ALO AMIGA
Retro bilgisayarSelam millet! Derginin en zevzek köşesine hoş geldiniz! Bu sayıdan itibaren, bu köşede herkes, ama herkes, kendi zevkine uygun bir şeyler bulabilecek. Vedat'ın teknik yazılarından, Can'ın uçuk oyun açıklamalarından, Ersen'in idealist açılış konuşmalarından, yeni çıkan hardware zıvırından, enflasyondan, hava kirliliğinden, iktidardan, muhalefetten, gazetelerin ansiklopedi yarışlarından dolayı kafayı yiyen bütün okurlar için yazıyorum bu köşeyi. Kısacası bu köşe, herkesin köşesi!
RATY
Bana her istediğinizi, her derdinizi yazabilirsiniz! Derginin yazarlarından birisine gıcık olursanız, bu ben de dergide herhangi bir eleştirmek (ya da yazarını kutlamak) isterseniz, monitörünüz olmadan monitör programlarını kullanıp kullanamayacağınızı merak ederseniz, 5,25'lik disketleri 3,5'luk drive'lara sokamadığınızdan şikayetçiyseniz; yani aklınıza ne gelirse bana her konuda yardımcı olmaya hazırım!... Ayrıca her ay, bana yazacağınız mektupların içinden seçeceğim en matrak mektubu yayınlayıp, mektubu yazan arkadaşa bu köşede cevap yazacağım! Eee, hala bir kağıtla kalem bulamadınız mı? Gelelim Alo Amiga'nın doğuşuna... Aslında bu köşe önceden planlanmış bir köşe değildi... Derginin Kadıköy'deki naçizane binasındaki muhabbetlerden birinde, dergide ikamet eden bir arkadaşla (adı Tarkan,
*AMIGA Orcinalite
ama önemli deği) aramızda geçen bir sohbet üzerine, insanların gülmekten ağrıdı, ve o kadar çok güldük ki, aklıma dergiye bööle kalalaka tir mavra (bkz.sözlük) köşesi yazmak geldi.. aramızda geçen muhabbetn konusunu herhalde merak etmişsinizdir... Bizi okumaya devam edin. (Aşağıdaki konuşma: derginin içinde iki ayrı odadaki geçiyo...) -Aloov, Tarkar beyle görüşacahtım. ben Tarkan. - Kusura bakmayın, rahatsız ettik, ben burda Eoğaziçi Üniversitesinde okuyorum, elimde birkaç tane Levi's kot var da, onları satmak istiyordum falan, duyduğuma göre siz arcinal kotları anlıyosunuzmuş. -(Kasılarak...) Evet, anlarım... -Benbu kotları nasıl satacam acaba?. - (Daha da kasılarak...) Mocel olarak neler var elinizde? -501, 506 falan var... Yanlız orcnal olup olmadıklarını bilmiyorum. Tarvam, yarın getir,ben bakarım. - Yanlız bişey sorucam, bunların orcnalleri yağmurda çeker mi? (Tarkan abandon” olur) - Dün biraz yağmur yağdı da, sanki pantolonlar çekti gibi geldi bana. - Çekmez ya, niya çeksin (217), yarın getir, bakarız... - Peki bunların orcinallerinin arkasındaki biraz daha küçük gibi mi oluyomuş ne, şööle şey gili. yle anlaşılmaz onlar yarın gel ser... Bi dakka bişey daha sorcam. Evet? - Galiba bunların orcinallerinin etiketindeki Levi's yazısı: nın L'sinin ucu şööle hafif <> karı kıvrık oluyomuş... 7” gibi yani, Yok kardeşim yaaa.. Kim uyduruyo bunları yaaa... Yarın gel dedik. Bi cakka bişey daha sorucam. Sorhad sor. - Bi de benim elimde portakal sıkma makinası var onları da satabilir miyiz? Ya banane yaa, sen pantolonları getir kardeşimi. makinasınınorcinalinden anla: maz mısınız?.
ÖĞ o
Anlamam kardeşim, anlamam! Yarın getir pantolonları, - Portakal sıkma makinasını da getireyim mi? - İstemem yaa, istemiyorum!!!... Bir tek pantolonları getir. - Oldu, teşekkür ederim, iyi günler. Yaa, işte böyle. Bu konuşmayı telefondan Cemal ve diğer insanlar gülmekten yarılırken, ben de Tarkan'ın gerçeği öğrenince bana neler yapacağını düşünüyordum!... İnsanların bir an için hayatın tüm ciddiyetini ve sorumluluklarını elinin tersiyle bir kenara itip, dünyayla dalga geçmeleri, zaman zaman gerçekten en iyi ilaç, bu kadar büyük stresin içinde... Ve Alo Amiga, dünyayla dalga geçebilen Amiga'cıların köşesi! Gelecek ay görüşmek üzere!... Kotların etiketlerine dikkat edin!
MERT TÜNAY
Adresim: