Bir sanal oğlan macerası: RISK 2

Havalar bahar diyor. Havalar aşk diyor. Havalar çalışma, yazma diyor. Buradan direkt çıkarılabilecek sonuç: Zebani hava değildir. Geçen gün sokakta yürüyorum. En üst kattan bir teyze aşağıya bir ip uzattı. Sanal evladım bana bakkaldan iki kilo un, şeker, su ve sepet alır mısın dedi? Sonra bu ülkenin alışmakta güçlük çektiğim adetlerini düşünerek dediğini yaptım. Sepeti ipe bağlamamı istedi ve aldı. Parasını vermeyecek misiniz dedim. O da kafama bir CD fırlattı. Parasını Zebani'den yazıyı teslim edince alırsın dedi. Böylece Türkiye'nin ilk depozitolu yazısını yazmaya koyuldum. Yazıyı yazar paramı geri alırım. Ayrıca bir oyun CD'si 7. kattan atıldığında beton etkisi yapıyor. Dikkat edin.

Bir sanal oğlan macerası: RISK 2

'Ne dünyaymış be! Her oyunda ele geçir kurtar. Yok mu başka bir konu?

rası: RISK 2 yararlanmadın galiba he? Tertip!

Hayatta insan çok risk alır. Bu aldığım en acayip riskti. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Risk 2'nin dergideki açıklaması berbat. Zaten kadın kısmısı gitsin evde soğan doğrasın demek isterdim ki, aklıma Cadı Loz'un adam doğramayı tercih eden biri olduğu gerçeği bir tokat gibi vurdu. Akla vurulan tokat ne oluyorsa artık. Şimdi diyeceksiniz ki bu adam oyundan bahsediyor da ne oluyor? Oyunu zaten okuyoruz öbür tarafta. Bir de bu Sanalhödömüdür nedir ondan niye okuyalım. İşte bu sorunun cevabını aramanız bile bu yazıyı okumak için iyi bir sebeptir aslında. Risk oyunu bizim küçüklüğümüzde Gizli Hedef olarak bilinen ondan sonra da yeniden düzenlenen bir masa oyunu. Koca koca adamlar olunca aynı oyunu yeniden keşfedip günlerce oynamıştık. Bir ara Gameshow ekibi toplanıp deli gibi oynardık. Emin'in

Ateş! Vurun yiğitlerim, Koman gazilerim!

kazanma azmi, Çilemin edebi oyunu, Polat'ın cesuryürek tadındaki asi dalışları, benim anlamsız pazarlıklar yapıp bir varlık gösterememem, Cadı Loz'un kudurmuş zarları ve sabahlara kadar süren anlamsız tartışmalar. Zaten herhangi bir oyunu güzel yapan da uğrunda dünyanın en gereksiz tartışmalarını yapabilmekte yatar. Bu oyunu güzel yapan şey de zaten Pentium 2, 3, 5 ya da her kaçsa, bilgisayarı değil de birilerini yenmektir. Çünkü bir bilgisayarı her türlü oyunda yenebilirsiniz. Ama ne yazık ki hiçbir oyunda bir bilgisayarı kızdıramazsınız. Onların gerilen sinirleri

Kuduralım Yarabbi!

Bedelliden *

İntihara meyilliyim şu sıralar.

DALİ Dur hemen Leeds'e şapka deplasmanda çıkartayım iki attık tabii

yoktur. Belki de bu yüzden sizinle oynamaya hazırdırlar. Ha oynayacaklar tabi eşek gibi... “Para” sayıyoruz o kadar. Oyunun beni en tatmin etmeyen kısmı anlamsız pazarlıklarıma fırsat vermemesi. Diplomasi pek bir işe yaramıyor. Ama oyunun mükemmel bir yanı ise Zone'da oynanabiliyor olması. www.zone.com'a gidin bir sign up yapın. İki üç gavur size bir koysun bakın bakalım oyun CD-ROM'unuzdan çıkıyor mu bir daha. Öğrenip Viyana kapılarına dayanana kadar oynuyor insan. Turn based strategy dedikleri o acayip sınıfa giriyor ki benim asıl sevdiğim oyun türüdür. Tek sorun, ben kurşun asker görselinden nefret ediyorum o. Yoksa her şey iyi güzel tasarlanmış oyunda. Risk 1 varken Risk 2 nereden çıktı sorusuna verilebilecek cevap hazır. Pazarın kaymağını alma stratejisi. Birkaç küçük değişiklikle unutulan oyun tekrar sunulur. Aslında grafiği güzel sayılır oyunun, eskisi paçoz kalıyor yanında. Müzik de eklemişler. Ben asıl bunu pek anlamıyorum. Ben evimde müzik setimden bir sürü müziği ekleyebiliyorum. Bu ne ki? Zaten yaz geldi. Güneye gidin, tatile çıkın durmayın bu acayip şehirde. Almayın size yollanan sepetleri. Boş verin gitsin. Risk 2 çıkar üç çıkar, hayat böyledir. Kalın sağlıcakla. Riske de, bence, girecekseniz evde masaüstünde girin,