MAC ADVENTURE

Boğucu bir karanlık. Ruhunuz yoğun bir boşluğun içinde yüzüyor. Bir an kafanızın içinde binlerce düşünce geçiyor, bir an simsiyah bir boşluk beyninizi dolduruyor. Ne düşündüğünüzü, kim olduğunuzu anlayamıyorsunuz, ama acı çekiyorsunuz, hem de derin bir acı. Ama bu fiziksel bir şey değil, bütün acı ruhunuzda, vücudunuz işlevini kaybetmiş bir organ gibi karanlık düşünce dünyanızın ucunda sallanıyor. Bir an için her şeyi göze alıp bu durumdan kurtulmaya karar veriyorsunuz. Son bir çabayla sizi çevreleyen karanlığı yırtıp çıkmaya çalışıyorsunuz, acı artıyor. Beyniniz kanıyor, duygularınız deforme oluyor, ruhunuz karanlıkta kaybolmayla yok olma arasında gidip geliyor. Sizi çevreleyen bu perde sanki evrenin ta kendisi. Bütün çabanız sadece size acı vermeye yarıyor. Acı giderek büyüyor, bütün benliğinizi kaplıyor ve tam siz karanlığın bir parçası olacakken ufacık bir delik beliriyor, galiba başardınız. Hayal bile edemeyeceğiniz bir çekerek deliğin öteki yanına geçiyorsunuz ve işte o anda hayatın aslında ne kadar berbat bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Bütün bu çabadan sonra kendinizi yepyeni ama daha derin bir karanlıkta buluyorsunuz. Boşlukta kaybolup giden yalvarmalarınız hiçbir şeyi değiştirmiyor. Başladığınız yere geldiniz. İşte bu noktada vereceğiniz karar sizin ne olduğunuzu belirler. Eğer her şeyi göze alıp bu ikinci karanlığı da aşmaya çalışırsanız siz kahraman bir aptalsınız, yok eğer durumu kabullenip hiçbir şey yapmadan burada kalırsanız o zaman da siz pasif bir aptalsınız. Sonuç: Hayat gerçekten berbat bir yerdir. Teşekkür ederim. Hayatta bana uzun zamandır tatmadığım zevk ve huzuru tattırır oldu. Onu sizle paylaşayım bari, şey sandığınız gibi sarışın ve organik değil, aksine siyah, ortasında bir delik var, üzerinde Double Density yazıyor. Etiketi DEUTEROS yazıyor. Geçen ay her zamanki gibi dergiye çıkacak bir oyunun resimlerini hazırlamak için oyunu yükledim. Amacım biraz kurcalayıp güzel birkaç grafik bulmaktı. Karşıma bir sürü ikon çıktı, onlara basmaya başladım. Aradan 5 saat geçtikten sonra ben hala bu oyunun karşısındaydım ve artık beynimde maden isimleri uçuşuyordu. Oyun klasik bir taklidi, hatta bir rivayete göre Millennium'un devamı, siz dünyalılar olarak uzaya yayılmaya (abi insanlar çok aç gözlü ya) çalışıyorsunuz. Bunun için belirli koloniler kurup uzaylı amcalarla savaşmanız gerekiyor. Tabi her işin başı para ama bu oyunda para yok, başlıca sıkıntınız madenler. Aslında benim anlatmama gerek yok, zaten Burak oyunu açıkladı ama benim lanet çenem durmadığından ben yine de size ne düşündüğümü söyleyeyim dedim. Düşündüğüm şu: Bu oyun için ölünür ve bu oyun adamı öldürür. Diğer galaksilere ulaşılamıyor olması bizde oyunun demo olduğu izlenimini yarattı ama demo memo, bu oyunu alın, hayatınızı düzeltmez ama en azından bir süre sonra etrafınızda olup biten iğrençlikleri görmezsiniz. Bir diğer iyi oyun ise F15 II. Tam olarak simülasyon sayılmaz, ama insanı köpek gibi hırslandırıyor. Madalya ve rütbe almak için debelenirken ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Tembel co-pilot (beyimiz oyunu yataktan takip eder) saatlerce oynamama dayanamayıp sonunda agresif girişimlerde bulunmaya, böğrüne bir Maverick yiyince yerine dönüp öldürücü muhabbetlerine devam etti. Yani sizin anlayacağınız etrafta müthiş kendinizi kaptırabileceğiniz iki tane oyun dolaşıyor, ve üzülmeyin, dikkat edin. Bu ay mektup seçerken çok zorlandım, çünkü bu aykiler klasik 'Bana bir oyun tavsiye eder misin' standartlarının çok daha üzerindeydi. Bayağı ilginç övgüler ve ağır eleştiriler aldığımı temin edeyim. Sanırım MAC Adventure yakında bir iç savaşa sebep olacak. Ateş veya ölüm, buradayız, ve daha bir süre burada olmayı umuyoruz. İşte 'Cehennemden gelen Hüsnü'nün bu ay getirdikleri:

LİVE İN A RUT

Selam eski dost, yüzlerce mektubumu çöpe atmış olsan bile seni tekrar aramızda görmek güzel. Nasıl yapıyorsun bilmiyorum ama kesinlikle benimcelerimi taşıyor, yazıyor ve yaşıyorsun. Yok yani, harbi harbi tepemizde (yoksa bunlar sadece ikimizin tepesinde mi?) bunca bela, dert, püsür varken bu insanlar neye gülüyor? Bunlar hiç Polaris, Blackened dinlemezler mi, hiç mi kullanılmış tuvalet kağıdı muamelesi görmemişler? Neyse senin derdin sana yetiyordur, işte sana birkaç ufak soru: 1) Hobbit'te Ring'i aldıktan sonra bir elf tarafından kapatıldığım mahzende red dragon'la beraberim ama daha fazla

DIEIP

2) Dağlardaki hücreden çıkamıyorum? Nightmare Eddie MAC: Önce şunda anlaşalım, ben hiçbir mektubu çöpe atmıyorum, hepsini saklıyorum. Bundan sittin sene sonra kazı yapan bir arkeolog bunları bulduğunda kafayı yesin diye. Sonracığıma eğer benimle aynı şeyleri düşünüyorsan sana acıyorum (kendime acımıyorum, ben zaten ölmüşüm), ama haklısın. Bu gülen in-

UNITED PESSIMISTS

sanlar... aslında birer kuşu, Kafalarını sokmuşlar kuma, cici cici... “e duruyorlar. Tek farketmedikleri... *& kafası kumda bir deve kuşunun arkadan ne kadar büyük bir hedef teşkil ettiği! 1) Şincik açıkçası kafamı karıştırdın. Yarım saattir oturup içinde Red Dragon olan mahzen düşünüyorum. Tabi bu arada kafam düşünceden düşünceye atlıyor, ben dağıldım. Eğer dark dungeon'dan bahsediyorsan burda kapı açılana kadar Walt diyip sonra Wear Ring ve SW demen gerekiyor. Yok eğer şarapların olduğu yeri kasdediyorsan burada önce beni çağıracaksın (bencillik yapma) sonra ben gelince oturup şarap muhabbeti yapacağız. Eğer içince kendini kahraman zanneden tiplerdensen hiç zahmet etme ve şunları yap: Open Barrel, Drink Wine, Climb Into Barrel, Close Barrel, Wait. 2) Hobbit'lerin boyu fazla olmadığından Bilbo yukardaki pencereye yetişemiyor. Yıllar önce benim de Keith Abimizden (adventure yazarlarının piri olur. Önünde saygıyla eğiliyoruz. Üstadlara ego sökmez) burda yapman gereken Dig Sand, Break Trap Door, Take Key, Wait, Say to Thorin 'Carry Me', Say To Thorin 'Open Window', Say To DİE İNARUT Pek Sayın MAC, TMNT rumuzlu bir arkadaşın Nisan sayısında sorduğu soruya gözlerim zoom yaptı. Fanatik bir Manowar hayranıyımdır da... Manowar dinlemediğinizi söylemişsiniz. Ben sizin baba bir metalci olduğunuzu düşünmüştüm, yanılmışım. Megadeth'e saygım var ama Manowar'ın üstün olduğu tartışılmaz. Hiç olmazsa Manowar hayranları grup tarafından 'true metal people' ünvanına layık görülmüş bulunuyoruz. Tarafsız olarak bir dinle bakalım. Eğer dinlememenizin özel bir sebebi varsa açıkla lütfen. Sweep those dogs 9 from our blah blah Wolah blah..... # Ahmetowar

# MAC: Bekliyorum, bir gün sen ve senin gibiler büyüyecek diye Ahmet ama bir türlü olmuyor. Siz hep aynı kalıyorsunuz. Kendi saplantılarınızla kurduğunuz garip fanatizminizle kendinizi üstün zannediyorsunuz. Hayallerini yıkmış olmak istemem ama ne yazık ki siz üstün değilsiniz, hatta bile söylenebilir. Bu lafım Manowar hayranlarına beğendikleri grup dışında bir şey dinleyenleri dışlayanlara. Şimdi senin Manowar dinliyor olman seni benden daha iyi metalci yapar mı? Saçmalama, uyan artık. Senin böyle yapman bir tek kime yarar biliyormusun, her fırsatta boğazımıza çökmeye hazır bekleyen antimetal kesime. Niye Manowar dinlemediğime gelince, şöyle veya böyle grubun bütün kasetlerini dinledim ve yarattıkları imaj bana itici geldi, bana biraz fazla Conan gibi göründüler. Ama bak ben seni Manowar dinliyorsun diye aşağılamıyorum, sen de müzik zevki senle uyuşmayanları rahat bırak.

LİVE İN A RUT Sevgili MAC, Şu anda Black Cat dinleyip coşuyorum. İçimden dansetmek geliyor. Teybin gitar soloya nasıl dayanacağını düşünüyorum. 1) Neden acid ve metal iki düşmandır? 2) F-16'da callsign'ımı nasıl verebilirim? 3) paraşütle atladığım halde hedefleri vurduğumda 9.100 başarılı oluyorum. Acaba böyle olunca görev gerçekten tamamlanmış mı oluyor? 4) Target Hit deyince hedef tamamen vurulmuş mu oluyor? 5) Silent Service'de War Patrol bölümünde doğru destroyer'i seçtikten sonra ne yapmalıyım. Ayberk Acid MAC: Black Cat mi? Hani şu büyük göğüslü zenci hanımın söylediği şarkı mı? Abi sen hangi gitar solosundan bahsediyorsun ya? O şarkıda gitar da mı var? Benden duymuş olma ama o şarkı tamamiyle Hard Rock özentisi. 1) Bugün filozofluk günümüzdeyiz galiba.

(ben sabah 5'te hep böyle olurum.) Aslında bu doğal çünkü metal ve acid (ikisine de takılan poser'ları saymazsan) ayrı toplumsal sınıflara hitap ediyorlar. Bu sınıflar zaten yüzyüze uyuşmuyor, müzik de bahane oluyor. Bir de tabi her iki camianın bazı anahtar figürlerin dolduruşuna geldiği gerçeği var. Herneyse ben kimseye düşman değilim, bana tek batan birinin yanıma gelip teybimi kısmaya kalkması, zorla kendi kasetini dinletmeye çalışması veya 'ne anlıyorsun bu gürültüden' gibisinden laflar etmesi. Bişey anlıyorum ki dinliyorum gerizekalılar, siz anlamıyorsanız bu sizin derdiniz beni rahat bırakın, defolun, dağılın... 2) Callsign'ı yollamak için C'ye basma! Onun yerine T'ye bas. 3) Sen milyonlarca dolarlık uçağı mahvetmeyi başarı sayıyorsan, evet başarılı oluyorsun. Neden bilmiyorum ama nedense bana inemiyorsun gibi geldi? Bir şey ima etmiyorum, sadece bir his. 4) Soru ciddi mi, dalga mı geçiyorsun? 5) Bu bölümde önce büyük haritayı kullanarak devriye bölgende dolaş, karşına avlayacak birşeyler çıkınca zoom yap, ve oyuna normal olarak devam et.

DIE İNARUT

Sevgili MAC, Selam! Beni tanıyorsun zaten, onun için hemen sorulara geçiyorum. 1) Future Wars'ta geçmişte parayı bulamıyorum. 25. sayı bende var, yine de bulamıyorum. 2) 40. sayıda bahsettiğin Talha Yalta'nın oyunu ilgimi çekti. Almak istiyorum. 3) Bugünlerde oynadığın bir oyun var mı, varsa adı ne, kaç disket. 4) Larry 1'de oteldeki show'a giremiyorum. 20 Dolarım oluyor, adama veriyorum, adam birşeyler diyor, ben takılıyorum, sen ne diyorsun? 5) Chip'n Dales'in oradaki mağara ne işe yarıyor. 6) Demon's Tomb'u aldım, biraz yardım etsen keşke. MUDER Ankara MAC: Dabıyatıylar seni tanıyorum Muder, bu ay bana 8 mektup mu

DIEA

yazdın, yoksa dokuz muydu? Bu arada ,/

64'ler buz dansı ekibi ve oda müziği orkestrası olarak sana 'Hayırlı Olsun' diyoruz. Millet, Muder Amiga almış, artık Kick Off 2 oynamak istediğinizde nereye gideceğinizi biliyorsunuz! 1) Bende de 25. sayı var, ben bulabiliyorum. Şimdi bu işi nasıl halledeceğiz, istiyorsan orada yazanı bir de heceleye heceleye oku. 2) Talha süratle efsane olmaya yaklaşıyor. İlk gönderdiği oyuna bayılmıştım, şimdi gönderdiği Conan'lı olanda dağıldım. Zanaat şaheseri ve hatta muhteşem! Yalnız geçen ay ufak bir yanlış anlama olmuş, ben oyun dediğimde bilgisayar oyunu demek istememiştim (abi beni kimse anlamıyor ya!) bu oyunlar kağıt üzerinde oynanıyor, bir paragraf okuyorsunuz, yapmak istediğinize göre bir numara seçerek başka bir paragrafa gidiyorsunuz. Tabi Talha'nın kendinin de itiraf ettiği gibi bunca emek verdiği oyuna (emek dediğim emek yani, herhalde birkaç ay uğraşmıştır) konu olarak Conan seçmek bir hata, daha orijinal olabilirdi. Talha oyunların her türlü copyright'ını devretmiş durumda, şu anda elimde hazır Conan yok ama İlim İrfan Yuvasını istiyorsanız fotokopi ve APS ücreti için 7.000 TL'yi (valla kar yok!) İş Bankası Ihlamur No: 160965'e yatırıyorsunuz (kahrolsun bürokrasi), dekontu gönderiyorsunuz ve adventure ve RPG'nin Türkiye'deki geleceğinin pekte sandığınız kadar ölü olmadığını görüyorsunuz. Ölü değil çünkü Ziya Aşkar (sana haksızlık ettiğimi biliyorum kusura bakma) aynı sistemi Amiga'ya uyarlamış. Oyunun adı 'Hırsızlık Sanatı' ve grafikleri bile var. Sistem olarak basit olabilir ama ilerisi için derin şeyler vaad ediyor. 3) Bugünlerde P.Page yiyorum, P.Page içiyorum, heryerde P.Page görüyorum, P.Page kusuyorum, P.Page, P.Page, P.Page, P.Page. Cahallar için P.Page sayfa hazırlama ve MAC'e kafa yedirme programıdır, ve bu konuda çok başarılıdır Ama umarım bu kadar eziyet sonunda

4) Şimdi ben bunu 40. kez mi parayı ver diskette, ben bunu bi daha soranı çok fena döverim 5) O mağradaki çiçekler hile olabilir di mi! 6) Bir gün tatile çıkarsam, çok uzağa gidersem, yanıma alacağım ilk biri bu oyun olurdu. Diğeri de PP: (alışkanlık yapıyor abi, önümde ekranı zangır zangır titreyen bir mezsem kendimi çıplak hissediyorum) Şimdi ilk olarak tavandaki damlayı mumla kapat, sonra defteri sandığın olduğu torbaya koy, torbayı kapat, kovaya koy, duvardaki zımbırtıyı hepsini lahit'e koy, lahit'i kapat, yine parmağınla 'aha işte burdalar' lahit'i göster ve ateşlerde cayır cayır

LİVE IN

MAC, daha önce sana bir mektup yazmış ve o mektuba sevgili diye başlamıştım. Üzülerek söylüyorum, sana ve köşene olan sevgimi kendi ellerinle yok ettin. Sebebi mi, bu sana 3. mektubum ve hiçbiri yayınlanmadı. Buna karşılık her ay belirli kişilerin mektupları yayınlanıyor Bazen onların bu ayrıcalığa nasıl sahip olduklarını düşünüyorum, ve sanırım biliyorum, büyük bir ihtimalle m: dinliyorlar, arada sana kaset gönderiyorlar sana rüşvetçi demiyorum... 1) Bir arkadaşım 64'te Police Quest çıktı diyor, doğru mu? 2) 64'te Shadow of the Beast geldi ve aldım, hani açıklaması? 3) Uğraşıyorum, ama Fish'te bir türlü başarılı olamıyorum. Bu oyunu açıkladıysanız kaçıncı sayıda? Kaan Keklik MAC: Öyle veya böyle, sen bana rüşvetçi diyorsun. Ben sana kızmıyorum, anlaşılan seni fena üzmüşüm. Mektubunun acı dolu anlatımı (abi bu duygu sömürüsü ya) beni kahretti. Ama yanılıyorsun. Biliyorum Ziya ve Orkun'un mektupları diğerlerine göre daha sık ben bu yüzden Apo Abi dahil olmak üzere bir sürü kişiden tepki alıyorum. Ama Ziya ve diğerleri bana köşe ilk açıldığından beri yazıyorlar, (o zaman bir sayfaydık be, logomuz bilem yoktu) aramızda bir yakınlaşma var. Ama sende aynı ısrarla yazarsan bakarsın bundan bir sene sonra birileri niye hep Kaan'ın mektupları çıkıyor diye şikayet ediyor olur. Yayınlanmasa bile bütün mektupları okuyorum, bu da böyle biline.

1) Bunu cevaplamam için bana bir kaset göndermen gerekiyor. Parasını seni kafalayan arkadaşını döverek alabilirsin. 2) Piyasadaki Shadow of the Beast tam çalışmıyor, ama Mert derin çabalardan sonra kartuştaki orijinal'ini aldı. Çok yakında (gelecek ay mesela) çözümünü bekleyin.?? 3) Üzgünüm, iki sorudan sonra her soru için bir kaset alıyoruz. Ben sana rüşvet olarak 16. sayıyı yollardım, ama adresin zarfta kalmış, zarf çöpteymiş, çöp gitmiş, sen iyisi mi adresini bana bir daha yaz, ama allah için karanlık ruhumu daha fazla karartma! DIE IN A RUT Sayın MAC, İki aydır Larry3'le uğraşıyorum ve artık kafayı yiyeceğim. Acaba bana Larry3'un bir açıklamasını yada püf noktası yazabilirmisiniz. Cem Gökçek MAC: Hayır LİVE IN A RUT Sevgili MAC, Yanılmıyorsam bu sana yazdığım 6. mektup, hiçbirini cevaplamadın. Ben Eskişehir'deki en sadık okuyucunuzum. Artık bu mektubumu da yayınlamazsan bir daha mektup yazmayacağım. 1) Gold Rush'ta gemiye binmek için ne yapmalıyım? Banka numarasını nerden bulacağım? 2) masadaki kıza içki ısmarlamaya çalışıyorum, you are not close enough diyor. 3) Saç modelin inanılmayacak derecede hoşuma gitti. Teoman MAC: Tamam Teoman, mektuplarını yayınlamadım, ama Eskişehir'den kalkıp dergiye kadar gelip bana psikolojik baskı yapman bence biraz abartıydı. Mektuplarının yayınlanmamasının asıl sebebi ismin, senin ismin faul (bunun niye böyle olduğunu bazı insanlar bilir bazı insanlar bilmez, bilenler bilmeyenlere anlatmasın). Yine de bezdirici taktiklerin sayesinde bu mektubunu yayınlatmayı başardın. 1) Bunu bu sayıyı alarak öğrenebilirsin, ama bu yazıyı okuduğuna göre zaten dergiyi almışsın (Apo Abi zengin olduk). şimdi önce benim yazıyı okumayı bitir (Önce MAC LAN!) sonra 36. sayfayı aç ve oku.

2) Abi hayatta yanlış kıza takılmak herzaman hüsranla sonuçlanır. Bu lafım sen ve bütün Teoman'lara. Sen ya yanlış kızla uğraşıyorsun, yada öncelikle kızın yanına oturmuyorsun. Zaten bu kız bölümü halledilmeden de oyun bitiyor. Sapıklık yapmayı bırak, adam gibi oyununu oyna. 3) You nuttin' yet!

DIE IN

MAC! Anlaşılan mektuplarıma cevap almak için şöyle bir taktik uygulamalıyım: Ben aslında bir acid'ciyim. Fakat sen bu mektubu yayınlamazsın, çünkü sadece metal'cilerin mektuplarını yayınlarsın. Hehe! Kıl oldun di mi? 1) Escape From Alcatraz'dan ipucu ve harita isterim. Eee duyduğuma göre orijinalinde harita varmış. Diyordum ki yani, şey, sen hani falan işte. Başar TUNA, Ankara MAC: Evet mutlu oldun mu? Aslında sorunun cevabını bilmiyorum (hangi oyundan bahsettiğimizi bile bilmiyorum), mektubunu buraya koymamın sebebi isminin ve yaşadığı yerin bende bazı çağrışımlar yapması. Eğer aranızda Ankara'da yaşayıpta Tuna Darılmaz adında bir homo-sapien tanıyan varsa ona benim telefon no'mu (159 70 63) iletsin. 4 sene önce başıma bir bela sardı, sonra kaçtı gitti. şimdi gelsin de yardım etsin. LİVE IN A RUT Sevgili MAC, 40. sayınız bence tam kelimeyle hiper. Tam bir Avrupai havası var. Yalnız önceki sayıda verdiğin şifreyi başta sayın Apdurrahman Pala olmak üzere bütün okurlara söylüyorum: A. A. A, A, G.M, P.T.D.K.Y.B.B.P. V.D.K. S.B. Y. D.D.D.Y. 1) SON SAYFA ve Prof. Trouble hakkındaki düşüncelerin neler. 2) Gersha hakkında bilgin var mı? (İlgimi çekti de) 3) Lemmings2 var mı? Tolga ZAC, İstanbul MAC: 40. 41. sayıda uçuyorlar (umarım), ama bu Avrupa lafına gıcık oldum. Ne demek lan, bizim kendi standartımız yok mu, burda güzel olan herşey Avrupa veya Amerika'ya göre mi ölçülecek. Önce delirtiniz, sonra zorla milliyetçi yapacaksınız.

1) Son Sayfa'ya bulaşmak tehlikeli. Şimdi burda bir şey söylerim, deponun önünden geçerken boğazım kesilir. (Tuvalete gitmek için ordan geçmek lazım.) Prof. Trouble'la gelince aslında yararlı, ben disk formatlamayı geçmeyen teknik bilgimle size pek yardımcı olamıyorum, bari ordan yararlanırsınız. Ben asıl diğer garip köşelere gıcığım, Seka, dos falan, Allah için söyleyin, yararlanıyor musunuz? Eğer sizin işinize yaramıyorsa biz zaten ne anlatıldığını anlamıyoruz, kaldırırız, bari adventure köşesi genişler. Bahadır dur yavrum, sinirlenme, valla şaka yaptım, abi Seka benim favori köşem ya, Move#1 Add.b #1,d0 cmp.b #20, d0 abi ya. 2) İlgini çekmesi gayet normal, her genç bu devreden geçer, ama sonra bunun da hayatın iğrenç tuzaklarından biri olduğunu anlarsınız. Açıkçası pek bir bilgim yok, yeterince bilgim olmayan bir diğer oyun ise Neuromancer. Bu oyun hakkında yardımlarınızı bekliyorum. 3) Umarım yoktur, ben daha birincisinin şokunu yeni yeni atlatıyorum.

DIE IN A RUT

Hey dostum, Üstüne kola döküp millete attığın disklerden biri kafama çarptı. Biraz dikkatli ol, sana tam 10. CD gönderecektim fakat kafam yarılınca fikrimi değiştirdim. Ummadık disket baş yardı gördün mü? Pirates'ı oynuyorum (dum), Wings'i oynuyorum(dum), ikisi de ReadWrite Error veriyor. 1) Pirates'ın tam çalışan iki diskini bana yollarsan sana 1 CD ile ödeşiriz. 2) Pirates ne zaman bitiyor, bütün aileyi

| KREATOR Ebed | This war o This future si Existence ends TE Apocalyose One byone İP As cities fall As cultures As hopes Turns into your "| You know that's nothing to say Mankind needs | | The population Doomsday has As the world Try to too late

DIE

Fire and pair Now the time to the planet rm Thanx to Eva topluyorum, yine de bitmiyor. 3) F-19 Stealth nasıl fotoğraf çekiliyor? 4) Destroyer'de hasar gördüğüm zaman nasıl tamir edebilirim? Cenk BİRŞEYLER, Biryerler MAC: Ne biçimiş bu ya, benim para bitimim CD'mi, niye her bir şey isteyen karşılığında CD öneriyor. Siz bu işi biliyorsunuz, doğru yoldasınız, devam edin. 1) Aslında gayet cazip bir teklif ama Allah için söylermisin adresini yazmazsan sana nasıl disk yollayabilirim! 64'ler Tekrar Müdürlüğü olarak tekrar ediyorum, adreslerinizi zarfa değil, de tarih yazarsanız iyi olur. Yani dilekçe kuralları koymuyorum, mesela mektubunuzu görüyorum, tarihe bakıyorum, aradan 6 ay geçmiş. İçimi derin bir vicdan azabı kaplıyor falan filan. 2) Rivayete göre Pıratestam olarak asla bitmiyor, yükselip duruyorsunuz, şu anda tepemde duran Bahadır'ın dediğine göre 100 üzerinden 130 bile almak mümkünmüş. 3) Öncelikle uçakta bir fotoğraf makinası bulunması gerekiyor tabi ki. Daha sonra hedefe gidiyorsun, yeterince yaklaşınca kapakları açıyorsun (8), sonra kamerayı armlıyorsun. Kamerayı gösteren işareti hedefi gösteren işaretin üzerine getirerek RETURN'a basıyorsun. Bu arada TrackCam'i takip ederek resmin nasıl çıkacağını görebilirsin. Eğer başarırsan Target Photographed yazısı çıkar. Eğer başaramazsan geri dönüp baştan deniyorsun. 4) Motor, dümen gibi hasarlar otomatikman tamir oluyor, ama bu biraz zaman alabilir, onun için F8'le zamanı hızlandırmayı deneyebilirsin. Daha ağır hasarlar için dost bir limana gitmen gerekiyor. Bu arada umarım aynı oyundan bahsediyoruzdur, benim anlattığım Advanced Destroyer Simulator (U.S.Gold). LİVE İINA RUT Sevgili MAC, Bir ay önce Amiga aldım. Daha önce Laser, Spectrum, C-64 kullanmış biri olarak biraz bu konularda deneyimliyim. Spectrum dedim de, benim de ilk adventure'ım The Hobbit'ti. Şu anda Larry III'le uğraşıyorum. İşte sorularım. —— la nedir. 2) Fawn adlı dilberi bir türlü otele götüremedim. 3) Restore edip oynayınca kız otelde oluyor ama bu sefer de şarap bulamıyorum. 4) Power Monger'da kayığa binemedim. Ayrıca mancınık ve diğer aletleri nasıl satın alacağız?

5) Yine PowerMonger'da Send Message seçeneği nasıl kullanılıyor. 6) Escape From Colditz'de nasıl tünel kazacağım? Kerem, Ankara MAC: Laser ve Spectrum ha, bilgisayar köleliğine giden yolda (biz onların köleleriyiz aslında) aynı yerlerden geçmişiz gibime geliyor. Benim hiç

Tasarım olmadı ama Retab'da (nerdesin 1) Lefty'nin barındaki kapıyı açan parola (Mustafa abi?) bir tane vardı. Her türlü acısını çekmiştik. 1) Kapıyı açan parola tuvaletin duvarında yazıyor. Sadistlik olsun diye söylemiyorum. 2) Bu hatunu memnun etmek için şunları vermelisin: Yüzük, çiçek, şeker. Ve sonra onunla dans ediyorsun. 3) Cik cik, başkasının save'inden oynamak ha. En aşağılık davranışlar arasında ikinci sırayı falan alır herhalde. Birincisi neydi unuttum, ben hep yapardım ama neyse. Şarabı bulmak için öncelikle kendi çabanla oraya gel, sonra radyoyu aç, buradaki numaraya telefon edip şarabı balayı odasına getirmelerini söyle. Sonra biraz sado-mazo ilişki için hazırlan, 4) Bunun için resign game seçeneğini seçmelisin. Bu seçenek save game, load game falan onların yanında. Bu aletler ilk