Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 58
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 59
Geceleri karanlıkta yatağınıza uzanıp gözlerinizi tavana diktiğiniz olur mu hiç? Ya da bunu yaparken tavanda aniden bir yumruğun belirip göğsünüze bastırdığı? Bu yumruk acı bir kuvvetle göğüs kafesinizi delip kalbinizi sıkar mı? Bir anda iç organlarınızı karıştırıp zaten alkol, nikotin, fazla kalori ve kolesteroldan mahvolmuş sağlığınızın içine eder mi? Sonra da ortaya çıktığı gibi aniden yok olup sizi içinizde doldurulamaz bir boşlukla bırakır mı? Orada durup dayanılmaz acı yüzünden gırtlağım yırtılana kadar bağırsam mı yoksa Ortaköy'e gidip derdimi denize anlatsam mı diye düşünür müsünüz? Ya da kendi kanınızın sıcaklığı dağınık ve soğuk odanızı biraz olsun 'bu nasıl olsa her akşam oluyor' deyip uykuya dalmaya çalışır mısınız? Sizin cevaplarınız ne bilemem ama nedense bunlar bana hep olur. Özellikle 20160 dakika boyunca kendi çapımda mutlu mutlu yaşadıktan sonra lönk diye bu sıradan, monoton ve aşağılık hayatın içinde tek başıma kalınca. Biliyorum her ay ayrı bir bunalımla çıkıyorum karşınıza, ama bu sanki benim suçum mu? Hele bu ay kendinize dikkat edin, bileklerinizi kesmek hobileriniz arasında değilse kendinize okuyacak daha iç açıcı bir şeyler bulun. MAC bir darbe daha yedi ve içindeki nefreti hepinize birden kusmaya kararlı. Ben hayatıma bir düzen verene kadar yollarda gülmek, hayattan zevk almak, yanındakine sarılarak yürümek, 'All of my Love-Led Zep' haricinde şarkı dinlemek ve mutlu olduğunuzu belirten bilumum hareketleri yapmak yasak, ona göre! Oyun, oyun..... Oyun, sanırım size bir oyun tanıtmam gerekiyor. Peki. Oyunumuzun adı PYJAMAS, BED&BLOOD. Bir şişe alın, ağır bir cisimle parçaları unufak olana kadar ezin. Sonra bunları yatağınızın içine serpiştirin ve cici pijamalarınızı giyip yatın. Sabah uyanınca vücudunuzdaki kesik sayısını sayın. Bunun akan kana oranı score'unuzu belirler. SCORE- blood (ml)/ cuts (cm). Eğer isterseniz modem/telefon bağlantısıyla aynı işi yapan bir arkadaşınızla score'larınızı karşılaştırıp oyunu two-player mode'da oynayabilirsiniz. Çektiğiniz acıya gelince o da BONUS! Aslında bu PBB oynamadığım zamanlar oynadığım ender oyunlar Lemmings NO TO TRAINERS|)) ve Spirit of Excalibur
Bu Spirit of Excalibur grafikleri, adventure ve strateji'yi birleştiren sistemiyle ilginç bir oyun. Birkaç gece sabahlara kadar oynadım durdum. Zaten oyunu ya bu sayıda ya da gelecek sayıda açıklıyoruz (sanırım) ama ufak bir uyarı, eğer 3 drive'ınız veya bir harddisk'iniz yoksa yandınız beyler! Hayatımda gördüğüm en fazla disk değiştirten oyunlardan biri bu. Eğer oynayacaksanız yanınıza bir köle ve iyi bir romanı alın, köleniz diskleri değiştirirken siz de romanınızı okursunuz. Bu affedilmez hataya rağmen oyun kesinlikle bir bakmaya değer. Aslında bu sayı hem dergimizin hem de MAC doğum günü. 1 yaşına geldik, artık 'kaka, kamın ditti, soyfwey feylür, get the fk out of my bloody life you dirty stinkin' deranged scumbag' gibi lafları öğrenmeye yavaş yavaş başlıyoruz. Yürüme meselesine gelince ona daha zaman var, zaten monitör'ün başından kalkmayı kim ister ki? Her neyse Mutlu yıllar bize, mutlu yıllar bize, mutlu yıllar MAC ADVENTURE, mutlu yıllar bize! Tanrım sanırım kör oldum, hiç doğum günü hediyesi göremiyorum! Neyse bari ben size bir hediye vereyim dedim. Biliyorsunuz Earth'de (the Hobbit'in geçtiği dünya) herkes doğum günlerinde başkalarına hediye verir. Sonunda ve sonunda bir metal poster vermeyi başardık. (Maverick: Metal Poster'e karşı olduğunu biliyorum, gönderdiğin 32 mektupla fikrini gayet açık bir şekilde ifade ettin. Ama bak senin de işine yarayacak. Duvarına asmayıp rulo şeklinde katlarsan posterle yapacak çok ilginç şeyler bulabilirsin). Her neyse nice yıllara... Pasta, ay pastayı unuttuk. Kusura bakmayın, ben mektup yiyip mektup içtiğimden pasta hiç aklıma gelmedi ama hazır elim değmişken size zehirli pasta kadar zarar verebilecek mektuplarınıza geçelim.
Senin de doğum günün kutlu olsun Levent! Eğer Kreator'un yeni albümünü dinlediysen eminim benim geçirdiğim kısmi beyin felcini sen de yaşıyorsundur. Fırsatını bulmuşken hepinize tavsiye etmeden geçemiyorum. 1) Eğer köpeği öldürdüysen direkt olarak manastıra gidebilirsin. Burada kafayı yemiş bir şekilde dolaşan rahipler var. Baş rahibin odasına girince o senden içki isteyecek. (Burası Free bir manastır.) Rahibin odasından bardağı al, mahzenden içkiyi al ve Allah için gerisini dergiden oku! 2) Şimdi bu soru aslında The Hobbit'i bitirmeyen var mı olmalı sanırım. Yani en ağır aksaklar bile 10 senede oyunu bitirmişlerdir herhalde. Tam çözüm için pek umutlu değilim ama takıldığın yeri yazarsan yardımcı olmaya çalışırım. 3) Sanırım Megadeth olduğu açık ve seçik ve de bariz. Mümkünse So Far... veya Killing is... 'in sözleri seni favori okuyucular bölümüne yükseltebilir. Peki peki Peace de razıyım. Megadeth olsun yeter. 4) Bir arada götürebildiğim fikrine nereden kapıldım bilmiyorum ama öyle düşünüyorsan ne yazık ki yanılıyorsun. 5) Söyle o İlker Oğan'a adının dergide çıkmasın! İstiyorsa oturup bir mektup yazsın.