Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 16
yeni konsol: GP2X
Atilla Filiz
2005 sonunda yeni bir cihaz, demo camiasına güçlü bir giriş yaptı. Gelen, GamePark Holdings adlı Koreli bir şirketin kişisel eğlence konsolu GP2X idi. Bu cihaz, PSP ya da NDS gibi piyasa cihazların aksine demoscene gibi tam bir underground oyuncağı.
Burada teknik ayrıntılara girmek istemiyorum, zira teknik bilgileri bulmak çok kolay. Burada daha çok, bu güzellik hakkındaki şahsi fikirlerimi paylaşacağım.
Her şeyden önce bu cihazı piyasaya sürenlerin (GPH) amacı, kullanıcılar arasında bir cemaat oluşturmak ve kullanıcıların bir şeyler geliştirmesine destek olmak. Bunun için Linux tabanlı bir işletim sistemi kullandılar ve daha önemlisi, yazılım geliştirme kitleri ile bazı belgeleri kullanıcılara sundular. Sonuç, kısa bir süre içinde başka platformlarda (genellikle PC) olan oyunların GP2X'e taşınması ve bir sürü de emülatörün geliştirilmesi oldu. Ayrıca neredeyse her partide en az bir iki GP2X demosu da sunulmaya başladı.
Şekil 1. GP2X kişisel eğlence konsolu
İthalatçı şirket sağ olsun, Türkiye'de de bir GP2X topluluğu oluşmuş durumda. gp2xtr forumları (http://gp2xtr.com) ve wiki sayfalarını, ithalatçı şirket olan SMart oluşturdu ve destekliyor.
Şekil 2. Smart firmasının Nightshift 07 Demo partisindeki standı
Ben GP2X ile, 2006'da Compex Dijital adlı fuarda tanıştım ve o gün vuruldum. Her şeyden önce, bu donanım, gelişmek için tasarlanmış. Alt tarafında bulunan EXT adlı konnektörün içinde iki adet USB kapısının yanı sıra TV çıkışı ve geliştiriciler için bir seri konsol ile bir JTAG portu var. Diğerlerini geçelim, USB sayesinde aklınıza gelen her şeyi bu alete bağlayabilirsiniz. Klavye ve farenin yanı sıra her türlü depolama birimi (flaş bellek, kart okuyucu, hard disk vs.) zaten destekleniyor. Kullanıcıların geliştirmesiyle ayrıca Bluetooth, Wi-Fi gibi çevre birimler de henüz tam destekle olmasa da kullanılıyor. Konsol ve JTAG arayüzleri ise geliştiricilerin işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor, çünkü bu çıkışlar sayesinde yazılımlarda hata ayıklamak ve bazen de (benim başıma geldi) arıza gidermek mümkün.
Açık olan belgeler ve geliştirme kitleri sayesinde ise bu şey tam bir demo cihazı. Donanımı 3B değil ama 2B hızlandırmaları destekliyor. Eğer yapacaksanız, 3B efektler sizin yeteneğinize kalmış. Her biri 200'er MHz olan bir ana ve bir yardımcı işlemci bir çok işin altından kalkıyor. Günümüzün masaüstü bilgisayarları kadar işlem gücü ve kolaylık sunmuyor ama eski bilgisayarlardan da çok daha büyük kolaylıklar sağladığı kesin.
Unutmadan, bu şey piyasa bir oyuncak olmadığından, GP2X için pek piyasa oyun beklemeyin. Need For Speed gibi, Harry Potter gibi, Final Fantasy 22 gibi şeylerin (en azından hepsinin) GP2X için çıkması pek muhtemel değil. Zaten yapılış ve piyasaya sürülüş amacı bu değil. Bunu da belirtelim.
Sonuç olarak GP2X, kendisi bir şeyler geliştirmeyi seven, eski bilgisayarlara veya konsollara ilgi duyan, 2B oyunları seven ve demo seven kişilere hitap eden çok şeker bir konsoldur diyebiliriz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 17
Müzik Yarışması
Öncelikle bir şeyi yanlış yaptığımı itiraf ederek başlayayım. Bu review'leri partiden hemen sonra sıcağı sıcağına yazmalıydım. O sırada bu parçaların üzerimdeki etkileri daha yoğun ve şaşkınlık vericiydi. Şimdi aradan zaman geçtikten sonra bu eserlerle ilgili değerlendirmelerimde haklarını veremeyeceğimden endişeliyim. Bu yüzden öncelikle değerlendireceğim parçaları yapan arkadaşlardan özür diliyorum.
Müzik yarışması genel olarak çok sayıda üzerinde özenilmiş parçaya ev sahipliği yaptı bu yıl. Ben özellikle dikkatimi çeken dört parçaya değineceğim. Bu parçaların hepsini http://nightshift.untergrund.net adresinden indirebilirsiniz.
İlk değinmek istediğim parça Punky'nin Infusion adlı parçası. Bu benim dinlediğim ilk Punky parçasıydı ve çok pozitif bir şekilde beni etkiledi ve şaşırttı. Daha girişteki filtreli synth sesler ve arkasından giren ritm çok hoş, yalın ve profesyonel. Ardından giren yumuşak armoni bölümü gerçekten beni havaya sokuyor. Üstelik ritmde yer yer serpiştirilmiş senkop bölümler de parçaya dinamizm katıyor. Bunun yanında özellikle 00:55'teki ritm kesilmesi ve 1:12'deki synth arpejin kısık sesle girmesi çok hoşuma gitti. Zaten aynı arpej daha sonra 1:36'da daha yüksek volume ile geri geliyor ve bizi parçanın sonuna taşıyor. Parçanın 2 dakikadan biraz uzun olan süresi de tam tadında bırakılmış.
Şekil 1. Punky
Punky'nin özellikle sound konusunda çok iyi ve yetenekli olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra yapacağı müzikleri heyecanla bekliyor olacağım. Bir diğer merak ettiğim konu da Punky'nin sonraki parçalarında nasıl tarzlara uğrayacağı. Genel olarak groove elektronik mi devam edecek, yoksa başka türlere de bir miktar yayılacak mı? Nasıl bir yelpazede ürünler çıkaracak? Özellikle hem sound ekseninde hem armoni ekseninde şapkasında ne tavşanlar saklıyor acaba :) Dediğim gibi heyecanla bekliyor olacağım.
İkinci değinmek istediğim parça Drey'in Sidling adlı eseri. Drey'in Demodojo soundtrack'i hakkında daha önce zaten nasıl bir şaheser olduğuna dair yorumlarım olmuştu forumda. Bu yorumları bu yazının ardına da ekleyeceğim çünkü Plazma daha kalıcı bir platform ve daha çok kişiye ulaşıyor.
Sidling farklı bir kulvardaki bir eser. Onu Demodojo soundtrack ile karşılaştırmak haksızlık olur (hatta benim için Demodojo soundtrack ile karşılaştırılabilecek çok çok az eser var).
Sidling tam bir parti kompo parçası aslında. Akıcı, hızlı iyi melodiler, insanı yakalayan bir ritm ve gaz akor yürüyüşleri. Elektro synth ritm arpejler ve melodiler ile parçanın özellikle ikinci yarısında giren hardrock bateri başarıyla birbirine entegre edilmiş. Bunun yanında parçanın her yerine hakim bir teknik sound ve mixing ustalığı yine göze çarpıyor. Yine parçanın geneline hakim synth lead sesteki akışkanlık ve ustalık dikkatimi çekti. Parça genel olarak giriş, gelişme ve sonuç bakımından da iyi kurgulanmış.
Sonuç olarak hakkında söylenebilecek hiçbir negatif şey yok. Sadece Demodojo soundtrack kadar direkt omurilikten bünyenize hükmetmiyor :). Drey'in ne kadar iyi bir müzisyen olduğuna dair zaten yakın ve güvenilir kaynaklardan duyumlar almıştım. Fakat NSO7'de eserleriyle karşılaşınca gerçekten tren çarpmışa döndüm. Bakalım bundan sonra neler yapacak...
Müzik compo'dan üçüncü değerlendireceğim parça ise Schimmer and Fraud'dan Afromope adlı parça. Benim çok az farkla bu compo'daki favorim bu parça. Özellikle 1. dakikada giren saksafon kullanımı çok ustaca ve beni benden aldı. Aynı şekilde 1:46'dan itibaren geri gelen saksafon melodisi benim gibi genelde doğu-batı sentezi çalışmalara çooook şüpheyle yaklaşan biri için bile çok dürüst ve hoştu. Ayrıca parçanın başında ve sonunda kullanılan jazz gitar sound'u da çok hoşuma giden detaylardan biri. Zaten yer yer kullanılan 70'ler diskosu tarzı bas yürüyüşleri ile de hoş bir entegrasyon sağlamış. Hoş ve nispeten karmaşık bir elektronik ritm-perküsyon bileşimi var. Armonik yönden çok minimalist bir parça. Ama bas, yerinde kullanılan efektler, yalın bir doğulu saksafon yorumlanışı bu kadar güzel bir örgü kurabilirdi diye düşünüyorum. Dediğim gibi benim kişisel olarak pek tercih etmediğim ve hoşlanmadığım pek çok öğe barındırmasına rağmen bu parçanın bütününe bayıldım.