64'ler sayı 9, sayfa 17
Sayfanın metni

Sayfa 17

AYLIK OYUN AÇIKLAMALARI

Tepkiler

Geçtiğimiz ay bir gazetede yayınlanan ve tamamen menfaatine matuf bir şirketin açıklamalarını içeren habere tepkiler sürüyor. Konuyla ilgili olarak dergimizi arayan bilgisayarcılar özetle şöyle demekteler:

“Türkiye'de bilgisayar işini yapan kişi ve kurumlar genelde vergi mükellefi ve devlete vergi veren kişilerdir. Gelirleri karşısında vergi kaçırmaları söz konusu değildir. Kaldı ki bilgisayarcılar içinde 1.000-3.000 adet kadar oyun satıp o kadar parayı bir araya biriktirebilecek kimse ve kurum yoktur. Bilgisayarcılar olarak bir kanun ve kurum tarafından korunmuyo-

Sürüyor

ruz. Kendi aramızda sorunlarımıza çare arayacak bir dernek kurma çalışmaları Öte yandan açıklamalar yapan söz konusu kişinin aynı iddialarla devlet güçlerini harekete geçirip baskınlar yaptırdığı Ankara, İstanbul ve İzmir'deki bazı bilgisayarcılar da iddialarla ilgili hiçbir suç unsurunun bulunmadığını ve bu konuda tutulmuş tutanakların ellerinde olduğunu söylediler.

Delinin biri bir gün başhekimin kapısını çalıp içeri girer ve “Başhekimim, başhekimim müthiş bir fikrim var!” diye söze başlar. Başhekim bu tür müthiş fikirlere alışkın olduğundan sözün devamını bekler. Deli başlar anlatmaya: “Bana bir havalı tüfek verseniz ve ben de bununla her yarım saatte bir sığırcık vursam. Bir günde altı saat çalışarak kaç sığırcık vururum? On iki değil mi? Her sığırcık kuşundan iki yüz elli gram et çıktığını düşünürsek bir günde üç kilo et demektir. Etin kilosunu dört bin liradan satsam ne eder? On iki bin lira değil mi? Bunun iki bin lirasını çeşitli masraflar için düşünelim: Günde net on bin lira eder. Ben bu işi senede iki yüz elli gün yaparsam eder iki buçuk milyon lira. Bu hesapta bir yanlışlık yok değil mi başhekimim?” Başhekim hesapta yanlışlık olmadığından “Haklısın, herhangi bir yanlışlık yok” der. Deli devam eder: “Öyleyse eli tüfek tutabilecek bin kadar hastamız var. Bin kere iki buçuk milyon eder iki buçuk milyar değil mi? Ülkemizde bizim gibi yaklaşık on hastane var, eder yirmi beş milyar lira. Hatta ülkedeki tüm hastanelerde bu sistem uygulanırsa kazanılacak parayı varın siz düşünün başhekimim! Ben bu hesabı günlerdir yapıyorum, herhangi bir yanlışım yok başhekimim” der. Bu sırada başhekimin yanında tesadüfen bulunan ve taburcu olmak için kâğıtlarının imzalanmasını bekleyen bir gazeteci koşa koşa odadan çıkar ve doğru telefonun başına gider. Kendisine haber merkezinin bağlanmasını ister ve başlar haberi yazdırmaya: “Ülkeye trilyonlar kazandıracak sistemi buldum...” Evet, ülkemizi feraha kavuşturacak, maliyenin kasasına trilyonlar akıtacak böyle bir olayın haberi geçtiğimiz 19 Kasım günü büyüklüğünü sadece kendisinin öne sürdüğü, aslında oldukça küçük bir gazetede altı sütuna manşetten verildi. Gelin şu hesabı birlikte yapalım. Bir oyunun hakkını almak isterseniz bin pound ödemek gerekiyormuş, KDV ve diğer masrafları katarsanız bu yaklaşık üç milyon iki yüz bin TL tutuyormuş. Buraya kadar hesapta bir gariplik yok. Türkiye'de üç bin kadar program satıcısı varmış. Bu konuda bir araştırma yapılmadığından bu sayının doğruluğu hakkında bir şey söyleyemeyeceğim. Her program satıcısında onar bin program varmış. Burada biraz duralım. Ben kendimi program konusunda korkunç koleksiyoncu sanıyordum ve benim elimde taş çatlasa üç bin program var. Ulaşamadığım beş yüz kadar programın olduğunu kabul edersem eder üç bin beş yüz. Bu on bin olduğunu söyleyen sivri akıllının elinde üç bin beş yüz program olduğunu bile zannetmiyorum. Ve şimdi sıkı durun: Türkiye'deki üç bin program satıcısı her biri kalemi kâğıdı alıp yapımcı için de üç milyon iki yüz bin lira ödemek kaydıyla telif hakkı almak için mektupları yazmaya, akreditifleri açtırmaya başlayacaklar. Ve böylece her bir program satıcısı on bin çarpı üç milyon iki yüz bin TL ödeyecekler. Bu her bir program satıcısı için yanılmıyorsam otuz iki milyar eder. Ve geldik ülkeyi refaha ulaştıracak KDV'nin hesaplanmasına: Otuz iki milyarın yüzde onu eder üç milyar iki yüz milyon. Arkadaşımız reklamdaki başlıkçı gibi çok attığının farkına varıp bu ödemeyi yapacak programcıların sayısını bine düşürdü. Biz de hesabı onun gibi bin programcı üzerinden yapalım. Üç milyar iki yüz milyonun bin misli eder üç trilyon iki yüz milyar lira. Siz (bazı büyük firmalar hariç) program satıcılarının öyle sokak aralarında, küçük dükkânlarda ya da çoğu kez başka işlerin yanında iş yaptıklarına bakmayın. Hepsinin bodrumu altın, döviz ya da kıymetli eşya dolu duruyor. Ve sivri akıllı arkadaşımızın düşüncesine göre hepsi bunları ellerinden çıkarıp otuz ikişer milyarı denkleştirip telif hakkı alma kuyruğuna girecekler. Eh büyük gazeteye de gazetecilik kurallarına göre hazırlanmış!!! Böylesine büyük bir haber yakışır!

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.