AGENT X

Bir uzay istasyonunda üzerinize gelen yaratıklar, gittikçe hızlanan tempo... Çat... derken joystick elimde kaldı. Yenisini aldım ve hiç vakit kaybetmeden yeniden başladım. Evet yukarıdaki olay benim başıma geldi ve diğer muhtemel kazalara karşı, önlem almak istedim. Agent X'i oynarken benim gibi kendinizi kaptırıp yaratıklardan ve lazerlerden kaçmak için çaba sarf ederken joysticklere dikkat. Oyunun başında tempo fazla hızlı değil, hatta ekranın alt kısmındaki zaman zaman güzel grafikleri seyretmek bile mümkün, ama oyun gittikçe

n'GOBLİNS

Selam Commodore'cular. Bu ay gerçekten unutulmayan, özellikle de benim unutamadığım bir oyun tanıtacağım: Ghosts'n Goblins. Her şeyiyle mükemmel olan oyun çıktığı zaman, kalitesi karşısında bizleri şaşırtmıştı. Şahsen ben Ghosts'n Goblins'den sonra onun kalitesinde programlar almaya çalıştım. Oyunun konusuna gelince, güzel Prenses Lucifer şeytan tarafından kaçırılıp tutsak edilir. Şövalye Sör Arthur da sevgilisini kurtarmak için yola koyulur. Ghosts'n Goblins ilk olarak 1985'te arcade makinelerine yapıldı, ardından 1986'da çok başarılı olarak ev bilgisayarlarına uyarlandı. Bundan dört yıl sonra, yani günümüzde Ghouls'n Ghosts adıyla ikincisi çıkarıldı. Fakat şunu belirteyim, sizi bilmem ama ben ilkinin tadını kesinlikle alamadım. Köşemizi okuyan Amiga'cılar bu biraz daha hızlanıyor. Genelde güzel bir shoot'em up. Ayrıca oyun boyunca dinlediğiniz müzik de sizi iyice havaya sokuyor. Agent X II, Mastertronic firması tarafından hazırlanmış. Oyunda amacınız bir uzay istasyonunda ilerlerken karşınıza ne çıkarsa yok etmek. Karşınıza çıkan yaratıklar çok çeşitli. Bunlar ekranın herhangi bir yerinden ardı ardına dizilmiş olarak birden ortaya çıkıyorlar ve her değişik yaratık, diğerlerinden başka bir yol izleyip ekranı terk ediyor. Size değdiklerinde ekranın alt kısmındaki enerjiniz sola doğru azalıyor. En sola geldiğinizde ise ölüyorsunuz.

eski Commodore oyununun Amiga versiyonunu piyasada bulabilirler. Evet oyuna dönelim. Ghost'n Goblins'de amaç sürekli ilerlemek. Ekranın altında solda zaman, altında haklarınız, ortada taşıdığınız silah, sağda score'lar bulunmakta. Oyunda öldüreceğiniz zombiler, ateş fırlatan bitkiler, uçan şövalyeler, yarasalar, hayaletler gibi çeşitli yaratıklar var. Bunların bazıları çuvallar taşıyorlar. İçlerinde ise çeşitli silahlar ve extra zırh var. Başlangıçta mızrak taşıyorsunuz ama meşale, hançer, balta, ya da kalkan bulabilirsiniz. Baltayla meşale diğerleri gibi düz gitmiyor, havada bir eğri çiziyor. Bunun için istediğiniz yeri vurmanız biraz zor. En iyi silah kalkandır, onu mutlaka bulun ve alın. Bir de etrafa parlayan cisimleri toplamayı ihmal etmeyin. Yapacağım genel açıklamalar

Hemen her shoot'em up'ta olduğu gibi Agent X II'de de bölüm sonlarında size ateş eden, büyük ve oldukça zor ölen yaratıkla karşılaşıyorsunuz. Bu arada arada bir ekranın tam ortasından gelen bir top var, bunu da almalısınız. Grafik ve müzik güzel, tür alışılmış, oyun ise iyi. Arşivinizde bulunması gerekli, size zevkli saatler yaşatacak. Fakat bir zaman sonra, gittikçe aşırı hızlandığından ve hep aynı tip şeyler tekrarlandığından monotonlaşıyor. Bunların dışında söylenecek bir şey yok, oynayın ve görün. Ümit ÖNCEL bu kadar, biraz da Ghosts'n Goblins'in oynanışından bahsetmek istiyorum. Oyuna mezarlıkta başlıyoruz. Çevrenizde aniden çıkan zombilere dikkat ederek ilerleyin ve üstten gidin, büyük ejderhayı üç vuruşta öldürün, nehirden karşıya geçip devi öldürün, anahtarı alıp bu bölümü geçin. Platformlu bölümde kuşlara dikkat ederek yukarı ve sağa ilerleyip merdivenli bölümde Trolls denilen, gergedana benzeyen yaratıkları seri vuruşlarla öldürün. İlerleyip devi öldürünce bir sonraki bölüme geçiyoruz. Bu bölümde de sağa sola kayan platformlarda ilerliyoruz. Daha sonra ise altından alevler fışkıran bir köprüyü geçmemiz lazım, geçerseniz devi öldürüp son bölüme geçiyoruz. Burası sizi epey zorlayacak. Zombiler burada var, biraz sonra yol ikiye ayrılacak. Üstten ve alttan ilerleyebilirsiniz. Eğer bitirirseniz prensesi kurtarıyorsunuz. Gerek grafik, gerek ses, gerekse oynanabilirlik bakımından süper olan Ghosts'n Goblins'in adını duymadıysanız hiç durmayın arşivinize katın, ama bildiğiniz halde almadıysanız ayıp size!

AC/DC The Razors Edge

A) Thunderstruck/ Fire Your Guns/ Money/ The Razors Edge/ Mistress for Christmas/ Rock Your Heart Out B) Are You Ready/ Got You By The Balls/ Shot of Love/ Let's Make It/ Goodbye & Good Riddance/ If You Dare

Bu kaseti aldığımdan beri bunu dinlemekten tanıtacağım diğer kasetleri dinlemeye pek vaktim olmadı diyebilirim. Pek de iyi olmayan 'Blow Up Your Video'dan sonra AC/DC mükemmel bir albüm çıkarmış. Sanırım bu adamlar adrenalin yiyip adrenalin içiyorlar. Kasette tempo bir an bile düşmüyor. Belki biliyorsunuz, grubun bateristi Dio'ya gitti ve onun yerine dazlak baterist Chris Slade geldi. Bu zamansız değişiklik bile onları durduramamış. Kasetteki her şarkı ayrı bir hit ama Razors Edge ve tam bir AC/DC şarkısı olan Fire Your Guns'ın ayrı bir yeri var. Bu ayın en iyisi olduğu kesin. kk

ANTHRAX Persistence of Time Island/EMI

A) Blood/ Keep it in the Family/ In my World/ Gridlock B) Intro to Reality/ Belly of the Beast/ Got the Time/ Red/ One Man Stand

Geçen kasetleriyle ortalığı karıştıran Anthrax'in yeni kaseti (hem de şarkı sözleriyle beraber) Persistence of Time grubu bir adım daha öteye götürecek bence. Bir kere In My World (her ne kadar Antisocial kadar akılda kalıcı bir şarkı olmasa bile) kaseti almak için yeterli bir sebep. Grup alıştığımız Anthrax şarkılarını sürdürüyor ama geçen seferkinden daha heavy bir kaset olduğu kesin. Zaten kendini garantiye alan bir gruptan da bu beklenir. Şarkı sözleri de bu tür müziğin diğer örneklerine göre daha manalı ve derin anlamlar içeriyor. Bu kaset için ölünür.

MEGADETH Rust in Peace Capitol/KENT

A) Holy Wars/ Hangar 18/ Take No Prisoners/ Five Magics B) Poison Was the Cure/ Lucretia/ Tornado of Souls/ Dawn Patrol/ Rust in Peace

Favori grubum Megadeth'ten yeni bir kaset, hımmm. So Far'ı dinleye dinleye sonunda bozmuştum. Megadeth mükemmel ritimleri ve Dave Mustaine'in üstün vokalleri ile gerçekten harbi müzik yapıyor. Grubun kadrosu neredeyse her gün değişiyor, değişmeyen tek şey Mr. Mustaine. Metallica'dan ayrıldığından beri her kaseti ayrı bir olay oluyor. Bu kasette de Tornado of Souls, Hangar 18 ve Five Magics gibi üstün şarkılar var. Yeni kadronun da en az eskisi kadar iyi olduğunu görmek çok güzel. Kesinlikle alınmalı.

Sinead O'CONNOR The Lion and the Cobra

A) Jackie/ Mandinka/ Just Like U Said It Would Be/ Never Get Old B) Troy/ I Want Your(Hands On Me)/ Drink Before The War/ Just Call Me Joe

Burası demokratik bir dergi(-miş). Müzik sayfası demokratik bir sayfa(-mış). Her türlü müziğe yer verilmeli(-miş). Peki öyle olsun. Ben zaten kaliteli olduktan sonra diğer müzik türlerine karşı değilim. Sanırım Miss O'Connor'ın diğer adı da kalite. Kasette alışılmış pop müziğinin çok dışında kalıplar kullanılmış. Bir bilene sordum bu bayan eskiden IRA militanıymış. Helal olsun nereden nereye. Yalnız belirtmem gerekiyor bu onun son kaseti değil; zaten ülkemizde sanatçıların eski kasetleri ancak bir kaset belirli bir sayı sattıktan sonra çıkıyor. Eğer 'Nothing Compares...” tipinden bir şarkı arıyorsanız Troy'da en az aynı güzellikte. Kesinlikle tavsiye ederim.

SON SAYFA'da yine karşınızdayım. Ben buradayım efendim... SON SAYFA'ya gösterdiğiniz alaka bence her türlü takdirin üstündedir. O kadarki patronum ABDURRAHMAN PALA tam sayfamı elimden alıyordu ki sizin mektuplarınız vaziyeti kurtardı. Şimdilik alakanız sürdüğü sürece SON SAYFA'm elden gitmeyecek gibi görünüyor. Onun için SON SAYFA'ya mektuplarınızı şiddetle bekliyorum. Bazılarınız mektuplarınızda benim kim olduğumu merak ettiğini belirterek benim tanıtılıp tanıtılmayacağımı soruyor? HAYIR Ben kendimi afişe etme meraklısı değilim şimdilik kalpten kalbe giden bu gıyabi dostluğumuzu sürdüreceğiz. Bu ay size vereceğim en önemli mesaj Sayın patronumuzun (Gazetecilikte Cumhurbaşkanına bile sayın denmez ama ne yapalım sayfayı kurtarmanın bedeli patrona yağ geçiyoruz) Ankara'da yaptığı önemli görüşme ve ADALET KOMİSYONU'ndaki konuşmasıydı. 7 Kasım günü Türkiye Büyük Millet Meclisi p

CEVHER, LAKABI: TÜF TÜF, DORK, SUÇU: TİPİ Orhan? başlıca özellikler kahverengi pantolonu, bunun üzerine giydiği artık parçalanmaya yüz tutmuş MANOWAR t-shirt'ü ve Şahin'den görüp de aldığı Reebok'larıdır. Bunların üzerine yandaki gibi bir kafa eklerseniz karşınızda Orhan'ı bulursunuz. Hayatının %90'ı X-Copy başında geçer (Bu kadar diski niye çeker, nasıl çeker kimse bilmez), geri kalanında ise aslında başkasının bitirdiği oyunları yazar. Dergi olarak bugünlerde Kerim'e gösterdiği güleryüzlülüğün sebebini henüz çözebilmiş değiliz ama çabalarımız sürüyor. Bulunca size de haber veririz. Ayı manda dergide resmi çıkan ilk yazardır (Bakınız SAVAGE yazısı). Orijinal oyun hastalığının çaresi olmayanlardan biridir. İyi özellikleri pek yoktur, kötü özellikleri için SON SAYFA'yı ciltletip vermemiz gerekebilir. Bütün bunlara rağmen dergimiz başarılı ve sevilen yazarlarından biridir.

245 no'lu odada toplanan ve KÜLTÜR, MİLLİ EĞİTİM, İÇİŞLERİ, DEVLET PLANLAMA ve TRT temsilcileriyle sayın patronumuzun katıldığı ve uzun bir konuşma yaptığı toplantının en önemli ve sizinle ilgili bölümü BİLGİSAYAR'da TELİF HAKLARI ile ilgili kanunun çıkmıyor olmasıydı. Bizim patron toplantıda Bilgisayar ile Video'nun aynı kanun içinde olamayacağını 1.5 saat anlatınca demişler ki MADEM ÖYLE BİZ BUNDAN VAZGEÇTİK. VİDEO'nun KANUNU'nu yapalım sonrası ALLAH KERİM... Hoşunuza gitti K eh keh gülersiniz değil mi - sizi gidiler sizi... Bu kadar muhabbet yeter şimdi geçen sayıdaki sululuğumuzu bırakıp ciddi ciddi konulardan devam edelim. SEKA ASSEMBLER ile ilgili mektup ve telefonlar yazıyor ediyorsunuz bir şeyler soruyorsunuz Şahsen ayıp ediyorsunuz Yani İlla biz SE-KA bilmiyoruz diye cümle aleme reklam mı olalım. Mektuplarınızı köşelerin yazarı canım ciğerim arkadaşlarıma yazın... Onlar mutlaka cevap verirler. Eğer vermezlerse bana yazın kulaklarını çekeyim.. Aslında kıyamam ya.. Neyse... Geçen sayı MERT HEKİMCİ için koyduğum fotoğraf çok beğenildi Ama Mert de bana fena halde kızdı Şimdilik onun bulunduğu mekanlarda bulunmuyorum. Daha doğrusu dikkat ediyorum Kimbilir ne olur ne olmaz Aslında sayın patronumuz geçen SAYI HAMMERFIST'in tam çözümünde yazısının bir sayfasını montaja koymadı. Ona kızmaktan bana kızmaya vakit bulamadığı için yırttım gibi.. NIGHT BREED'de bol resimli bir sayfa görünce aptallaştım. Bizim patron artık daha iyi dergi masraftan kaçınmıyor. Bu sayı ve gelecek sayılarda bol resimli sayfalar görecekmişiz. Bunu size müjdelemek hoşuma gidiyor. MÜZİK SAYFASI'na bu sayı biraz daha geniş yelpazenin ortak noktalarına hitap eden kasetlerden koyduk Bizi Hep Metal Hep Metal diye suçlayanlar onu okusunlar da nasıl tarafsız davrandığımızı görsünler Son olarak içimde kalan bir şeyi SÖYL. Hayır yazacağım Hey Millet "HEY MİLLET DERGİNİN ADI 64'LER KENDİSİ 500'LER DİYORSUNUZ DİYORSUNUZ DA 64'DE YENİ GELEN OYUN SIKINTISINDAN FITIK OLDUĞUMUZU DA biliyor musunuz. Siz yeni 64 oyunu yazın biz açıklayalım. SON SATIR: BEAST herkes yazıyoruz diye ırzına geçti Biz bekledik Bitirdik ve yazdık.. Bırakın da biraz kasılalım. H Hoşça kalın Bu sayının kurbanı ORHAN CEVHER bakın orada... The Reckless Warrior of the Subconsciousness