Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 62
>: Orkun'dur bu abi, yapar. Şimdi biliyorum sana zehir kusan bir cevap yazacak, Allah için kendi kişisel kavgalarınıza beni karıştırmayın. Benim uğraşacak yeterince belam var. 1) Şimdi Orkun seni zaten kurbağa yapmadı mı? Sen zaten kurbağasın, beni nasıl kurbağa yaparsın? Zaten becerebileceğinden şüpheliyim, bunu en son deneyenin büyüsünü geri teptirdim, gitti Muppet Show'da yıldız oldu, şimdi bayramlarda gelir elimi öpemez. (öptürmem çünkü ben kurbağaları sevmem, hep sonunda prens olurlar, şöyle dişe dokunur bir prenses olanını hiç görmedim.) 2) Ben AIDS sadece belirli yollarla bulaşır zannediyordum, yani senin disketle.... yani sen ve disketler! Aman tanrım, Onur sen hasta mısın? Nasıl becerdin? 3) Tabi adının yerine kod yazdığından onları sana gönderemiyorum! 4) Şimdi geldik en sevdiğim kısma, masal zamanı, bu sefer uyumamanız için tedbir olarak size çivili koltuklar hazırlattım, buyurun oturun ve dinleyin: Geçen ay Bilbo'nun bulduğu yüzükten bahsetmiştik, işte Bilbo MACerasından dönünce kendine oldukça rahat bir hayat sağlar, partiler, köle kızlar falan işte. Bu arada Bilbo'nun dostu wizard Gandalf bu yüzük hakkında araştırma yapmaya başlar. Bu yüzük kötü wizard Sauron tarafından yapılmış ve uzun yıllar süren savaşlar sonucu ondan alınmış. Fakat yüzüğü alan Isildur bir orc grubu tarafından pusuya düşürülmüş ve yüzük büyük nehre düşmüş. Sauron bu yüzüğü ele geçirirse bütün dünyanın hakimi olacak. Yüzüğü yok etmenin tek yolu ise onu Sauron'un yaptığı yere götürmek. Burası da Sauron'un arka bahçesindeki Ateş Dağı! Gandalf yüzüğü yok etme görevini Bilbo'ya veriyor, o da ufak bir çalımla bütün belayı yeğeni Frodo'ya atıyor. Frodo ve Middle Earth'in her ırkından bir temsilciden oluşan bir fellowship 'kardeşlik gibisinden bir şeyler' görevi üstlenerek uzun bir MACeraya atılıyorlar. Tabi bunlar öyle bir paragrafta olmuyor, 3 kitabı kapsayan yaklaşık 4500 sayfalık bir hikaye bu. Favori yazarlarımdan J.R.R. Tolkien tarafından yazılmış. Yolda bin bir türlü belaya rastlıyorlar, birbirlerinden ayrılmak zorunda kalıyorlar, Gandalf ve diğerleri bir çeşit Birleşmiş Milletler gücü oluşturmak için çabalarken (Saddam'a karşı değil, Sauron'a karşı), Frodo ve sadık uşağı SAM (bu bizim Sam değil, yanlış anlamayın) yolculuğa tek başlarına devam etmek zorunda kalıyorlar. Sonunda ne mi oluyor? Anlatmıyorum işte, oyunu alın ve bitirin, eğer bilgisayarcınız size gülerse bana haber verin. Kapısında 500 orc'luk bir kuvvet bulunca fikrini değiştirir sanırım!
MAC: Mektubun o kadar ciddiydi ki önce mukavemet hocam benle kafa buluyor zannettim. Adını yazma cesaretini de göstermemiş olman şüphelerimi depreştirdi ama sonra onun Larry III'le ne alakası olacağını düşündüm. 1) Peki Space Quest I (1 disk), Space Quest II (1 disk), Larry I (1 disk), Larry III (5 disk), King's Quest IV (sanırım 4 disk). 2) Abi kötü hatlar yüzünden telefonla doğru dürüst konuşamıyorken modem hayal be. Ama modemlerin giderek yaygınlaştığını düşünürsek yakında bu konuyla ilgileneceğiz. 3) Ben Space Ace'e oyun bile demem, yani beceremiyorum diye değil, güzel grafikleri ve mükemmel ses efektleri olabilir ama oyunda en ufak bir oynanabilirlik kırıntısı bile yok, sakın alma! Larry III ise gerçekten eğlenceli bir oyun, onu tercih et! 4) Orijinal diye sakın fotokopilerden alma! Yakında bu konuda büyük gelişmeler olacak sanıyorum, ucuz fiyatlarla harbi orijinal oyunları bu günlerde bekliyoruz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 63
AC: Aferin Ayberk, bana 8 tane mektup yazıp ayrı ayrı zarflayıp yollaman çok zekice, mektup oldum, kafayı yedim, her yerde mektup görüyorum! Sen eski dostlarımdansın, hatırın için hepsini bir araya getirip genel bir mana çıkarmaya çalıştım, umarım başarmışımdır: 1) Şimdi cennet insanın kendi kafasına göre bir yerdir, bana sorarsan üç türlü cennet vardır, birinde insan rahat rahat uyur (horul horul kimse beynine binmeden), diğerinde de Megadeth dinleyip, çay içer ve sevdiği bir adventure'ı oynar. Dışarıda hava soğuksa ve oda da ısı yüksekse bu ayrıca bir bonustur! Bir de sonuncusu vardır ama bu tamamıyla insanın kendi tercihine bağlıdır, senin tercihin seni ilgilendirir, benim tercihim de beni, yani ne desem, işte öyle bir şey.... 2) Akıllılar, abone olsalar baba bir 64'ler T-Shirt'leri olurdu ve onu giyerlerdi, bunu başarana kadar metal T-Shirt'lerle idare ederler. Ben şahsen pek metal T-Shirt giymem, zaten üstümden çıkarmadığım Maiden konser (7th Son of a 7th Son Tour '87, ben orada olsaydım yaaa!) T-shirt'ü artık ikinci bir deri haline gelmiştir. 3) Ben hala durmadan oyunun başına Elvira'nın çıkıp bir şeyler dediği ekranı sey-
. Tediyorum, ve doyamıyorum, yükleyip yükleyip o ekranı tekrar seyrediyorum. Yeter artık jelibon'la kandıramazsınız beni, ben Elvira'mı isterim!
un ve Eren, ANKARA MAC: Abi ben adventure için bir ömür tükettim, siz de benim yaşıma gelince dönüp bakarsınız, mazi ne kadar şenmiş. Bir türlü sorun, uğraşı ve sonunda elde edilen hayata bedel zaferler (mesela BAMBI). Ama ben bu voleybol (ve güreş hariç diğer sporlar) ayağını hiç anlamıyorum, bir sürü adam çıkıyorsunuz sahaya, koşuyorsunuz, zıplıyorsunuz, debeleniyorsunuz, terliyorsunuz, yoruluyorsunuz falan filan. Benim gibi bir bilgisayarın karşısında tembel tembel oturmak varken böyle şeyler bana biraz mantıksız geliyor. Bana sorarsanız kendinizi boşa yoruyorsunuz, sizi daha fazla yormamak için sorularınızı cevaplıyorum: 1) Sierra oyunlarında belirli şeyleri yapabilmek için önce bazı şeyleri tamamlamak gerekir. Bu durumda bikiniyi alabilmek için adadaki diğer işleri yapmak gerekiyor. Biliyorum Orhan'ın yazısı hatalı olmuş ama inanın insan yazıyı yazarken bunun farkına varamıyor. (Ben de aynı hatayı Larry III'teki avukatlık bürosunda yapmıştım!) 2) Chip'n Dales etek yaptığın otların arkasındaki saygıdeğer(!) klüp. 3) Sanırım, bendeki de kafasına esince software failure hatası veriyor. 4) Şimdi Son Sayfa iki sayfa olsaydı adının SON İKİ SAYFA olması gerekirdi değil mi? Rica ediyorum beni bu Son Sayfa pisliğine karıştırmayın, sayfa değil kara delik, zavallı yazarını direkt depo'ya ışınladı! 5) Teşekkürlerinizi Fatoş hanıma iletsem bir büyüyle insanları yakıverdim. Bu soğuk yılbaşı gecesi taverna birden bire ısınıverdi. Heyecanla (her zamanki gibi) Önce adventure sayfasını açtım. Benim gibi yaşayan, benim sözlerimi, kılıcımı, hatta gülüşümü kullanan ne kadar çok insan varmış. Bu saygıdeğer insanları bu seferlik maruz görüyorum. Her insan hata yapar! Ama beni kızdıranlar cezalarını çekerler, ve pişman olurlar, o yüzden taklit etmeden önce edilecek kişiyi düşünsünler, çünkü Orkun, the magnificient'la oynanmaz. Hepsini dümdüz ediyorum, ortalığı birbirine katıyorum, dağlar dümdüz oluyor, denizler aciz insanların çığlıklarını zevkle dinliyorum. Başım havada kahkahalar atmaya başlıyorum. Artık düz arazi olan eski kasabada kahkahalarım yankılanıyor. Sonunda bir yılbaşının daha içine ettim! 1) Bize böyle bir dergi sunan, bize yaz kış demeden süper elemanlarla süper bir dergi veren; diğer bir spastik dergilere rekabet imkanı bile vermeyen; yılbaşımızı Jelibon ile süsleyen, verdiği posterleri duvarlarımızı süsleyen, bizim için taa kongrelere giden ve telif haklarını savunan, Son Sayfa ve Adventure köşelerine sevgi gösteren, okuyucuları seven sevgili Abdurrahman abimizin yeni yılınızı kutlarız, (MAC! Tabi senin de) ve yılbaşı hediyesi olarak bir sayfa daha Adventure istiyoruz. (bunu arkamdaki ordu da istiyor!) Lütfen 6 sayfa, lütfen? Bizi kırabilir misiniz? 2) Nerde Metal poster nerede? 3) Fenerbahçe'ye karşı geri tepen büyünü geri teptirdim, artık beklemek kalıyor? 4) Elvira benimdir, benim olacak, benim oldu! 5) Buck Rogers'ın orijinalinin kullanım kılavuzu var mı? 6) Müzik sayfasında ilan ne arıyor? Orkun, the Magnificent MAC: Orkun, vasiyetimi yazdım, eğer bana bir şey olursa (ki sanıyorum her an olabilir) köşemi sana bırakacağım... Çek elini o büyü torbasından, bu madde senin beni öldürmen halinde geçersiz olacak! 1) Kıramayız tabii ki! 2) Geliyooooor! 3) Sağ ol! 4) Bak burda bozuşuruz, ona göre! 5) Henüz ulaşamadım, ama deniyo-