AYBAŞI

aylık kültür sanat aktiviteleri.

Arthur Gordon Pym'in öyküsü - Edgar A. Poe

Nihayet Edgar Allan Poe'nun tek romanı olan “Arthur Gordon Pym'in Öyküsü” Türkiye'de de basıldı (inanılmaz ama gerçek, her şeyin yeni farkına varılıyor). Usta yazarın şimdiye kadar yazdığı kitapların içinde en çok zihinleri meşgul eden roman, yarım kalması ile ünlü. Birçok yazar Edgar A. Poe öldükten sonra romanı tamamlamaya çalışmıştır. Arthur Gordon adlı kahramanın kendi ağzından aktardığı ve korku ve dehşet dolu bir deniz yolculuğunu anlattığı kitap, okuyanı hemen etkisi altına alabilecek bir atmosfere sahip. Özellikle deniz yolculuğu sırasında Arthur Gordon'un başına gelenleri okurken tüyleriniz diken diken olacak. Ve tabii sonlara yaklaştıkça sizi anılmaz.

bir sürpriz de bekliyor... Bu kadar ünlü ve tartışma yaratan kitabı alıp okursanız Poe mezarında daha rahat uyuyacaktır...

sinema

Revolution hah! Bu Lemmings zamanında az çektirmedi bana. Rüyalarımda, düşüncelerimde hep bu küçük belalar vardı. Başkaları onları görmese bile ben hep yanımda görüyordum ve onlarla yaşıyordum. Ölmemeleri için, olmadık hareketler deniyor ve onlar kurtulurken ben ölüp ölüp diriliyordum. Bu yeni Lemmings'i de çok beğendim. Eski tadı yakalamışlar bence. Tabii ilk Amiga'da efsane olan Lemmings kadar olmasa da bunun da kendine has zevk veren tarafları var. Yoksa acı mı demeliydim. Oynayın...

Scorsese filmlerine karşı hep saygım vardır. Duru bir atmosfer, derinlemesine işlenmiş karakterler, filmin her karesine sinen nefis bir sinema anlayışı Scorsese'ı diğerlerinden hemen ayırır. Taxi Driver, Raging Bull, Casino gibi nefis filmlere de imza atan Scorsese bu sefer Nicolas Cage gibi bir aktörü de yanına alarak yine nefis bir filme imza atmış. New York'un en belalı bölgesinde ambulans sağlık görevlisi olarak çalışan Frank Pierce'in yaşamının kabusa doğru gidişini ve kendisini kurtarabilmesi için başka insanları kurtarmaya çalışmasını izlerken, elinizde olmadan etkileneceksiniz. Nefis çekimler, konu ve oyunculuklar. Scorsese yaparsa iyisini yapar.

müzik

In Flames - Clayman

İsveç'in medar-ı iftiharı olan In Flames beklenen albümünü nihayet çıkardı. Göteborg stili Death Metal'in en iyi uygulayıcısı olan In Flames (ki türü başlatan At the Gates adlı babalar babası gruptur. Ne yazık ki dağıldılar), bildiğiniz gibi Jester Race ile patlama yaptı. Bu efsane albümden sonra katlanarak artan grup “Whoracle” ile tempoyu biraz düşürmüş olsa da geçen sene çıkardıkları bomba albüm “Colony” ile ünlerini pekiştirdiler. Peki Clayman nasıl? Valla In Flames'in sıkı bir takipçisi olarak söylemem gerekirse bu albümü kendilerine hiç yakıştıramadım. Hayır kalitesiz olduğundan değil. Sanki biraz aceleye gelmiş gibi. Parçalar çok kısa ve 2 nakarat bir solo ile işi bitirmeye çalışmışlar. Halbuki In Flames'de müzikal olarak ayrıntı ve zenginlik hakimdir. Fakat bunda nedendir bilinmez tempo iyice düşmüş, önceki albümlerin coşkusu da gitmiş. Yine de “Square Nothing”, “Clayman” ve “Suburban Me” gibi nefis parçalar bulabilirsiniz. Ama tamamında değil...

Lenin

O 2 oVerDoSe