Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
Instant Zen'i Instant Zen yapan çok daha önemli bir faktör var: Aeon Flux'takinin benzeri bir elektronik müzik (Instant) üzerine dinlendirici piyano melodilerini (Zen) başarılı bir şekilde yerleştirmeyi başaran Man With No Alias. Aeon Flux'taki çalışmasını bile kat kat aştığını söyleyerek şarkıyı çok az da olsa ifade edebilirim sanırım. Kendisini ayrı olarak ararsanız, scene.org'ta Promised Land ismiyle bulabilirsiniz.
Bu demoyu izlemediyseniz çok şey kaçırmış olduğunuzu düşünüyorum. Demoscene'de sadece iki kişinin ortaklaşa çalışmasının ne gibi bir sonuç verebileceğini Instant Zen müziğin ve kodun dili ile anlatıyor.
(Not: 10) (Download (http://www.pouet.net/prod.php?which=18359))
ICONOCLAST - Andromeda Software Development (Assembly 2005 Birincisi)
Future Crew'in yakınına yaklaşabilen Farbrausch'tan sonra PC demoscene'i tekrarlar ve vasatlıklar dönemine girdi. 2000'lerden sonra gelişen ekran kartı teknolojileri yüzünden giderek daha albenili demolar yapılıyordu fakat bu demoların yapımı giderek daha da kolay hale geldiği için insanları şaşırtmıyordu. Ortada birbirine benzer birçok demo vardı ama devrim niteliğinde fikirlerden eser yoktu. Bu yüzden insanlar şaşırma ihtiyacını son senelerde TBL demolarıyla giderdiler.
Fakat 2004'te, komşu ülkeden bir grup olan Andromeda Software Development'ın Assembly'de yayınladığı demo olan Planet Risk yeni bir umut doğurdu. Bu demo dakikalarca süren bir görsel şölendi. Risk gezegeninde oradan oraya gittik. Bir efekt bitti bir başkası başladı. Kaç kez demo bitti derken daha başında olduğumuzu anladık. Bu sonsuz süre içerisinde sonsuz farklı melodiden bir müzik bize eşlik etti. Bittiğinde ise çok temiz bir "nerdeyim ben" hissi içerisindeydik. Bu demo "acaba" diye sordurdu? Acaba PC'de klasik demoların yayınlanacağı yeni bir döneme mi giriyorduk? Bu yüzden ASD'nin Assembly 2005'te yayınlayacakları demoyu herkes merak ediyordu. Bir çok kişi Planet Risk'i aşamayacaklarından emindi.
Iconoclast, ASD'ye güvenmeyen insanları fazlasıyla yanılttı. Grup, tutan konsepti değiştirmemişti; yine upuzun bir demo ve bir sürü part, inanılmaz geçişler, progressive müzik, güzel modeller kullandılar. Bu basit bakış açısıyla Planet Risk'i aşamadılar, evet. Ama Iconoclast, Planet Risk'ten çok daha üzerinde uğraşılmış bir demo oldu. Her izleyişte yenisini fark ettiğiniz ufak ayrıntılar, dakika başı yüreğinizi hoplatan geçişler, ve bazılarımızı :) kendine hasta eden şahane bir müzik. Planet Risk kendini izletirken seyirciyi hipnotize eden, içinde hapseden bir demoyken, Iconoclast monitörden çıkıp sizinle dans eden, el çırparak şarkı söyleyen, capcanlı bir demo oldu. Bence bu bakış açısıyla ASD sadece Planet Risk'i aşmayı başarmakla kalmadı, aynı zamanda yeni bir klasik yayınlamış oldu.
Her ne kadar gerçeğinin tadını vermeyecek olsa da demoyu bir de benim ağzımdan dinleyin.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
Açılışta müzik, "Bir ASD demosu başlıyor." anlamına gelen elektro gitar seslerinin ardından birden bizim çok yakın olduğumuz bir melodiye dönüşüyor. Bu kısım grup ve demo adının gelmesiyle sona eriyor. Ardından kırmızı ve cyan renkli çizgilerle bir obje oluşuyor. Fakat bu objeye 3D gözlükle bakmaya çalışmayın, ortada böyle bir amaç yokmuş. Hemen sonrasında ise gitarıyla Leviathan sahneye giriyor ve obje çarklar tarafından kesilmeye başlanıyor. Obje biraz haşamat olduktan sonra görüntüden ayrılıyor ve bu part sona eriyor.
Ardından can alıcı bir çok geçişin olduğu ikinci parta geliyoruz. Burada iki yanı duvarlarla ve tabanı su ile çevrili, tavanından suya zincirler sarkan bir koridorda ilerliyoruz. Zincirler sudan çekilirken, Navis sürprizi bozmamak için bize birazcık tavanı gösteriyor. Zincir tamamen çıktığında ise aslında uçlarında güller bağlı olduğunu görüyoruz ve tam bu esnada akordeon heyecanımıza eşlik ediyor. Güller yukarıya çekilmeye devam ederken, son kalan bir kaç zincir ise suyun içerisinden bir ay çıkarıyor. Ay dağılıp parçalara ayrılırken biz de duvardaki bir pencereden dışarı çıkıyoruz.
Üçüncü partımız ise çok daha soyut bir ortamda geçiyor. Birkaç tane iç içe geçmiş küp "kalıntılarının" etrafında dolaşıyoruz. Eski demoları arama yolunda gizemli maceralara atılan bir arkeoloğuz sanki. Sonra bulunduğumuz mağaradan çıkıp, aslında canlı bir silindirin içinde olduğumuzu anlayarak heyecan yapıyoruz. Buradaki şerit ve yaprakların çok güzel olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Araştırmamızın devamında, aradığımız şey olan, içinde PC demoscene'inin hazinelerini barındıran minerali buluyoruz. Hazineye ulaşmak için, gerekli şifreyi çizerek mineralin üzerinde gizli bir kapı açıyoruz. Bu kapıdan girerek de bu partın sonuna geliyoruz.
Kapının ardındaki dördüncü partta kendimizi okyanusun dibinde yüzerken buluyoruz. Etrafa göz atarken karşımıza çıkan balıklar bize ilk hazineyi sunuyor: Cyboman 2/Komplex. Ve damalı tahta zıplayan top ise ikincisi: Second Reality/Future Crew. Son hazineyi de 23806 yüzlü arı getiriyor: Star/Nooon. Birkaç sene sonra hazine haline gelecek olan Edge of Forever ve Planet Risk'i ise burada bırakıp, bu sefer bir anahtar deliğini kullanarak parttan çıkıyoruz.
Beşinci partta ise çıktığımız anahtar deliğinin müzik kutusu - saat karışımı bir alete ait olduğunu görüyoruz. Aslında Navis'e göre bunun bir zamanlar Girit yakınlarından çıkarılan bir saat olması gerekiyor ama kapağındaki Amv çizimi ve Amusic'in melodileri bize pek tabii müzik kutusu olarak da algılayabileceğimizi söylüyor. Çarkların dağılıp kaybolmasının ardından hayatımda gördüğüm en etkileyici greetings partı geliyor. Grup isimleri bir fotoğraf üstünde yazarken fotoğraflarda farklı efektler bulunuyor.
Çark partından altıncı parta olan yolumuz çok temiz bir geçişle sağlanıyor. Artık günümüze geri döndük. Ekranda dönen küplerden ASD'ye ait olanını buluyor içindeki klasik ASD köpekbalığını (bu sefer sadece iskelet olarak) izliyoruz. Bu küpler dağılarak bizi başka küplerden oluşan bir dağla ve bu dağda yaşayan bir yaratıkla baş başa bırakıyor. Bu yaratığın dağa yapışık olmasına rağmen yer değiştirmek için kendisini çeken köleler kullandığını görüyoruz. Normalde bu kadar çok kölenin o hareketleri yaparken demonun oldukça yavaşlaması gerekiyordu. Neyse ki Ch3 birkaç poligonla da çok iyi iş çıkarmış. Kölelerin altındaki zeminde grubun elemanlarının ismi akarken bu demo da her şey gibi sona eriyor.
Hala tatmin olmadıysanız, bu demonun mihenk taşı olacağının başka nedenlerini anlatayım. Yeni nesil ekran kartlarının özelliklerinin zor efektleri kolayca halledebilmesinin ardından, yeniden demoların eski tatlarının olmadığı söylenmeye başlandı. Bunun en büyük nedeni shader'ların acemi eller tarafından sadece ışıklandırma, parlatma gibi yerlerde kullanılmasıydı. Daha doğrusu bunların efekt diye yutturulmaya çalışılmasıydı. Buna karşın Iconoclast'taki shader kullanımlarına örnek verirsek, ilk parttaki kesilen nesne aslında sadece sallanıyordu. Kesikler ise shader kodlarıyla yapılmaktaydı. Keza mağaradaki silindirdeki boşluklar da öyle. Ya da demonun sonunda yerde oluşan su efekti de piksel shader'ları ile sağlanmıştı. Bunlar ilk göze çarpan ayrıntılar. Zaten demoyu tekrar tekrar izlediğinizde her yerde küçük küçük efektler göreceksiniz.