Ayın Pessimist'i
Retro bilgisayarAYIN PESSIMIST'i
Sanırım beynim olmasaydı hayat bu kadar karanlık görünmezdi ama beynim olduğu için mutluyum çünkü benim Pessimist olmamı sağlıyor. Mahmut GENCER, Mersin par, onların istediği gibi giyinir, konuşur, yaşar. İnsan fazlalığın kölesidir, sade olanla yetinmez, her zaman d.
sunulan doğayı acımasız bir şekilde kullanır, harap eder sonra da doğa diye zırlar. Bir de birbiri, san ölümün kölesidir, ondan korkar, gizli gizli ona özlem duyar ama ondan kurtulmak için gerekirse ruhunu bile satar. İşte böyle, insan kendi yeteneklerinin farkına vardığından beri bitmek bilmez bir açgözlülük içinde icat eder, üretir ve sonra kendi yaptıklarının kölesi olur. Zararı sadece kendine olsa iyi, insan kendinin en insan insanı etkilemeye çalışır. Kendi haline bırakılsa belki de kendinden iyi ve üstün olacak bir bebeği kendi kalıplarına sokar, hayır diyemez ve her zaman kafasına uy yapar. Peki ben kim oluyorum da konuşuyorum? Ben de bir insanım, hepimiz insanız. Hepimiz aynı yapıdayız ve aynı sahibiz. Benim görebildiğim tek umut en azından bir şeylerin ters olduğunu hissedebiliyoruz ama elimizden bir şey gelmiyor, biz kendi irademizin cehennem ateşinde kavrulmaya mahkum birer ruhuz. Daha açıkçası, durum boştur! Bu ay irademin izin verdiği oranda oynayabildiğim oyunların başında 4D Boxing geliyor. Şimdiye kadar spor oyunlarına polygon (vektör) grafikleri karıştırma çabaları yarış oyunları hariç genelde rezalet sonuçlar vermişti. 3D International Tennis'i hatırlıyor musunuz? 2 çöp, iki genden oluşan adamların bir sahada koşup durmasından ibaret olan bu oyun sık sık kabuslarıma girer. Açıkçası 4D Boxing'den de korkuyordum ama yanıldım. 4D Boxing şimdiye kadar oynadığım en güzel spor oyunlarından biri. Grafiklerini bir yana bırakırsanız oyun öylesine ustaca hazırlanmış ki ister istemez insanı kendine bağlıyor. Önce kendinize bir tip yaratıyorsunuz ve eğitmek için gerekirse döver, kendine göre eğitir ve o zavallı bebek aynen kendi gibi olana kadar rahat etmez. Bütün bunların altında insanın iradesizliği yatar, iyiyle kötüyü ayıracak kadar beyni olsa bile insan asla... en tepeye çıkana kadar oyunu bırakmanıza imkan yok. Açıkçası bunda yıllardır beynimize işlenen ROCKY dolduruşlarının da bunda etkisi büyük. Oyunda ilerledikçe boksörünüzün özellikleri de gelişiyor, hatta siz hangi özelliği geliştirmek istediğinize karar verebiliyorsunuz ama tabii bu arada oyun da zorlaşıyor. Yine oyun en başta karşınıza bir azman sürerek sizi çaresizliğe itmiyor, rakiplerin güçleri...
Isles
Terra
re rakipler bulabiliyor. Tabii bu özellikleri herhangi bir boks oyununda da bulabilirsiniz, 4D Boxing'i 4D Boxing yapan kullanılan polygon grafikler. Boksörler ilk başta size bayağı komik gelebilir, hareket etmeye başladıkları anda sizi kendilerine hayran edecekler. Birkaç üçgen ve kutudan oluşan cisimlerin bu kadar inandırıcı bir şekilde hareket edebilecekleri hiç aklıma gelmezdi. Yüzleri biraz çirkin olsa bile boksör animasyonları aynen gerçek insan hareketlerine göre yapılmış. Grafiklerin polygon olması programcılara bir sürü kamera açısı verme imkanını sağlamış. Oyunda her birini kafanıza göre ayarlayabileceğiniz 10 kamera açısı
DIEI
var. Bu da basit bir hesapla, yaklaşık olarak sonsuz
Yediğiniz dayağı kaydedip 1001 türlü açıdan seyredebilmek hayatın büyük zevklerinden biri. Bu oyuna sıradan bir spor oyunu olarak bakmak yanlış olur, 4D Boxing tam manasıyla bir boks simülasyonu! Bir diğer mesele de LOTUS 2. İnsan hızına, efektlerine, grafiklerine, level'larına, Şahin'i yenince verdiği zevke hayran oluyor ama zorlu yarışın sonunda oturup düşününce nedense biraz hayal kırıklığına uğruyor. Ben bu OUTRUN'dan araklama checkpoint sistemini hiç tutmadım. İlk Lotus'da aynı pistlerin etrafında dönüp duruyordunuz ama en azından yarıştığınız hissine kapılıyordunuz. Sıralama olduğundan diğer arabalar sadece birer engel değildiler, onları geçince zafer nağraları atabiliyordunuz. Yeni sistemle oyun pek çok şey kaybetmiş, artık yarış bitene kadar değil sadece zaman bitene kadar yarışabiliyorsunuz, diğer player'a karşı değil de zamana karşı koşuşturuyorsunuz. Lanet kafam bu işlerden biraz anlasa ben LOTUS 1'i ile 2'yi birleştirir, 1'in efektlerini ekler şahsi LOTUS 2.5'umu yaratırdım. Böylece dünya çok daha mutlu bir yer olurdu. Gelişmiş ama eski zevkinden bayağı şey kaybetmiş. Bence bir geri adım! Sonracığıma Shadow Sorcerer. FRP'ye taa 64'teki ilk Ultima'lardan beri gönül vermediyseniz kendinizi bu alanı biraz dışarıdan gözlüyor bulabilirsiniz. Yeni başlayan biri için bu günün karmaşık oyunları biraz fazla 'karışık' olabilir. Ve hatta bir de utanmadan gerçek derinliğini anlayamadığınız bu oyunların grafiklerini basit ve sıkıcı bulabilirsiniz. SS sizin bu şikayetlerinizi gidermek için gönderilmiş bir hediye sanki. Oyun yine SSI'ye ait ama izometrik grafiklere ve herkesin ilgisini çekebilecek bir konuya sahip. Görevler Krynn serisinde olduğu gibi sadece ustalara hitap etmiyor, yeni başlayan birinin de anlayabileceği derecede başlıyor, iyi ayarlanmış bir sistemle giderek zorlaşıyor. Bence FRP'lerden kaçıyorsanız bu oyun bütün bahanelerinizi silebilir. Omay sırıtarak sandalyemi kırmaktan vazgeçip haritayı bitirebilirse yakında yayınlayabiliriz sanırım. Ben bitmişim, ölmüşüm, köşeye sıkışmışım ve giderek batıyorum ama varlığımın son kalan parçasıyla birkaç problemli dosta yardım etmek boynumun borcu: BOMBOŞ Selam MAC, İki yıldır 64'ler dergisi okurum. Doğrusu Metal takıldığın köşen birkaç ay öncesine kadar pek ilgimi çekmemişti. Fakat bir gün vapurda Kadıköy'e doğru yol alırken can sıkıntısından verdiği alaka boşluğu, elimdeki 64'ler dergisini okuyarak kapatmaya çalışırken
DIE!
larına takıldı ve ben bir anda bütün benliğimi saran bir girdabın içinde kaldım. Kendime geldiğimde önümde daktilo sana yazıyordum. Doğrusu senin köşende ne bulduğumu hala anlamadım.
afiş