Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 27
Çip imal etmek hem yorucu hem de geniş yer isteyen bir iştir. San Fransisko'nun güneyindeki Silikon Vadisi'ndeki Intel şirketinde bir mikroişlemcinin 3 ay gibi bir zamanda imal edildiği söylenmektedir. Mikroçip imalatının yapıldığı odalara ancak mikroçip imalatının öncüsü Intel şirketinin geliştirdiği özel giysilerle girilebilmektedir. Çünkü bu odalara girecek bir toz zerresi mikroskobik boyutlardaki çip devresi için bir kaya parçası kadar tehlikeli olmaktadır. İmal odasına girildiğinde jilet inceliğinde, perdahlanmış ayna kadar düz silikon parçalarının küçücük plaklar gibi tepsilere dizilmiş olarak saklandığı görülmektedir. Erimiş silikon kütleden alınan bu kesitler fevkalade saf olup enleri 5 inçtir. Her bir silikon dilimi yüzlerce çipin tabanı olacaktır. Bu yarı geçirgen silikon iki sebepten dolayı tercih edilmektedir. 1, Silikonun elektrik taşıma kapasitesi içine karıştırılacak belli miktarlardaki maddeyle değiştirilebilir. 2, Silikon yüzeyler kolaylıkla okside edilerek, paslandırılarak elektriğe karşı koruyucu bir cila oluşturulabilir. İlave edilen kimyasal maddeler silikon gofretin tepesinden tabanına, birbiri üstüne gelen geçirgen alanlar ortaya çıkarır. Bunların arasına pencere açarak transistörler yaratılır. Nihayetinde gofrete ara bağlantısı isteyen 12 kadar tabakayla bir alüminyum tabaka konur. Son bir işlemle de geçirgen flamanlar göze görünecek şekilde ortada bırakılır. Yeni bir çipin kontrolü çipin çevresindeki metal yataklara iğne benzeri sivri uçları bastırılarak yapılır. Bu şekilde saniyede 10.000 elektrikli kontrol yapılabilmektedir. Başarılı çipler gofretten elmas bir testere ile ayrılır. Bunlar daha sonra birbirlerine bağlanır ve altın çerçevelere telle tutturulur. Küçük seramik kutulara konup kutular mühürlenir, paketlenmiş bir çip grubu siyah kırkayaklardan oluşmuş bir gruba benzer. Elektronik parçaların düzinelercesi ev bilgisayarlarında kullanılır ve bu kendi kozalarında bir gazetecinin kalemi ve defteri kadar kullanışlı olurlar. Ev bilgisayarlarının bir gün portatif daktilo büyüklüğünde olmaları hayal edilmektedir, “Floppy Disketler” 45'lik plakların çapında olan plastik kaplanmış yüzeylerdir. Onlar da kasetler gibi bilgi temsil eden manyetik alanlarla şekillendirilmişlerdir. Bilgisayarı alıcı hale getirebilmek için ana bir disk vardır. Ayakkabı kutusu şeklindeki bilgisayar bağlantılı Disket Sürücü, disket ve bilgisayar arasındaki bilgi alışverişini sağlar. Disket, disket sürücüye konup çalıştırılınca disket sürücü disketi döndürmeye başlar.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 26
HAYATIMIZI ŞİPŞAK DEĞİŞTİREN
Deniz AKSOY Sadece yeni doğan bir bebeğin başparmak tırnağı inceliğinde olan bu cismi mumu söndüren bir üfleme yerinden kaldırabilir. Parlak ışıkta bir sabun köpüğü gibi parıldar. Ana yani bildiğimiz plaj kumudur. Çip adı verilen bu gümüş grisi parça çağımıza adını verecek kadar güçlüdür. En basit anlatımla, çip elektronik bir devredir. Silikon bir taban üzerinde özellikle ince metal tabakalardan yapılmış olan tellerle birbirine lehimlenmiş anahtarlardır. Mikroskop altında çip'in narin zemini kilometrelerce yüksekten görünen büyük bir şehrin yolları, binalarını andırır. Daha ilginci, bu bir kenarı 1/4 inç (0,6 cm) olan silikon parçacık, dünyanın ilk elektronik sayısal bilgisayarı ENIAC'tan 10 defa fazla elektronik parça ihtiva eder. Bu arada ENIAC'ın ağırlığının 30 ton olduğunu da unutmamak gerek. Çip bir de ucuza mal olsa ve bütün elektronik parçaları bir arada toplanabilse gerçekten büyük bir buluş olacak. Gene de mantık ve hafıza kapasitesini üstünde toplaması ona insan zekasının özelliklerini kazandırmaktadır. Böylece çipin de insan beyni gibi hudutsuz kullanım yerleri vardır. Çipin kullanıldığı bir saha da ev tipi bilgisayarlardır. Geçen yıl 800.000'den fazla çip, bunların el tipi hesap makinaları ile ilk kuşaktan kuzen olduğunu bilmeyen, bilmek için çaba sarf etmeyen kişilere satıldı. Çünkü çip bunların kullanımını kolaylaştırıyordu. Şahsi bilgisayarların omuzlarında düzinelerce yeni hizmetler vardır. Şimdi çok garip görünmesine rağmen bilgisayarların sağladığı kolaylıklar arasında elektronik postacılık, gazetecilik, evden banka işlerini halletme ve alışveriş kolaylığı yer almaktadır. Bu arada akla hemen bazı sorular gelmektedir. Herkes kendi faydalanacağı dalı seçerse çok mu kısıtlanmış oluruz? Eğer alışverişlerimizi evden yaparsak, borçlarımızı evden öder, yanımızda daha az nakit para taşırsak sokaklar daha mı emin olacak?
İşçiler işlerini evde bilgisayar ile yaparlarsa çok mu elektronikleşirler? Bilgisayarla büyüyen çocuklar fakirlik, açlık ve savaşa tesirli çareler bulabilecekler mi? Bu sorular çip'in doğum yılı olan 1959'dan önce hayal bile edilemiyordu. Fakat 20 yıl içinde bu sorular güncelleşecektir. Çip'in hayatımıza ne kadar hızlı girdiği, ne kadar geniş çapta kullanılmaya başlandığı düşünülürse bu hiç de sürpriz sayılmaz. Gelecekte bir tek çipte bir milyar transistör olacaktır. Bugünkünden bin kat daha fazla. Bu yapıdaki bir hafıza çipi 200 uzun roman metnini üstünde saklayabilir. Likit Helyum ile soğutulmuş çipler ise bugünkünden çok daha güçlü bir bilgisayarın ortaya çıkmasına neden olacaktır ki bu çipin merkezi ünitesi bir greyfurt kadar ve bir aradadır. Bilgisayarlar konuşabilir, dikkatle dinler veya okuyabilir. Bazıları usta bir doktor, kimyager, jeolog gibi hastalık teşhisi koyar, molekül imal eder, maden yatağı bulur. Mikroelektroniğin patlaması çok geniş alanlara yayılmıştır. Burada kaydedilen birkaç derin yer sarsıntısı çip devrinin altında ve ilerisinde neler yatmakta olduğunun sismik bir profilini vermektedir. Çip tasarımcısı Dana Seccombe, 450.000 transistörün buhar yüklenmiş Tungsten tel ile birbirine bağlanmasının, Los Angeles kentindeki bütün yolların bir toplu iğne başına resmedilmesi kadar güç bir iş olduğunu söylüyor. Colorado'daki Hewlett Packard şirketi ise bu minik aygıttan para üreten bir tohummuş gibi nakit para kazanmaktadır. Yirmi seneden fazla bir süredir, çip üzerindeki komponentlerin miktarı mühendislerin çalışmalarıyla her sene iki kat artmaktadır. Mühendisler işe komponentin büyüklüğünü azaltıp, kedi bıyığı kadar ince tellerle lehimlemekle başlamışlardır. Bu teller nohut büyüklüğündeki metal kutulardaki Silikon veya Germanyum kristallerinden çıkan tellerdir. Üç bacaklı bir tabureye benzerler, ama aslında basit bir elektronik anahtar-transistördür. İlk transistör 1947 yılında Bell telefon laboratuvarlarında imal edilmişti. Bu ilk TV'lerde ve bilgisayarlarda -örneğin ENIAC-ki elektrik akımını kontrol eden veya büyüten cam tüplerin yerini almak için imal edilmişti. Bu vakum tüpleri transistörlerden daha fazla ısı veriyor ve kendileri de yanıyordu. Fakat transistörlerin de kötü yanları vardı. Genellikle yassı, yılankâvi tellerle döşenmiş plastik kartlar devre levhalarını kırıyordu. Çare olarak transistörlerdeki kristalin devre levhası gibi vazifelendirilmesi bulundu. Böylece entegre devreler ortaya çıktı. Bugün dünya teknolojisinin üstünlüğü yalnızca çipe dayalı olduğu için mühendisler onu elektroniğin ham petrolü diye adlandırmaktadırlar. Çipte lehimle bağlanmış tel olmadığı için zayıf noktaları azalmış ve üstün güvenceli olmuştur. Çip minik olduğu için gönderilen elektrik sinyalleri bir anahtardan diğerine kısa yollardan varır ve bu zamanlamada büyük kazanç sağlar. Ayrıca 1000 transistörlü bir çip 10 taneliden çok daha fazla iş yapar, daha hızlı çalışır ama maliyetleri aynıdır. Bu büyük performansı gören mühendisler ekonomik şartların da uygun olduğunu görerek çip üzerindeki transistör sayısını artırmak için yarışa girdiler. 5000 transistörle dijital saati işlettiler, 20.000'lik bir çip ise cep hesap makinesini. 100.000'lik küçük bilgisayar ise odalar kadar büyük eskilerine eşittir. 100.000'den fazla transistör ihtiva eden çiplere ise VLSI denir. Bunların karmaşıklığını anlayabilmek için Dana Seccombe'un çizdiği plana bakmak yeterlidir. 120x240 cm. boyutlarındaki bir rulo kağıt üzerinde çizilmiş binlerce kare ve dörtgen, bir çip planının sadece ufak bir bölümüdür. Bu planların tamamı bir spor sahasını kaplayacak büyüklüktedir. Özel olarak imal edilmiş olan bilgisayarlar çiplerin devrelerini çizer, transistörlerle ilgili tasarımlar yapar, bunların birbirine nasıl bağlanacağını ve performanslarını içerir bilgileri saklar. Ama hiçbir bilgisayar belli bir zamanda VLSI çipinin tellenmesi için uygun yolu gösteremez. Mühendisler bu konuda üşenmeden çalışıp yanlışları bulmaya, onlara çözüm getirmeye çalışmakta ve video ekranına bağlı elektronik kalemlerle tekrar tekrar ara bağlantıları yapıp transistör gruplarını yeniden yapmaktadırlar. 1990'da çipi biraz büyüterek üzerine 10 milyon transistör yerleştirmeyi umut etmektedirler. Bunu yapmak Alaska'nın iki katı büyüklüğünde bir şehir inşa etmek kadar güçtür.