Plazma sayı 1, sayfa 90

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 90

Merhaba sevgili scener kardeşlerim. Dergiye yeterli katkıyı yaptığımı hissettiğim şu noktada artık iç rahatlığıyla geyik yapabilirim. "Geyik yapabilirim" derken umarım yanlış anlamıyorsunuzdur bu arada...

Eveeet, yıl 1996,5. Tam hatırlamıyorum 96 mıydı 97 miydi ama ikisinden biri. Belki de ikisi! O sıralar Ascraeus ve Pentagram Productions'dayım. Sürekli olarak Can'ın (Caisson, ex: Moloch, Freestyle) ve Timur'un (Aegis) evinde toplanırdık ve saatlerce geyik yapar, stufflarla oynaşır, grupla ilgili kararlar alırdık.

Yine bir gün Can'lardayız. Yanılmıyorsam odadaki takım Can (Caisson), Fevzi (Arcane), Levent (Madhead), Aytun (The Falcon) ve benden ibaretti. Başka birileri var mıydı hatırlamıyorum ancak olsa olsa Özgür (Rotten), Timur (Aegis) ve İsmail (Hades) de orada olabilir. Yine de o gün çok kalabalık olmadığımızı hatırlıyorum. Her neyse, o günün pek mühim toplantı konusu telefon işletmeleriydi. Aytun zaten fırlamanın Allah'ı ve profesyonel telefon işleticisi, Can ve ben piçliğin kitabını yazmışız, Levent ilk tanıştığımızda utangaç bir gençken birkaç ayda bizden fırlama olmuş v.s. ortada bir sorun yok... Sorun yok, yok da tabii ki sevgili arkadaşımız Fevzi'yi saymazsak. Fevzi o zamanlar fırlamalık limitlerine yaklaşamıyordu bile ne yazık ki. Günümüzde hala da bu limitlere ulaştığı konusunda şüpheliyim. Anlaşılan arkadaşımızın tıptaki tabiriyle "düzgün karakter" problemi vardı o zamanlar. Aytun başladı random bir şekilde telefonları çevirmeye, işletmeye v.s. Ancak Aytun'un şakası yok, anırıyor, bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor. Telefon işleticisi olarak kendine yakışanı yapıyor. Doğal olarak bizler de gülmekten geberiyoruz. Ama o da ne. Bir baktım Fevzi'nin kafası yok! Kuma gömmüş! Şaka bir yana büzülmüş koltuğa almış eline yastığı yüzüne bastırıyor, suratını gizliyor. N'oldu lan dedim çektim yastığı suratından, baktım surat kıpkırmızı. Allah aşkına olur mu bu kadar düzgün bir karakter söyleyin bana. Telefon Can'ın, işleten Aytun, Fevzi'yi görgü tanıklığı, suç ortaklığı bile yıkmaya yetmiş, utancından ne yapacağını şaşırmış. Canım arkadaşım benim, 7 sene aradan sonra 7D4'de görünce direkt aklıma o zamanki hali gelmişti. Umarım bunları anlattığım için beni dövmez. Vardı onun da bir Aikido olayları falan yanılmıyorsam, sonra yan basmayalım hani...

Evet, tabii her zaman telefon işletmeleri random kişilere yapılmıyordu, zaman zaman "seçilmiş" kişilere de yaptığımız oluyordu. Örnek olarak Mert (Zack/ex-Crescent/ex-Thunders) bir keresinde Violator'ın bir disketini uzun süre geri yollamamıştı. Bu arada yanılıyor da olabilirim belki Violator değildi başka bir swapperdı ancak bölüm geyik olduğundan ve hikayenin sonucunu değiştirmeyeceğinden kimseyi arayıp da teyit alma ihtiyacı duymuyorum. Her neyse, bizim telefon işletme expertimiz Aytun aynı zamanda güzel de gevur şivesi taklidi yapardı. Nitekim Mert'in evini aradı (aynı apartmanda altlı üstlü otururlar Aytun'la Mert bu arada) ve gevur İngilizcesi taklidiyle annesinden Mert'i telefona çağırmasını istedi "I'm Martin. May I speak to Mert please?" hesabı. Mert telefona geldi ve telefonu aldığı anda Aytun sert bir şekilde disketlerinin nerede olduğunu sormaya başladı ve ses tonunu gittikçe sertleştiriyordu. Mert'den yalnızca "eeee...eee.....ııııı...."lar duyabiliyorduk ve tabii ki arka planda gülmekten geberiyorduk. Yaklaşık 1-1.5 dakika boyunca numarayı yiyen ve kilitlenen Mert'den en son "I will send your disks" gibisinden bir cümle çıktı ve hepimiz o kadar sesli kahkaha attık ki o anda kafalandığını anladı çocukcağız tabii ki. Violator o kadar kontağını tek tek arayıp disketlerinin hesabını sormaya kalksa milletlerarası görüşme ücretlerinden batar ulan adam. Neyse tabii burada asıl tebrik edilmesi gereken kişi inandırıcı Avrupalı İngilizcesi aksanıyla Aytun'dur. Sonrasında ne hikmetse Mert hemen yollamıştı disketleri Violator'a.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.