Haberler

PBERLER+O

Hani bazen sakin sakin otururken birden bire ufukta kara bulutlar belirir, giderek büyürler, yaklaşırlar ve daha ne olduğunu anlayamadan kendinizi fırtınanın ortasında bulursunuz. Size olmaz mı? O zaman hazırlanın çok yakında olacak çünkü ufukta uzun zamandır çıkan en büyük fırtına göründü: Microprose'dan Darklands! İnsan bu oyunu nasıl anlatacağını bilemiyor, inanılmaz yönleri o kadar fazla ki. En iyisi sakinleşip baştan başlamak. Darklands bir RPG, Microprose hazırlıyor, standartların üzerinde grafikleri var. Tamam bunlarda heyecanlanacak bir şey yok, asıl iyi kısım şimdi başlıyor. Darklands pek çok role playing oyunun aksine ejderhalar, büyücüler gibi klişelere takılmayıp gerçek bir dönemi konu alıyor. Tam olarak söylemek gerekirse Ortaçağ Almanya'sını. Eğer SSI'ın alıştığımız senaryolarından biraz olsun sıkıldıysanız bu yeni konu size cennet gibi gelecektir. Darklands bütün RPG'lerin kalbinde yatan karakter jenerasyonu konusunda da oldukça başarılı. Her karakter isim, sex, HP, INT gibi klasik kategorilerin dışında sosyal sınıf (köylü, soylu v.s.), iş (madenci, bard v.s.), çocukluk exp. (bunu açıklamak biraz güç, kısacası ne olacağınıza karar veren bir özellik) ve belki de önemlisi divine favor gibi bir sürü özelliğe sahip. Bu divine favor seçeneği her karakterin Tanrı gözündeki değerini belirtiyor. Bu kategoride güçlü olan karakterler başları belaya girdiğinde azizler veya din adamlarının yardımına başvurarak mucizeler (bunlara büyü de diyebilirsiniz) yaratabiliyor. Aslında bu özellik bazı tartışmalara neden olabilir (özellikle din konusunu fazla ciddiye alanlar arasında) ama yine de akla ellerinden ateş topları fırlatan bir Mage'den daha yakın olduğu kesin. Karakter jenerasyonu bu kadarla da bitmiyor ama daha bahsedilecek çok şey olduğundan şimdi başka konulara geçiyoruz. Aranızda pek çok sadık SSI hayranı olduğunu biliyorum. Ama insan doğal olarak Darklands'i mecburen bu firmanın oyunlarıyla karşılaştırmak zorunda kalıyor. Mesela herhangi bir şehrin uzağında ilerlerken bir grup canavarla karşılaştınız diyelim. Normal bir SSI oyununda bu kılıcınızı çekip savaşa dalacağınız manasına gelir. Darklands'de ise karşılaştığınız her durum için bir sürü seçeneğiniz var. Yukarıdaki durumu ele alırsak kavgaya girmeden önce grubunuzdaki insanların özel yeteneklerini kullanma, düşmanınızla iletişim kurmaya çalışma, (biraz klasik ama) kaçma şeylerin arasından bir seçim yapabilirsiniz. Çoğu oyunda sırf exp. kazanmaya yarayan durumlara bile bu kadar özen gösteren Darklands'e hayran olmamak (ve beklememek) elde değil.

Aranızda Hunchback'i hatırlayacak kadar yaşlı olup, hala kıpırdayacak kadar hali olanlar parmak kaldırsınlar. Keşke kaç kişi olduğunu sayacak kadar genç olsaydım, gözlerim gideli yıllar oldu. Ama ben Hunchback'i hatırlıyorum. O zamanlar C64 1 numaraydı ve Hunchback en iyi platform oyunuydu. Daha sonra Sega, Nintendo gibi zıp çıktı sistemler geldi, Sonic, Mario gibi karakterler platform krallığını ele geçirdiler. Şimdi kahraman bir şövalye, büyük bir savaşçı gelip geri alacak ve Hunchback mezarına dönmekten kurtulacak. Aslında gelen kahramanımız şey bir balık. Hafif Robocop'a benzediğinden adı Robocod olan bir balık. Robocod Amiga'da çıktığında ortalık bayağı sarsılmıştı, oyun öylesine kaliteli, renk dolu, bir zıp-zıp harikasıydı ki yayımcı firma Electronic Arts bile böyle bir oyunun C64 ve Spectrum gibi 8 bit'lik bilgisayarlarda yapılamayacağını düşünerek bu versiyonların planını iptal etti. Allah'tan U.S. Gold için çalışan bir grup yetenekli C64 programcısı Electronic Arts'a ne kadar yanlış olduğunu kanıtladı. Robocod çok yakında C64 için hazır olacak ve inanın bana bu ikinci sınıf bir çeviri değil. Robocod C64 en az Amiga versiyonu kadar büyük hatta harita ve level düzeni olarak onların tıpatıp aynısı. Hazır levellardan bahsetmişken bir de şunu dinleyin: Robocod 10 level'dan oluşuyor, her level'ın ayrı grafik ve müzik stili var. Aynı zamanda her level'ın her biri yaklaşık 35 ekrandan oluşan alt bölümden oluşuyor. Yani sizin anlayacağınız Robocod büyük bir oyun. Renk sayısını ve belki de ses kalitesini saymazsak Robocod Amiga kalitesinde bir C64 oyunu olacağa benziyor. Teşekkürler U.S. Gold.

Valla benim tanıdığım bir tane Arnie var. O da film başına milyonlarca dolar aldığından ucuz oyunlarıyla meşhur Zeppelin firmasının bir oyununda görünmek isteyeceğini hiç sanmıyorum. Yine de başroldeki Arnie pek çok diğer oyun kahramanı gibi komutanları tarafından bir ormanın ortasında bırakılıyor ve kötü mü kötü bir genarali öldürmesi emrediliyor. Ve tabii ki generali öldürmek için randevu almak yetmiyor. Arnie'nin yüzlerce düşman askeri, tankı, helikopteri, topu, füzesi, kalesi, gemisi, kamyonu, panzeri arasından geçip generalin saklandığı yere ulaşması lazım. Bütün bu klişe, kokuşmuş konuya rağmen Arnie uzun zamandır

(belki de - Green Beret ve Commodore'dan beri) 64'te çıkan en zevkli askeri shoot-em up. Ustaca hazırlanmış izometrik grafikleri ve sonu gelmeyen düşmanlarıyla bu yazın en vahşi oyunu olabilir.

SUER ELEKTRONİK ŞUBELER TOPLANTISI YAPILDI

Bilgisayar Öğretiyor 1985 yılından beri bilgisayar ve yan malzeme satışı ile ilgili hizmetler üreten Kadıköy'de kurulu SÜER ELEKTRONİK 6 kişilik sınıflarda bilgisayar programcılığı kursları açtı. Hafta sonu ve akşam dönemleri olarak yapılan kurslarda her öğrenciye bir bilgisayar verilerek eğitim tatbiki olarak yapılıyor. BASIC-COBOL- D.BASE gibi bilgisayar dilleri eğitiminin verildiği kurslarla ilgili olarak SÜER ELEKTRONİK sahibi Anıl şöyle konuştu: "Türkiyemizde Commodore ve Amiga'sı ile oyun oynayan çocukları artık oyundan ayıracak ve onlara gerçekten bir şeyler öğretmemiz gereken zaman geldi geçiyor. Biz bu ihtiyacı göz önüne alarak böyle bir çalışma başlattık. Gösterilen ilgiden mutluyuz. Gelecekte faydalı insanların yetişmesine katkıda bulunmuş biri bahtiyarlığına ermek beni mutlu ediyor. Kurslarımız 6'şar kişilik olarak ve her öğrenciye bir PC ile çalışma şartlarını oluşturuyoruz. İhtiyaca göre yeni sınıflar açabiliriz." Fotoğrafta SÜER Elektronik'in bilgisayar kurslarında kursiyerler hocalarıyla birlikte görülmektedir.

Sedat Çöloğlu'nun gayretleriyle kurulan, dergimizin de faaliyetlerini desteklediği AMIGA USER CLUB şubeleri geçen ayın 27. günü İstanbul'da toplandılar. GOLD BOX'un Fındıkzade'deki merkezinde toplanan şube yöneticileri önce Beşiktaş'a gelerek dergimizi ziyaret ettiler, daha sonra seminer salonuna geçerek yeniliklerle ilgili verilen seminerleri ilgi ile takip ettiler. Öğleden sonra da özellikle hardware ağırlıklı olarak verilen semineri izleyen şube yöneticileri akşam yemeğini Bakırköy Ataköy'deki Mavi Marmara et lokantasında yediler. APUC şube yöneticilerinin toplantısı ve ziyaretleriyle ilgili geniş haber ve fotoğrafları gelecek sayımızda yayınlayacağız. Yazılımları Macintosh bilgisayarlara uyarlayacağı, bu konuda iki şirketin bilgi birikimlerini birleştirdikleri açıklandı. Çok samimi bir havada geçen toplantıda bilgisayar sektörünün genel sorunları da gündeme geldi.