Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 32
Legend of Valour, Death Mask, Gloom ve derken Behind The Iron Gate. İşte zamanında Amiga'da yapılması imkansız denilen oyunlar bir bir piyasaya çıkıyor. Real time texture mapping (başka bir deyişle Doom gibi) tekniği ile yapılan bu oyunlar yavaş yavaş Amiga içinde popüler olmaya başladı. İşte Behind the Iron Gate de bu tür oyunlardan. Oyunumuzun belki de en güzel özelliği bütün Amiga modellerinde (tabii en az 1MB) olmak şartıyla çalışabilmesi. Oyunda her ne kadar texture mapping'den fazla vektör kullanılmış olsa da, oyun ekranının büyük olması ve oyunun hızlı olması gayet iyi. Oyunu Black Legend firması piyasaya sürmüş ve iki disket olarak hazırlanmış. Oyunumuzu yüklediğimizde karşımıza bir menü çıkıyor. Buradan sesi açıp kapatabileceğimiz gibi bir de daha önceden aldığımız bir password varsa onu girerek oyuna kaldığımız yerden devam edebiliyoruz. Bir de bu seçeneklerin en üstünde Controls mode denen bir şey var. Buradan oyunu hangi kontrollerle oynayacağımızı ayarlıyoruz. İsterseniz bunu biraz açıklayalım. Öncelikle toplam 4 adet kontrol metodu bulunmakta. Oyun mouse ve klavyedeki tuşların yardımı ile oynanıyor. Ne yazık ki joystick kullanamıyorsunuz. Kontrol 1'de, mouse kullanarak istediğimiz yere gidip gelebiyoruz. Ayrıca sol tuşu kullanarak ateş de edebilirsiniz. Sağ tuş ise eşya almaya yarıyor ama bunu yapabilmek için öncelikle alacağınız eşyanın yanına gelin ve sağ tuşu basılı tutarak, el şeklinde pointer'ımızı, alacağımız objenin üzerine getirerek sol tuşa basın, böylece o objeyi alabilirsiniz. (ne diyon ya). Kontrol 2'nin Kontrol 1'den bir farkı yok. Kontrol 3'te ise kursör tuşlarını kullanarak ilerliyoruz. Mouse'un sol tuşunu ateş etme ve eşya alma işlemleri için kullanıyoruz. Bence oyundaki en ideal kontrol metodu bu. Eğer sizin de hoşunuza giderse mutlaka bu modu kullanın. Son kontrol metodumuz ise aynen 3 gibi ama bu sefer mouse'un sağ tuşu yardımı ile etrafa hareket de edebiliyoruz. Bunun için
Garip bir sürü mahzende yine bir sürü robotla kapışmak isteyenler için bu ay nefis bir oyunumuz var. Makina Terörüne hoş geldiniz...
pointer'ı ekranda istediğiniz yöne getirin. Evet bu karışık kontrolleri de anlattıktan sonra şimdide oyunumuza geçelim. Oyunumuz tabii ki labirente benzeyen bölümlerde geçiyor. Ama maalesef bir haritamız mevcut değil. Onun yerine ekranın sağ üst köşesinde pusulaya benzeyen bir şey var. Oyunda belli bir miktar enerjimiz var ve bunu kaybedince de doğal olarak ölüyoruz. Oyunda sağda solda göreceğiniz objeler size değişik silahlar ve bu silahların mermilerini sağlayacaktır. Yalnız bunları nasıl alıp kullanacağınızı da anlatmam gerekiyor. Oyun ekranının alt sol ve sağında birer adet el vardır. Bunların ortasında ise boş kutucuklar bulunur. Şimdi siz bir silahı ve başka bir şeyi almak için öncelikle bir eli (sağ veya sol) işaretlemek zorundasınız. Daha sonra istediğiniz şeyi bu ele alabilirsiniz. Bir de bu aldığınız şeyleri inventory'nize aktarmak var. Bunu yapmak için öncelikle hangi elinizdeki şeyi aktaracaksanız onu seçin ve ortada bulunan boş kutucuklardan birine basın. Böylece o şey bastığınız kutucuğa geçer ve eliniz boş kalır. Normalde elinizde bir şey varken başka bir şey alamıyorsunuz. Eğer bu kutucuklar dolacak olursa, kutucukların sağ tarafında bulunan harflerden birine basın ve başka bir bölmeye
.geçin bunun gibi 3 adet daha bölmeniz olduğundan zorluk çekmezsiniz. Bir de silahları bulduğunuz mermilerle doldurmak var. Bunun içinde öncelikle mermiyi
Önünüze çıkan her robotu paramparça edin. Sonra parçaları bir hurdacıya satarak zengin olun. Bu arada her gördüğünüze saldırmayın, bazıları biraz gürültülü oluyor: yani patlıyor. Aman dikkat!...
yukarıda anlattığım şekilde inventory'nize geçirin ve silah hangi elinizde ise o ele klikleyerek ona geçin. Daha sonrada inventory'nizde bulunan mermiye klikleyin. Bir eşyayı bırakmak için ise el ikonlarının altında bulunan ve aşağıyı gösteren oka basın. Oyunda önünüze kapalı kapılar ve bu kapıların yanında anahtar delikleri çıkacaktır. Bunları o bölüm içerisinde bulacağınız anahtarlar yardımı ile açabilirsiniz. Oyunda düşmanlarınız benim gördüğüm kadarıyla iri robotlardan oluşuyor. Bunları oyun içerisinde bulacağınız tabanca, shotgun ve lazer gibi silahlarla haklayabilirsiniz. Birde bölümleri bitirebilmek için hem exit'ı hemde garip bir aleti bulmanız gerek. Bu aleti bulunca üzerine el ikonu ile dokunun ve hemen exit'a giderek buradaki yazıya klikleyin. Eğer bu garip şeye ateş ederseniz patlıyor ve sizde ölüyorsunuz. Anladığım kadarıyla bu bir çeşit bomba ve siz dokunduktan bir süre sonra patlıyor. Bölüm bitirdiğiniz zaman çıkan ekranda o ana kadar bulmuş olduğunuz silah veya cephanelerden satın alabilirsiniz. Oyun grafikleri çok iyi olmamasına karşın, insan bir süre oynayınca (özellikle karanlıkta ve yalnız) bayağı havaya giriyor. Oyunda ses efektleri de iyi hazırlanmış diyebiliriz. Eğer Death Mask'i bitirmişseniz sıradaki MR. OZ oyununuz bu olmalı.
FİRMA B. LEGEND
DİSK : 2 HAFIZA : 1 MB KONTROL : Mouse/joystick MAKİNE : A500--
Gereği Düşünüldü
Hızlı ve çarpıcı bir oyun. Robot gebertmek isteyenler için birebir..
<> Alm bunu... 0076
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 33
Adventure severler için bu ay oldukça ilginç bir oyunumuz var: In The Dead Of Night. Bir evde öldürülen güzel bir kadın ve cinayeti çözmeye çalışan siz. İşiniz zor bu ay...
In the Dead of Night oyununu uzunca bir süredir beklemememize rağmen yine de böyle bir oyun geldi ve geceler bize haram olmadı. Bu oyun bir adventure olup, adventure oyunların son modasına uyularak yine bir cinayet üzerine kurulmuş. Bir zamanlar adventure denince mouse veya joystick ile hareket ettirilen bir objenin, sağa doğru ilerleyerek ifade edemeyeceği durumları mekanları ve kişilikleri bize güzel ses efektleri müzikler ve de sayısı az olan ancak epeyce özenerek hazırlanmış grafiklerle ifadesi akla gelirdi; ve oynaması da oldukça iyi bir dilbilgisi ve korkunç bir sabır gerektirirdi (ulan ne biçim cümle kuruyorsun be nefes kalmadı -zebani). Ancak bir kaç yıl önce, ilginç senaryolar konu edilmek yerine sınırlı mekanlarda geçen çorba gibi karmakarışık cinayet olaylarının bu tür oyunlarda işlenmesi alışkanlığı başladı. E, tabidir ki başta bu iş özenli grafikler ve efektler ile başladı; ancak sonra
Gereği Düşünüldü
malumunuz daha kolay çözülebilen, mouse veya ikonlar ile oynanabilen daha az özenle hazırlanmış oyunlar ortaya çıktı. Bir de text adventure denen olay var ki bunlar görsel olarak neredeyse hiçbir malzemeye sahip olmayan ancak ses olarak korkunç doyurucu ve atmosfere sahip oyunlardır. Ama bu tür oyunların cılkı çoktan uyduruk oyunlarla çıkarıldı. Zaten bu tür oyunları artık rekortmen shoot'em-up'çı gençlerimiz çoktan bıraktı. Artık onlar ultra beam laserleriyle uzayı kötü kalpli yaratıklardan kurtararak havaya giriyorlar (uzayda hava yok! -zebani). Neyse bugünkü dersimiz bu kadar, Yarın da spor arabaların tarihini inceleyelim diyorum arkadaşlar ne dersiniz. Oyun güzel sayılabilecek bir açılış ekranıyla başlayarak bizi mecburen bekletiyor. Bir dağ evine yıldırım düşerek teleferiği kömür ediyor. O sırada bir gölge gizlice bir başka gölgenin arkasından yaklaşarak kafasını kırıyor. Bu arada Omay kar yağmasını çok beğendi!. Şimdi biz bu zavallı gölge öldü mü acaba diye kara kara düşünürken oyun gerçekten başlıyor. Kapı vuruluyor ve içerideki adam İngilizce "Giriniz lan" diyor ve bir el odaya giriyor. Sonra heyecanlı bir tip uzuun uzuuun konuşarak kısaca şunu demek istiyor "İmdaaat, birisi sevgilimi öldürmüş!". Hemen anlayabileceğiniz gibi cinayetin çözümü için, bizim yani daha gerçekçi görünmesi için yakışıklı çizilmemesi bir yana çirkinleştirmek için özen gösterilmiş bir adamcağızın müdahalesi gerekli. Yani hakikaten tipimizin maymunlar cehennemindeki profesör gorile benzemesi gerekli değildi (oyunu senin oynamayacağını ve açıklayacağını anladılar herhalde! -zebani). Bize cinayeti haber veren adamın adı Andrea ve panik olmuş görünmüyor (Şüpheli 1, ihtimal düşük). Adam herkese cinayeti haber vermiş. Ancak polisin gelmesi uzun süreceğinden bizim olağanüstü yeteneklerimiz ile delilleri toplayıp odamızdaki çantayı arayarak bulacağımız maymuncuk ve şırıngayı kullanarak suçlunun yüzüne karşı "Katiiil!" diye bağırmamız gerekiyor, olabileceğinden elinizden geleni yapmanız gerekiyor olabilir (omay oyun açıklamadan önce yemek yeme demiştim sana! -zebani). Şu anda içinde bulunduğunuz yapı, dağın tepesinde bir ev. İçinde ölen kadın Diana, sevgilisi Andrea, bir film yönetmeni olan Giorgio ve onun alkolik karısı Monica, film yapımcısı Stefano ve içine kapalı kızı Anna, filmlerde başrol oynayan jön Steve ve sevgilisi Giada ile hizmetçi Martha kalmakta (eyvah film başlıyor -zebani). Bu kişiler evin içinde farklı yerlerde dağınık bir şekilde ıvır zıvır işlerle uğraşıyorlar. Bizim yapmamız gereken ise oda oda gezerek bu kişiler ile konuşmak yeni ipuçları peşinde koşturmak. Başta kişiler ile konuşabileceğiniz belirli konular var. Diyaloglar ile her yeni bir konu açıldığında diğer karakterlere de sorabileceğiniz yeni bir başlık ile karşılaşırsınız, Ayrıca evde yerinden alıp kullanabileceğiniz tonla alet edevat var. Ve bunlara kolayca ulaşabiliyorsunuz demek isterdim ama kazın ayağı öyle değil, Oyunda ilerlemek oldukça zor ve işte sürprizimiz: Oyunda zaman mefhumu diye bir şey yok, yani polisler gelerek bu cinayeti çözme zevkini sizden alamayacaklar. Artık içiniz rahat ettiğine göre suçlu adaylarını yakından tanıyalım: Diana: Ölen kadın olup suçlu olma ihtimali çok az. Aslında onun ölü olması işlemediği anlamına gelmez. Bu yüzden sorguya ondan başlayın. Ama bence kadın fazla konuşkan değil. Hatta kibirli bile denebilir. Kadına konuşması için işkence yapmanız olayları daha da çıkmaza sokabilir. Bu yüzden Diana'yı (toprağı bol olsun) şimdilik kendi haline bırakın. Ama her şey bitmedi geri döneceğiz adi kadın (ölüye saygı duy lan -Zebani). Andrea: Bu adam söylenenlere göre Diana'ya yanıkmış. Hem de onun için kendi işini bile boşlamış. Yalnız bir durum söz konusu ki bu kadın bayağı bir zenginmiş., Çünkü Andrea ile olan evliliğinden bir önceki canısı kocası da film yapımcısı olan Stefano (bak bak!). Adam şüpheliler arasında bana sorarsanız, çünkü ben ölmüş olan muhabbet kuşuma daha çok üzülmüştüm. Giorgio: Film yönetmeni ve de Monica'nın kocası. Monica: Senarist olan bu kadın, sonuncusunun da yazarı, Stefano: Diana'nın eski ve obur kocası. Anna: Stefano'nun boşta gezer kızı. Çok içine kapanıkmış. Steve: Jönümüz oluyor kendisi. Diana'nın filmlerdeki rol arkadaşı. Çok yakışıklı olduğu söyleniyor (daha görmediniz mi lan? -zebani). Giada: Steve'nin dostu. Filmlerden okkalı bir rol kapmaya bakıyor. Ceylan gibi göründüğüne bakmayın, malın gözü gibi geldi bana, Martha: Kendisi hizmetçi olup eveeccet işte hırsız o! pardon katil kaçıyor yakalayın. Bu kadın ile ilgili birçok giz var, bence araştırmaya değer.
Monica'ların
Kişileri de kısaca tanıdıktan sonra artık bu esrar perdesine vantilatör tutmanın zamanı geldi. Saç kurutma makinesiz küvetler dileğiyle, savulun gözümün önünden sefil beceriksiz böcekler (n'oluyor lan lavuk. Bu ne biçim küstahlık böyle, koru kendini yavşak -zebani). RAVEN
DİK :4 HAFIZA :1 MB
KONTROL: MOUSE MAKİNE: A500/A500+/A1200
Ne zamandan beri zor bir adventure gelmiyordu. Bu oyun aa zor ve uğraştırıcı.