Alice Harikalar Diyarında" benzerinde toplamış. Yine de Saki'ye esas başarısını getiren eserleri, yoğun bir kara mizahla yüklenmiş olan ve kendisinin, gotik korku edebiyatının tartışılmaz ustası Edgar Allan Poe'nun yanına yükselten kı-
İNSANLAR HAYVANLAR VE YIRTICI HAYVANLAR: hikayeleri olmuştu. Kuşkusuz Açık Pencere ve Kaybolan Bebek'te de yazarlığının en üst noktasına ulaşmıştı. İşte İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar, bu öyküleri de içeren, usta Saki'nin birbirinden garip hikayelerinin toplandığı ve kitaplığında olmayanların üzülmesini gerektirecek kadar güzel bir eser. Bu arada bu kitabı size arkadaşım Nezih tanıttı.
İNEXESİ BAŞBAKANI KİM ÖPTÜ:
İkinci kitabımızsa Bilgi Yayınevi'ne ait. Kishon'un BAŞBAKANI KİM ÖPTÜ isimli kitabını okurken dikkat etmelisiniz. Eğer kalabalık bir yerdeyseniz sakın okumayın. İnsanlar kahkahalarınızdan rahatsız olabilir. Kitap birbirinden farklı minik öykülerden oluşuyor. Daha fazla dayanamayıp size bu öykülerden birini naklediyo-
BASİT BİR VUKUAT Kaliforniya'da oturuyoruz. Önümüzde birer kahve, karşımızda bir direk. Hava soğuk, ortalıkta nezle mikropları dolaşmakta. Akşamın alaca karanlığı çöktü. Arbinka heyecanla bekliyor, çünkü araba oyunu bu saatlerde başlar. Nihayet saat onda, tek başına dolaşırken bir trafik memuru düştü. Esmer bir güvenlik kuvveti bu. Polis ölçülü adımlarla yaklaştı, elinde ceza defteri hazır... Arbinka, arabanın plakasını yazana kadar bekleyip, inanılmaz bir deparla kahvehaneden fırladı. Nefes nefese, <<Özür dilerim,>> dedi. <<Bir kahve içmek için bir dakikalığına girdim...>> <<Bunu hakime anlatırsınız beyefendi.>> dedi trafikçi. <<Fakat görüyorsunuz, hemen döndüm.>> <<Beyefendi beni ödev sırasında rahatsız ediyorsunuz.>> <<Ama bir saniyeliğine girdim.>> Trafik memuru, asil ve sadist bir yavaşlıkla makbuzu doldurdu. <<Beyefendi, şuraya dikkatle bakınız.>> dedi. <<İlerideki tabelada ne yazıyor?>> Arbinka utanmıştı: <<Altı metrelik mesafe içinde park yapmak yasaktır... Bir kahvecik içtim o kadar...>> Trafik polisi sertçe: <<Beyefendi, terbiyesiz bir söz daha ederseniz, 17'nci madde uyarınca kaldırımın uzağına park yapmakta ceza keserim.>> dedi. Arbinka kendinden emin ve kararlı tavırla: <<Görmüyor musun,>> dedi <<İşte sizden bunun için nefret ediyorlar.>> Trafik polisi sükunetle, <<Madde 17,>> diye yazdı ve ekledi, <<Sizi tutuklamak zorunda kalacağım.>> <<Ama neden? Açıklayın.>> <<Açıklamak istemiyorum. Evrakınızı gösterin lütfen.>> Arbinka evraklarını uzattı. Trafik polisi sesini sertleştirerek, <<Sosyal sigorta kartınızı değil. Ehliyetinizi istedim.>> <<O yok.>> <<Yok mu? Çok güzel. Bu durum 23. maddenin çerçevesine girer. Araba ruhsatnamesi ve trafik sigortanız var mı?>> <<Yok.>> <<Yok. Arabam da yok...>> Sessizlik. Kötü, rahatsız edici bir sessizlik. <<O halde,>> diye fısıldadı polis, <<bu... kırmızı spor araba... kimin?>>
<<Ne bileyim>> dedi Arbinka. <<Ben bir kahve içmek için Kaliforniya'ya geldim. Sabahtan beri size bunu anlatmaya çalışıyorum...>> Trafik polisi sağırlaştı, negatife dönüştü, çenesi titremeye başladı. Yüzündeki ifadeyi aylarca unutamayacağım. Ceza makbuzunu arabanın camına yapıştırdı ve kendini köşeye kadar sürükleyip kulakları tırmalayan bir gürültü ile yıkıldı. Arbinka etrafına gülücükler dağıtarak üssüne döndü:<<Gösteriye devam.>> Birkaç dakika sonra kırmızı spor arabanın sahibi geldi, makbuzu inceledi ve orada park halinde bulunan Lark'ın camına yapıştırdı. Arbinya <<Bilinen yöntem>> dedi. <<Makbuzda yazılı olanları kimse kontrol etmeyecek ve cezayı Lark'ın sahibi ödeyecek.>> Neşeli bir akşamdı. Evet, bir yerde rastlarsanız, sakın kaçırmayın. Şimdi KIRINTI'ya geçelim. Bu ay sadece bir kitabımız var. Şimdi sizi Nezih'le başbaşa bırakıyorum. Selam. Geçen sayıdan bir öncekinde sizinle tanışmıştık. Creep Sinan'a yardım olsun diye başladık ve böylece kolumuzu kaptırmış olduk. Önümüzdeki aydan itibaren (ve büyük ihtimalle sürekli) sizinle burada buluşacağız.
TÜRKİYE'DE SİYASAL CİNAYETLER: Bu ay Altın Kitaplar'dan, bir inceleme kitabı var: Alpay Kabacalı- TÜRKİYE'DE SİYASAL CİNAYETLER adlı araştırma/incelemesi. Araştırma oldukça geniş bir zaman diliminde yapılmış. Uğur Mumcu'nun anısına toplanan bu (belki de tam olarak çözülmeyen) cinayetler derlemesi, hafif sosyal demokratçı bir tavırla anlatılmış. Ancak, kitapta bir yorum eksikliğini görmeden geçemedim. Oysa, özellikle araştırmalarda, araştırmacının yorumları, anlatımı oldukça hafifletir ve okunması kolay bir hale getirir. Yine de, bu konulara meraklı okuyucuların hoşuna gideceğini zannediyorum. Evet, bu sayılık ta bu kadar. Gelecek sayıda görüşürüz.
TRK Alpay Kabacalı
SİNAN EREL
Herkese merhaba! Bu dergi en mükemmel 2. sayısını çıkarıyor. Neden mi? İki ay önce benim dergiye adım atmamla dergi dergiye benzedi. Öyle bir doldurdum ki dergiyi, 48 sayfadan 80 sayfaya çıktı (vay Can'ıma). Geçtiğimiz ay ise çok yağmur yağdı, halam hastalandı vs. Aslında gerekli dökümanların elime geçmesi çok gecikti. Kısa bir süre ara verdikten sonra bu ay yine birlikteyiz. Yine süper filmler ve en yeni sinema haberleri ile karşınızdayım.
1 SOMMERSBY Yönetmen: Jon Amiel Oyuncular: Jodie Foster, Richard Gere, Bill Pullman, James Earl Jones Jodie Foster genç yaşına rağmen film dünyasında çok başarılı olmuş bir sanatçı. "Sanık" ve "Kuzuların Sessizliği" filmlerinin oscar'lı yıldızı aynı zamanda yönetmenliği deneyip başarılı olmuş süper bir oyuncu. Richard Gere, 1980'lerin başında kaslı vücudu ve şımarık davranışlarıyla kendini göstermeye başlamış ve 90'lı yıllara dek gitgide oyunculuk kariyerini geliştirmiş başarılı bir film yıldızı. Sommersby filmi bu iki süper yıldızı bir aşk hikayesinde bir araya getiriyor. Film Amerika'daki iç savaştan sonra evine dönen Jack Sommersby (Richard Gere) ve onun sadık, hırslı ve çalışkan eşinin (Jodie Foster) başından geçen olayları anlatıyor. Avrupa ve Amerika'da övgü dolu sözler alan film için çıkan eleştirilerden bazıları şunlar: "Bir Subay ve Bir Centilmen"den beri en tutkulu oyunu. Foster ise olağanüstü. Peter Travers, ROLLING STONE Ciddi ve dokunaklı. Yılın en iyi filmi. John Tibbetts, KCTV TV Çok zevkli bir film, Gere ve Foster mükemmel. Paul Wunder, WBAI Radio - NY "Rüzgar Gibi Geçti" derecesinde bir destan. Gere ve Foster bu günün Gable ve Leigh'ı. Jim Ferguson, KMSB-TV - Tucson Kesinlikle unutulmaz bir aşk hikayesi. Foster ve Gere ateşli bir oyun sergiliyorlar. Dixfe Whatley, ABC-TV - Boston Bakalım tüm bu övgü dolu sözler gerçek mi?
1 ALIVE Yönetmen: Frank Marshall Oyuncular: Ethan Hawke, Vincent Spano, Josh Hamilton, Bruce Ramsay, John Haymes Newton, David Kriegel 13 Ekim 1972, pilot 18000 feet'ten 10000 feet'e inmek için hava trafik kontrolünden izin alır. Bulutların arasında ilerlerken And dağlarına gittikçe yaklaşmakta olduğunu görür. Pilot umutsuzca yükselmeye çalıştığı halde bunu yeterince hızlı yapamaz ve uçak tepelerden birine çarpar, kanat ve kuyruğu kopar. İçinde Uruguay'ın gözde rugby takımlarından birinin de bulunduğu bu uçak karlı And dağlarından birinin tepesine çakıldığında sadece 33 kişi yaralı olarak kazadan kurtulur. Ancak her şey burada başlıyor. Soğuk ve açlık onları öldürmekteydi. Öyle çaresiz hale geldiler ki, ölen arkadaşlarını yemek zorunda kaldılar. Tam 72 gün süren mücadeleden sonra 16 kişi hayatta kalmayı başarabildi. İşte bu gerçek olay sinema filmi haline getirildi. "Alive" adını taşıyan bu film ilk kez Ocak ayında ABD'de gösterime girdi ve büyük ilgi gördü. Çekim hazırlıkları yıllarca süren ve 20 milyon dolara mal olan filmde, yönetmen Frank Marshall sanatının doruğuna çıkıyor. Sinema eleştirmenleri film hakkında şunları söylüyorlar; "Uçağın yere çakılma sahnesi şimdiye kadar yapılanların en gerçekçisi. Kazazedelerin insan eti yeme sahneleri son derece cüretli ancak abartma kesinlikle yok." Yakında ülkemizde gösterime girecek olan "ALIVE" özellikle macera filmlerinden hoşlananlar için büyük bir ziyafet olacak.
1 İNDECENT PROPOSAL Yönetmen: Adrian Lyne - Oyuncular: Demi Moore, Robert Redford, Woody Harrelson ABD ve Kanada'da ilk beş gün içinde 250 milyar liralık hasılata ulaşan İndecent Proposal orijinal adlı Ahlaksız Teklif filmi batıda önemli tartışmalara yol açtı. Hatta çok beğenilen filmin devamının çekilmesine karar verildi. Bu başarıda söz sahibi olan Demi Moore ile Woody Harrelson çok başarılı bir oyun ortaya koydular. Yönetmen Adrian Lyne da sinemaseverlere yabancı değil. Kendisini 9,5 Hafta, Fatal Attraction, Jacob's Ladder, Flashdance ve Foxes filmlerinden tanıdığımız yönetmen hemen hemen her filmiyle hasılat rekoru kırıyor. Filmin konusu ise kısaca şöyle: Lise yıllarında birbirlerine aşık olan David ile Diana'nın mutlu bir evlilikleri vardır. David mimar, Diana ise emlak komisyoncusudur. Her zaman hayal ettikleri geleceğe kavuşabilmek için tüm paralarını harcayıp büyük bir işe girişirler, ancak işler yolunda gitmez. Maddi açıdan dar boğaza girince Las Vegas'a gidip, şanslarını zorlamaya karar verirler. Burada milyarder iş adamı John Gage (Robert Redford) ile tanışırlar. Zengin iş adamı, bir teklifte bulunur; Diana ile bir gecelik beraberliği karşılığında 1 milyon Dolar vereceğini söyler. Paranın gücü ve hala satın alınamayacak değerler kalıp kalmadığını irdeleyen "İndecent Proposal" adlı film, ülkemizde gösterime girdi. (Hayır! Para her şeyi satın alamaz hele bir bayanı asla bir meta haline getiremez. Gerçek mutluluk beden, yürek ve beyindeki bütünleşmeden doğar. Tüm ahlaksız teklifleri kınıyorum.)
1 Cannes Film Festivali — (13-25) Mayıs tarihleri arasında yapıldı. Bu yıl 46.sı gerçekleştirilen festivalde 3 Amerikan filmi yer aldı. Bunlar Jurassic Park, The Last Action Hero ve Cliffhanger. Önceki Uçan Balık köşesinden hatırlayacağınız bu filmlerle Cannes Film Festivali'nin — giderek — Amerikan'laştığı yorumu yapılıyor. Yandaki resimde ise en iyi film ödülünü alan Jane Campion'un yönettiği "Piyano Dersi" görülüyor.
1 Sylvester Stallone, Arnold Schwarzenegger ve Bruce Willis birlikte "Planet Hollywood" adlı lüks bir restaurant açtılar. Hatta restaurantın iyi iş yapması sonucu, ABD'den sonra Avrupa'ya da şubeler açılmaya başlandı.
1 Ünlü sinema dergisi "Premier" tarafından Hollywood'un en güçlü 100 kişisi belirlendi. Belirleme yapılırken bu kişilerin; Hollywood'daki etkilerine, maddi durumlarına, tarzlarına, kariyerlerine, film yapabilme kapasitelerine, kişiliklerine ve oluşturulan filmin hasılatlarına bakıldı. Listeye giren ünlüler şöyle sıralanıyor: 1) Bob Daily / Terry Semel: geçen yıl 3. sırada yer alan Warner Bros. başkanı ve yönetim kurulu üyesi. 2) Michael Eisner: geçen yıl da ikinci sırada yer alan Walt Disney başkanı. 3) Michael Ovitz: geçen yıl birinci sıradaydı, CAA shogun, popun kralı. 7) Kevin Costner: geçen yıl 17. sırada idi. 8) Arnold Schwarzenegger: geçen yıl 10. sırada idi. 13) Steven Spielberg: geçen yıl 16. sırada idi. 18) Tom Cruise: geçen yıl 23. sırada idi. 34) Jodie Foster: geçen yıl 52. sırada idi. 35) Robin Williams: geçen yıl 36. sırada idi. 38) Jack Nicholson: geçen yıl 44. sırada idi. 39) Julia Roberts: geçen yıl 32. sıradaki yerinden gerilere düşmüş. 41) Harrison Ford (34) 42) Clint Eastwood: geçen yıl sıralamada yer almıyordu. 43) Robert Redford (75) 44) Barbara Streisand (45) 49) Michael Douglas (31)
54) Sharon Stone: geçen yıl sıralamada yer almıyordu. Listede geri kalan ünlü isimler ise şunlar; Eddie Murphy, Sylvester Stallone, Bruce Willis, Spike Lee, Whoopi Goldberg, Stephen King ve Whitney Houston.
1 Hollywood ve Vatikan karşılaştırılınca bakın ne çıkmış ortaya: Vatikan Hollywood Onların kurbanlık koyunları var Onların ise yazarları var Onların Madonna'sı var Onların da Madonna'sı var Onların Papa'ları var Onların Bob Dylan'ı var Onlar İtalya'dan giyinir Onlar da İtalya'dan giyinir.
1 Gillian Armstrong, Judy Blume, Rita Mae Brown ve bunlar gibi pek çok ünlü yazar, aktör ve aktristlerin oluşturdukları 16 kişilik bir jüri gelmiş geçmiş en iyi 10 video filmini sıraladılar. Sıralama şöyle: 1) Splendor In The Grass (Elia Kazan - 1961) 2) The Graduate (Mike Nichols - 1967) 3) The Last Picture Show (Peter Bogdanovich - 1971) 4) My Life (Lasse Hallström - 1985) 5) Say Anything (Cameron Crowe - 1989) 6) American Graffiti (George Lucas - 1973) 7) Boyz N The Hood (John Singleton - 1991) 8) Heathers (Michael Lehman - 1989) 9) Carrie (Brian De Palma - 1976) 10) The Year My Voice Broke (1987)
1 "Top Secret" sinemalarda tekrar gösterime girdi. Bu komedi harikasını izlemeyenlere güzel bir fırsat, izleyenlere ise ikinci bir ziyafet şansı doğuyor.
1 Beğenerek izlediğimiz "İkiz Tepeler" dizisi, sinema filmi olarak karşımızda. David Lynch'in yönettiği filmde başrolleri Sheryl Lee, Moira Kelly ve David Bowie paylaşıyorlar. 17 yaşında bir kız olan Laura Palmer'in ölümüne kadar geçen son 7 gününü anlatan film şu sıralar gösterimde. Lynch, uyuşturucu bağımlısı Laura'nın fiziksel ve ruhsal çöküşünü, yaşamının sonuna yaklaşışını, şiddetin ve ahlaki çöküşün baskıcı egemenliğini, soyut boyutlara çekilmiş ürkütücü görselliklerle tamamlıyor. Ayrıca filmdeki düşler v.s. gibi metafizik malzemeler tam bu konuyla ilgilenen seyircilere hitap ediyor. Tüm bunlarla birlikte bakıldığında filmin aslında pek de kolay anlaşılır olmadığı, bilgi ve algı düzeyi yüksek seyirci için ideal bir film olduğu görülüyor. İşte bu aylık bu kadar. Yeterince yüzdüm, sıra uçmaya geldi. Bir dahaki ay tekrar sinema dünyasına dalmak dileğiyle... Kucak dolusu sevgiler. Nice Uçan Balıklara..