Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 67
80690 Beşiktaş, İstanbul memnun. İstesem de pas geçemeyeceğim bir (yani 22) mektupta Osman Kazdal'dan geliyor. Evet tam 22 tane. Kısacası dağıldım. Zarf açma fobisi başladı bende. Bir de sadistliğine mektuplardan birine Elvira kodları ücreti koyman alçaklıktı bence. Nedense açtığım 21. zarfta bulabildim parayı ancak ve manevi tazminat olarak el koydum. Kodların yolda. Sorularını cevaplayacaktım ama mektubu kaybettim (yalana bak), hatta 22'sini birden kaybettim. Kimsin bilemiyorum ama diskette mektup gönderen okuyucum, abi bu disket software veriyor, mektup falan okunmuyor. Beni delirtmeye mi çalışıyorsunuz siz ya! Gıcığına — virüslü — disket — mi yolluyorsunuz? Kulağımı kesip 47 zarfa koyup size postalamazsam. Kola döktüğüm disketleri kafanıza atmazsam. Görürsünüz siz!. Vizeler geliyor, ona göre kendinize dikkat edin. Oturup fantezi falan kurmayın nasıl olsa birileri fantezilerinizin içine eder. Oturup ders falan da çalışmayın, nasıl olsa sınavlarda her türlü oyuluyoruz. Oturup oyun falan da oynamayın, nasıl olsa hep son disketler hata veriyor. Oturup eski günleri anmaya falan da kalkmayın, nasıl olsa o zaman da mutsuzdunuz. Oturup televizyon falan da seyretmeyin, nasıl olsa hep aynı şeyleri gösteriyorlar. Oturup müzik de — dinlemeyin, Metallica'nın yeni albümü optimist olacakmış. Oturup nefes falan da almayın, nasıl olsa hava kirliliği
BY THE LAST BREATH OF FOURTH WİNDS BLOW BETTER RAISE YOUR EARS THE SOUND OF HOOVES KNOCK AT YOUR DOOR LOCK UP YOUR WIFE AND CHİLDREN NOW TIME TO WİELD THE BLADE FOR NOW YOU HAVE GOT SOME COMPANY TKü HORSEMEN ARE NEARER ON THE LEATHER STEEDS THEY RİDE THEY HAVE COME TO TAKE YOUR LIFE ON THROUGH THE DEAD OF NİGHT WITH THE FOUR HORSEMEN RİDE OR CHOOSE YOUR FATE AND DIE YOU HAVE BEEN DYING SİNCE THE DAY YOU WE- RE BORN YOU KNOW IT HAS ALL BEEN PLANNED THE GUARTET OF DELİVERENCE RIDES A SİNNER ONCE A SİNNER TWİCE NO NEED FOR CONFESSİON NOW CAUSE NOW YOU HAVE GOT THE FİGHT OF YOUR THE HORSEMEN ARE NEARER ON THE LEATHER STEEDS THEY RİDE THEY HAVE COME TO TAKE YOUR LIFE ON THROUGH THE DEAD OF NİGHT WİTH THE FOUR HORSEMEN RIDE OR CHOOSE YOUR FATE AND DIE TİME HAS TAKEN IT'S TOLL ON YOU THE LİNES THAT CRACK YOUR FACE FAMİNE YOUR BODY IT HAS TORN THROUGH WiTHERED IN EVERY PLACE PESTİLENCE FOR WHAT YOU HAVE HAD TO ENDURE AND WHAT YOU HAVE PUT OTHERS THROUGH DEATH DELİVERANCE FOR YOU FOR SURE THERE IS NOTHİNG YOU CAN DO SO GATHER ROUND YOUNG WARRİORS NOW AND SADDLE UP YOUR STEEDS SCORES WİTH DEMON SWORDS NOW 1S THE DEATH DOERS OF WRONG SWING THE JUDGEMENT HAMMER DOWN SAFELY INSIDE ARMOR BLOOD GUÜTS AND SWEAT THE HORSEMAN ARE DRAWING NEARER ON THE LEATHER STEEDS THEY RİDE THEY HAVE COME TO TAKE YOUR LIFE ON THROUGH THE DEAD OF NİGHT WİTH THE FOUR HORSEMEN RIDE OR CHOOSE YOUR FATE AND DIE
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 66
road Tycoon Amiga'da Pass Number geldi mi? 2 2) Çok küçük bir dil so- 3 00741 runu yüzünden oynaya- 4 la Nonte t Tonight Par cak doğru dürüst adventure bulamıyorum, acaba 8 bildiğin fransızca bir ad- 10 25695 Island Computer Center venture varmı? Bippi's Island Liguors " Tart Casino Showroom | ŞU Uçak simulasyon- 32841 Dining Out larından zevk almanın Firat sırrını bana 13 na Island and Voodoo Supply öğretebilirmisin? Pan ye Month Club İl Ö e Ti Seçkin SÖKMEN, İstan. 15 09170 na bul h RE and Howe MAC: Bu konuda asla an- 18 Piggi's Coffee Shop laşamayız ama tartışmaya He NanlaonytHeclanihe Advisory Board da gerek (yer de yok zabin 62503 Fat City ten) yok. Seninle bir oyun 24 va için 4 saat uğraşan zavallı mw salik Va Aphrodesince bilgisayarcıya da Allah'tan
Force isimli taktiğim biraz garip bir şeydi, sanırım bütün futbol kurallarını yıkmıştım. Bu taktikte benim adamlarım top karşı sahadayken hemen kanatlara koşuyorlardı. Ortada sadece en iyi iki adamım kalıyordu. Bunların biri ceza sahasının hemen içinde diğeri ise kalenin tam önünde duruyordu. Defansa gelince klasik 'top geçer adam geçmez' taktiği sanırım en iyisi. En sonda bir adamı sabit bırakarak diğerlerini topun olduğu kareye koşturursan büyük bir ihtimalle topu alırsın. (En azından o kalabalıkta adamlarından biri faul yapar) 5) Şu anda öyle bir plan yok (en azından dergidekiler öyle zannediyor), bu büyük ölçüde sizin vereceğiniz desteğe bağlı. Bir kartpostala B. P. V. D. K. S. B. D. D. Y. yazın ve bana gönderin. (Manası: Apo Abi, Apo Abi, Geçen Metal Posterin Tadı Damağımızda Kaldı, Yine Böyle Bir Poster Verseniz de Duvarımızda Kalan Son Boşluğu da Doldursak Diyorduk Yani) 6) Oldukça, özellikle Spitfire ve Me 109 favori uçaklarımdır. 7) Hayatım boyunca aktif olarak yaptığım tek spor güreş, Bülent'e sorun o size anlatır. 8) Bunları Prowrite'ımsı bir programla diziyorum. Yeterince toplayınca bunları bir disket haline getirmeyi düşünüyorum. 64'çülerin de yararlanması için bunları kağıda basmayı da düşünüyorum. YETER Sevgili MAC, Mektubuma başlarken bir konuda anlaşmaya varalım, en büyük Beşiktaş. Bu benim sana ilk mektubum ama kesinlikle sonuncusu değil çünkü benim bilgisayar konusunda bitmez tükenmez sorularım var (işte bu yüzdendir ki bir oyun almak için bilgisayarcıda 4 saat harcıyorum.) 1) of the Raj ve Railsabır dilerim. 1) Henüz ikisi de gelmedi, of the Raj hakkında hemen hemen hiç bilgi yok ama Railroad Tycoon'un Amiga version'unun hazır (ve mükemmel) olduğunu duydum. 2) Geçenlerde GEISHA diye Fransızca bir icon-adventure (biraz erotik) geldi. Her ne kadar manyaklar gibi ilgimizi çekse bile konuya Fransız kaldığımızdan pek bir şey yapamadık. Eğer yaşın tutuyorsa denemeye değer. 3) Bunu nasıl yapabileceğimi bilmiyorum, yani bu insanın içinden gelen bir şey. Ben 64'te solo-flight oynadığım günlerden beri bu işin hastasıyım. Eğer zevk alamıyorsan benim yapabileceğim pek bir şey yok, bir psikolog dene. Bu arada simulasyon sıkıntısı çeken 64'çüler için eğer barışçıl (uçaklar silahsız) ama maksimum eğlenceli simulasyon arıyorsanız Solo-Flight ve Acro Jet'i kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle Acro Jet bugün bile en sevdiğim oyunlardan biridir. Aslında her iki oyunun da eleştirilebilecek ortak bir noktaları var, her ikisinde de uçaklar ekranda sprite olarak görülebiliyor. Bu da kuşkusuz gerçekçilik açısından bir eksi puan, ama 64'ün vektör grafiklerden oluşan bir dünyayı yeterince inandırıcı bir biçimde canlandırma ihtimalinin az olduğunu düşünürseniz buna şükür. Bu oyunları bulmanız biraz güç olabilir (her ikisi de yaklaşık 5- 6 yıllık oyunlar) ama oynayınca değdiğini göreceksiniz.
BIKTIM ARTIK
. Sevgili MAC,
Şimdi yüz kadar Kobold'u katlettim. Belli bir amaç için değil, öldürmekten zevk aldığım için öldürüyorum. Sayfanda cirit atan büyücü bozuntularının alayını düelloya davet ediyorum. Onları Phlan'da bekliyorum. 1) Pool of Radiance'da mezarlıktaki vampir nerede? Acil yardım, yoksa ölüm. 2) Tarantraxus'un tam yeri nerede? Oradaki bitki labirentinden hiç sağ olarak çıkamadım. 3) Derginizde bir açamazmısınız?
FRP köşesi
Evrim the Great, İstanbul
MAC: Büyücü dediğin yazısından belli olur abi, sen büyülerini nasıl scroll'lara yazıyorsun, hadi yazıyorsundur da sonra nasıl okuyorsun? Hiç düşündün mü MAC benim 3 ve 4 nolu sorularıma niye cevap vermemiş diye. Okuyamadım da ondan! 1) Mezarlıkta çeşitli yerlere dağılmış 4 kulenin içindeki 4 simyageri öldürmelisin. Bunlar Undead'leri yaratmaktadırlar. Bu çoğalmayı engellemelisin. Bunu başarırsan mezarlığın en kuzeydoğu ucunda bir merdiven bulacaksın. Bundan inince vampirin sığınağını göreceksin. Tabi vampiri öldürmek o kadar kolay değil, önce lanetli kurtlarını öldürmek daha akıllıca. Eğer şu Phlan göklerine veda etmek istemiyorsan vampire yaklaşma, onu Bow'larla hallet. 2) Önce şuna karar ver, sen gerçekten o labirente girmek istiyor musun? Bence girme, çünkü orası Tarantraxus'un sığınağı. Yok illa gireceğim diyorsan yakında sana bir haritayla yardımcı olmaya çalışırım. (Yakında dedimse o kadar da yakında değil) 3) Ben elimden geldiği kadar FRP'cilere de yardımcı olmaya çalışıyorum ama Özellikle yeni FRP manyağımız Fırat'ın da aramıza katılmasıyla dergide ayrı bir köşe olarak olmasa bile daha fazla FRP açıklaması bulacaksınız. — | ZEBAHIN KÖRÜ Sevgili MAC, Sana Mersin'den yazıyorum, anlayacağın hemşeriyiz. Hatta ben senin küçüklüğünü bilirim. RE-TAB günlerinde The Hobbit oynadığın zamanları da hatırlıyorum. Her neyse sana bazı sorularım var, umarım yanıtlarsın. 1) Das Boot'ta periskopla kumanda odası arasında bir kopukluk var galiba, ben denizaltıyı çevirene kadar düşmanlar uçup gidiyor. 2) Myth'te ortasında garip kesilmiş taş olan odada ne yapmalıyım? Bir sonraki odada da hiç bir şey yapamıyorum. 3) Corruption'da avukatın odasına nasıl girebilirim? Ömer ÇUHACI, Mersin MAC: Retab mı, Hobbit mi? Gençliğim, gençliğim nerde benim? Zaten her şey bizim evin karşısına RETAB diye bir bilgisayarcı açılmasıyla başlamıştı (Mustafa abi bak ben büyüdüm, hala disklere kola döküyorum ama olsun, yine de büyüdüm). Yani Ömer ne gerek vardı bu saatte hatıralarımı depreştirmeye. Bayramda Mersin'deyim seni Moby Dick'te bekliyorum, intikamım acı olacak! 1) Aslında kopukluk sende be abi, eğer denizaltıyı periskobun baktığı yöne döndürmek istersen Alt ve F tuşlarına basman yeterli. Sana bir diğer kıyak, Alt ve |'ya basarsan karşındaki hedefin ne tür bir gemi olduğunu görebilirsin. 2) Bulacağın aynayı tam bu taşın üzerindeki yarığa yerleştirirsen ışığı yansıtırsın, böylece bir sonraki odayı da aydınlatmış olursun. Buraya girdin, ama tekrar çıkabiliyor musun? Eğer çıkabiliyorsan (sen yaparsın, Mersin'lisin) bana da haber ver. 3) Klasik hırsız numaralarından birini kullanman gerekiyor, yani kilidin arasına kredi kartını sokacaksın Bu 'ayki soru muhabbeti bu kadar, yalnız değinmeden geçemeyeceğim birkaç mektup var. Mesela Yaşar Yılmaz gayet güzel bir şekilde köşemizin gidişatından duyduğu memnunsuzluğu dile getirmiş. Yaşar'a göre muhabbet azaltılarak daha fazla adventure'a yer verilebilirmiş Evet bu mümkün, ama abi bu Nazi sorgulaması veya tarih sözlüsü değil ki! Yani siz sırayla soru soracaksınız, bende uslu uslu cevap vereceğim Nedense bu fikir hiç hoşuma gitmedi. Zaten etrafına (meaning diğer dergilere veya bizim eski adventure köşelerine) bir bak, bu tür köşeler insanın ruhunu sıkar, beni daraltır. Bu MAC ADVENTURE, bence mühim olan adventure yardımı kadar iyi bir diyalog sağlayabilmek, yoksa bu ayın ipuçları diye bir başlık atıp 5 sayfa açıklama vermek kolay. Hatta inan bana öyle bir köşeyi yazmak daha bile kolay olabilir. Sonuç olarak eleştirini okudum, belki de haklısın, ama ben katılmıyorum. Herkesi memnun etmek mümkün değil, ama diğer okuyuculardan gelen ilgi ve destek bana doğru yolda olduğum hissini veriyor (yanılıyorsam söyleyin). Eğer senin özellikle takıldığın ve muhabbete karışmadan cevaplanmasını istediğin soruların olursa onu ayrı bir yerde hallederiz. Bu arada büyük ilgi gösterdiğin 'Sizin Gönderdikleriniz' köşesinde yayınlananları seçenin ben olduğumu da belirteyim Yok bir şeyler demeye çalışmıyorum, — aklında bulunsun diye söyledim. Bir diğer eleştiri ise Gürhan Küçük'ten gelmiş. Gürhan köşeyi ve dergiyi beğendiğini ama Metal'e gösterdiğim ilgiden rahatsız olduğunu söylemiş. Belki sen de haklısın Gürhan (Bırakın beni, kendimi savunacağım) ama köşe ve dergide benim yazdığım diğer yerler sonuç olarak beni yansıtıyor. Bende Metalci olduğuma göre ister istemez bazen o alanlara kayıyorum. Yani neysem onu yazıyorum abi. Pek çoğunuz beni hiç görmediniz ama en az en iyi arkadaşım kadar tanıyorsunuz Eğer oturup ciddi, uslu, düzgün yazılar yazsam yalan ve yapmacık olurdu. Bir de okuyucuların olumlu tepkisi var tabii, yani anket sonuçları ve gelen mektuplar okuyucularımızın çoğunun da metalci olduğunu gösteriyor. Alan memnun, yazan maksimum. Kalkıp gezmeye falan da çıkmayın, nasıl olsa polisler yolunuzu keser. Kalkıp Ortaköy'e falan da gitmeyin, orası çok soğuk, ben gittim hastalıktan geberiyorum. Kalkıp bayram ziyaretine falan da gitmeyin, nasıl olsa enflasyon yüzünden harçlıklarda iş kalmadı. Kalkıp maça falan da gitmeyin, nasıl olsa Fener yenilip duruyor. Kalkıp aşık falan da olmayın, nasıl olsa sonu hep acıyla bitiyor. Kalkıp ev falan da aramayın, nasıl olsa kiralar oyuyor. Kalkıp isyan etmeye falan da çalışmayın, nasıl olsa beyninizi eziyorlar. Kalkıp barış falan diye de bağırmayın, nasıl olsa yine kendi bildiklerini yapıyorlar. Kalkıp kaçmaya falan da çalışmayın, nasıl olsa yorulan sonunda siz oluyorsunuz. Kalkıp intihar falan da etmeyin, nasıl olsa siz ölünce onlar kurtuluyor. Siz ne yapın en iyisi biliyor musunuz, alın bir kalem, doldurun kanınızla, bana mektup yazın. Nasıl olsa ben dağılmışım, Bitti. (-mi acaba) MURAT ADANÇ Maşuklar Yokuşu 2/2