64'ler sayı 31, sayfa 33

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 33

Ev bilgisayarcılığımız temel taşlarından Byte Computer House 1985 yılının başında Derya Yalazkan tarafından kuruldu. O günlerde ideal bir ev bilgisayarı olan sinclair üzerinde çalışan Byte, zaman içerisinde bu bilgisayarın Türkiyedeki tek kaynağı haline geldi. Byte çalışanları 280 mikroişlemciye sahip bu bilgisayarsayesinde makina dilinin pekçok temel kurallarını öğrendiler. Commodore bilgisayarının ülkemizde yaygınlaşması üzerine bir süre sonra Byte bu bilgisayarlada çalışmaya başladı ve kısa bir süre içerisinde bu makinada da geniş bir müşteri potansiyeli topladı. Bu bilgisayar için yazdıkları ilk Türk adventure olan Keloğlan bilgisayar severler tarafından çok beğenildi. Günümüzün popüler bilgisayarı Amiga'yıda ihmal etmiyen Byte,bu bilgisayarda çok büyük bir müşteri potansiyeline sahip. Bu yılın başında Türkiyenin ilk bilgisayar dükkanlarından Ecom'u bünyesine kattı. Mayıs ayında uygulamaya koyduğu ve halen yürüttüğü inanılmaz fiyat politikası ile müşterilerinden övgü bazı çevrelerden de eleştiri olan Byte yöneticisi D. Yalazkan bazı sorularımızı yanıtladı. - Türk'ev bilgisayarcılığı bugün ne düzeydedir? DY- Teşekkür ederim. Bu işin başından beri içinde olan bir kişi olarak bu güne kadar gördüğüm bazı temel yanlışları anlatmak istiyorum. 1. Bu gün Türkiyede bilgisayara müşterinin gözünde oyun çeken, joystick filan satan, arada birde şu oyun nasıl oynanır diye aranan adamdır. Sanıyorum bu imajı bilgisayarcılar olarak bizler yarattık. En iyi bilgisayarcı hatasız oyun çeken, kasetlerine en güzel fotoğrafları koyan veya fiyatlarını en düşük tutan kişi olarak kabul ettik. Ama bugün bence en iyi bilgisayarcı bu değildir.

- Peki nasıl olmadır? DY- Bakın ev bilgisayarları Sn. Özal sayesinde hiçte ge olmayan bir tarihte İspanya, Portekiz, İtalya vb. Avrupa ül-| keleriyle aynı zamanlarda girdi. Ama bu ülkelerden birinde, mesela İtalya'da 1984 yılında bilgisayar olan bir çocuk bugün çok iyi oyun programları yazıyor. Bu çocuğunda ana dili İngilizce değildir ve makina dilini o yıllarda ülkemizde de satılan kitaplardan öğrendi.

- Bizden hiç kimse teşebbüs etmedi mi? DY- Bende oraya giriyorum. Çok yetenekli ve iyi İngilizce bilen çocuklar vardı. Ama kimse bu çocuklara arka çıkmadı, en azından teşvik etmedi, onlarda cracker olup para kazanmayı program yazmaya tercih ettiler. Bu yüzden tek tük istisnalar dışında hiç yerli oyun yapılmadı ve günümüzde bilgisayar pahalı bir oyuncak olarak görünmeye başladı. Şimdi size şunu rahatlıkla söyliyebilirim ki bence en iyi bilgisayarcı hiç olmazsa tek çocuğun evinde kullandığı bilgisayarı ile birşeyler yapmasına katkısı olan veya en azından teşvik eden kişidir.

- Peki siz ne yapıyorsunuz. DY- Ev bilgisayarları programcılığı treni önümüzden son hızla geçiyor. Bence son vagonu yakalamak için hala şansımız var. Makina dili üniversitelerde öğretilmiyor. Yani siz kendiniz öğreneceksiniz. Bizim yani Byte Çalışanları bugün Amiga'da bir Beast yazacak kadar makina dili öğrendiler ve zamanı geldiğinde de yazacağız. Ama bazı eksiklerimiz var, örneğin grafiker arkadaşlara ihtiyacımız var. Öte yandan çalışan arkadaşlarımız yakında üniversiteyi bitirecek ve başka alanlara yönelicekler, onların bunca zamanda öğretmek ve Türkiyede ilk defa game programmer yetiştirmek üzere kurs düzenliyeceğiz. Bu son derece iyi bir meslektir. Bir buçuk milyonliralık bir makina ile evinizde oyun yazıp Dünya çapında meşhur olur ve milyonlar kazanabilirsiniz. Yeterli ve gerçekten öğrenmek istiyen arkadaşlar bize başvurabilirler.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.