Ayın Hikayesi

HAYALET Bir yerden başlamak zor. Ne kadar zaman oldu bilmiyorum. Düşünmek, hatırlamak da istemiyorum. Son hatırladığım, ya da hatırlamak istediğim, yanlış bir şeyler yapmış olmam. Aşık olduğumu hatırlıyorum. Birilerini aldattığımı, ya da onun öyle düşündüğünü. Aslında hiç kimseyi aldatmadım, aldatacak birisi değildim. Bunları neden anlattığımı da bilmiyorum, sadece anlatıyorum. Ne olduğumu tarif etmek zor. Somuttan çok soyut yapabilecek güce sahip olduğumu düşünüyorum. Bazı sınırlar kalktı benim için. Değişiklikler oldu. Kahretsin değişimden hep korkardım, hep nefret ederdim. Güvendiğim, sevdiğim insanlardan uzaklaşmak, istemezdim saçma yenilikler ve değişikliklerle. Neden bunları hak etmediklerini anlamak bu kadar geç ve bu kadar acı. Neyse, kafanızı şişirmek değil istediğim, bir şekilde buradayım işte. Buradakiler benim için sadece “bizden” kelimesini kullanıyorlar. Ben toplu enerjiye yakın olduğumu düşünceleri ve hatırladıklarımı açıklamak zor. Sanırım sizin en kolay anlayabileceğiniz sözcüğü kullanmalıyım, "hayalet". Burasıyla ilgili merak ettiklerinizin çok olduğunu biliyorum. Ama sanırım size bunları anlatamam. Bir şekilde yasaklandı. Bunları anlatmam için bile izin almam zor oldu. Tek söyleyebileceğim, hiç birinizin asla düşünmedikleri, tahmin edemeyecekleri gerçekleşecek. O yüzden bunu düşünmenizin fazla bir anlamı yok. Benim için sınırlar kalktı demiştim. Gerçekten de öyle oldu. Belirli bir bedenim yok. Bir şekilde rahat olmak için yaşayan bedenimin formunu kullanıyorum. Öylesine alışmıştım ki... Kahrolası 18 seneden sonra bir anda bunları görmek çok ağır geliyor. Neyse, düşündüğünüz gibi değil. Uçmak, duvarların içinden geçmek. Bunlar basit şeyler. Belirli bir bedenim olmadığından hayal bile edemeyeceklerinizi yapabiliyorum, ama bunun ötesinde, hiç uğraşmadan öldürebilecek, yok edecek güce sahibim. Size görünmeyen bir düşmanla nasıl savaşabilirsiniz ki? Sizle konuşacak, size gerçekleri anlatacak güce de sahibim. Ama burada işler bir çeşit güven üzerine dönüyor. Güven... Yaşarken asla sahip olamadım. Burada ise herkes ona bağlı. Sanırım, bu güveni boşa çıkartmam doğru olmaz. Bu yüzden güçlerimi kullanamıyorum. Kullanmıyorum. Ölmek, ve en büyük acıyı düşünün. Bundan defalarca güçlü bir acı düşünmeye çalışın. Hissettiklerime yakınlaşamazsınız bile. Olanları gördüm. Olanları hatırlıyorum. Ölümümü, ağlayan insanları. Gerçek gözyaşlarını, sahte yırtınışları. Eski bedenimi toprağa gömerlerken seyrettim. Tanıdığım tanımadığım birçok insanın ağlayışını izledim. Sonra insanların bensiz bir hayat kurmalarını. İşte size anlatmak istediğim konu da bu... Arkadaşlarım, birkaç gün için gerçekten üzüldüler. Yaşadıklarımı sorguladılar, yaşadıklarını düşündüler. Tamamen hayatlarından silmeleri uzun sürmedi. Dostum sandıklarım da öyle. Kısa süre sonra o eski neşeyi yakaladıklarını gördüm. Bensiz hayatlarına devam ettiler, tek bilmedikleri yanlarında çoğu zaman onları izliyor oluşumdu; güldükleri zamanda, benim için birkaç gözyaşı döktükleri zamanda. En çok güvendiğim insan, kardeşim dediğim kişi bile unuttu. Hem de sandığımdan kısa sürede. Ona hak vereceğinizi biliyorum. Ölenle ölünmez diyeceksiniz. Peki ölenin ölme nedeniyle, o öldükten sonra bir ay bile geçmeden beraber olmak? Onun için canını verdiğini bile bile... Ona güvenmiştim, herkesten çok. Kazandığım sadece kocaman bir hiç oldu. Hayatımda bana gerçekten aşık olduğunu düşündüğüm tek insan, öldükten birkaç hafta sonra bir olmaya başladı. Önemli değil, içimdekiler daha yaşarken bitmişti, hem de çoktan. Ama bitmesinin sebebi, 18 sene içerisinde gerçekten aşık olduğum tek insan... Ölmeme neden olan kişi... Zaten bana hiç değer vermemişti, beni hiç sevmemişti biliyorum fakat en yakın dostumla beraber olması. Burada bile bir saniye olsun aklımdan çıkmıyor. Her yerde. Hep onunlayım. Hep yanında olmak istiyorum. O fark etmese de hep izliyorum. Saatlerce gözlerine bakıyorum. Uyurken saatlerce yüzünü izliyorum. Peki ne kazanıyorum... Kahretsin hiç, hiç, hiç... Orada olduğumu bilmiyor bile, hatırlamıyor... Beni tek hatırlayan, tek unutamayan ailem oldu. Yeri geldiğinde en kötü davrandığım, hemen hemen hiç mutlu edemeyen insanlar. Bunu kabul etmek zor ama beni en çok sevenler de gerçekten onlarmış, şimdi çok daha iyi görüyorum. Bunları neden anlattım biliyor musunuz? Bunları yalnız olduğumdan anlattım. O kadar yalnızım ki... İnsanları izliyorum, dostlarımı görüyorum ama bir tek kelime bile söyleyemiyorum. Yardım demiyorum. Dokunamıyorum. Özlediklerim, yapmak istediklerim o kadar çok ki. Onun eline bir kez olsun dokunmak istiyorum. Dostlarımla eskisi gibi gülmek, eğlenmek, zaman geçirmek. Arkadaşlarım dediklerime hiç almadan vermek, vermek, vermek... Kardeşim dediğime güvenmek, aptalca güvenmek, arkamdan neler çevirdiğini bilmeden. Ailemi aşağılamak, üzmek, nefret etmek. Bir soğuk birayı dudaklarımda hissetmek. Bir sigaranın dumanını içime çekmek. Kahrolası yıldızlara bakmak, kahrolası rüzgarı tenimde hissetmek. Sevmek, üzülmek, nefret etmek... Konuşmak, konuşmak, konuşmak... Anlayamayacaksınız, biliyorum. Anlamak çok zor, gerçekten. Alışmak da öyle... Tek söyleyebileceğim; elinizdekinin değerini bilin çünkü ne olursa olsun bitecek ve siz de benim gibi bu kahrolası yere geleceksiniz. Şimdilik gitmem lazım. "Bizden” olduğunuzda görüşürüz...

Emre Y'den teşekkürler Emre... E-mail'de adresini yazmamışsın (neden hep böyle?). Adresini gönder ki oyununu gönderelim... Bekliyoruz!