Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 6
Bu sayımızda 2008'in son günlerinde gerçekleştirilen Türkiye'nin demo partisi 7d8'e katılanlar arasından son derece ince eleyip sık dokunarak seçilmiş beş kişisel raporu sizlere getiriyoruz. 5 farklı perspektif... 5 farklı kesit. 5 keyifli yazı.
Oyun Yapımında Risk Nerede?
Nightlord'un daha önce blogunda yayınladığı ve güzel fikir değişimini tetikleyen bir yazı. Yazılım gruplarının ve şirketlerinin perde arkasından bir görüntü.
Oyun Yapabilecek Hale Gelmek
Okuyucularımız arasındaki oyun yapımı merakını bildiğimizden bir dizi oyun yapımı ve tasarımı yazısını önümüzdeki sayılarda sizlere getiriyoruz. Oyun yapmak için neleri öğrenmeniz, hangi alanlarda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor? Buyurun birlikte bakalım.
Askerden Dönüş
Türkiye'nin en aktif PC scenerlarından Spiritus, 2009 yazında askerden döndüğünde nasıl bir ortam buldu, neler düşündü? İnişli çıkışlı Türk scene'inden bir fotoğraf karesi.
Demon ve Archangel
Scene'deki olaylara bir de bu iki yazarın gözünden bakın. Çünkü onlar sizin göremediklerinizi görüyor olabilir :)
Eğitsel Yazılar
Kursumuz tam gaz devam ediyor. PHP kursunu tutabilene aşk olsun. Grafik efektler yapabilmek için bilmeniz gereken matematik temellerini anlatan yeni yazı dizimiz başlıyor. Partilerde “Amigaaaaaaa” diye bağırmaktan fazlasını yapmak isteyenleriniz için Amiga kursumuz yine burada. Geçen sayıda Atari 800'e bayıldınız demek. Alın size Atari 800 Bölüm 2.
Daha ne diyelim sevgili okuyucular. Siz bir şeyler öğrenmek isteyin yeter ki. Biz buradayız. Skate, Endo, Nightlord bu sayıda da sizi istemediğiniz kadar çok teknik eğitsele boğmaktan çekinmedi.
CPC Demoscene 2
Amstrad CPC demoscene ile geçen sayıda başlayan dansımız bu sayıda da devam ediyor. Üstelik bu bölümün sonunda dönüm noktası bir demo ile tanışıyoruz. Hepsi tabii ki CPC fedaisi yazarımız Alcofribas sayesinde.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 7
Türker 'Alcofribas' Gürevin
7D8 Partisine Değin Öncesi ve Sonrası Da Dahil Olmak Üzere Gözlemlerim
Epey yoğun bir çalışma dönemi içinde olmamdan mıdır bilmiyorum ama, bu sene partiyi çok çok büyük bir özlemle bekledim. Diğer senelerde de partilere katılmıştım, lakin ilki de dahil olmak üzere neden bilmem bu seneki kadar büyük bir heyecan duyduğumu hatırlamıyorum.
Birkaç hafta öncesinden hanımdan izni kopardım, sonra LW3D'nin aklına da gece kalmak konusunda kapuz kabuğu düşürdüm. Ama çok üstelemedim. Arda'yı yokladım bu arada. Onda zaten sorun yoktu.
Tecrübelerine hürmeten Arda'ya “Neler getireyim yanımda” diye sordum. Bana Hydrogen'in şişme yatak getirdiğini falan anlattı. Hımm, dedim herhalde raconu bu. Gece yarısı insan acıkıyor ama dürümcüler falan var diye de not düştü. Gençlik günlerimde Hisarüstü kampüsünü muhtelif sebeplerle ziyaret etmiş olduğum için yiyecek işinin sorun olmayacağını biliyordum. Ama, dedim şimdi kim gece yarısı sıcacık ortamı ve sohbeti bırakıp gidip abur cubur alacak. Bu sebeple hanımı da yanıma katıp cuma günü markete doğru yollandım. Yolda “bize birkaç tane sandviç yapar mısın” diye sordum ve olumlu yanıt aldım. Ama nedense markette 30 tane sandviç alınca bir an duraksadı ve “yiyemezseniz bozulur durmaz bunlar” dedi. Dedim yenir, o kadar genç adam var siler süpürürüz biz onları. Neyse diğer temel ihtiyaç malzemelerini de temin edip o işi bitirdim.
Cuma akşamı ise CPC'yi ve Atari XL'i paketledim. Tabii diğer ekipmanları da. Cuma akşamı geç yatıp cumartesi 10 gibi kalkıp partiye de 12 gibi varmayı düşünüyordum. Ancak cumartesi sabahı 8'de garç gurç dan dun cinsi bir gürültü yumağı ile uyandım. Komşulardan biri taşınıyormuş. Tabii önce zinde bir kalkış oldu ama sonrasında enerji seviyesi aniden düştü, biraz daha uyuyayım dedim, o da olmadı ve sersem gibi kaldım. Zor da olsa kendimi toparlayıp 11 gibi evden hanımla beraber çıktık. Hedef önce Moda'da 5 dakikalık bir iş halletmek sonra Kadıköy Yazıcıoğlu'na uğrayıp biraz elektro alışveriş yapmak ve hanımı da Kadıköy'e bırakmaktı. Plan süperdi ama; dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu, şehir İstanbul'du ve Murphy kanunları hala geçerliydi...
Moda'ya girmek istediğim 2 sokak da vidanjör ile kapatılmış ve girişlerinde de polis vardı. Dedim ne enteresan, tamam yağmurdan dolayı logarlar taşmış ve vidanjör çekiyor ama polis ne için var orada? Neyse, 3. bir sokak bulup nihayet Sakız Sokağı'nın (Commodorecular iyi bilir burayı) bir altına ulaşabildim. İşim 5 dakika yerine 30 dakika kadar sürdü ama hiç gerilmedim, ne de olsa ucunda parti vardı. Hemen Yazıcıoğlu'na doğru yola çıktım. Ama o ne... Kadıköy merkeze inen ne kadar ana ve ara yol varsa hepsi kapatılmış. Bu bir kamera şakası olmalıydı diye düşünürken baktım saat 2.30 olmuş. Son bir hamle ile Yeldeğirmeni-Acıbadem arasında kuytu bir sokaktan kaldım ve Yazıcıoğlu'nun arkasına kapağı attım. Ama cidden göbeğim çatladı oraya ulaşana kadar. Otoparkçıya sordum ne iş yahu diye, “Abi gösteri var konusunu bilmiyorum saat 3'e kadar her yol kapalı” dedi. Baktım saat 3'e çeyrek var. Dedim Murphy büyük adamsın vesselam... Bu arada Arda'dan bir telefon geldi ve yeri bulamadığını söyledi. Ben tarif ettim ve geçen seneki yer olduğunu da söyledim. Ama sonra acaba Kuzey Kampüsü'nde başka bir yerde mi yapılıyor sorusu takıldı kafama. Hemen iyi gün dostu Laz Balıkçı'yı aradım. Lakin onlar da varmamışlardı henüz. Bu arada bir kişi daha beni arayıp yeri bulamadığını söyleyince dedim bunda kesin bir iş var. Neyse ilerleyen dakikalarda LW3D sağ olsun arayıp partinin geçen seneki ile aynı yerde yapıldığını söyledi de içim rahat etti. Ben de diğer arkadaşları arayıp elimden geldiğince mekanı tarif ettim.
Yazıcıoğlu'ndan bol miktarda 27C256(6-Specoy), 27C128(6-CPC), 27C010(6-CPC4), 27C400(3-Amiga), soket, ıvır zıvır, ha bir de paraya kıyıp sıkı bir pazarlık sonrası düzgün bir multimetre aldım. Tekrar hatırlatayım; elektronikçilerden çok sıkı pazarlık yapmadan alışveriş yapmayın, kar marjları epey yüksek. Tabii insan bu kadar parça ile on the fly hardware mod yapıp wild kategorisinde yarışacağız zannediyor ama alakası yok. Gerçi ileride neden olmasın :)
Sağanak yağmur altında 15.30-16.00 arası nihayet parti mekanına varabildim. Birkaç parça malzemeyi sırtlanıp kendimi içeri zor attım. Ve niye her zaman olduğu gibi kapıda güleryüzlü insan Hydrogen karşıladı. Son 3 partide bu hiç değişmedi. Eh tabii böyle sıcak bir karşılamadan sonra insan daha da bir şevkle doluyor. Hemen CGTR tayfasına yöneldim. Ekip, Herkes*tArda olarak 2'ye ayrılmıştı. Arda önlere bir yerlere yapışmış ve yarım ağızla öne gelsenize falan dedi ama “tamam yanına geliyorum” deyince gel ama Crescent'den arkadaşlar gelecek falan filan diye lagaluga etmeye başladı. Tabii bu noktada “o zaman bize niye öne gelin diyorsun kardeşim” falan demedim kendisine. Ön tarafta diğer masalar dolu olduğu ve bize de en az 4 masa gerektiği için haliyle arka tarafa konuşlandık. İyi yanı sohbet muhabbet sırasında kimseyi rahatsız etmiyorsun, projeksiyonu çok rahat görüyorsun, boynun ağrımıyor, ayaklarını rahat uzatıyorsun, uyumak istersen rahat uzanıyorsun(zaten uyumak isteyenler hep arkaya geldiler, bütün scenerları arkadan fotoğrafladık biz de :)).
İlk posta malzemelerimi bırakırken Laz Balıkçı “Tolga ile tanışıyorsun di mi” dedi, benden “yüzyüze hayır” yanıtını alınca önce bir şaşırdı. Sonra hemen tanıştırdı. Benim için büyük bir şok oldu. Ben böyle hardware projeleri falan yapan bir adamı İsviçreli bilim adamları gibisinden kelli felli burnu bir karış havada birisi olarak bekliyordum. Hem çok genç hem de süper kafa bir adam olduğunu anlamam için çok geçmedi. Tolga ile yüzyüze tanışırken genç birisi geldi “Türker merhaba ben Kemal” dedi. Bir an beynimden “yahu nicki Kemal olan kim vardı” sorusu belirdi. Sonra jeton düştü: Bu bizim joker. Çok sevindim joker'i de yüzyüze tanıdığıma. Kendisi ile ortak bir arkadaşımız vasıtası ile ismen tanışmıştık ve ahbaplığımızı da forum üzerinden ilerletmiştik zaten. Yüzüne de dedim, cidden avatarındaki resimden çok gençmiş yahu.