Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 65
İlk bakışta tam birbirlerine göre gözükseler de Linux ve Demoscene birbirlerine pek de yakın değiller. Oysa bakıldığında biri bilgisayarcıların yarattığı bir işletim sistemi, bir diğeri de bilgisayarcıların var ettikleri bir altkültürdür. Bunun nedenleri üzerine düşünürsek şu sonuca kolayca varabiliyoruz. Linux, hatta daha geniş bir çerçevede ele alırsak Özgür Yazılım hareketi köken olarak üniversitelerin bilgisayar laboratuvarlarından çıkmış, akademik çevreden gelen bilgisayarcıların başlattığı bir akım ve devraldığı kültür mirası da buradan gelmekte. Demoscene'de ise durum çok farklı. Demoscene tamamen ev bilgisayarları ile başlamış ve bilgisayarla tanışması bu ev bilgisayarları ile olan bir nesil tarafından yaratılmış bir altkültür. Gelişiminde akademik çevreden gelen pek bir katkı veya etki olmadığından tamamen farklı bir kültür desek yalan olmaz. Amaçları, hedefleri ve yöntemleri farklı olan bu iki taraf yıllarca iki camiada da bulunan kişilerce birleştirilmeye, ortak bir noktada buluşturulmaya çalışıldı ama başarılı olunamadı.
Günümüzde ise durum geçmişe nazaran daha iyi. Hala sadece Linux için demo'lar yayınlanmasa bile bugün yayınlanan birçok demonun kısa süre sonra bir de Linux portu çıkarılmakta. Bunda Linux üzerindeki grafik ve ses kütüphanelerinin gelişmesinin büyük payı var tabii ki. Özellikle SDL kütüphanesi bu konuda belki de en büyük katkıya sahiptir. OpenGL ile beraber çalışabilmesi ve eksik kaldığı noktaları kapatacak birçok ek kütüphanesi ile programcıların işini oldukça kolaylaştırmakta. İyi yazılmış bir kod tabanı ile yazacağınız programlarda tek bir değişiklik yapmadan başta Windows, Linux ve MacOSX olmak üzere birçok platformda çalışacak uygulamalar yazmanız mümkün. Son günlerde Python programlama dili de iyice yaygınlaşmış durumda. Pygame (SDL'in Python portu) ve PyOpenGL gibi kütüphaneler ve Python'un esnek yapısı sayesinde çok kısa sürede istediğiniz uygulamaları hazırlamanız mümkün.
Şekil 1.
Evoke 2006'da combined demo compo'sunda 1. olan Neuro grubunun yayınladığı "Die Ewigkeit Schmerzt" adlı demo Python ile yazılmıştır. Demo son zamanlarda ASD ve Farbrausch gibi gruplar sayesinde oldukça popüler olan vektör grafiklerle hazırlanmış. Demonun geneli Almanca bir metnin parça parça bize gösterilmesi üzerine kurulu. Almanca bilmediğim için ne demek istediklerine dair hiçbir fikrim yok. Arka fonda da ekrandaki yazıların hareketleri ile uyumlu oldukça hoş bir müzik bulunmakta. Demonun sonuna doğru söylenecek sözler bitiyor ve metinler yerine çeşitli sembol ve logolar yine aynı tarzda hareketlerle ekrana gelmeye başlıyor. Bu kısım da bittikten sonra bir upscroll ile credits ve greetz geçiyor. Teknik hiçbir özelliği bulunmasa da oldukça güzel bir tasarım demosu.
Bu ve benzeri demolar her geçen gün Linux için çıkmakta. Önümüzdeki sayılarda da sizinle bu köşede bu demoları ve Linux üzerindeki demoscene hakkındaki her şeyi sizinle paylaşacağım.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 64
ubermorgen.com, Paolo Cirio, Alessandro Ludovico; Amazon Noir. 2006: Amazon Noir takımının, yazdıkları programla Amazon sitesinden telifli kitapların verilerini çalıp 3000 kadar kitabı p2p ağlarında paylaştıkları, en sonunda Amazon'un dava açma tehdidi üzerine bu yazılımı Amazon'a satıp bir anlaşma imzaladıkları performans.
Hans Bernhard (ubermorgen.com) and Alessandro Ludovico (neural.it), Google Will Eat Itself. 2005: (Google Will Eat Itself), "Global Web-Marketing and E-business Information Magazine" adı altında ticari bir web sitesi görünümüne bürünerek ve saklı bir web siteleri ağı kullanarak Google reklamları yoluyla para kazanıp bu parayı Google hisse senetleri almak için kullanıyor, Google'ın kendi kendini, kendi reklamları ile kendini yiyip bitirmesini hedefleyerek bilgi tekelini eleştiriyor.
Şekil 27.
The Yes Men: G.W. Bush (2000) Hicivli G.W. Bush sitesi
Dow Chemicals (2004) Sahte Dow Chemicals sitesi ve 1984'te
WTO (2000-2006) Dünya Ticaret Organizasyonu adına TV'lerde yaptıkları konuşmalar
Kimlik değiştirerek kendilerini büyük şirket patronları olarak tanıtmak suretiyle çıktıkları haber programlarında ve hazırladıkları sahte web siteleri ile vur-kaç taktikleri uyguluyorlar ve bu yolla aslında "kimlik düzeltmesi" yaptıklarını söylüyorlar.
Sonuç
Biz bu yazıda 1990'ların ortasından 2000'lerin başına kadar yapılmış işlemsel sanat eserlerine ağırlık verirken bu alanda yapılan işler çeşitlenmeye ve değişik konulara eğilmeye devam ediyor. Bir yandan sanatçılar yeni teknolojileri kullanarak yaptıkları deneylere devam ederken, diğer yandan bu teknolojik yenilikler yaşamımıza girdikçe işlemsel sanat ile diğer sanat üretim yöntemleri arasındaki ayrım belirsizleşiyor, böyle bir ayrımın gerekli olup olmadığı sorusu da tartışılmaya başlanıyor. İşlemsel sanatın, Dada, pop sanatı, kavramsal sanat gibi bir akım olup bir süre sonra sona ereceği ama bir yandan da yöntemleri, fikirleri ile başka isimler altında etkisini sürdüreceği fikirlerinin yanında, bu yöntemlerin çağımızın üretim biçimleriyle birebir örtüşmesi nedeniyle günümüzün kültürünü ve kavramlarını anlamak için ideal bir yöntem olduğunu ve bir süre daha kısmen de olsa bağımsız bir disiplin olarak devam edeceğini savunanlar mevcut. Bunu zaman gösterecek.