Superbike 2000

RAD

GP500'e Superbike 2000..

Süper geçmese bile yine de normalin daha üstünde geçen bir zaman dilimi oldu geçen ay benim için. Yine çok karışıktı ve yoğundu. Tıpkı hemen hemen hepinizin yoğun ve karışık olduğu gibi. Bir sürü yapılması gereken iş, kısadan da öte olan deadline'lar, ona yetiş, buna yetiş derken en azından bir yerlerde hata yapıp çuvallayacağım belliydi. Evet şu an yazdığım yazının, yazılmış olma tarihi çoktan geçmiş olmasına rağmen ben hala bu yazıyla ilgileniyorum. Olmaması gerekti ama oldu... Bunlardan bize ne diyebilirsiniz ama bunlar hemen hemen hepimizin başına gelen şeyler (biraz yoğun yaşıyorsak) demek kadar çabalarsanız çabalayın bir yerden sonra film kopuyor, yapılacak bir şey kalmıyor. Neyse gelelim oyunumuza. Alışılageldiği üzere dergiye bir motor yarışı geldiği zaman direkt ben yazıyorum. Belki de tesadüf. EA Sports'un uzun Fifa, NBA düşünürsek, bu oyunun da iyi olması gerekir.

ama yine de kötü bir oyun değil. Bu noktada en büyük rakibinin Microprose'un çıkardığı GP 500 olduğuna inanıyorum ki zaten iki oyunun karşılaştırmasını test ekibimizle (ben ve bilgisayarım) yaptık. Şimdi ortada yapılmış bir karşılaştırma olduğuna göre hangisi, ne konuda iyi yazmamız lazım. Bence GP 500 grafik konusunda kesinlikle daha iyi. Tamam görmediğin bir grafiğe nasıl iyi diyebilirsin diye bir soru sorabilirsiniz. Ben de iki oyunun screenshot'ını aldım ikisini yan yana koyup öyle karşılaştırma yaptığımı söylerim size. Tatmin bakımından ise kesinlikle GP 500 alanında rakipsiz. Oynanabilirlik açısından neredeyse iki oyun da birbirine denk diyebilirim. Gerçekçilik ve ayrıntı konusunda da Super Bike ve GP 500 arasında fazla bir fark yok. İkisi de bu konuda oldukça iyiler. Genel olarak bir yorum yapmak gerektiğinde, Super Bike 2000 gerçekten kötü bir oyun değil. Zaten firmanın ismiyle bile durumu kurtarıyor. Yine de yarış simülasyonlarının uzmanı olan Microprose'un geçtiğimiz aylar içerisinde çıkardığı GP 500 kadar iyi bir oyun değil. Kimine göre bu yılın en iyi simülasyonu çoktan seçildi bile. Kimine göre ise iyi fakat çok fazla abartılmaması gereken bir oyun. Bana göre ise benim bilgisayarımdaki bir takım güzellikleri kaldıramayan kompleksli bir oyun. Böyle bahsetmemin sebebi; oyunu 3D olarak oynayamamam. Oyun benim Creative TNT 2 ekran kartımı kabul etmiyor. Aslında ediyor ama çalışmıyor. Seçiyorum paşa paşa kartımı, çözünürlüğü yükseltiyorum falan sonra oyun yüklüyor ve yüklemesi bitince de kilitleniyor. Software olarak oynamak istediğimde oyun sorun çıkarmıyor ancak 800x600 grafikler, full detay olsa bile katlanılacak gibi değil. Eskiden o grafikleri bile göremezdik ayrı ama şu saatten sonra leş oldukları kesin. Olsun, görev alınmış bir kere, oynayıp yazılacak, nesi iyi grafiklerle oynadım. Haliyle insanlara anlatamadım. Güzelse bana mail atıp ballandıra ballandıra anlatın. Yine de

ki; Creative TNT2'si olan bir daha düşünsün oyunu. Belki sorun tamamen benim sistemimdeki bir uyuşmazlıktan olabilir ama aynı şekilde olmayabilir de. Gelelim her yarış oyununda merak edilen ayrıntıların bir Ducati, Yamaha, Honda, Suzuki

Kawasaki markalarının motorlarını official olarak sunuyor. Yani Honda ile oynuyorsanız, tasarım olarak gerçek bir Honda'dan farkı yok. Özelliklere kadar her şey gerçeğiyle aynı. Sürücü isimleri de aynı şekilde son sezondan alınmış. Mesela Aprilia'nın sürücüsü Peter Goddard. Oyunun ana menüsü üç bölümden oluşmuş: Quick Race: Fazla detaylarla uğraşmadan, çabucak yarışa geçip kendinizi denemeniz için verilen seçenek. Single Race: Championship oynayıp, tüm pistleri sıra sıra görmektense, buradan istediğiniz pistte, istediğiniz şekilde yarışabilirsiniz. Ya da oyuna ısınmak için antrenmanlar yapabilirsiniz.

Serkan KUTLUBAY skutlubay@kamernet.com

Hakip olabilecek bir

Championship: Klasik olarak bir sene boyunca yarış, dereceye girdiğin kadar puan al, o puanlarla pilot sıralamasında bir yere gel, geldiğin yer iyiyse sevin, kötüyse gitti o kadar zaman boşa diye ağla bir. Grafik olarak sadece screenshot'lardan gördüğüm kadarıyla güzel. Ama ben güzele güzel demem (yoksa der miyim? Yo yo diyorum sanırım) güzel benim... kalanını siz tamamlayın işte. Hatta rivayete göre eğer bir PII 300 ve Voodoo II sahibi olanlar gayet güzel görüntülerle karşı karşıya yerden bilgi almak zorunda kaldım. En azından size bir şeyler verebilmek için, gerçekten iyi ve ayrıntılı grafikler ama bazı yerlerde yine iç içe geçmeler ve benzeri bazı hatalar. Neyse sıkıldım zaten sağdan soldan duyduklarımı yazmaya. Grafik için ağzımı açmıyorum bundan sonra. Oyun oynarken maksimum

SPORTS kalıyormuş. Zevk almanın TNT 2'si yollarından biri de tabii ki olanlar kullandığınız gözlerine aksesuarlardır. Klavye bu iş için standart bir alettir, joypad ile daha rahat oynar ve daha çok zevk alırsınız ama evinizde Force Feedback joystick'iniz varsa keyfinize diyecek olmaz. Evet anladığınız üzere oyun Force Feedback'i destekliyor. Zaten bir yarış oyunu bu özelliği desteklemiyorsa günümüz inanamıyormuş (ki şartlarında büyük kayıp: Eski oyuncular için inanamadım kitlenince) değişen çok bir şey yok ama yeni benden duymuş olmayın siz oyuncular için gerçekten önemli bir

Creative kartı olanlar dikkat (demiş miydim?) Oyunun içinde faktör. Yeni dünyanın trendlerine ünün motor üstünde yaptığı komiklikleri görünce oyun hakkındaki ayak uydurmak zorunda kalan görüşleriniz ne kadar değişir bilemem ama ben oynarken bayağı bir yeni bilgisayar oyuncuları da güldüm. Sebebi ise ufak bir sarsıntıda sürücünün motor üstünde denilebilir bu insanlar parende atmaya varacak sıçrayışları, sanki birkaç milyarlık motorun için... Oyun içi üstünde değil de, birkaç milyonluk eşeğin üstündeymiş hissi veriyor. Bir özelliklere yerde bu hareketlerin oyuna gerçekçilik kattığı yazıyordu. Bunca yıldır geldiğimizde

Motor yarışı izlerim ve motorlarının üstünde zıplayan pilotlar hiç görmedim. Tamam eğer açıyı iyi yakalarsanız pilotun freni sıkışına kadar birçok ayrıntıyı yakalayabiliyorsunuz ama, ufak bir sarsıntıda zıpzıp zıplayan 270 km ile duvara sürttüğümde tepki vermeyen oyun açıkça beni biraz kendinden soğuttu. Yine de teknik açıdan bakıldığında kötü bir oyun değil. Official takımları ve pilotları var, grafik çözünürlüğü oldukça yükseltilebiliyor, (ben çalıştıramasam da) gerçekçilik seçenekleriyle tam bir yarış havası verdirilmeye çalışılıyor ama yine de bilmiyorum. Kesin olarak oyunu oynarken içime sinmeyen bir olduğunu söylemeliyim. Bu durum beni çok rahatsız etti ve oyundan zevk almamı kesinlikle engelledi diyebilirim. Belki grafikle alakalı belki değil. Tam emin olamadım. Bu açıdan baktığım zaman GP 500 benim için daha bir ideal diyebilirim. Hatta kişisel görüşüm GP 500 şu ana kadar çıkmış en gerçekçi motor yarışıdır. Grafikler konusuna dönersek eğer bir iki

Ünlü pilot Doohan'ın başarısının

sırrını ele geçirdik.

Müthiş plan... Duy da inanma!!

iş plan...

Aratanda sad da acam, unutmamanız gereken şey, rakiplerinizden daha iyi olmanızla birlikte gelecek güzel dereceler. Bunu yapmak için geç frenajlar, rakibi yanıltmalar büyük rol oynayacaktır. Tabii ki motorunuza doğru ayarları yapmış olmanız da en büyük etkenlerden bir tanesi. Motorunuzun ayarlarını Bike Setup Screen'den yapabilirsiniz. Burada lastik ayarı, fren ayarı, vites aralıkları, kısaca motorla ilgili her ayarı buradan yapabilirsiniz. Teknik açıdan fazla bilgisi olmayan benim gibiler herhalde default ayarlarla oynayacaktır. Motorun özelliklerini fabrikasında yapan adamdan daha iyi bilen bazılarımız eminim ki her pist için uygun ayarı bulup büyük avantaj sağlayacaktır. Olsun önemli olan zoru başarmak zaten. Oyun içinde birlikte yarışacağınız rakipleriniz 4 sınıfa ayrılmış. Rookie, berbat derecede kötü oynayan, hadi beni geç diye bağıran, geçemezseniz bile bir şekilde sizi birinci yapan (abarttım kabul!) seçenek. Amateur, Rookie'den biraz daha iyi ama vasatın altındaki seçenek. Pro, gerçekten sizi zorlayacak, terler akıtacak ve devamlı yenildiğiniz için daha çok hırslandıracak seçenek. Real ise orada ismi geçen pilotların, gerçek hayatta ne kadar iyi yarışıyorsa oyunda da iyi yarışacak anlamına geliyor. Yani sizin o pilotu bu zorlukta geçmeniz demek, o pilottan daha iyi motor kullandığınız

anlamına geliyor demek isterdim ama tabii ki yok böyle bir şey. Sadece sizin oyunda işin suyunu kadar kastığınızı ve tanımadığınızın bir göstergesi oluyor sadece. Sonuçta seçim sizin. Kendinize güveniyorsanız daha ilk oyundan Real seçeneği ile başlayıp hüsrana uğrayabilirsiniz. Ya da adam gibi en baştan yavaş yavaş oyuna ısınabilirsiniz. Tabii bu emeklerinizin karşılığını bu oyun verebilecek mi ondan da emin değilim tam olarak. Aklıma bir fikir geldi aslında. Bu oyunu iyi grafiklerle sorunsuz oynayanlarınız bana, oyunun güzelliği ya da kötülüğü hakkında bir yorum içeren mail atabilirse çok mutlu olacağım. Gerçekten verdiği zevki merak etmeye

Doohan... “Bakıyorum abi,”

“1 numara sola döneceksin... Anladın mı?

-Anladım abi,

*Sol ne taraf Doohan? Göster bana... -Sağ o abi... -Aferin Doohan -Abi? Bir şey diyeyim mi?

-Efendim Doohan?.. -Abi biz bu taktikle yarış kaybetmeye başladık. Oyun hakkında söyleyebileceklerim bunlar. Son olarak bence alınabilitesi olan bir oyun. Yani motor yarışlarından hoşlanıyorsanız sizi pişman edeceğini sanmıyorum ama arada bir bu türden oyunlar oynayan biriyseniz hiçbir şey için garanti veremem. Gelelim şu Electronic Arts'ın her yere el atmasına. Tamam FIFA dediniz aldınız gönlümüzü ilk yıl, ikinci yıl çok konuşturdunuz hakkınızda, sonraki yıllar dibimizi düşürdünüz kalitenizle. Aynı şeyleri NBA ve NHL serileri içinde yaptınız, sesimizi çıkartmadık: Zaten nasıl çıkartabilirdik ki? Muhtaç kalmıştık böyle yapımlara sağ olun doyurdunuz bizi... Belli ki siz de doymuşsunuz topla oynanan spor oyunları yapmaktan şimdi daha extreme dallara yönelmişsiniz. Şimdi yine aynı şey. Yine alıyorsunuz gönlümüzü. Sonraki yıl belli ki çok konuşturacaksınız kendinizden, ve sonraki yıl (2003) öyle bir oyun yapacaksınız ki çıkmaya gerek kalmayacak evden motor zevkini tatmak için. Durum bunu gösteriyor. Elini attığı her alanda suyunu çıkarırcasına kaliteli işler ortaya çıkartan Electronic Arts, eminim ki bu oyunun ilerleyen serilerinde parsayı toplayacaktır. Bize de almak düşecek haliyle. Tabii ki yine de bunları zaman gösterecek. Bu arada aklıma gelmişken Kataloz (kalın yazmaya değer mi acaba diye bir kere daha düşünsem mi?) hepinizin hakkında kötü şeyler söylüyor ben duydum. Hatta, hepinizi (hepimizi) birer böceğe çevirme planları yaptığını öğrendim. Bununla kalmayıp bir ortağı da varmış. Duyunca kulaklarınıza inanamayacaksınız ama ortağı da Polat Yarışçı. Evet biliyorum inanmak çok zor ama maalesef durum bu. Her normal günde olduğu gibi Kamer'e geldiğim sırada Polat ve Pataloz'u (bir kere daha düşündüm ve kalın yazmamaya karar verdim) birlikte fısıldaşırken gördüm. Çaktırmadan kulak misafiri oldum ve ikisinin bu hain planına şahit oldum. Tahtaloz'un her yazısında Polat'ı kötülemesi ise sadece aldatmaca. Dikkatleri üzerlerine çekmemek için böyle bir şey yapıyorlar. Sanal Oğlan'ın da bir şekilde bu planın içine dahil olduğuna inanıyorum ama emin değilim. Emin demişken, acaba Meg de bu planın bir parçası olabilir mi? Yoksa, yoksa Engin'de mi? Yoksa bu planın benden başka herkes farkında mı? Ya da ben de farkındaydım ve haberdardım da unutmuş olabilir miyim? Bu dergide gerçekten garip şeyler dönmeye başladı ve bunları araştırıp size gelecek ay daha kapsamlı bilgi vereceğim. Eğer hala dönüşmemişsem. Etrafınızda Gameshow'dan olduğunu söyleyen biri varsa ve gözleri bunu söylerken yeşile dönüyorsa sakın ona yaklaşmayın ve en oradan mümkün olabildiğince çabuk uzaklaşın. Son kelime (iki aydır olduğu gibi) Pınar...

OWER