Plazma sayı 7, sayfa 67

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 67

Kuyu, Taş ve Kırk Akıllı

Bronx'un yaptığı bu yanlış her şeyden önce bir “demoscene yanlışıdır”. Bu demoscene yanlışının gazıyla yaptıkları birçok demoscene doğrusunu hiçe sayanlar boş yere gaza geliyorlar.

Beni bir diğer rahatsız eden şey de, bu olaylarda Bronx veya organizasyon hakkında eleştirisi olan pek çok kişinin konu hakkında hiç ortaya açık açık bir şey yazmaması. Karşılıklı yazışarak fikirlerin çarpıştırılabileceği ortamlara girmemesi (ki Bronx da hiçbir şeye cevap vermeden yok olarak aynı hatayı yaptı). Uğur Mumcu'nun çok güzel bir sözü vardı: Tartışılmayan fikirler kör inançlara dönüşür.

Vigo'ya Dair

Burada Vigo ile ilgili özel bir parantez açmam lazım. Bütün bu olaylara baktığımda beni gerçekten üzen olay, Vigo'nun yaşadığı scene'den kopmadır. Bana göre 2000'li yıllarda Türk scene'ine en çok fayda sağlamış kişilerden biridir. Bu sürede bu scene'de olmuş hangi iyi olaya bakarsanız arkasında bir kenarında Vigo'yu bulursunuz. Türk scene'indeki her olumlu olaya, her başarıya da herkesten çok sevinen odur.

Türkiye'de şu an partilere gelen kitlenin çoğu Vigo'yu partilere gelip güzel nostaljik hikayeler anlatan hoş sohbet bir adam olarak bilir. Onun eski ballı disket hikayelerine güler. Gaz konuşmalarını bilir. Ama ballı disket hikayeleri buzdağının görünen yüzüdür. Vigo'nun önemi bunun çok ötesindedir.

Yurtdışındaki scene ile ilişkide olanların (özellikle de yurtdışı platformlarda demo yapıp yarıştıranların) çok iyi bildiği gibi demo yapmakla iş bitmiyor. O demonun nasıl algılandığını en çok belirleyen şeylerden biri de demoyu yapan grubun ne kadar sevildiği ne kadar çok PR'ının yapıldığıdır. Bunun yanında futboldaki "ülke puanı" gibi bir kavram da söz konusudur. Değişik ülkelerde değişik sayıda grup ve scene takipçisi olduğu için bazı ülkelerdeyseniz daha avantajlısınızdır.

Gruplar kendi PR'larını bir yere kadar yapar. Genelde asıl PR'ı yapan bazı popüler, belirleyici ve çok bağlantısı olan, bir nevi "hub" diyebileceğimiz insanlar vardır. Yurtdışından örnek verirsek Sir Garbage Truck, Bacchus, H20 bunlardan bazıları. Bunlar aynı zamanda kendi içinde de bir ağdır. Birinin sevip desteklediği grupları diğerleri de destekler.

İşte Vigo bu iç çembere girmiş tek Türk scener'dır. Bugün Glance gibi Türk grupları uluslararası platformda boy gösterdiklerinde işlerini bir nebze kolaylaştıran bir zemine sahipler (ki algılanış bakımından Türk grupları hala bir İsveçli veya bir Alman gruptan çok daha dezavantajlı başlar). Bu zemini bir nebze olsun kolaylaştıran en önemli faktörlerden biri Vigo olmuştur. Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir partiye gidin, sizi "Vigo'nun arkadaşı" olduğunuz için kucaklayan eski ve köklü scener'lara rastlarsınız.

Demoscene'de ürün sayınız ve kaliteniz çok önemlidir. Çoğu zaman buna dayalı bir ağırlığınız olur. Bu her zaman haklı olmayabilir (mesela bu yazının en başında bahsettiğim "eylemin kişiden bağımsızlığı" ilkesi ile ters düşer) ama burada olması gerekeni değil olanı ifade edecek olursak durum budur.

Bunun sonucu olarak şu anki Türk scene camiasındakilerden

"2000'lerde Vigo'nun kodladığı demo var mı?" diye bakıp sonra da Vigo'nun ağırlığını yanlış ölçenler var. Halbuki bu hesap yukarıda anlattığım Vigo'nun yurtdışı etki alanını hesaba almıyor. Ayrıca bu tarz bir artı değeri ölçmek demo saymak ve demonun creditlerine bakmaktan daha zordur. Maalesef bu gözlemleri yapan çoğu kişinin de demo yapmayan, yurt dışı partilere gitmeyen ve sizinkinden çok daha dandik demoların sizden on kat fazla şak şakçısı olmasının ne demek olduğunu bilmeyen insanlar olması hesap hatalarını artırıyor.

Bu hesapları doğru yaptığınızda Vigo'nun yalnızca süper iyi bir insan olması ve bire bir Türk scener'lara verdiği desteğin ötesinde çok daha önemli bir rol oynadığını anlarsınız. Bütün bu sebeplerden ötürü ben ilk partim rehberinde Vigo'nun Türk scene'inin mihenk taşı olduğunu söylemiştim. Hala da bu tespitimin arkasındayım. Üstelik Breakpoint 2009 ve 2010 ile Scene.org Awards'da gördüklerim bu tespitime olan inancımı daha da kuvvetlendirdi.

Umarım Vigo'nun içinde her zamanki yerini aldığı ve bunun öneminin de herkesçe daha iyi anlaşıldığı günler de gelecek.

Sonuç

Biliyorum biraz Hıncal Uluç gibi oturduğu yerden “şu yanlış”, “bu doğru” falan tadında bir yazı oldu. Ben böyle yazılar yazmam, ama bunu yazmam gerekti.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.