Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 22
Bilgisayarda markalar hızla çeşitleniyor.
Toplama parçalarla yerli montajı bile var
“Senin IBM ne marka?”
caba Türkiye bilgisayar mezarlığı mı olacak?” Türkiye'deki bilgisayar çevreleri uzun yıllar bu korkuyu yaşadı. Karamsarlar diyorlardı ki: “Hiç ilgisi olmayan firmalar bile talep olduğunu görünce bilgisayar ithalatçılığına soyundu. Adı sanı duyulmadık Uzakdoğu kökenli cihazları getirip satıyorlar. Çoğu da getirdiği birkaç partiden sonra bu işten çekiliyor. Bu cihazlar bir süre sonra bozulacak, o zaman ne olacak? Bu kadar değişik marka için servisi, bakımı, en önemlisi yedek parçayı kim sağlayacak? Tamir edilemeyen, yedek parçası bulunmayan, yallah çöpe. Yazık değil mi dövizlere?” İthalat mevzuatı, ilk şekli ile ithalatçı firmaya 7 coğrafik bölgede en az bir servis istasyonu kurmayı zorunlu tutuyor, bu kanıtlanmadıkça ithal izni vermiyordu. Oysa daha sonra servis zorunluluğu kaldırıldı. Yani ithalatçı, dilediği ülkeden dilediği marka bilgisayarı getirtip Türkiye'de pazarlayabilecek, ama bu cihazların bakımı için servis ağı kurma zorunluluğu olmayacaktı. PİYASA ORGAN DOĞURDU Oysa gerçek şu ki, Türkiye ileri sürüldüğü gibi hiç de bilgisayar çöplüğü olmadı. Hatta Türk insanının kendine özgü pratik zekâsı, bilgisayar alanında öylesine ilginç çözümler üretti ki, en karamsarlar bile parmak ısırdılar. Artık markası ne olursa olsun, PC düzeyinde Türkiye'de servisi yapılamayan bilgisayar yok... Piyasaya giren en bilinmedik marka bile, kısa bir alışma döneminden sonra onarılabiliyor. Çünkü artık işi sadece bilgisayar tamir etmek olan ekipler yaygınlaşmaya ve güçlenmeye başladılar. Yedek parça sorunu ise yine işi yalnızca yedek parça getirmek olan ithalatçılar tarafından karşılanmaya başlandı. Yani bir başka tarifle, piyasa talebe göre kendi organlarını bilgisayar alanında da yarattı. Uzakdoğu kökenli bilgisayarlar, özellikle 1988 başından itibaren Türk piyasasına geniş çapta çıkar-
* ma yapmaya başladılar. Giderek daha fazla alıcı buluyorlar. Buna en önemli neden olarak ise artık Türk insanının bilgisayar korkusunu atması gösteriliyor. IBM uyumlu olarak üretilen Uzakdoğu bilgisayarları, çok daha ucuza satıldıkları için Türk piyasasında giderek yer tutmaya başladılar. Taiwan, Güney Kore gibi ülkelerden gelen cihazlar,
Özçınar “Servis sorunu yok.”
özellikle sıradan ihtiyaçlar için cazip bir alternatif oluşturuyorlar. IBM uyumlu bu bilgisayarlar için parça sorunu da asgari düzeyde. Zaten endüstri standardına ulaşmış olan pek çok devre, çoğu markada birbirine uyuyor. İthalatçı, tamirbakım işleri yapan bir firma ile anlaşarak servis sorununu da çözüyor.
BASTIRIYOR Aslını ararsanız IBM'den NCR'sine kadar hemen bütün büyük markaların içine Uzakdoğu üretimi parçalar girmiş durumda. Ünlü markaların hemen hepsinin pek çok bölümü ucuza çıktığı için, bir süredir Taiwan veya Güney Kore'de üretiliyor. Bu gerçek kimi zaman açıkça söyleniyor. Kimi zaman gizleniyor. Hatta Türkiye'de satılan bazı IBM bilgisayarların ambalajı açıldığında, ekranın üzerinde “Made in Taiwan- Bu etiketi ambalajı açınca lütfen atınız” yazılı etiketlere rastlanıyor. Yapışkan etiket atılınca geriye kalan IBM markası, sıradan kullanıcıya cihazın sanki tamamen Amerikan yapımı olduğu izlenimini veriyor. Yani Uzakdoğu üretimi parçalar, Batı üretimi bilgisayarları zaten istila etmiş durumda. Şu veya bu oranda. Ama varlıkları inkâr edilemez. Bir yandan da doğrudan bütün olarak cihaz halinde pazarlanıyorlar. Tüketiciye cazip gelen tarafı ise fiyatları. Çünkü ünlü markalara göre Uzakdoğu yapımı bir PC, yüzde 40'lara varan oranda daha ucuza satılıyor. Eh, yaptığı iş sıradan ihtiyaçlar için aynı, fiyatı düşük, servis problemi de olmayınca cazip hale geliyorlar. Taiwan malı IPC bilgisayarlarını pazarlayan YA-GEM'in satış sorumlusu Gökçe Özçınar konuyu şöyle açıklıyor: “Önemli olan satışı yapan firmanın tutumu ve verdiği hizmettir. Yoksa yerli kullanıcılar Uzakdoğu ürünü bilgisayarların da dev Batı markalarıyla aynı performansı sağladığını gördüler. Servis ve yedek parça sorunu da çözümlendi. IBM bu işin standardını koyan kılavuz kuruluş konumunda. Bu inkâr edilemez. Ama yaptığı iş bakımından ele alındığında, boynuz kulağa yetişti. Hem zaten büyük markalar da çoğu parçalarını Uzakdoğu'da yaptırmıyorlar mı?” MEGA Bilgisayar'dan Fethi Demir ise şu örneği veriyor: “İnsanlar bilgisayarla neler yapabileceklerini
Bia.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 23
Orijinal gibi Kim der ki, bu toplama bilgisayardır. (Fotoğraflar: Fahri Alakeni)
rini daha yeni yeni öğrenmeye başladılar. Bir müşterim broşür yollamak için adresleme makinesi arıyordu. Hatta fuarlara bile gidip adres makinesi aramış. Sonra işini bir bilgisayarla yapabileceği, ayrıca bilgisayarın diğer işlevlerinden yararlanabileceğini de öğrendi. Gidip bir Uzakdoğu malı bilgisayar aldı. İhtiyaçları belirli, genişleme problemi yok. Ünlü bir marka diye neden 7-8 milyon ödesin?” YİĞİDİN HAKKI Piyasanın büyük ağabeyi olduğu için yine örneği IBM'den alırsak, IBM'in teknolojisinin üstün olduğu açık. Ancak herkesin de çok üstün teknolojiye ihtiyacı yok. Uzakdoğu ürünleri de bu ayrımı değerlendirip piyasaya yerleşmeye başladılar. Dünyadaki tüm ülkelerde Uzakdoğu ile rekabet etmekte olan IBM de üzerindeki bu kamburdan kurtulmak için bir süre önce dizaynını değiştirdi.
Micro Channel adını verdiği yeni bir teknolojiyi PS/2'lerde uygulamaya başladı. Ancak Uzakdoğulu üreticiler son teknolojiyi takip ediyorlar. Ne var ki bazı ayrıntılı yazılımlarda IBM'in chip seviyesine inildiği için, program yalnızca IBM'de çalışabiliyor. Örneğin korumalı dis-
Demir “İnsanlar artık korkmuyor.”
ketlerde, disket sürücünün chipine yönelik kayıtların bulunduğu programlar gibi. Bazı Türk girişimciler ise Uzakdoğu ülkelerine fason bilgisayar yaptırıp, üzerine kendi markalarını koyarak pazarlıyorlar. Bir de toplama bilgisayarlar var. Yani ana kartı şuradan, ekranı buradan, klavyesi oradan, diski beriden toplanıp monte edildikten sonra, üzerine bir marka basılıp satılan bilgisayarlar, Endüstride standartlaşmanın ilginç bir yan ürünü. Şimdi Türkiye'de bazı usta bilgisayarcılar bunu yapıyorlar yani toplama bilgisayar üretiyorlar ve bu garip karışımlar pek çok kuruluşta şakır şakır çalışıyor. BİZ YAPTIK OLDU! Toplama bilgisayarcılıkta mekanizma üç türlü işliyor. Birinci gruptaki iş bitiriciler doğrudan, sözgelimi Taiwan ile ilişkiye geçip değişik üreticilerden fiyat alıyorlar. Fiyatını uygun buldukları fabrikalardan toparladıkları ana kart, disk, klavye gibi gerekli tüm parçaları ayrı ayrı ithal ederek Türkiye'ye getiriyor ve burada monte edip bilgisayar haline getirerek satıyorlar. İşleri bu. İkinci gruptakiler ise profesyonellere yedek parça satan çeşitli ithalatçılardan topladıkları elemanları kendi atölyelerinde monte ediyorlar. Üzerine şöyle İngilizce çağrışımları olan bir markayı da basınca oluyor sana bilgisayar. Disk kapasitesi, ana belleği, hızı ile oynayarak çok değişik bileşimler yaratıyorlar. İşin hoş yanı bu toplama bilgisayarların bazıları zaman zaman dev markaların cihazlarından çok daha marifetli de olabiliyor. Hepsi de IBM uyumlu. Bunları daha çok bilgisayarı meslek edinmiş, onu yakından tanıyan profesyoneller tercih ediyorlar. Çünkü yarı fiyatına geliyor. Toplamacılar çoğu kez aynı zamanda tamir işini de yapan servisler. Üçüncü grup ise ana parçaları bütün olarak alıp birleştirenler. Bilgisayar çöplüğü olmasından korkulan Türkiye, görüldüğü gibi 3-5 yıl içinde bilgisayarla öyle içli dışlı oldu ki, bazıları işin katakullisini bile öğrendi. Piyasadaki PC satıcıları da artık pazarladıkları malın marifetlerinin yanı sıra, hizmetlerinin kalitesi ve fiyatları ile de rekabet etmeye başladılar. Çünkü artık Türk insanı bilgisayarı daha yakından tanıyor.