Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 25
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 24
ELECTRONIC ARTS
T.V. Sports Basketball'dan beri şöyle dişime göre bir basketbol oyunu bulamamıştım. Nedense pek az oyun basketbolun hızlı, heyecanlı temposunu yansıtabiliyor. Electronic Arts'ın (son zamanlarda spor oyunlarının kalitesiyle dikkati çekiyorlar) yeni oyunu bu tempoyu grafiklerden fedakarlık etmeden yakalayabildiğini iddia ediyor. Gerçekten ilk gözünüze batacak özelliği mükemmel grafikler. Her oyuncunun (Jordan dahil) hareketleri sabırla digitize edilmiş. Alıştığımız sabit sahaların aksine Flight'taki saha oyuncunun hareketine göre dönüyor (Ben bu özellik sadece Super Nintendo'da var sanıyordum). Tabii bütün bunların bir fiyatı var (para olarak değil), Michael Jordan's Flight'ta maksimum 3'er kişilik takımlarla oynayabiliyorsunuz ve oyun alanının her yeri (mesela seyircilerin olması gereken yerler) sanki karanlığa gömülmüş gibi. İnsan uzayda basketball oynuyormuş hissine kapılıyor. Bu da oyunun gerçekçiliğini (digitize grafiklere rağmen) büyük ölçüde
# 5 dakika önce Origin'e taş attıktan sonra oyunlarından birini övmek garip olabilir ama Underworld'un güzelliğiyle çarpılmamak hemen hemen imkansız. Daha kaç tane Dungeon Master taklidi oyun çıkabilecek diye düşünebiliyor olabilirsiniz ama Underworld'u görünce keşke her oyun böyle olsa diyeceksiniz. Underworld çok yeni bir grafik sisteminin ilk kez tam manada kullanıldığı oyun. Bu sistemde bütün duvarlar, güller, cisimler, köprüler yani kısacası oyunda karşılaşacağınız her grafik önce polygon olarak çiziliyor (tıpkı bir simulasyonda olduğu gibi) daha sonra bu polygonlar cismin cinsine göre bitmap grafiklerden oluşan bir örtüye kaplanıyor. (Bu simulasyonlarda yok.) Duvarlar taş desenli, göller su gibi.... Peki bu uzun ve yorucu işlem bize ne kazandırıyor? Her şeyden önce artık Dungeon Master ya da Eye of the Beholder'da olduğu gibi bir yere giderken büyük adımlarla ilerlemek zorunda değilsiniz. Bir adım attığınızda bütün grafikler kayarak (ve hızınıza göre sallanarak) size gerçekten yürüyormuşsunuz hissini veriyor. Eğer suda ilerliyorsanız ekran sanki gerçekten yüzüyormuşçasına dalgalanıyor. (Umarım sizi deniz tutmuyordur). Tabi bu tip her oyunda olduğu gibi zaman zaman (hatta sık sık) güzellikle halledemediğiniz işleri kılıcınızı çekip halletmek durumunda kalacaksınız. Underworld'un savaş bölümlerine getirdiği yenilik silahlarınızı (ya da silah tutan elinizi) ekranda görebilmeniz, (Bu Elvira 1'de vardı) böylece düşmanınıza verdiğiniz rakibi ekrandaki bir satır text'den anlayacağınıza gerçekten görebiliyorsunuz. Bütün bunlara, ustaca hazırlanmış bir savaş sistemi (keşke Elvira 2'de de olsaydı), toplam 50 küsür kilometre gelen dev bir labirent ve iğrenç düşmanlar (anlatmak uzun iş, zaten Ultima serisinden herhangi birini oynayanlar ne demek istediğimi anlarlar herhalde değil mi?) eklenince Underworld şu anda piyasadaki en harbi oyunlardan biri haline geliyor.