64'ler sayı 39, sayfa 14
Sayfanın metni

Sayfa 14

"EA

Evet beyler! İyi alıştınız tatile. Hadi kalkın bakalım, oynatın vücudunuzu, daha hızlı daha. Oooo ne olmuş size ne biçim shoot-em up'çısınız yahu! İyi ki Saint Dragon'dan sonra oynanacak kalitede bir shoot-em up gelmedi. Hemen gevşemişsiniz bakıyorum. Böyle giderse siz trainer (!) Silk Worm 4'ün bile altından kalkamazsınız. Önce gevşeyin, iyi bir joystick alın, rahat bir yere oturun, televizyon veya monitörünüz renkli ise joystick kablosunun yetebileceği maximum uzaklığı yer edinin, kendinize ve başlıyoruz. Silk Worm bundan birkaç yaz evvel ilk olarak gösterdi kendini. İlk çıkınca kendi çapında iyi bir yer edindi ve şöhret oldu. Tabii her şöhret programlarda olduğu gibi kısa bir tarihten sonra yeni bir versiyonun hazırlanacağı söylendi. Bu büyük ihtimal Silk Worm 2 olacaktı, ama epeyce bir süre sonra Silk Worm 4 geliverdi. İkiye ve üçe ne oldu? Bu apayrı bir durum. Olayın açıklaması yabancı basında kısmen açıklandı. 8 bit makinalarla Arcade makinalarının kapışması ortaya orta kalitede bir oyun getirmişti. İlk olarak demo uzunca süre ülkemizde oyun olarak tanıtıldı. Böyle olunca bize de birkaç ay evvel öncede olduğu gibi yazmak düştü. Sonra oyunun orijinali kapımızı çaldı.

Silk Worm 4, birinciyle kıyaslanamaz. Oyunu birinciden ayıran en önemli özellik üstten görüntüsü, trainer olması (buna rağmen zor olması). Ara yüklemeleri de çabası. Şimdi ise lafı uzatmadan bölümlerin anlatımına geçeceğim. Bölüm 1: Helikopter yağmuru ile oyuna başlıyoruz. Arkası gelmeyen dinmek bilmeyen bir yağmur ilerledikçe tanklar ve uzay mekikler bölümün tehlikeli düşmanları arasına giriyor. Bazıları saatlerce havada oradan oraya uçan bu meranglar fırlatıyorlar ki bizim için en büyük tehlikelerden biri. Biraz daha sonra karşımıza çelik yer üsleri çıkıyor. Tepelerinden attıkları güdümlü füzeler adeta sizi kovalıyor. Bölüm ortasında ilerki bölümlerde de sık sık göreceğimiz maskot canavarımız var. Bu canavar üç, birde boş dört uzay gemisinden oluşan bir yaratık. İlk önce başını vuracağız sonra, sıra kalan üçlüye gelecek ama siz vurdukça onun da atışı ve hareketi hızlanacak ona göre. Birinci bölümün devamını, hayalet uçak olan F-19 ve SP-71'lerle düzenlenen hava alanları oluşturuyor. Tabii yer üsleri de boş durmuyor. Maskot canavarımız bir kez daha karşımıza çıkıyor. Onu da atlatırsak bir silah alıyoruz. Üçlü bir top. Yeni silahımızla saltanatımız fazla sürmüyor. Bölümün sonunu tank yuvası bir üs oluşturuyor. Üssün kapısı her açılışta dışarıya dev bir tank fırlıyor. Bu tank akınını durdurmak için üssün sağ ve soldaki reaktörlerini patlatmak lazım. Bölüm 2: Evet sanırsam burası bir hava alanı: Tabii sıkı mı sıkı bir güvenlik. Birinci bölümün düşmanları aynen burada da var. Hayalet uçaklardan bol bol görmek mümkün. Bunlara ek ray üzerinde ilerleyen hareketli top yuvaları kendilerini gösteriyorlar. Bölüm ortasında hava alanı bitiyor ve deniz (veya göl) başlıyor. Tabii havada bulut denizde hücum bot. Bunlar da geçer. Sonra bölüm sonu reaktör ve kuleleri bulunan bir yer üssü. Bütün reaktör ve kuleleri vurun taki ortadan bir el çıkıp beyaz bayrak sallayana kadar. Bölüm 3: Hava alanı devam ediyor. Tabii hava alanları da. Bu bölümde yer araçları çoğunlukta. Ama öyle tek atışta vurulmuyorlar. Bu bölümde sık sık koruyucu kalkan topluyoruz. Tabii bu da bize bakalım ileride neler göreceğiz dedirtiyor. Uzay mekikler, hayalet uçaklar derken bir de metal plakalar havada uçuşuyorlar. Bu kadar da olmaz ki? Her şeyin bir kütlesi var? (Ne alaka ise). Birden maskot canavarımız ortaya çıkıyor. Alışıla gelmiş vur-kaç

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.