Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 33
Selam millet! Derginin en zevzek köşesine hoş geldiniz! Bu sayıdan itibaren, bu köşede herkes, ama herkes, kendi zevkine uygun bir şeyler bulabilecek. Vedat'ın teknik yazılarından, Can'ın uçuk oyun açıklamalarından, Ersen'in idealist açılış konuşmalarından, yeni çıkan hardware zıvırından, enflasyondan, hava kirliliğinden, iktidardan, muhalefetten, gazetelerin ansiklopedi yarışlarından dolayı kafayı yiyen bütün okurlar için yazıyorum bu köşeyi. Kısacası bu köşe, herkesin köşesi!
RATY
Bana her istediğinizi, her derdinizi yazabilirsiniz! Derginin yazarlarından birisine gıcık olursanız, bu ben de dergide herhangi bir eleştirmek (ya da yazarını kutlamak) isterseniz, monitörünüz olmadan monitör programlarını kullanıp kullanamayacağınızı merak ederseniz, 5,25'lik disketleri 3,5'luk drive'lara sokamadığınızdan şikayetçiyseniz; yani aklınıza ne gelirse bana her konuda yardımcı olmaya hazırım!... Ayrıca her ay, bana yazacağınız mektupların içinden seçeceğim en matrak mektubu yayınlayıp, mektubu yazan arkadaşa bu köşede cevap yazacağım! Eee, hala bir kağıtla kalem bulamadınız mı? Gelelim Alo Amiga'nın doğuşuna... Aslında bu köşe önceden planlanmış bir köşe değildi... Derginin Kadıköy'deki naçizane binasındaki muhabbetlerden birinde, dergide ikamet eden bir arkadaşla (adı Tarkan,
*AMIGA Orcinalite
ama önemli deği) aramızda geçen bir sohbet üzerine, insanların gülmekten ağrıdı, ve o kadar çok güldük ki, aklıma dergiye bööle kalalaka tir mavra (bkz.sözlük) köşesi yazmak geldi.. aramızda geçen muhabbetn konusunu herhalde merak etmişsinizdir... Bizi okumaya devam edin. (Aşağıdaki konuşma: derginin içinde iki ayrı odadaki geçiyo...) -Aloov, Tarkar beyle görüşacahtım. ben Tarkan. - Kusura bakmayın, rahatsız ettik, ben burda Eoğaziçi Üniversitesinde okuyorum, elimde birkaç tane Levi's kot var da, onları satmak istiyordum falan, duyduğuma göre siz arcinal kotları anlıyosunuzmuş. -(Kasılarak...) Evet, anlarım... -Benbu kotları nasıl satacam acaba?. - (Daha da kasılarak...) Mocel olarak neler var elinizde? -501, 506 falan var... Yanlız orcnal olup olmadıklarını bilmiyorum. Tarvam, yarın getir,ben bakarım. - Yanlız bişey sorucam, bunların orcnalleri yağmurda çeker mi? (Tarkan abandon” olur) - Dün biraz yağmur yağdı da, sanki pantolonlar çekti gibi geldi bana. - Çekmez ya, niya çeksin (217), yarın getir, bakarız... - Peki bunların orcinallerinin arkasındaki biraz daha küçük gibi mi oluyomuş ne, şööle şey gili. yle anlaşılmaz onlar yarın gel ser... Bi dakka bişey daha sorcam. Evet? - Galiba bunların orcinallerinin etiketindeki Levi's yazısı: nın L'sinin ucu şööle hafif <> karı kıvrık oluyomuş... 7” gibi yani, Yok kardeşim yaaa.. Kim uyduruyo bunları yaaa... Yarın gel dedik. Bi cakka bişey daha sorucam. Sorhad sor. - Bi de benim elimde portakal sıkma makinası var onları da satabilir miyiz? Ya banane yaa, sen pantolonları getir kardeşimi. makinasınınorcinalinden anla: maz mısınız?.
ÖĞ o
Anlamam kardeşim, anlamam! Yarın getir pantolonları, - Portakal sıkma makinasını da getireyim mi? - İstemem yaa, istemiyorum!!!... Bir tek pantolonları getir. - Oldu, teşekkür ederim, iyi günler. Yaa, işte böyle. Bu konuşmayı telefondan Cemal ve diğer insanlar gülmekten yarılırken, ben de Tarkan'ın gerçeği öğrenince bana neler yapacağını düşünüyordum!... İnsanların bir an için hayatın tüm ciddiyetini ve sorumluluklarını elinin tersiyle bir kenara itip, dünyayla dalga geçmeleri, zaman zaman gerçekten en iyi ilaç, bu kadar büyük stresin içinde... Ve Alo Amiga, dünyayla dalga geçebilen Amiga'cıların köşesi! Gelecek ay görüşmek üzere!... Kotların etiketlerine dikkat edin!
MERT TÜNAY
Adresim:
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 32
Geçen sayıda FRP oyunlarına kısa bir giriş yapmıştım. Birçoğunuzun bu tip bir oyunun nasıl kağıt üzerinde yürütülebileceğini tahmin etmekte zorlandığını biliyorum. Şimdi size daha evvel oynanmış bir oyundan kısa bir parça. DM'nin Dungeon Master (zindan efendisi) olduğunu söylememe gerek yok sanırım. DM karakterlerin yaptığı her hareket için bir zar atar ve bu zara göre hareketin sonucuna karar verir. Üç köşeli zardan yirmi köşeli zara kadar çok çeşitli zarlar vardır. Olayın genel senaryosu kutu FRP'lerin içinden çıkan kitaplarda yazılıdır. "Maceracılarınız, büyücü Mertol, savaşçı Meri, rahip Dinçor ve hırsız Savage kumandanın verdiği emir üzerine Shadowtown'da bulunan hırsızlar bölgesindeki kuleye gelirler. Kuleden kötücü çığlıklar yükselmektedir. Maceracılarımız kulenin üst katlarına yaklaştıkça çığlıklar yükselmektedir. DM: Alt katlarda görüp kaçırdığınız kara cüppeli adam yine ortaya çıktı ve sizi görür görmez doğu yönüne doğru koşmaya başladı.
MERT: Peşinden koşuyoruz! DM: Köşeyi döner dönmez üzerinize doğru yaratıklar koşmaya başlıyor. MERT: Kaç taneler ve neler? DM: 3 taneler. Bir tanesi kısa boylu, kırmızı ve kafasının üzerinde iki tane boynuz var. Diğer ikisiyle ise daha evvel karşılaşmıştınız; sarı gözlü, çirkin Orc'lar. MERT: Kılıcımı çektim ve kızıl yaratığa saldırıyorum! MERTOL: Ben arkada kalacağım. SAVAGE: Tanrılar adına! Bıçağıma sıkıca sarılıp Orc'un arkasına dolaşmaya çalışacağım. DİNÇOR: Sanırım bu ağır silahla başım derde girecek. Ben topuzumu atıp çıplak elle önde duran Orc'a saldırıyorum! DM: İlk önce Dinçor saldırıyor. Yumruğunu hızla Orc'a doğru savuruyor ama Orc kaba bir yana doğru çekiliyor. Kızıl yaratık oldukça hızlı; pençeleriyle Savage'ye doğru saldırıyor ve vuruyor. Savage 3 zarar puanı aldın. Mert sen bu arada kızıl yaratığa vuruyorsun ve yaratık kanlar içinde yere devriliyor. Ama yaratık ölmedi, sadece bayıldı. Savage sen bu arada Orc'un arkasına dolaştın. Bu arada Orc'lardan biri olay yerinden kaçıyor. SAVAGE: Bıçağımı sırtına saplıyorum. DM: Bıçak Orc'un sırtında kaldı ve Orc acıyla inliyor. MERT: Orc'a saldırıyorum. DM: Orc son bir haykırışla yere devriliyor. MERT: Kılıcımı baygın olan kızıl yaratığa saplıyorum. Sonra da üzerlerini arayacağız. DM: Hiç ses çıkarmadı ama artık öldüğü kesin. Üzerlerini aradığınızda sadece bir kese altın çıkıyor. İçinde 34 tane altın var. MERTOL: Etrafı inceliyorum. DM: Yol doğuya doğru devam ediyor. İleride minik bir kapı girişi göze çarpıyor. Artık o çığlıkları da duymuyorsunuz. MERT: Minik girişe doğru gidiyoruz. DM: Girişe geldiniz. İçeride 2 tane küçük çocuk var. MERT: Çocuklara bağırıyorum. DM: Size doğru şaşkın şaşkın bakıyorlar ve ayağa kalkıp size doğru geliyorlar. MERTOL: Durun küçük köpekler! Yaklaşmayın! MERT: Ne yapıyorsun aptal! Grup lideri benim! MERTOL: Sana ne hal! Bu enikleri istemiyorum! Bize ayak bağı olurlar; gebertelim gitsinleri.
DM: Lütfen efendim bizi öldürmeyin! Bizi de yanınıza alın. MERTOL: Bıçağımı çıkarıp çocuklara gösteriyorum ve üzerlerine doğru bir adım atıyorum. MERT: Elimle Mertol'un kolunu tutuyorum. MERTOL: Bırak beni salak! DİNÇOR: Beyler sakin olun! SAVAGE: Evet haklı, durun artık. MERT: Bunu sen istedin! Kılıcını çekip Mertol'a vurmaya çalışıyorum. DM: Mertol bu hareketi hiç duymadı, kaçmaya çalıştı ama kılıcı yedi. Mertol 4 hasar puanı aldın. MERTOL: Kahrolası.. Yaşam puanım sıfır. DM: Öyleyse şu anda baygın durumdasın. DİNÇOR: Mertol'a iyileştirme büyüsü yapıyorum. Mert, 2 yaşam puanı aldın. MERT: Çocuklar bizle geliyor. MERTOL: Peki gelsinler ama artık arkana dikkat et! MERT: Koridordan doğuya doğru devam ediyoruz. DM: Tuzak! Duvarlardan mızraklar fırlıyor. Mert 2 zarar puanı aldın. Savage 5 zarar puanı aldın. Kahretsin, bayıldım! MERT: Savage'yi ben taşıyorum ve ilerliyoruz. DM: 30 feet sonra bir kapının önüne geliyorsunuz. MERT: Kapıyı açıyorum. DM: Kapı açılıyor. İçerisi bomboş. MERT: İçeri girip dinlenelim mi? DİNÇOR: Tamam. MERTOL: Ben uyar. MERT: Kapıyı sıkıca kapıyoruz ve dinleniyoruz. Sırayla ben, Dinçor ve Mertol nöbet tutacağız. DM: Hiçbir şey olmadı. Savage 2 yaşam puanı aldı, Mert, sen de. Dinçor iyileştirme büyünü yeniden kazandın. Mertol sen de 2 yaşam puanı aldın."
Neyse yazıyı yeteri kadar uzattım. Zannedersem oyunun nasıl oynandığını artık tam olarak anlamışsınızdır. Gelecek sayıdan itibaren bu oyunu oynayabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Tabii ki ülkemizden sağlanabilecek imkanlarla. Bilgisayarda bu tip bir oyunu yapmak imkansızdır. Ama Amerika'da yeni sağlanan Game Network sayesinde her kişi kendi karakterini yöneterek birçok kişi bir arada bu tip oyunları oynayabilmektedir. PC ve Amiga'larda ise bulabileceğiniz en özgür oyunlar Ultima Underworld ve Wizardry serisidir.
EMRE TUNCER