Sayfanın metni
Sayfa 59
İnsan ölmeden önce bütün hayatı 'film şeridi' gibi gözlerinin önünden geçermiş. Odanızın köşesinde, göğsünüze kadar çektiğiniz dizlerinizin üzerinden vücudunuzu terk eden kanınızı seyrederken birden görüntü değişiyor ve bu kez zaten kaçmaya çalıştığınız hayatınız boyunca başınıza gelen rezillikleri yeniden görüyorsunuz. Doğumunuz, hiçbir şeyin farkında değilken acımasızca yönlendirilerek büyütülüşünüz, ite kalka okula yollanışınız, biraz daha olgunlaşıp ufak ufak bazı şeylerin 'yanlış'
olduğunun farkına varışınız, bunların farkına vardığınız için cezalandırılışınız, cezalandırıldıkça isyan edişiniz, isyan ettikçe yeniden ve daha ağır cezalandırılışınız, bir şeyleri değiştirmeye çalışıp başarısız oluşunuz, karşı cinsle tanışmanız, karşı cinsten 'geleneksel' kazığı yiyişiniz, yasaklanmış şeylerin aslında çok daha eğlenceli olduğunu anlayışınız, kendinizi bunlara kaptırıp çıkamayacak kadar batışınız ve her şeyden nefret etmeye başlamanız. İşte bunlar bir araya gelip sizi damarlarınızda uslu uslu dolaşan pis kanınızın dışarı çıkması için bileğinize o deliği açmaya zorlayan şeyler. Üstelik siz o deliği açtıktan sonra her şeyden kurtulmayı umarken bir de üstüne üstelik bütün hayatınızı baştan görüyorsunuz. Bu noktada ne yapmanız gerekiyor? Oturup pişmanlık mı duyacaksınız, yoksa hatalarınızdan ders alıp reenkarnasyonunuzda daha mı başarılı olacaksınız? Bana sorarsanız bütün bu pisliği tekrar gördükten sonra arkanıza yaslanıp intihar etmekte ne kadar haklı olduğunuzu düşünerek suratınızda aptal bir gülümsemeyle ölmelisiniz. Sonuç: ... Pardon ama siz bu kadar laftan sonra sonucu kendiniz çıkaramıyorsanız size kimse yardım edemez. Bu klasik lanetli düşüncelerin dışında kafamda dolanıp duran iki şey var.
Aslında bunlardan biri tam olarak kafamda sayılmaz, daha ziyade elimde, gözümde, joystick'imde, klavyemde, mouse'umda, gecemde, gündüzümde; yani HUNTER. Bu oyun beni dağıttı, hayran etti, sonra hiç beklenmedik bir anda biterek yapayalnız bıraktı. Virtual reality'le ne kadar ilgilisiniz bilmiyorum, (yani bilgisayarın duyu organlarınızı kalalayarak sizi başka bir dünyada olduğunuza inandırması) ama VR her zaman benim en büyük hayallerimden biri olmuştur. Polygonlardan oluşan sarışın nympho'lara ulaşmamız daha uzun sürebilir ama Hunter Amiga'da elde edebileceğiniz en iyi VR örneği. Vektör grafiklerden oluşan dünya oldukça gerçekçi, ve araştırıp yeni yerler, yeni araçlar bulma isteği sizi bir anda sarıyor. Ondan sonra gelen günler hep aynı hikaye, güneş doğar MAC Hunter oynuyor, güneş batar MAC Hunter oynuyor, amacı oyunu bitirmek. Oyun bitiyor, MAC niye bitti diye mızmızlanıyor. Murad Omay oyunu açıklamak için bayağı uğraştı, ama ben yine şahsımın fikrini belirtmek istedim. Bu orada olur ya hani, bindiğiniz araçtan inemezseniz Space tuşuna basmayı deneyin. Kafamdaki diğer düşünce ise oldukça karamsar (sürpriz olmadı galiba?), yani hani bazen bir şeye gerçekten inanırsınız, onu seversiniz, ona taparsınız, sonra o birden değişmeye başlar, sizin sevginizi hiçe sayar, ve size sadece eski günleri anmak düşer ya, işte öyle bir durumdan bahsediyorum. Konunun aşağılık organik bir dişi olduğunu sananlar hemen gidip son 10 MAC Adventure'ı baştan okusunlar, tabii ki konu bu değil. Konu: Sierra! Açıkçası ben firmanın gidişatını hiç de iç açıcı görmüyorum, geçenlerde Hero's Quest II'nin resimlerini hazırlamak için oyunu biraz oynadım da, gözlerimden yaşlar geldi; abi benim
Sierra'm bu değil ya! Larry'nin mükemmel esprilerinin yerini çoluk çocuk eğlenceleri almış, Police Quest'in atmosferi yerine bir curcuna gelmiş, oyun Iceman'in hızının bile altına inmiş. Neredeyse özürlüler için eğitim programı sanacaktım! Tabi bir de King's Quest V ve ondan sonraki oyunlarda text yerine ikon kullanılma meselesi var. Ben bunu hep söylemişimdir, adventure piyasasını batıranlar adventure oynayamayan gerizekalılardır. Yani sizce Lucasfilm adventure'larını bu kadar meşhur eden ne? Adam bir kapının önüne geliyor, bunu açması lazım, ama o açmak için gereken Open komutunu bulacak zekaya sahip değil. Aşağıdaki bir menüden bir ikonu veya komutu seçmek çok daha kolayına gidiyor. Sonrada işin adı 'adventure'ların oynanabilirliği az' oluyor. Saçmalamayın beyler, eğer siz istediğiniz komutu bulabiliyorsanız harbi bir text adventure diğer oyunlardan 10 kat daha zevklidir. İşte Sierra ve diğer firmalar (Level9 falan) hep bu düşük zeka seviyeli insanlar yüzünden adventure formatını terk edip çoluk çocuğun (ve onlarla aynı seviyede olan büyüklerin)
oynayabileceği oyunlar üretmek zorunda kalıyorlar. Sierra'nın bir diğer derdi ise Amerikan firması olması. Siz 'özgürlük ve maceranın' yıkılmaz koruyucusu bu toplumu ne kadar tanıyorsunuz bil-
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 58
Piyasada şu an çok sayıda sporla ilgili olan oyun var. Kimisi eğlenceli, kimisi sıkıcı. INTERNATIONAL CHAMPIONSHIP ATHLETICS ise eğlenceli olan oyunlardan biri. Oyunda olimpiyatlarda yarışıyorsunuz. Olimpiyatlara; İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya, Rusya, İspanya ve Amerika katılıyor. Oyunda ilk olarak karşınıza bayraklardan oluşan bir menü çıkıyor. Çıkan menüden hangi devlet adına yarışmak istiyorsanız o devletin bayrağını kliklemelisiniz. Oyunda ekranın yaklaşık olarak sol üst kısmında olan, sağında kırmızı bir çizgi, onun yanında devamlı azalıp çoğalan mavi bir şerit, şeritin solunda ise gücünüzü gösteren bir kutucuk var. Bu kutucuk ne kadar çok miktarda sarı ile dolarsa gücünüz o kadar yüksek olur. Ayrıca ekranın en üstünde de bazı ikonlar var. Bunlar soldan sağa olmak üzere şekilde sıralanmış durumdalar. En solda bulunan tabanca; direkt olarak yarışmalara katılmanızı sağlar. Onun yanındaki üç madalya ise olimpiyatlara katılan ülkelerin aldığı altın, gümüş ve bronz madalyalara göre sıralamalarını verir. Bir sonraki ikon o an katılacağınız müsabaka için çalışma yapmanızı sağlar. Bu ikonun sağındaki meşale olimpiyatlardaki atletizm dallarından istediğinize katılma olanağını sağlar.
İstemediğiniz müsabaka çeşidini joystick'i sola çekerek NO yaptığınızda o müsabaka çeşidi karşınıza çıkmayacaktır. Meşalenin yanındaki liste, yarışmalara katılan ülkeler ve bu ülkelere ait sporcuların aldığı puanları sırasıyla görmenizi sağlar. Atlet şeklindeki ikon ise o ana kadar katıldığınız müsabakaları ve bu müsabakalarda aldığınız dereceleri gösterir. Oyunda sırası ile şu dallarda yarışıyorsunuz: • 1) ÇEKİÇ ATMA: Çekiçinizi atmak için ilk önce power'ınızı yükseltmelisiniz. Bunu yapmak için de joystick'inizi mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde sağa ve sola oynatmalısınız. Power'iniz max. olarak yükseldiğinde, fazla zaman kaybetmeden mavi şeritin en büyük ve kırmızı çizginin de en ortada olduğu an fire düğmesine basın. Böylece atışınızı yapmış olacaksınız. Atışınızı yaptıktan hemen sonra yaptığınız atışı kuşbakışı olarak kaydettiğiniz mesafe ile birlikte görebilirsiniz. Üç hakkınız sonunda kaydettiğiniz en uzun mesafe sizin scorunuz olarak geçecektir. Dereceler her zaman olduğu gibi 1, 2, 3, şeklinde sıralanır. Eğer, ilk üçe giremezseniz seyircilerden hayret dolu bir OUUVVV... geliyor. Sıralamaya girdiyseniz seyirciler sevindirik oluyorlar. 2) 100m SERBEST KOŞU: Çekiç atmadan sonra 100 metrelik bir koşuya katılıyorsunuz. Start verildikten sonra joystick'i sağa sola çekerek güç kazanıp yarışı tamamlıyorsunuz. Bu bölüm oyunun en kolay bölümü. Garanti bir altın madalya alırsınız. Hemen sonra karşınıza kaçıncı olduğunuzu ve derecenizi gösteren bir tablo çıkıyor. 3) YÜKSEK ATLAMA: Bu bölümde atlayacağınız yüksekliği joystick ile ayarladıktan sonra fire düğmesine basarak koşmaya başlayın. Barın dibine gelince tekrar fire'a basarak atlayışınızı yapabilirsiniz. 4) 800m SERBEST KOŞU: Koştuğunuz yarışmacılarla siz üstten görünüyorsunuz. Bir kırmızı ok devamlı sizi gösteriyor. Siz en dıştaki kulvarda yarışıyorsunuz. Start verildiğinde joystick'inizi biraz ileri iterek kırmızı sütunu bir bölü dört oranında arttırın ve ardından en içteki yani en sağdaki kulvara geçin. Burada daha hızlı gidersiniz. Hızınızı daha fazla arttırmayın, aksi halde sınırlı olan power'ınız hızla azalır ve yarı yolda kalabilirsiniz. Başka atletlere arkadan çarpmayın. Çarparsanız yere düşer ve zaman kaybedersiniz. 5) ENGELLİ KOŞU: Engellere bir adım kala düğmeye basıp zıplayın. Engellere çarpmamak için zamanlamanızı iyi ayarlamalısınız. Aksi halde zaman kaybedersiniz. 6) UZUN ATLAMA: Yine joystick'i sağa sola çekip güç topladıktan sonra atlama çizgisine 2-3 adım kala düğmeye basıp, kırmızı çizgi ortaya gelince bırakın. Bunu yaparsanız en uzun atlayışı yapabilirsiniz. 7) SIRIKLA ATLAMA: Şimdi sırıkla atlıyorsunuz.
Joystick ile barın yüksekliğini ayarladıktan (yani atlayacağınız yüksekliği belirledikten) sonra power'ınızı arttırın ve ekran hareketsiz hale gelince düğmeye basıp, kırmızı çizgi tam ortada olduğunda bırakın. 8) CİRİT ATMA: Power'ınızı artırıp atış çizgisine 3-4 adım kala düğmeye basıp atış çizgisine gelince bırakın. Çizgiyi geçerseniz diskalifiye olursunuz ve o hakkınızı kaybedersiniz. 9) GÜLLE ATMA: Bu bölümde de gülle atıyorsunuz. Çekiç atmada yaptıklarınızın aynısını yaparsanız bir sorun çıkmaz. 10) DİSK ATMA: Gülleden sonra disk atıyorsunuz. Bunda da gülle atarken yaptıklarınızı yapmalısınız. 11) 200m SERBEST KOŞU: Burada da 100m'lik koşuda olduğu gibi joystick'i mümkün olduğu kadar hızlı olarak sağa ve sola oynatmalısınız. 12) 1500m SERBEST KOŞU: Bu bölüm 800m'lik koşunun aynısı. Sadece biraz daha uzun. 13) 110m ENGELLİ KOŞU: Engelli koşunun aynısı. 14) 5000m'LİK SERBEST KOŞU: Bunda çok tempolu gitmelisiniz aksi halde bitiremezsiniz. 800 ve 1500m'lik koşulardan tek farkı çok daha uzun olması. 15) ÜÇ ADIM ATLAMA: Bu bölümde power'ınızı arttırıp atlama çizgisine 2 adım kala düğmeye basıp kırmızı çizgiyi tam ortaya getirmeye çalışın ve düğmeyi bırakın. 16) 400m SERBEST KOŞU: Son olarak da 400 metrelik basit bir koşu var. Son ekranda kazansanız da kazanmasanız da havai fişekler atılıyor. Tek disketlik eğlenceli bir oyun. Oynarken sıkılacağınızı sanmıyorum.