Gameshow sayı 49, sayfa 18

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 18

Bekleyişlere son ve derin bir bakış

Burçak Caner kamernet.com bilenler zaten bilir, bilmeyenler öğrensin hemen. Oyun piyasasının en çok tutulan oyun türlerinden biri olan real-time stratejiler arasında gelmiş geçmiş en iyi oyun Dark Reign'dir. Bu konuda kim karar vermiş, o kararı nasıl vermiş onu merak edenlere söylenebilecek tek söz, Burçak Caner'in kendi sözüne son derece güvendiğidir. Şaka bir yana (sağ tarafa mesela... hep böyle şaka bir yana denir ama hangi tarafa konacağı söylenmez, önemli halbuki) ben GameShow'da, yani eski GameShow'da yazarlığa başladığımın ikinci ayı, Kamer'de Mert yazarlara oyunları dağıtma girişimlerindeyken Dark Reign 2'yi oynarken görmüştüm. Ben o zamanlar real-time stratejileri gerçekten severdim, zaten pek az vardı ve en güzel oyunlar onlar olurlardı, en büyük hit'ler çıkardı. O yüzden büyük bir heyecanla oyun yazmak istediğimi, gerekirse ona bir yemek ısmarlayabileceğimi söyledim (bak tecrübesiz yazar, kendisini ağırdan satmayı bilmiyor). O da herhalde zaten o kadar zor oyunu bitirip tüm bölümlerini açıklama işini kime kakalayacağını düşünüyor olacaktı ki, hem yemek yedik hem de oyunu verdi. Eve gidip oynadığımı ve çok zorlandığımı, fakat bir türlü bırakamadığımı hatırlıyorum. 5. bölümde, 30 dakika boyunca üssü savunma görevinde takıldığımı ve bir türlü geçemediğimi Kamer'i arayıp “abi geçemiyorum, cheat falan yok mu” dediğimi utançla hatırlıyorum. Nitekim Engin de “Senin kafanı kırarım” diyerek oyuna daha bir şevkle motive olmamı sağlamayı bilmişti. Dark Reign hakkında söylenebilecek sözler, gerçekten şu ana kadar yapılan (hâlâ) oyunların, yani RTS'lerin en iyisi olduğudur. Bu konuda yazılacak her türlü metnin altına imzamı atarım. Neden derseniz...

Bir kere yenilikçi bir oyundu. Taklit değildi. Her bölümü istediğiniz tarafla oynayabiliyordunuz yani. Diyelim ilk 3 bölümü Rebel'larla oynadınız (isimleri başkaydı tabii ama hatırlamıyorum, CD'si bozuldu da), sonraki 3 bölümü oynayabilirdiniz, ya da her bölümü iki tarafla da oynayabilirdiniz. Bu, bir bölümde takılıp “aaa olmuyor” dememeniz için konulmuş bir opsiyondu ve oyuna tat katıyordu. Sonuç olarak, bir sonraki bölümü görmenizi engellemiyordu ama yine de bedava bölüm geçmenizi de sağlamıyordu, bu açıdan çok iyi bir sistemdi. Daha sonra bazı oyunlarda da, mesela Total Annihilation; bu sorun sebebi ile kaybettiğiniz bir bölümü bile geçme imkanı sağladılar, ama o durumda da ilerleme hissinden mahrum kalıyordunuz. Bunun üzerine bazı oyunlarda oyunu inanılmaz derece kolay yapmayı denediler, mesela Earth 2140'da, ya da KKND'de. Fakat bu da bir çözüm değildi çünkü oyun zevk vermez hale gelmişti. Zaten ondan sonra çıkan seri oyunlarda bu oyunlara tepki olarak inanılmaz derece zor olmaya başladılar, ki KKND 2 asla bitmeyen görevleri ile buna örnektir. Her neyse. Oysa bakmaları gereken, biraz geride, Dark Reign'di, tabii bilemediler. Dark Reign kimi oyun öğeleri ile yine son derece yenilikçiydi. Bir kere, “oyunda işe yarayan atraksiyon” öğelerinin hepsini ama hepsini onlar yarattılar. Yani, demek istediğim, bir çok oyunda öyle güzel falan gözüken, ama aslında hiçbir işe yaramayan üniteler vardır. Kullanması çok zevklidir ama oyuna yardımı olmaz. Hah işte, Dark Reign'de işler öyle değildi. Örneğin, Scout adlı ünite, çevredeki ot, böcek kılığına girer, yani Morph olur, sonra da düşman üssünü gözetleyebilirdi. Yani düşmanın sıkça geldiği bir yere bir scout koyarsanız onların geldiğini görebilirdiniz. Tamam, ne işe yarıyor diyebilirsiniz. Zaten Dark Reign'in de farkı buradaydı. Kimi ünitelerin de Phasing, yani toprağın altına gömülme özelliği vardı. Fakat bu durumda üstlerinden geçenleri göremiyorlardı. İşte siz öyle bir yerlere gömülüp, bir scout'u da oraya bir yere saklarsanız, o zaman sürpriz saldırılar yapabiliyordunuz. Ayrıca bu Rebel'ların, vur-kaç taktiği fikrine de son derece uygundu. İlerleyen bölümlerde, Scout ile aynı özelliklerle ormana saklanabilen Sniper'lar ile düşman piyadelerini tek atışta vurabiliyordunuz, daha sonra toprağın altına saklanmış piyadeler çıkıp tankları haklıyorlardı. Bir taraf bu kadar ufak kuvvetler ve doğru taktiklerle başarılı olabilirken, diğer tarafın da güçlü üniteleri vardı, böylece, micro-management ile uğraşmak istemeyenler macro ile de oyunu kazanabiliyorlardı. Ayrıca işler kolaylaşsın diye, ünitelere Waypoint verme işini de ilk defa Dark Reign başarıyla gerçekleştirdi, hatta mükemmel bir sistem yarattı. Tabii daha sonra

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.