Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 59
Boğucu bir karanlık. Ruhunuz yoğun bir boşluğun içinde yüzüyor. Bir an kafanızın içinde binlerce düşünce geçiyor, bir an simsiyah bir boşluk beyninizi dolduruyor. Ne düşündüğünüzü, kim olduğunuzu anlayamıyorsunuz, ama acı çekiyorsunuz, hem de derin bir acı. Ama bu fiziksel bir şey değil, bütün acı ruhunuzda, vücudunuz işlevini kaybetmiş bir organ gibi karanlık düşünce dünyanızın ucunda sallanıyor. Bir an için her şeyi göze alıp bu durumdan kurtulmaya karar veriyorsunuz. Son bir çabayla sizi çevreleyen karanlığı yırtıp çıkmaya çalışıyorsunuz, acı artıyor. Beyniniz kanıyor, duygularınız deforme oluyor, ruhunuz karanlıkta kaybolmayla yok olma arasında gidip geliyor. Sizi çevreleyen bu perde sanki evrenin ta kendisi. Bütün çabanız sadece size acı vermeye yarıyor. Acı giderek büyüyor, bütün benliğinizi kaplıyor ve tam siz karanlığın bir parçası olacakken ufacık bir delik beliriyor, galiba başardınız. Hayal bile edemeyeceğiniz bir çekerek deliğin öteki yanına geçiyorsunuz ve işte o anda hayatın aslında ne kadar berbat bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Bütün bu çabadan sonra kendinizi yepyeni ama daha derin bir karanlıkta buluyorsunuz. Boşlukta kaybolup giden yalvarmalarınız hiçbir şeyi değiştirmiyor. Başladığınız yere geldiniz. İşte bu noktada vereceğiniz karar sizin ne olduğunuzu belirler. Eğer her şeyi göze alıp bu ikinci karanlığı da aşmaya çalışırsanız siz kahraman bir aptalsınız, yok eğer durumu kabullenip hiçbir şey yapmadan burda kalırsanız o zaman da siz pasif bir aptalsınız. Sonuç: Hayat gerçekten berbat bir yerdir. Teşekkür ederim. Hayatta bana uzun zamandır tatmadığım zevk ve huzuru tattırır oldu. Onu sizle paylaşayım bari, şey sandığınız gibi sarışın ve organik değil, aksine siyah, ortasında bir delik var, üzerinde Double Density yazıyor. Etiketi DEUTEROS yazıyor. Geçen ay her zamanki gibi dergiye çıkacak bir oyunun resimlerini hazırlamak için oyunu yükledim. Amacım biraz kurcalayıp güzel birkaç grafik bulmaktı. Karşıma bir sürü ikon çıktı, onlara basmaya başladım. Aradan 5 saat geçtikten sonra ben hala bu oyunun karşısındaydım, ve artık beynimde maden isimleri uçuşuyordu. Oyun klasik bir taklidi, hatta bir rivayete göre Milenium'un devamı, siz dünyalılar olarak uzaya yayılmaya (abi insanlar çok aç gözlü ya) çalışıyorsunuz. Bunun için belirli koloniler kurup uzaylı amcalarla savaşmanız gerekiyor. Tabi her işin başı para ama bu oyunda para yok, başlıca sıkıntınız madenler. Aslında benim anlatmama gerek yok, zaten Burak oyunu açıkladı ama benim lanet çenem durmadığından ben yine de size ne düşündüğümü söyleyeyim dedim. Düşündüğüm şu: Bu oyun için ölünür ve bu oyun adamı öldürür. Diğer galaksilere ulaşılamıyor olması bizde oyunun demo olduğu izlenimini yarattı ama demo memo, bu oyunu alın, hayatınızı düzeltmez ama en azından bir süre sonra etrafınızda olup biten iğrençlikleri görmezsiniz. Bir diğer iyi oyun ise F15 II. Tam olarak simülasyon sayılmaz, ama insanı köpek gibi hırslandırıyor. Madalya ve rütbe almak için debelenirken ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Tembel co-pilot (beyimiz oyunu yataktan takip eder) saatlerce oynamama dayanamayıp sonunda agresif girişimlerde bulunmaya başladı. Böğrüne bir maverick yiyince yerine dönüp öldürücü muhabbetlerine devam etti. Yani sizin anlayacağınız etrafta müthiş kendinizi kaptırabileceğiniz iki tane oyun dolaşıyor, ve üzülmeyin dikkat edin. Bu ay mektup seçerken çok zorlandım, çünkü bu aykiler klasik 'Bana bir oyun tavsiye edermisin' standartlarının çok daha üzerindeydi. Bayağı ilginç övgüler ve ağır eleştiriler aldığımı temeliyim. Sanırım MAC Adventure yakında bir iç savaşa sebep olacak. Ateş veya ölüm, burdayık, ve daha bir süre burda olmayı umuyoruz. İşte 'Cehennemden gelen Hüsnü'nün bu ay
LİVE İN A RUT
Selam eski dost, yüzlerce mektubumu çöpe atmış olsan bile seni tekrar aramızda görmek güzel. Nasıl yapıyorsun bilmiyorum ama kesinlikle benimcelerimi taşıyor, yazıyor ve yaşıyorsun. Yok yani, harbi harbi tepemizde (yoksa bunlar sadece ikimizin tepesinde mi?) bunca bela, dert, püsür varken bu insanlar neye gülüyor? Bunlar hiç Polaris, Blackened dinlemezler mi, hiç mi kullanılmış tuvalet kağıdı muamelesi görmemişler? Neyse senin derdin sana yetiyordur, işte sana birkaç ufak soru: 1) Hobbit'te Ring'i aldıktan sonra bir elf tarafından kapatıldığım mahzende red dragon'la beraberim ama daha fazla
2) Dağlardaki hücreden çıkamıyorum? Nightmare Eddie MAC: Önce şunda anlaşalım, ben hiçbir mektubu çöpe atmıyorum, hepsini saklıyorum. Bundan sittin sene sonra kazı yapan bir arkeolog bunları bulduğunda kafayı yesin diye. Sonracığıma eğer benimle aynı şeyleri düşünüyorsan sana acıyorum (kendime acımıyorum, ben zaten ölmüşüm), ama haklısın. Bu gülen insanlar aslında birer kuş, kafalarını sokmuşlar kuma, cici cici duruyorlar. Tek farketmedikleri kafası kumda bir deve kuşunun arkadan ne kadar büyük bir hedef teşkil ettiği! 1) Şincik açıkçası kafamı karıştırdın. Yarım saattir oturup içinde Red Dragon olan mahzen düşünüyorum. Tabi bu arada kafam düşünceden düşünceye atlıyor ben dağıldım. Eğer dark dungeon'dan bahsediyorsan burda kapı açılana kadar Wait diyip sonra Wear Ring ve SW demen gerekiyor. Yok eğer şarapların olduğu yeri kasdediyorsan burada önce beni çağıracaksın (bencillik yapma) sonra ben gelince oturup şarap muhabbeti yapacağız. Eğer içince kendini kahraman zanneden tiplerdensen hiç zahmet etme ve şunları yap: Open Barrel, Drink Wine, Climb Into Barrel, Close Barrel, Wait. 2) Hobbit'lerin boyu fazla olmadığından Bilbo yukardaki pencereye yetişemiyor. Yıllar önce benim de Keith Abimizden (adventure yazarlarının piri olur, önünde saygıyla eğiliyoruz, üstadlara ego sökmez) burda yapman gereken Dig Sand, Break Trap Door, Take Key, Wait, Say to Thorin 'Carry Me', Say To Thorin 'Open Window', Say To DIE INARUT Pek Sayın MAC, TMNT rumuzlu bir arkadaşın Nisan sayısında sorduğu soruya gözlerim zoom yaptı. Fanatik bir Manowar hayranıyımdır da... Manowar dinlemediğinizi söylemişsiniz. Ben sizin baba bir metalci olduğunuzu düşünmüştüm, yanılmışım. Megadeth'e saygım var ama Manowar'ın üstün olduğu tartışılmaz. Hiç olmazsa Manowar hayranları grup tarafından 'true metal people' ünvanına layık görülmüş bulunuyoruz. Tarafsız olarak bir dinle bakalım. Eğer dinlememenizin özel bir sebebi varsa açıkla lütfen. Sweep those dogs from our blah blah Wolah blah..... # Ahmetowar
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 58
Harrigan, Los Angeles şehri polis teşkilatının bir elemanıdır. Motorize ekipten bir arkadaşı ile birlikte devriye gezerken kaza sonucu kendilerini iki büyük uyuşturucu çetesinin arasında bulurlar. Ağır ateş altında kalan iki polis hedef olarak çetebaşı suçluları seçerler. Harrigan Colombiyalı uyuşturucu satıcısı Arman Vega'nın peşine düşer. Bu arada kimse aralarında bir de uzaylının gezmekte olduğunu bilmiyordur. İşte tam bu andan itibaren siz hikayedeki Harrigan rolüne bürünerek oyuna dalıyorsunuz. Predator 2, tamamen monotonlukla süren, hep aynı tip düşmanlardan oluşmuş, uzun ve sıkıcı dört bölümden oluşuyor. Oynanış şekli ile Operation Wolf'tan hiçbir farklılık göstermeyen bu oyunda amacınız Harrigan'ı yöneterek, onun Predator'ü yakalıp yok etmesini sağlamak. En az Amiga versiyonu kadar kötü.
- Kaldırımın biraz altından, arasıra motosikletliler geçecektir. - Yolun ortasında, eğilmiş size ateş ediyor olan adamları göreceksiniz. Ayrıca bazen burada, üzerinde M1, M2, M3 veya RCKT yazan objeler de olacaktır. Bunları vurduğunuzda ekstra silahlar elde edersiniz. Çelik yelekler enerjinizi yeniler. Aldığınız ekstra silahların mermileri de buralarda dağınık bir biçimde sizi bekliyor olacaktır. Size en yakın olan kısımda ise Predator saldırıp kaçacaktır. Onun dışında da bir iki yapılmış olan oyunun ekran düzeni şöyle: - En yukarıda (yani en ileride - Perspektif görüntüsü) camlardan çıkan ve kaldırımda koşuşturup size ateş eden caniler. Bazen buradan masum insanlar da geçebiliyor (şişkolar). O yüzden dikkatli olup onları da vurmaya kalkmayın. Aksi takdirde sol alt köşedeki rozet resmi kararır. Tamamen karardığında ise bir hakkınızı kaybedersiniz.
düşmanınız yanınıza yaklaşabiliyorlar. - Ekranın en altındaki kısımda, enerjiniz uzun, kare biçimindeki şekiller ile gösteriliyor. Soldaki rozetin ne işe yaradığını yukarıda anlatmıştım. Sağda da kullanmakta olduğunuz silahın resmi, rozetin hemen yanında da mermileriniz sayısı var. Oyun ekranında Harrigan, yani siz şeffaf olarak çizilmişsiniz. Çizgilerden ibaret olan adamınızın belden aşağıdaki kısmın ortasına yerleştirilmiş. Joystick ile yönetilen hedef hareket ettikçe vücut da ona göre dönüyor. Siz böylece ekrandakilerle savaşırken görüntü de sola doğru kayıyor. Tüm bu ince ayrıntılardan sonra biz gene hikayeye kaldığımız yerden devam edelim... Savaşın ortasına giren uzaylı iki çetenin başındakileri öldürünce bu sefer de suçlular kendi aralarında çatışmaya başlarlar. Ve Jamaikalılar Armon Vega'yı yakalayıp doğu yakasındaki bir binanın çatı katına götürürler. İkinci bölümdeki amacınız Armon'u Jamaikalılar veya Predator öldürmeden ele geçirip adalete teslim etmek. Binadaki çatışmada Harrigan'ın iki yakın dostu ölür. Harrigan bunun üzerine yaratığı takip edip bir metroda pusuya düşürür.
Üçüncü bölüm de bu metroda geçiyor. Son bölümde de yaratığı saklandığı et fabrikasında mıhlamaya gidiyorsunuz. Ve ben yanlış anlamadıysam eski Predator'ü buluyorsunuz. Predator 2'nin hem kaset hem de disket kullanıcılarına hitap etmesi bir avantaj sayılsa da bence filmin adını lekeleyen bir oyun. — MERT HEKİMCİ