Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 27
Cebren ve hileyle olsa bile enformasyon çağına girmiş bulunuyoruz çok şükür. Tabi şükür mü ederim biraz tartışılır gibi geliyor bana. Yani kendimizi kaptırdığımız bu teknik gelişme bizi o meşhur çizgi film Jetsons'daki rahat teknolojik hayata mı götürüyor, yoksa artık pusulamızı şaşırdık, CD-ROM, Intel, Microsoft, EMV, Double-Triple Speed, MIPS, RISC derken sürüklenip gidiyor muyuz? Gününün yaklaşık 14 saatini yiyip, içip, sıçmakla geçiren bir homo-sapiens'in bu gelişmelerden ne kadar yararlanmasını bekleyebilirsiniz ki? Düşünün bir CD'deki resimlerin hepsini görmek bile non-stop yaklaşık 16 saat alıyor. Toplam insan nüfusunun (tahmin) belki günde yarım saat Word ya da Excel ile işe yarayan bir şeyler yapıyordur herhalde. O da istediklerinden değil, işe girerken bu programları kullanmaları şart koşulduğundan. Şimdi diyeceksiniz ki, "Ulan sana ne! Eski Mısır'da İskenderiye kütüphanesi vardı ama herkes oradaki bütün kitapları okumadı ama yine de bu günlere geldik." İşte aga, ben bu noktada çoğu insanlardan ayrılıyorum. Ben ballı gününde olgun bir elmaya dalmış ufacık bir kurt olmak elmanın ya yiyebildiğin kadarını yicen (belki yüzde birini), ya da hepsini yemeye çalışırken patlayıp geberecen. Ben bunda yokum. Ben küçücük bir kurt olabilirim ama açım. Fani olduğumdan (daha kesin değil ama giderek şüpheleniyorum), bir gün geberip gideceğim ama o zamana kadar ne var ne yok bilmek istiyorum. Beyin kapasitem belki, hımmm, olsa olsa 2-3 Gigabyte olsa bile ben her şeyi bilmek istiyorum. Gerekirse bildiklerimi Lha'layıp, yeni şeyler öğrenmek istiyorum. Cyberspace, Virtual Reality, Real-Time Render, Bir milyon MIPS, hepsini istiyorum. Fanilik dediniz de aklıma geldi, aslında bana en çok koyan şeylerden biri de bir gün ölürsem hayattan zevk aldığımdan falan değil (zaten MAC Adventure okuduysanız bunun böyle olmadığını zaten biliyorsunuz), ama beni mezara koyduktan sonra insanların bulacaklarından, öğreneceklerinden. Ne bileyim ben sırtımda kanat (ya da kafamda boynuz) bir yerlerdeyken CNN'de kansere çare bulunduğu, ya da molekül transferiyle ulaşım probleminin çözüldüğü, ya da artık Amiga'ların PC'lerden ucuz olduğu açıklandığında orada olamayacak olmak beni kudurtuyor. Ama neyse, hatırlatırsınız, bunu da başka bir ay tartışırız. Şimdi yapmamız gereken daha önemli şeyler var. Mesela önce hasret gidermek, gelin canlarım size bir sarılayım. Ohh özlemişim sizi be. Nedir bu, 64'lerin ansızın gittiği o lanet yaz beri yaşıyor muyum, yaşamıyor muyum rahmet eylesin, ama artık MEG var. Belkim buralarda bir süre muhabbet edebiliriz. Bu arada Apo Abi'nin selamı var, halen görüşmekteyiz, gerçi ben artık başka bağlara bekçi oldum ama başka insanlar, başka padaha iyi anladım ki, 64'lerdeki ortamı bir daha kolay kolay kuramayız. Neyse kaybettiklerine zırlayacağına, elindekiyle en iyisini yapmaya çalış demiş birisi (ben), öyle yapalım. Tabi daha ilk ay, mektup falan yok, o zaman oturun, ben anlatayım siz dinleyin. 92 Yazı falan. Derginin yeni sayısını hazırlıyoruz. Kapak Striker olacak. Treasures Of The Savage Frontier ve Global Effect hit oyunlar. Global'i oturup günlerce oynamıştık, sonra Omay'la yazışmıştık. O yazıyı okuyamadığınıza hala yanarım. Birden bire anlaşılıyor ki (yazının buralarını siyah beyaz kabul edin, çünkü buralar belgesel, The Fall Of 64'ler and Other Related Instances) bütün sayı hazır olmasına rağmen basılma imkanı boşluktayız. Bu arada guççuk bir köpiş alıyorum. Adı ya da Woof, yakında sizi daha iyi tanıştırırım. Frontier oynuyorum. Öğleden sonra dergide Şahin'le buluşuyoruz, Çocuklarla Evlilik ve eski Türk filmlerini seyrediyoruz. Şahin Sim City oynuyor, ben manasız renderlar yapmaya devam ediyorum. Formula 1 sezonu ve NEL ligi'ni sıkı takip etmeye başlıyoruz. Sümer askere gidiyor, modem işinin ne kadar zevkli olduğunu keşfediyoruz, kablolu televizyon alıyorum, artık yaşıyor muyum, yoksa olup bitene seyirci miyim bilmiyorum. Bir süre Prozac fikriyle ört ediyorum, ama param yetmiyor. Yani züğürtseniz depresyondan ölmeniz gayet muhtemel. Dibi buluyorum, eskiden dergi varken karamsarlık yaptığıma
İnanamıyorum. Neyse geçiniz.
94 Yazı... Özel bir TV stüdyosuna grafiker olarak çalışıyorum. Moralim biraz
Şimdi yapmamız gereken daha önemli şeyler var. Mesela önce hasret gidermek, gelin canlarım size bir sarılayım. Ohh özlemişim sizi be.
yok. Hayda al bakalım. İlk şoku atlattıktan sonra saçma fantazilere kapılıyoruz, biraz toparlanınca yeniden çıkarız el ele verelim listleri yenelim falan. Hava sıcak ve ben Civ oynuyorum. 93 Kışı olmuş Amiga World'de okuduğum bir yazı sonucu kendimi üç boyuta adamışım. Bu arada ekmek parası için başka insanların dergilerin sayfalarını yapıyoruz. Derginin adı Maden. Yok Metal dergisi değil, şu havayı kirleten kömürcülerin dergisi. Havalar soğumuş, 64'ler hala yok, ben hala Civilization ve bazen de Formula 1 Grand Prix oynuyorum. 93 Yazı geriye dönüp baktığında hayatımın en huzurlu yazıymış gibi geliyor bana. Maden dergisi de kapanmış (Benden mi bilmiyorum, elimi hangi dergiye atsam kapanıyor. MEG'e nazar boncuğu takmak lazım). Yapacak hiçbir şeyim yok. Bomboşum. Şahin geliyor, eski Sİ FRP'lerini baştan oynuyoruz. Death Knights, Dark falan. Beşiktaş'taki Sultanahmet Köftecisini keşfediyoruz. Hayatımızı değiştiriyor, artık sürekli oradan besleniyoruz, buna dayanamayan Açelya iflas ediyor ve yerine parfümeri açılıyor. Öğlene kadar uyuyoruz sonra İstanbul'un tarihi eserlerini gezmeye gidiyoruz (Onun fikri, ben nasıl oldu da kıçımı kaldırıp dergiden dışarı çıktım hala anlamıyorum. İşte öyle bir yazdı, anlayın artık). Geceleri üç boyutla uğraşıyorum. Yavaş yavaş işi düzeliyor. 3 boyut ve sağdan soldan kaptığım sayfa işleriyle geçiniyorum. Ve inanır mısınız hiç, ama hiç oyun oynamıyorum. Sıfır, zero, null. Bu arada Mİ fikri ortaya atılıyor. Pek sıcak bakmıyorum.
önceden pek çok böyle fantezinin hayatın gerçeklerinin dişleri arasında paramparça olduğunu biliyorum da ondan. Tamam sayfaları yaparım diyorum (iyi halt ediyorum), ufak tefek fizibilite ve ön araştırma çalışmaları başlıyor. Bu arada hayatta ilk kez kendi Amiga'ma doğru yaklaşıyorum. MEG sayfaları mecburen bu Amiga Türkiye'de kadar bekliyor. Alet gelince ilk sayfalar
yapılmaya başlıyor. Dergideki herkes başka bir işle uğraşınca ve tek buluştuğumuz yer Kamer olunca işlerin o kadar kolay olmayacağı anlaşılıyor. 95 Happy New Year... Aslında bir dergilik malzememiz tamam ama bir türlü yayına başlayamıyoruz. İlk bakışta anlaşılmayan ufak lojistik problemler bayağı baş UFO, Theme Park, Reunion, 2000 oynuyorum. Hepsi bitiyor beni yalnız bırakıyor. Hala aynı yerde çalışıyorum. Bekarım vs. vs. Her neyse işte buralardan geçip bu dergiye geliyoruz. Köşenin adını değiştiriyorum 64'lere saygıdan. Mektup yazınız diyorum. Gelecek sayıda daha düzgün bir yazıda buluşuruz. Murat "This is my Life" ADANÇ PK:205 Beşiktaş, İstanbul
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 26
Patlıyorsunuz. Her ise karın hur meney.
oluşumunda böyle olaylar doğaldır. Ota oturmaya başlamıştı. Bu sırada pryaicon
TURKEY bölümlerine bayağı güleceğinize eminim. İstanbul kalitede Avrupa'ya girenler, bu şirketler arkada iz de de burada bayi nçant doğasa anl. Kera a perotine
ERİ
| Türk oyun pifâasıı | ne çıktı, neler | sanız bı yapıl birkaç dişındi Grafik, animasyon Besi m Tracing programları yaratıcılığın beniz hama da olduğun (merak. hikayemi ok Ar ile bi gran İşte Tül yapılı öye yapmı Sıralar Ordu. Ara Türkiye'de oyur para getiriyor. Bu yavaş yavaş başladı. İşte bu yüz gereği duyuyorum, hazır kime sorduysam ama Türkiğelde, para Bu bu ol
İşte büyük piyasaya çıkan ilk “Hançer” ürünü oldu. Oyunun bir çıkışı, Hollywood’da olsak, üstüne para bile kazanırdı. Bir “devi uyandırdığı” Hançer’le canlanmış ve sonra bu oyunun yaptığı firmalar piyasada büyük bir yarış başlattılar. Piyasaya, Türk olarak yapılan birçok oyunun çoğu, vasatın üstünde, padesi, song, araya girmiş ve cin.
İstanbul Efsaneleri. İne benzemekle beraber gibi yeni ERE grafikler içeriyor. Yakında Shoot'em Up bile ilginç ve komik ile, karakterlerin aralarında savaş yalnız tarak ve yapay açılmaktır versiyonu al bir. Fransız, bir İspanyol için değil tüm la biz de bu gece ülkemiz zebani diye bizim veya bir de küp arıyorum ama oyun Türk.