64'ler sayı 39, sayfa 23

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 23

Karanlıklar şatosunun koca ahşap kapısı büyük bir gıcırtıyla açıldı. Uzun zamandır şatosunu terk etmemiş olan Vincent karanlık gecenin korkunç gizlerini çözmek için dışarı çıktı, kapıyı kilitledi, anahtarı paspasın altına sakladı ve yola koyuldu. Başlangıçta bu işin kolay olduğunu sanıyor, kısa bir süre sonra şatosuna döneceğini ayaklarını uzatıp, televizyonda en sevdiği korku filmi, elinde favorisi buza yatırılmış RH4 kanı yudumlarken (kendisi biraz vampirdir de) güzel bir gece geçireceğini düşünüyordu. Ne kadar yanıldığını da yolda karşılaştığı, şatosunda beslediği yaratıklara benzeyen canavarlarla karşılaştığında anladı. Bu canavarların istediği şatodakiler gibi bir parça bol kanlı biftek değil, Vincent'ın kendi etiydi. Ne o, korktunuz mu? Yooo... sakın korkmayın. En iyisi geçin Commodore'unuzun başına, alın joysticki elinize, Vincent'ı yükleyin sonra da baltanızla, her kabusta sizi rahatsız eden o korkunç yaratıklardan intikamınızı bol bol kan dökerek alın. Bu kanları dökmek için iki silahınız olacak. İlki olan baltanız yaratıklar yanınızdayken etkili olabiliyor. Ayrıca yol boyunca göreceğiniz kutuları açıp içindekileri almak için de baltanızı kullanacaksınız. İkinci silahınız; smartbomb. Joysticki aşağı çekip fire'a basınca kullanılıyor ve ekrandaki canlı tüm yaratıkları yok ediyor. Çok faydalı ama ne yazık ki sınırlı. Mecbur kalmadıkça kullanmayın. Yolunuz uzun, yol boyunca sürekli değişik yerlerden geçeceksiniz ama geçtiğiniz her yerde sizin için çok faydalı olan kutuları hep göreceksiniz. Yanına gidip baltayla kırınca içindekinin ya para ya da bloodranges (bir tür enerji) olduğunu göreceksiniz. Tanrının unuttuğu yerlerde, hilkat garibeleriyle savaşırken, paranın ne önemi var? derseniz, yol boyunca uğrayacağınız dükkanlardaki kazıkçı büyücülerden extra güçler alabilmek için bunların şart olduğunu göreceksiniz. Onun için bol bol para biriktirmeye bakın ve creditshark'lardan (hani şu her yerde karşınıza çıkan ağzı açık bir köpekbalığına benzeyen şekiller) uzak durun. Çünkü her biri creditshark sizin için çok değerli olan paranızdan 50$'ını götürüyor. Bazı bölümlerdeki dev ve tam ortasında bir kapı olan mantarlara dikkat edin. İşte, bahsetmiş olduğum dükkanlar bunlar. İçeriden alabileceklerinize kısaca bir göz atalım; Fireboot: Oyunda karşınıza çıkan ateşlerin üzerinde size zarar gelmeden yürümenizi sağlar. Croosboot: Yer yer göreceğiniz haçlar sizin baş düşmanınız olmalı, çünkü değer değmez ölüyorsunuz, amaaa... eğer varsa size ancak parktaki çimenlerin verdiği kadar zarar verebilir. Airboot: Vincent gerektiğinde zıplayabiliyor, ama ya düşüş? İşte havada kaymasını sağlayan bu seçenek ile uçma tutkunuzu da bir ölçüde tatmin edebilirsiniz. Fastboot: Genelde iyi bir koşucu Vincent, ama daha hızlı olabilir. Nasıl mı? Tabii ki fastbootla... Creditcard: Bu oyuna özgü enflasyon canavarları sayabileceğimiz creditshark'lara karşı paranızı korumanın en emin ve tek yolu! Endurence Potion: Bloodrange'iniz 100'ün üzerinde, iyi gidiyorsunuz. Birden bir yaratık kanatlarını çırparak size yaklaşıyor. Hay allah! Vuramadınız, size deyip geçti. O da ne? Bloodrange'iniz 74 mü? Tüh! Keşke geçtiğiniz dükkandaki endurance potion'ı alsaydınız, o zaman bloodrange'iniz hala Forceshield: Bildiğimiz kalkan, güç kalkanı... Smartbomb: Ekrandaki tüm zombileri geldikleri yere (yani cehenneme) gönderen bomba. Bloodrangers: Artık biliyorsunuz (?!)... Bir dükkanda gerektiği kadar kalın ve almak istediklerinize iyice karar verin. Çünkü satılan malı değiştirmiyorlar ve çıkınca bir daha giremiyorsunuz. Düşmanınız olan yaratıkları teker teker anlatmayacağım, o kadar çeşitliler ki. Şunu bilmeniz yeterli; hareketli her şey düşmandır. Aslında background grafikleri gibi görünen bazı şeyler de gerçekte çok önemli olabilir. Örneğin haçlara basmanız, dikitlere tekme, sarkıtlara kafa atmanız ya da ateşin üzerinde yürüyüşe çıkmanız Vincent'ın sağlığı için pek iyi olmayabilir... Bu arada başta bahsettiğim TV'deki korku filmini unutmayın (!), yetişebilmek için her bölümü sağ üstte göreceğiniz zamandan erken bitirmelisiniz. Size bir sır vereyim mi? Bu Vincent tanıdığım en iyi vampir. Tamam, içecek konusunda zevklerimiz biraz farklı olabilir. Fakat bir tanışırsanız ondan kolay kolay kopamayacağınızı göreceksiniz. Bence Onunla mutlaka görüşmelisiniz, ama tabii ki bunun için en emin yol Commodore'unuzun çipleri arasından geçiyor. Grafik: Ses-Müzik: 180 Oynanabilirlik: 087 GENEL:

ÜMİT ÖNCEL

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.